Resim: Gazeteduvar

7 Şubat 2017 tarihinde yayınlanan 686 sayılı OHAL KHK’sı ile üniversitelerden yüzlerce akademisyen haksız ve hukuksuz bir şekilde ihraç edildi. Ayrıca Bu KHK ile çoğu öğretmen olmak üzere 4 bin 464 kamu görevlisi görevinden ihraç edildi. Karşı darbe sürecine dönüşen OHAL uygulamaları, kendi hukuksuzluğunu tüm hızıyla dayatmakta ve bu uygulamalara itiraz eden tüm toplum kesimlerine yönelik amansız bir baskı aracına dönüştürülmektedir.

Ankara Üniversitesi’nden haksız ve hukuksuz bir şekilde kamu görevinden çıkarılan akademisyenlerle dayanışmak ve bu durumu protesto etmek amacıyla 10 Şubat 2017 Cuma günü saat 12.00 civarlarında Siyasal Bilgiler Fakültesi önündeki fakülte bahçesinde açıklama yapmak isteyen akademisyenler, emekli öğretim üyeleri, üniversite öğrencileri, insan hakları savunucuları, demokratik kurumların temsilcileri ve aktivistler polisin keyfi ve aşırı güç kullanımına maruz bırakıldılar.

Hak savunucuları olarak bizler de bu tür muamelelere bizzat maruz bırakıldık ve ayrıca tanıklık ettik. Kendimizi “insan hakları savunucusu” olarak tanıtmamıza rağmen polisin vurdumduymaz ve keyfi muamelesine maruz bırakıldık.

Kendilerini polise tanıtmalarına ve sadece bahçede yapılması öngörülen basın açıklamasına katılacaklarını beyan etmelerine rağmen yapılması planlanan açıklamaya katılmak isteyen savunucular, polisin keyfi uzaklaştırma, yer yer çevik kuvvet polisinin orantısız güç kullanarak müdahalesine maruz bırakılmışlardır.

#CebeciKampüsü #HocamaDokunma demek için kampüse girmek isteyen akademisyenler, öğrenciler, basın ve destekleyenler kampüse alınmadı. Ekip arkadaşımız Oktay Ince'nin de aralarında olduğu 6 kişi darp edilerek gözaltına alındı. Oktay İnce'nin polislerce yere savrulup hunharca darp edildiği anlar kameraya yansıyor… Gülden Koçoğlu, Oktay Aydın, Nuray Türkmen, Oktay İnce, Ilke Çile ve Emre Can Denizhangözaltına alınan isimler.🎥 Diren Üniversite

Δημοσιεύτηκε από Seyri Sokak στις Παρασκευή, 10 Φεβρουαρίου 2017

Bununla da yetinmeyen polis, Siyasal Bilgiler Fakültesi önünde bulunan ana cadde üzerindeki kalabalığı birkaç yüz metre kovalamış, kovalarken gaz bombası kullanmış, yer yer plastik mermi ile halkın üzerine ateş açmıştır. Daha sonra gözaltı işlemi gerçekleştirmiş ve cadde üzerinde bekleyen insanlardan çok sayıda kişiyi gözaltına almıştır. Bu işlemi yaparken de aşırı güç kullanmıştır.

Siyasal iktidar, otoriter uygulamalarını Anayasa’ya ve AİHS’e aykırı olarak çıkardığı ucube KHK’larla sürdürmek istemektedir. Buna itiraz eden toplum kesimleri ile aydınları ve de itiraz etme yeteneğine sahip demokratları, sosyalistleri, sendikacıları ve hak savunucularını hedefine koymaktadır.

Darbe teşebbüsüyle hiçbir ilgisi olmadığı ve darbeye karşı olduğu bilinen bu kesimlere yönelik KHK’larla gerçekleştirilen kamu görevinden çıkarma (ihraç), dernek ve vakıfları kapatma, basın-yayın kuruluşlarını susturma ve el koyma gibi anti-demokratik uygulamalar kabul edilemez.

Bugün yaşananlar, Türkiye’nin otoriterleşmede hız kesmediğini ve referandum gününe kadar baskı yöntemlerini giderek arttıracağını göstermektedir. Fiili otokrasiye dönüşen yönetimin referandum sürecinde baskılarının artacağı, bugün yaşananlardan ortaya çıkmıştır.

Bütün  toplumu Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi önünde atılan “Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet!” sloganının anlamı üzerinde düşünmeye davet ediyoruz.

İnsan hakları hiçbir ülkenin iç sorunu değildir. O nedenle uluslararası toplumu, Türkiye’de yaşanan bütün bu baskı politikalarına ve insan hakları ihlallerine karşı daha fazla duyarlı olmaya ve insan hakları mekanizmalarını da görevlerini yerine getirmeye davet ediyoruz.

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ