Ocak-Şubat-Mart 2018 tarihleri arasında Bolu, Eskişehir, Karabük, Kayseri, Kırıkkale ve Tokat Hapishaneleri için yapılan görüşmeler, derneğimize yapılan başvurular, avukat ziyaretleri, mahpuslar tarafından yollanan mektuplar, aileleri tarafından yapılan görüşlerin aktarılması sonucunda İç Anadolu Bölgesi Hapishanelerinde yaşanan hak ihlalleri, İHD Ankara Şube Hapishaneler Komisyonu tarafından rapor haline getirilmiştir.

BOLU F T TİPİ KAPALI CEZA İNFAZ KURUMU

23.02.2018 tarihinde şubemize Erol Zavar tarafından gönderine mektupta;

  • 14 Şubat 2018’de diş etlerinde çekilme dolayısıyla tedavi olmak amacıyla diş hastanesine gitmiş, diş hekimin kelepçeyi açtırmaması sonucu muayene olamadan hapishaneye geri dönmüşlerdir.

09.03.2018 tarihinde şunemize Sinan Türkmen’in Gönderdiği mektupta;

  • İnsan hakları derneği avukatları tarafından tedavisinin yapılabilmesi ile ilgili başvuru neticesinde Adalet Bakanlığı, Cezaevi Müdürlüğüne yazı göndermiş ve kurum müdürü tarafından havasız ring araçlarıyla sevk edilmediğine dair cevap verilmiş ancak hükümlü. sevklerin başvurudaki gibi yapıldığını belirtmiş ve cezaevi 2. Müdürü kendisi ile görüşmüştür. Mahpusun beyanına göre sorun çözülmeden, ring araçlarıyla mahpusları sevkleri hala aynı sağlıksız koşullarda devam etmektedir. Bu ring ortamı hastaları daha da kötüleştiriyor, işkence gibi bir yolculuk ile hastaları mağdur ediyor.

Bolu’da devam eden sorunlar:

  • Havalandırma kapıları mevzuata göre değil, keyfiyete göre erken kapatılmakta ve geç açılmaktadır.
  • Kullanılan metal eşyalar toplatılmış ve plastik eşyalar dağıtılmıştır.
  • Radyolar toplatılmış, gazeteler verilmiyor, televizyon kanallarında mahpusların değil idarenin izin verdiği kanallar izlenebiliyor.
  • Telefon görüşmelerinde tekmil dayatması yapılıyor. Hem ailenin hem de mahpusun tekmil vermesi isteniyor, verilmediğinde ise telefon kesiliyor. Aylardır ailesi ile görüşemeyen mahpuslar var..
  • Sohbet hakkı haftada 10 saatlik süreden ayda iki kez 2-2.5 saat olacak şekilde indirilmiştir. Ayda bir kez, bir saatlik spora çıkarılmaktalar.
  • Hastanelerde hala kelepçeli muayene dayatılmakta, kelepçeli muayeneyi kabul etmeyen mahpusların tedavileri yapılmadan hapishaneye geri getirilmektedir.
  • Hastane sevklerindeki, dosya ve sevk belgelerine “dikkat kaçar, kaçırılır” ibaresi ve “örgüt isimleri” yazılmaktadır. Bu uygulama, doktorlar ve sağlık çalışanları üzerinde olumsuz etki yaratmakta, hasta-doktor ilişkisini zedelemekte ve tedavi sürecinde olumsuz bir tutum sergilenmesine neden olmaktadır. Hastaların taleplerine rağmen, hastaların sağlık raporları kendilerine verilmemektedir.

ESKİŞEHİR E TİPİ KAPALI CEZA İNFAZ KURUMU

  • Eskişehir E Tipi Kapalı Hapishanesinde bulunan Hakan Ağca’nın abisinin kurumumuza yaptığı başvuruya göre;

Kardeşi Hakan Ağca’nın görmüş olduğu kötü muameleden dolayı hiç bir evrakının gerekli mercilere gönderilmediğini, sürekli olarak hücre cezası aldığını ve tekli koğuşta yattığı, yaşlı olan annesinin gidememesinden dolayı memleketi olan olan Adıyaman’a sevki ile ilgili hiç bir taleplerine olumlu yanıt verilmediğini belirtmiştir.

KARABÜK T TİPİ KAPALI CEZA İNFAZ KURUMU

Mart ayında yapılan avukat görüşünde tespit edilen hususlar

  • Karabük hapishanesinde 1200 civarında tutuklu ve hükümlü mahpus bulunuyor.
  • Kapalı spor salonu mahkum koğuşu olarak kullanılıyor. 2 yıldan bu yana 100 civarında FETÖ tutuklusu kapalı spor salonunda tutuluyor. Spor salonunda tutulan bu mahpusların, tek tuvalet ve banyosu olduğu söyleniyor.
  • Açık spor salonu da, kapalı spor salonunda tutulan tutukluların havalandırması olarak kullanıldığı için, mahpuslar spora çıkarılmıyor.
  • Atölye ise kantin deposuna çevrilmiş; mahpuslar kurs ve benzeri faaliyetlere de çıkarılmıyor.
  • Gelen ve giden mektuplar sürekli sansürleniyor, siyasi değerlendirme yapılmış hiçbir mektup dışarı çıkarılmıyor. 35 mahpusa, İHD Genel merkezine toplu olarak yazdıkları mektup için Cumhurbaşkanı R. T. Erdoğan ve eski başbakan A. Davutoğlu’ na hakaretten dava açılmış.
  • Mahpuslar ancak 3 haftada bir revire çıkabiliyorlar ve bu nedenle tedavileri aksıyor.

KAYSERİ/BÜNYAN 2 NOLU T TİPİ KAPALI CEZA İNFAZ KURUMU

15.01.2018 tarihinde Mehdi Boz’un kurumumuza gönderdiği mektuba gore;

  • Kitap sayısı kişi başına 5 tane olacak şekilde sınırlandırılmıştır. Kendi adına gelen“Devrimci Demokrasi Gazetesi, Devrimci Halkın Günlüğü, Kızılbayrak Gazetesi, Atılım, Mücadele Birliği, Halkın Günlüğü, Özgür Gelecek” gazetelerinin hiç biri verilmiyor. İnfaz Hakimliğine yazdıkları bir çok dilekçe işleme koymuyor. Ve yine Adalet Bakanlığının Genelgesinde olmasına rağmen “yasak” denilerek radyo verilmiyor, günlük Özgürlükçü Demokrasi Gazetesinin ise hemen hemen tüm sayılarına karşı karar alınıp, haftada bir iki tanesini vermekle yetiniyorlar.
  • Bu çerçevede İnfaz Hakimliğine yapılan itirazların dönüşü olmadığı gibi, sorunları diyalog yoluyla çözmek için Müdürle görüşme talepleri de kabul edilmiyor. Marmara bölgesindeki hapishanelere gidebilmek yazmış olduğu sevk dilekçeleri için “sevkin işleme konulmuş” denildikten aylar sonra sevkin akıbetini sorduğumda “iyi halli olmadığından sevkin yapılamamaktadır” denilmiştir.
  • 10 Ocak 2018 tarihinde akşama doğru sırt ve göğüs bölgelerinde aniden kızarıklık ve morluklar meydana gelmiş, ağrıdan dolayı zile basarak hastaneye götürülmeyi talep etmiştir. Tansiyonuna bakıp “sen odana git, ambulans çağırdık, gelince seni alacağız” denilmiş ve odasına gönderilmiştir. Aradan iki saat geçtikten sonra kimse gelmeyince tekrar zile basarak “ne oldu” dediğinde kendisine, “Müdür, bir iki kızarıklık için ambulans çağırmayız, ne zaman el kolunuz çıkarsa veya komaya girdiğinizde ambulans çağırırız” denilmiştir
  • Böbreklerinin protein kaçırması sebebiyle raporuna göre diyet yemekleri yemesi gerekirken verilmiyor. Diyet dışında yediği yemekler ödme sebep oluyor. Yazmış oldupu tüm dilekçelere rağmen sorunu çözülmüyor.

Kayseri’de devam eden sorunlar:

  • Mahpusların bulundukları odaların iç kısmına yerleştirilmiş kamera 24 saat kesintisiz kayıt yapmaktadır. Oda içine yerleştirilen kamera ile ortak yaşam alanlarının izlenmesinin yanı sıra, tuvalet ve banyo girişi de bu kamera ile gözlenmektedir.
  • Her türlü metal eşya yasaklanmış; kaşık, çatal, bıçak, tabak dahil olmak üzere hepsi plastik olarak verilmiştir. Kitap sayısı 5 ile sınırlandırılmıştır. Radyolar verilmemektedir.
  • Kurumda sağlık memuru bulunmamaktadır, acil durumlarda 112 nin aranılacağı belirtilmiştir. Hapishane ile hastane arası yaklaşık 50 km’lik bir mesafe de iken ağır hastaların durumu riski hale gelmektedir.
  • Nevresim, çarşaflar sadece birer adet verilmektedir.
  • Ayakta sayıma karşı çıkanlar hakkında disiplin soruşturması açılmakta ve disiplin cezaları verilmektedir.

KIRIKKALE F TİPİ KAPALI CEZA İNFAZ KURUMU

02.01.2018- 02.03.2017- 05.03.2018-11.03.2018-14.03.2018 tarihlerinde kurumumuza gönderilen mektuplara gore;

  • Aylık olarak yapılan açık görüşler 15 Temmuz sürecinden sonra kapasite doluluğu gerekçe gösterilerek iki ayda bir yapılmaya devam etmektedir. Oysa Kırıkkale cezaevinde belirtilen sayıda açık görüşü engelleyecek içerikte bir tutuklu/hükümlü fazlalığı yoktur. Mahpusların İnfaz Halimliğine ve ağır cezaya itirazda bulunmalarına rağmen red kararı verilmiştir.
  • Aile, avukat ve ziyaretçilerin getirdiği kitap, dergi ve kolilerin verilmesi, cezaevi eğitim biriminin almış olduğu kararla yasaklanmıştır. İnfaz Hakimliğine başvurulmuş ancak “İnfazın reddine” kararı verilmiştir. Cezaevi eğitim birimi ve İnfaz Hakimliği bu kararı Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğünün 16.11.2016 tarihli kararına dayandırarak yasaklı hale getirmiştir. Siyasi mahpuslar haricindeki, adli hükümlü ve tutuklular açık görüşlerini ayda bir yapabiliyor aynı şekilde dışarıdan rahatlıkla ziyaretçileri/avukatları vasıtasıyla her türlü kitaba ulaşabiliyorlar.
  • Son 4-5 aydır oda değişim talepleri örgütsel yardım görülerek kabul edilmiyor. Adli veya farklı tutuklu-hükümlülerin oda değişim talepleri karşılık bulurken siyasi tutukluların talepleri Kabul edilmiyor.
  • 10 kişilik gruplarla on saat olarak gerçekleştirilmesi gereken spor-sohbet gibi sosyal faaliyetler haftada altı saat ve 7-8 kişilik gruplarla sınırlandırılmıştır. Sohbet hakkı ise 5-6 saati geçmiyor. Açık görüş haftaları bütün sosyal faaliyetler iptal edilmekte, spor ve atölye gibi faaliyetlere çıkarılmıyorlar.
  • Son dönemlerde sık sık hücreler 20-30 kişilik personelle aranmakta, hücreleri dağıtılmakta; defterlere, yayımsal çalışmalara örgütsel material denilerek el konulmakta ve sonrasında bunlar için disiplin soruşturmaları açılmaktadır. Birçok mahpusa bu nedenlerle hücre cezaları veriliyor
  • Diş tedavisi ve diğer tedavileri yapılmıyor, randevu verilmiyor, hastaneye götürülmüyorlar. Soruldupunda iç güvenlik-dış güvenlik sorunları gerekçe gösteriliyor. Mahpusların bir yılı aşkındır diş tedavisi (parası alındığı halde) yapılmıyor. Ücretteki zam farkı da mahpuslardan talep ediliyor.
  • Çatılara mobese kamera konulmuştur. Havalandırma üst ve yan taraflarına hassaslaştırılmış (fens sensörleri) çekilmiş durumdadır.
  • Odalarında bulunan kitaplara el konulmuş, sevk edilen mahpusların ve kendilerine ait kitaplar sayım ve kontrol amaçlı alınıp kütüphaneye götürülmüş, adlarına kayıtlı olan ama mühürlü olmayan kitaplar kendilerine verilmiyor. Bunun yanında kitap sayısına sınırlamalar getirilmiş durumdadır.
  • Beş aydır cezaevi idaresi berberde “makasla” saç tıraşını yasaklamıştır. Güvenlik gerekçesi ile tek tip saç dayatıldığı belirtilmiştir. Mahpuslar bu uygulamayı kabul etmediklerini belirtmiş, idare de, “Gizli genelge” geldiğini buna dayanarak “yasaklama” kararı aldıklarını beyan etmişlerdir.
  • Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin satışının yapılmasına rağmen iki aydır el konulmakta, tutuklu ve hükümlülere verilmemektedir.
  • Kantinde satılan ürünler piyasa değerinin çok üstünde satılmakta, talep ettikleri ürünler getirilmemektedir. Ayrıca kantinden aldıklaru ikramlık gıdaları odalarından, ziyarete gelen görüşçülerine götürmelerine izin verilmemekte, yeniden sipariş verip aynı ürünlerin açık görüş yerine getireceklerini söylemekteler.
  • Verilen yemekler iaşe bedeline denk gelmemekte, genelde yetersiz-kalitesiz ve çeşitsizdir.
  • Herhangi bir konuda verdikleri dilekçelere yanıt alamıyorlar, dilekçelerin akıbetini sorduklarında kimi personeller agresif ve provakatif yaklaşımlar sergilemekte ve bu yüzden ortam gerilmektedir.
  • En son tek tip elbiseyi protesto etmek için Adalet Bakanlığına yazdıkları dilekçeler nedeniyle 75 kişiye disiplin soruşturması açılmış ve çeşitli cezalar verilmiştir.
  • Selçuk Çelik’e çeşitli tarihlerde ziyaretten men ve hücre cezaları verilmiştir.
  • Erdi Sidal’a çeşitli tarihlerde ziyaretten men cezaları verilmiştir.
  • Mustafa Kocatürk’e 1 ay ziyatetten men cezası verilmiştir.
  • Sinan Akbayır’a hücre cezaları ve ziyaretten men cezaları verilmiştir.
  • Resul Kocatürk’e 1 ay ziyaretten men cezası verilmiştir.
  • Kemal Tufan’a çeşitli tarihlerde ziyaretten men cezası verilmiştir.
  • Murat Karayel’e çeşitli tarihlerde ziyaretten men cezaları verilmiş ve başka soruşturmalarda açılmıştır.
  • Sülayman Yılmaz Bulduruç’a 1 ay ziyaretten men cezası verilmiştir.
  • Cihat Özdemir’e 1 aylık ziyaretten men ve 3 gün hücre cezası verilmitir.
  • Kronik rahatsızlıkları olan Cihat ÖZDEMİR, 1,5 yıldan uzun süre önce kontrolleri istenen bölümlere götürülmek üzere 01.2018 tarihinde hastaneye sevk edilmiş, hastane sevki tek hücre tipi ring aracıyla götürülme dayatmasını kabul etmediği için götürülmemiştir.
  • İnfaz Hakimliği duruşmaları SEGBİS ile yaparak tutsakların savunma haklarını kısıtlamaktadır.
  • SADIK SABANCILAR’a yılbaşında posta ile gelen Umut Dergisinin 15 sayısı verilmemiştir.
  • Revirde doktor ile konuşurken başında robocop denilen görevliler duruyor.
  • Koli yoluyla aileler tarafından mahpuslara yollanan siyah renk başta olmak üzere tayt biçiminde bedene yapışan iç çamaşırlar (içlik diye tarif edilenler) yasaklanmıştır.

TOKAT T TİPİ KAPALI CEZA İNFAZ KURUMU

08.02.2018 tarihlerinde kurumumuza gönderilen mektuba göre;

  • Dışarıda ailelerinin getirdiği veya postayla gelen kitap ve dergiler verilmemekte, ancak dış kantinden alabilecekleri belirtilmiştir. Cezaevinde bulunan insanların hiçbir maddi geliri bulunmamakta ve bu durumda kendi paralarıyla kitap almaları imkansızdır. Ayrıca bir yıldır dış kantinden istedikleri dergilerin tek bir tanesi dahi getirilmemiştir.
  • Başka cezaevlerinden arkadaşlarının beraberinde getirdikleri bireysel defter, kitap, çalışma dosyası, ajanda vb. verilmemektedir. Bu durum uzun yılların emeği sonucu olan yazımsal çalışmalarının engellenmesine ve yazılmış olanların heba olmasına neden olmaktadır.
  • Başka cezaevlerinden gelen mahpusların yanlarında getirdikleri Kürtçe-Türkçe sözlükleri tercüme etmeden vermeyeceklerini söylerek tercüme parasınıda kendilerinden istemişlerdir.
  • Yönetmelikte her mahpusa haftada 10 saat odasının dışında sosyal kültürel etkinlik hakkı tanınmaktadır. Ancak haftada bu hak iki saatle sınırlandırılmaktadır.
  • Tahliyesine az bir süre kalan mahpuslara alakaları olmadığı halde disiplin cezaları verilerek tahliyeleri geciktirilmektedir.
  • Hastane sevklerinde muayene esnasında kelepçeler açılmamakta. Kelepçeyle muayeneyi kabul etmediklerinden, muayene olmadan geri dönmek zorunda kalıyorlar. Bu zamanla sağlık sorunlarınızın büyümesine ve artmasına neden olmaktadır. Yine 18-19 kişinin kaldığı her odaya haftada üç kişiyi revire çıkarma sınırı getirilmekte, doktorun zaman belirleyip söylediği kontrollere gidilememekte, acil hasta olma durumu gözetilmemektedir.
  • Cezaevi girişinde asker ve cezaevi personeli tarafından çıplak arama gibi onur kırıcı dayatmalarda bulunmakta, buna yapılan itirazlar disiplin cezası gerekçesi olmaktadır.
  • Uzun zamandır aynı odada kalıp da odasını değiştirmek isteyenlarin odaları değiştirilmemektedir. Oda değiştirme istemi “oda değiştirmek için gerekli gerekçe oluşturulmadığı” belirlenerek reddedilmektedir. Bu uygulama kişiyi kalmak istemediği odada adeta zorla tutmak anlamına geliyor ki, bu insan haklarına aykırı bir ceza olmaktadır. Hukukun verdiği hapishane cezası idare tarafından bir üst boyuta taşınılıp oda cezasına dönüştürülmektedir. Örneğin yedi aydır oda değişimi için dilekçe yazanların talepleri hala karşılanmamıştır.
  • Gelen giysilerin bir çoğu çeşitli bahanelerle “renkleri uygun değil” denilerek toplatılmıştır. Fiiliyatta tek tip giysiye mecbur etmeye doğru keyfi uygulamalarla bulunmaktadır. Tokat gibi çetin bir cezaevinde hiçbir makul bir gerekçesi bulunmadığı halde eldivenler verilmemekte, yasaklanmaktadır. Kapişonlu elbiseler toplatılmaktadır.
  • Her tutsağın başka cezaevlerine sevk isteme hakkı bulunmaktadır. Buna karşın fiilen bir hak tamamen askıya alınmış, yıllardır sevk isteyen mahpusların sevk talebine yanıt verilmemektedir.
  • Ailelerle yapılan telefon görüşmelerinde devleti, hükümeti eleştiren konuşma ve diyaloglardan dolayı disiplin cezaları verilmekte, telefon görüşmelerinde iktidara yapılan kimi eleştiriler propaganda olarak değerlendirilmekte ve bu durum ceza konusu yapılmaktadır.
  • Sürgüne gönderilen ya da sevk edilen mahpusların eşyaları onlarla götürülmemekte, daha sonra kargo ile gönderilen eşyalar için çok yüksek kargo ücreti talep edilmektedir. En son hücrede kalan iki mahpsus Kayseri’ye sürgün edilmiş, arkalarından gönderilen eşyalar için 700 lira kargo ücreti istenmiştir.
  • Yatak, yastık, çarşaf ve nevresim ihtiyaçları karşılanmamaktadır. Değiştirilince de daha önce kullanılmış, sağlıklı olmayanları verilmektedir.
  • Odalarda 18 hatta 20 kişi kalınmakta, fakat her fotoğraf karesinde üç kişiden fazla yer almayacak denilmektedir.
  • Ailelerin gönderdiği kimi koliler kayboluyor. Bazen kendilerine haber verilmeden geri gönderiliyor.
  • Hasta ve diyetli olan mahpusların hastalıklarına uygun diyet yemekleri verilmemekte, ileri düzeyde şeker ve kalp hastası olan mahpuslar bulunmaktadır. Fakat diyet raporları bulunmasına rağmen durum göz önünde bulundurulmamaktadır.

SONUÇ VE ÖNERİLER

  • Yasal mevzuata göre; Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Cezave Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı hakkındaki tüzükte “Gün batımı ile havanın kararması” şeklinde belirtilmiştir.
  • Adalet Bakanlığının Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil şlemleri ve Diğer Hükümlüler Hakkındaki 45/1 sayılı Genelgesinin “Ortak Etkinlikler” başlıklı üçüncü bölümünde bazı hususlar düzenlenmiştir. Buna göre

Güvenlik bakımından tehlike yaratmadığı ölçüde, idare ve gözlem kurulu tarafından belirlenen istekli hükümlü ve tutuklular, 10 kişiyi aşmayacak gruplar hâlinde ve idarenin gözetiminde, açık görüş alanlarında veya diğer ortak yerlerdeki sosyal faaliyetler çerçevesinde haftada toplam 10 saati aşmamak üzere sohbet amacıyla bir araya getirilebilir. Bu faaliyet hafta içerisinde açık görüş, avukat ve ziyaretçi görüşlerini aksatmayacak şekilde yaptırılır.”

  • Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin R (2006) 2 sayılı “Cezaevi Kuralları Hakkında Tavsiye Kararları” konulu tavsiye kararının 27.6. ve 27.7. paragrafları şöyledir:

“27.6. Spor, oyunlar, kültürel faaliyetler, özel hobiler ve diğer boş zaman uğraşlarını kapsayan eğlendirici fırsatlar yaratılmalıdır ve mümkün olabildiğince mahpusların bu etkinlikleri organize etmelerine izin verilmelidir.

27.7.Mahpusların egzersiz esnasında ve eğlendirici faaliyetlere katılmaları için birbirleriyle bir araya gelmelerine izin verilmelidir.”

Bu düzenlemelere göre hem Havalandırma kapılarının gerektiği gibi ve yasal mevzuata uygun saatte açılıp kapanması, faaliyetlerinde yine aynı yasal olarak belirtilmiş saatlerde yapılması zorunludur.

  • Yaşam alanlarının 24 saat boyunca kamera ile gözetlenip kayıt altına alınması bir hak ihlalildir. Anayasanın 20. maddesinde güvence altına alınan “herkesin özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz” ilkesi, anayasannın giriş bölümü 5. ve 17. maddesinde ayrı ayrı düzenlenen “manevi varlığın” korunması” ilkesi ihlal ve “İnsan haysiyetiyle bağdaşmayan bir muameleye tabi tutulamaz” ilkesi açıkça ihlal edilmektedir. İnsan haysiyeti ve haklarının korunması konusunda “Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi” Cezaevleri Kuralları hakkında 2006/2 numaralı tavsiye kararında “özgürlüğünden yoksun bırakılan herkese, insan haklarına saygı çerçevesinde davranılmalıdır denilmektedir.
  • Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Madde 3; “Hiç kimseye işkence ya da insanlık dışı ya da onur kırıcı bir davranış ya da ceza uygulanamaz” diyerek sadece işkenceyi değil, insanlık dışı ya da onur kırıcı bir davranış veya ceza uygulamasını da yasaklamaktadır.

Buna göre cezaevlerinde hastanelere sevklerde kullanılan tek kişilik araç ve kelepçeli muayene dayatılması hem işkence hem de onur kırıcı davranış kapsamında değerlendirilmelidir. Sağlığa erişimden ziyade bu hakkı engelleyici olan uygulamalardan vazgeçilmeli ve tüm mahpusların insan onuruna yakışır şekilde sağlığa erişimleri sağlanmalıdır.

Heyetlerimiz ve kurumumuz; cezaevi rejimi, fiziki koşullar ve uygulanan muameleler hakkında etkili bir idari ve yargısal denetim sağlanması gerektiğini tespit etmiştir. İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya da Cezanın Önlenmesi Sözleşmesi Seçmeli Protokolü’ne uygun şekilde, “bağımsız” ulusal denetim mekanizmalarının oluşturulması gerekmektedir. Tüm cezaevlerinde yaşananlara, hak ihlallerine, sağlığa erişim engelllerine karşı Adalet Bakanlığını, ilgili tüm kurum ve kuruluşları göreve davet ediyoruz. 

İHD ANKARA ŞUBESİ
HAPİSHANELER KOMİSYONU