Birtan Altunbaş’ın Gözaltında ölümü

1228
Değerli Basın Mensupları,

İHD Ankara Şubesi’ne, 18.1.1991 günü Hacettepe Üniversitesi öğrencilerinden Birtan Altunbaş'ın 11 gündür gözaltında olduğu, çok ağır işkence gördüğü haberi geldi.

Gene, 18.1.1991/Cuma günü, saat 17.00'ye doğru, bir gün önce DGM Hâkimliği’nden serbest bırakılan Hukuk Fakültesi öğrencisi Murat Böbrek bana gelerek, gözaltında kaldığının ilk dört günü, gözaltın­da bulunan Birtan Altunbaş'a ağır işkence yapıldığına tanık olduğunu söyledi.

Bize ilk iletilen bilgilerde ve Murat Böbrek'in anlatımında Birtan Altunbaş'ın adının Gürkan Altınbaş olarak geçtiğini ayrıca belir­teyim.

Murat Böbrek, bana anlatımında, Birtan Altınbaş'a, (bulunduğu hücreden nakledilirken gözleri bağlanmadığı için,) işkence yapan iki kişiyi gördüğünü söyledi. Böbrek'in anlatımını o sırada daktilomla aldığım notlardan buraya aktarıyorum:

“Dün DGM hâkimliğinden serbest bırakılan Murat Böbrek, Gürkan Altınbaş'a yoğun işkence yapıldığını söyledi. Başlangıçta hücrelerinin arasında iki hücre olduğunu, bu hücrede kaldığı dört gün-gece işkence sesinden uyuyamadığını söyledi. Gürkan Altınbaş'a elektrik verildiğini, askıya alındığını söyledi. ‘Sürekli çığlık sesi geliyordu, bunun elektrik verildiği zaman; bağırtı ve çağırtıyla yani aşağılayarak sorgu yapılıyordu, o da genellikle askıdayken olur, burdan çıkarıyorum’ dedi.
‘Arada, iki polis hücrelerin arasındaki koridorda koşturu­yorlardı. Falakadan sonra ayaklarda kan birikmesini önle­mek için uygulanan bir yöntemdir. Koridorda gezdirip dur­duklarında, (Hatay Sokakta öldürülen) bir doktoru ve (Bir­lik Çarşısında öldürülen) emekli assubay bir kitapçıyı Gürkan Altınbaş1m öldürdüğü söyleniyor ve bu suçları kabul etmesi isteniyordu. Söylemezse, öldüreceklerini ve bir iç çatışmada öldüğünü söyleyeceklerini ifade ediyorlar, ayrıca boş tetik düşürüyorlardı. Hücreye çıplak konuyordu. Beni bir ara hücreden çıkarıp iç tarafa doğru götürdüler. Arada dövüyorlardı Gürkan Altınbaş'ı, o sırada iki polisi ve çıplak olarak Altınbaş'ı gördüm. Beni de, açlık grevi yaptığım için dövmüşlerdi.’
İHD Şube Başkanı M. İ. Erdost'a Murat Böbrek'in anlatımı. 18.1.1991, saat 17.00.”

Dün, Derneğimize, saat 16.00 sıralarında, Birtan Altunbaş’ın işkencede öldüğü ve Gülhane Hastanesine kaldırıldığı haberi bir söy­lenti olarak geldi.

Akşam eve gittiğimde de, 16.1.1991/Çarşamba günü Gülhane Tıp Akademisi’nde, Birtan Altunbaş'a otopsi yapıldığını, cenazesinin aile­sine verildiğini, otopsi raporunun ancak ailesine ya da avukatına verilebileceğinin hastane yetkililerince ifade edildiğini öğrendik. Şu anda, Yönetim Kurulu Sekreteri Av. Hüsnü Öndül, otopsi raporunu almak için çaba harcamaktadır.

Gizim kanımız şudur:

Birtan Altunbaş, gözaltında tutulduğu süre içinde gördüğü ağır işkence sonucu ölmüştür.

Dün, bazı derneklere ve gazetelere Ankara Merkez Cezaevinden gönderilen, 21.1.1991 tarihli metinde yer aldığı gibi, aynı olay ne­deniyle ağır işkence görmüş bulunan Alişan Turan tutuklu bulunmaktadır. Gene cezaevinden 55 tutuklunun imzasıyla gönderilen bu açıklamada, Birtan Altunbaş'ın halen DALrda işkence gördüğü ve yaşamından kaygı duyulduğu belirtilmektedir.

İşkencenin açık olarak yapılmadığı, gizli yapıldığı, . iş­kence izlerinin ve kanıtlarının olabildiğince yokedildiği bilinen bir uygulamadır. Bu olayda yalnızca bir işkence değil, işkence sonucu ölüm sözkonusudur.

Bu olayın, savaşın şemsiyesi altına alınarak üstünün örtülmek isteneceği kaygısını taşıyoruz.

Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunuyoruz ve olayın derinliğine soruşturulmasını bekliyoruz.

Siyasi partileri, insan haklarına sahip çıkmaya çağırıyoruz.

 
23.1.1991 
Muzaffer İlhan Erdost 
Ankara Şube Başkanı