23 Aralık 2016

Türkiye’de, 24 Temmuz 2015 tarihinde silahlı çatışmaların maalesef yeniden başlaması ile birlikte PKK/HPG tarafından alıkonulan sivil personel ve güvenlik personeli konusu yeniden kamuoyu gündemine gelmiştir. Geçmiş dönemde insan hakları örgütlerinin çabaları sonucu alıkonulan kişilerin tamamı sağ salim teslim alınmış ve ailelerine kavuşturulmuştur. Temmuz – Ağustos 2015 döneminde alıkonulan 20 gümrük memuru İHD tarafından 8 Eylül günü Irak Federe Kürdistan Bölgesi’nde PKK/HPG’ den teslim alınarak Türkiye’ye getirilmiş ve ailelerine kavuşturulmuştur.

PKK/HPG tarafından yolların kesilip kontroller yapıldığı sırada alıkonulan asker ve polisler ise hala serbest bırakılmamıştır. Ailelerinin derneğimize yaptığı başvurularda belirtilen kişiler şunlardır:

24 Temmuz 2015 günü Diyarbakır – Bingöl karayolunda polis memuru Vedat Kaya alıkonulmuştur.

28 Temmuz 2015 günü Diyarbakır – Bingöl karayolunda polis memuru Sedat Yabalak alıkonulmuştur.

13 Ağustos 2015 günü Diyarbakır – Lice karayolunda Uzman Çavuş Hüseyin Sarı ve Er Sedat Sorgun ile Süleyman Sungur alıkonulmuştur.

18 Eylül 2015 günü Dersim – Erzincan karayolunda astsubay Semih Özbey alıkonulmuştur.

2 Ekim 2015 günü Dersim – Pülümür karayolunda Er Müslüm Altuntaş ve Er Adil Kavaklı alıkonulmuştur.

12 Aralık 2015 günü Şırnak merkezde Uzman Çavuşlar Sedat Vardar ve Ferdi Polat alıkonmuşlardır.

21 Eylül 2016 günü Hakkari’de Uzman Çavuşlar Ümit Gıcır ve Mevlüt Kahveci alıkonmuşlardır.

29 Ekim 2016 günü Hakkari Çukurca ve Şemdinli bölgelerinde yaklaşık 11 askerin alıkonulduğuna dair ulaşan bilgiler var. İsimler henüz açıklanmadığı ve ailelerin başvurusu da henüz gelmediğinden sadece bu kadar bilgi bulunmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanı’nın açıklamasına göre ise toplamda 31 asker ve polisin alıkonulduğu belirtilmektedir.

Alıkonulan kişilerin aileleri ve yakınlarının İHD ve Mazlumder’e başvuruları olmuştur. Bu kişilerin serbest bırakılması ve teslim alınması amacıyla daha önceden genel merkezlerimiz (İHD, Mazlumder ve TİHV) ve şubelerimiz tarafından çok sayıda açıklamalar yapılmıştır.

Aileler ile birlikte basın toplantıları dışında TBMM nezdinde siyasi partilerin Grup Başkan Vekillikleri ve çeşitli devlet görevlileri ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmelerin tamamı basın mensuplarının önünde yapılmıştır. Ayrıca aileler bizzat bakanlar, Başbakan ve Cumhurbaşkanı ile görüşerek sorunun çözümünü dile getirmişlerdir.

Alıkonulan asker ve polislerden Vedat Kaya, Sedat Yabalak, Hüseyin Sarı, Semih Özbay, Müslim Altuntaş ve Adil Kavaklı’nın sesli ve görüntülü mesajları ilk olarak 4 Ocak 2016 günü yayınlanmıştır. Talebimiz üzerine  8 Temmuz 2016 günü ikinci kez sesli ve görüntülü mesaj yayınlanmıştır. Ancak bu sefer sadece Süleyman Sungur, Müslim Altuntaş ve Adil Kavaklı’nın mesajları verilmiştir. 1 Eylül 2016 günü alıkonulan asker ve polislerin aileleri ile birlikte İHD Genel Merkezi’nde basın açıklaması yaptık.

23 Aralık 2016 günü TBMM’de grubu bulunan siyasi parti temsilcileri ile görüşmeler gerçekleştirdik. Bu görüşmelerde alıkonulan asker ve polislerin durumunun TBMM gündemine alınmasını, siyasi partilerin bu konuda inisiyatif almasını, insan hakları örgütlerinin girişimlerinin desteklenmesini, ailelerin yalnız bırakılmamasını, alıkonulan asker ve polislerin serbest bırakılması için yapılacak girişimlerin yeni bir barış sürecine hizmet edebileceğini ve bu sürecin mutlaka desteklenmesi gerektiğini ifade ettik.

Alıkonulanlarla ilgili olarak PKK’nin Cenevre Sözleşmeleri’nden kaynaklanan yükümlülükleri olduğu kadar konuya insani olarak yaklaşması ve hak savunucularının taleplerini karşılaması gerekmektedir. Buna karşılık Hükümetin de her türlü kolaylaştırıcı bir rol üstlenmesi ve bu sorunun çözümünde barışçıl politikalar izlemesi gerekmektedir.

Bu kadar çok sayıda asker ve polisin alıkonulduğu bir süreçte medyanın bu konuyla ilgilenmemesi oldukça vahim bir durumdur. Dünya örneklerinde ve Türkiye’de geçmiş örneklerde görüldüğü gibi kamuoyu desteğinin oluşabilmesi için medya desteği önem arz etmektedir. Umuyoruz ki bu girişimlerimiz medya tarafından da desteklenecektir.

Türkiye insanların öldükten sonra arkasından ağladığı bir ülke olmaktan çıkıp insanların barış içerisinde yaşadığı ve güzellikleri birlikte paylaştığı bir ülke haline gelmelidir.

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ