AKAN KAN DURSUN

721
İHD Bulanık Özel Raporu Açıklaması - 17.12.2009

AKAN KAN DURSUN

(GKK ve GÖKK Derhal Lağvedilsin, Örgütlenme Özgürlüğü Önündeki İhlaller Son Bulsun)

İHD Bulanık Özel Raporu Açıklaması - 17.12.2009

MUŞ İLİ BULANIK İLÇESİ’NDE 2 KİŞİNİN ÖLDÜRÜLMESİ 7 KİŞİNİN YARALANMASI OLAYINI ARAŞTIRMA İNCELEME RAPORU

Son dönemlerde bazı karanlık güçlerin önce Türkiye’de provokasyon yaratarak Kürt sorununun demokratik çözümünden uzaklaştırmak ve farklı bir yere çekerek halklar arası kışkırtıcılık yapmaktadırlar. Önce İzmir’de DTP’lilere saldırılması, sonra Çanakkale Bayramiç Beldesi’nde, sonra da İstanbul,’da DTP’liler ve Kürtler linç edilmek istendi. Şimdi de Muş ili Bulanık İlçesinde provakasyon ile halklar arası çatışma yaratılmak istenmekte OHAL’e geçiş sürecini yeniden hortlatmak istemektedirler. Olay sadece GKK değildir. Bu şahsın arkasında karanlık güçler teşhir edilmelidir. Sayıları çeşitli dönemlerde 77 bini aşan geçici ve gönüllü köy korucuları dehşet saçmaya insanları katletmeye siyasiler ve devlet de seyretmeye devam ediyor. Sadece katliamlar döneminde sadece birkaç günlüğüne hatırlanan gündemde tutulan sonra da unutulan bu devasa sorunun ne zaman çözüleceğini artık merak ediyoruz.

Bir çok STK’nın ve TBMM Faili Meçhul Siyasi Cinayetler Araştırma Komisyonu raporuna göre çoğu kez hem devletten maaşlarını aldıkları, bazılarının ise korucu kimliği ile silah, uyuşturucu vb. kaçakçılığı yaptıkları, çok sayıda yasa dışı fiiller yüzünden mahkemece arandıkları halde bulunamayan korucular, maaşlarını düzenli olarak aldıkları halde yakalanamamışlardır. Korucular yörede etkili olan aşiret sistemi yüzünden aşiret ağalarının emri ile hareket eder olmuşlar; kendi yandaşları olmayan kişilere PKK taraftarıdır diyerek baskı uygulamışlar, arazilerine el konulmuştur. 

Mardin Bilge Köyü’ndeki 45 kişinin öldürülmesiyle gündeme taşınan, daha sonra Ergani’de 4 kişi, Van’da 4 kişinin şimdide Muş ili Bulanık ilçesinde 2 kişinin GKK tarafından öldürülmesiyle bu iki sistemin tartışılması gerekiyor. GKK sistemine GÖKK’yı dahil ederek bu dağınık, eğitimsiz ve düzensiz orduyu yeniden tartışmamız gerekiyor.

Son dönemlerde özellikle koruculuk sistemi nedeni ile yaşanan, korucularca kendilerine verilen silah ve yetkiye güvenerek işledikleri suçlar ve toplum üzerinde oluşturdukları baskı ve keyfi uygulamalar nedeni ile biz insan hakları savunucularını kaygılandırdığını her gün belirtiyoruz. Bilge Köyü katliamı olarak bilinen olay koruculuk sisteminden kaynaklı yakın zamanda yaşanan en trajik olaylardan biri olduğunu, başka olaylarında yaşanabileceğini ifade ettik.

Devletin koruculara verdiği silah ve yetkinin görevleri dışında suç işlemek, menfaat sağlamak vatandaş üzerinde baskı oluşturup korkutmak için kullandıklarına dair yıllardır verilerle yaptığımız basın açıklamaları ve uyarılar maalesef dikkate alınmadı, alınmıyor.

Türkiye’deki GKK, dünyanın en büyük eğitimsiz ve düzensiz ordusudur. 70 binin üzerindeki bu düzensiz ordu patlamaya hazır bir bomba gibidir. Korucuların çoğu devlete köyleri, mekanları ve silahlarıyla sosyo-psikolojik destek sağlayan suç işlemeye meyilli gruplardır. Devlet, korucuların düzensiz ve tehditvari varlıklarından adeta güç almaktadır. Köylülere korku salan bu gruplara dair korucuların bağlı oldukları karakollara yapılan başvuruların sonuçsuz kalması, onların nasıl korunduklarını ortaya koymaktadır.

Köy Korucuları Tarafından Gerçekleştirilen İnsan Hakları İhlaleri Bilançosu  (1990 -2009)

Köy Yakma

  38

Köy Boşaltma

  14

Taciz ve Tecavüz

  12

Kaçırma

  22

Silahlı Saldırı

299

Silahlı Saldırı sonucu yaşamını yitirenler

190+2

Silahlı Saldırı sonucu yaralananlar

204+8

Kayıp Olayı

    2

İnfaz

  50

Gasp

 70

İşkence-Kötü Muamele

454

Gözaltına alma

  59

İntihara sebebiyet verme

    9

Ormanlık alanları yakma

  17

TOPLAM

1.450

Bu bilanço İHD Diyarbakır Şubesi ve bölgede bulunan 13 şube ve 3 temsilciliğe yapılan başvurulardan ve kısmen basına yansıyan olaylardan derlenmiştir. Bu bilançoda yer alan vakalar,  köy korucuları tarafından gerçekleştirilen ihlallerin çok küçük bir kısmını oluşturmaktadır. Verilerin yetersizliği ve olayların yaşandığı dönemin ağır koşulları nedeniyle birçok vaka raporlaştırılamamış veya kamuoyuna yansıtılamamıştır.

Dünyanın en büyük paramiliter gücün koruması ve haklarında yapılan şikayetlerin takip edilmemesi nasıl izah edilebilir. Korucuların işlemiş oldukları suçlar kadar onları koruyan, işledikleri suçları görmezden gelenler de suçludurlar. Bölgede Korucularla birlikte hareket edip hukuk dışı yollardan maddi menfaat sağlayan çok sayıda kişi vardır. Hukuk devletinde böylesi büyük bir suç işleme potansiyel olan düzensiz ordunun korunup kollanması mümkün değildir. Sadece katliamlar işlendiğinde hatırlanan ve birkaç gün sonra da unutulan GKK’ı bir devlet politikası mıdır? Bu devlet politikasının iflas ettiği artık görülmelidir.

Muş İli Bulanık ilçesinde uzun zamandır DTP’liler tarafından değişik tarihlerde basın açıklamaları yapıldığı, şimdiye kadar hiçbir ciddi sorun çıkmadığı halde, DTP kapatılmasına dair basın açıklamasının yapılacağı 15 Aralık sabahı Turan BİLEN kardeşi Metin BİLEN’in sabah saat 07.00’de elinde silahlar ile gelerek olayların çıkmasına hazırlık yaptığı halk tarafından görüldüğü halde güvenlik güçleri neden görmemiştir. Burada ağır bir ihmal söz konusudur. Bu ihmaller zinciri sonucunda Gönüllü Köy Korucusu olan Turan BİLEN’ silahı ile iki kişinin yaşamına son vermiş, 7 kişiyi de ağır yaralanmasına neden olmuştur.

Turan BİLEN dışarı çıkıp elindeki silah ile durması, mobesse kameralarında tespiti yapılmıştır.

Yürüyüş sırasında kalabalık üzerine silahını ateşledikten sonra olay yerinden kaymakamlığa gidip görüşmeler yapılırken bile hala Turan BİLEN’den silahlarının alınmaması, dükkandan ateş açıldığını herkesin görmesine rağmen, güvenlik güçlerinin görmemesini anlamış değiliz.

Turan Bilen’in Gönüllü Köy Kurulcuğu silah ruhsatı 1996  alındığı ileri sürüldü. Bu güne kadar herhangi bir olaya karıştı mı? Ruhsatı yenilendi mi?

Daha önce söylemiştik yeniliyoruz. Bölgedeki GKK ile ilgili olarak kapsamlı bir araştırma yapılması amacıyla bir komisyonun kurulmasını, içlerinde STK temsilcilerinin, D.Ü. Sosyoloji Bölümü öğretim görevlilerinin, AKP-DTP Diyarbakır milletvekillerinin olduğu bir komisyonun kurulmasını talep ediyoruz.

Ortamı germeye dair bu provokatif işlemin bir daha da başka yerde tekrarlanmaması amacıyla, iletişim yollarının sonuna kadar aralanmasını, art niyetli olanların tespiti başlatılan Demokratik Çözüm sürecinin devamından yana olmak vicdan sahibi her insanın yüksek sesle dile getirilmesi gerekiyor. DTP’nin kapatılmasının sorunun çözümüne katkı sunmayıp kangren hale getirmiştir. Kürt sorunu asayiş, güvenlik bakış açısıyla çözülmeye çalışıldığından dolayı GKK’ların var olduklarını çok iyi biliyoruz. Devlet, dış güçlere taviz vererek, kanunları hiçe sayan paramiliter güçlere para ve silah verip, işledikleri suçları görmezden gelip koruyarak değil, Kürtlerle onların yasal temsilcileriyle oturup konuşarak iki halkın bir arada yaşabileceği demokratik bir model oluşturmasını ve GKK ile GÖKK’yı derhal lağvetmesini istiyoruz.

Av. Muharrem Erbey

Ali Akıncı

Av. Cihan Güçlük

İHD Genel Başkan Yardımcısı

Diyarbakır Şube Başkanı

İHD Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölge Temsilcisi

İHD MYK Üyesi