Cezaevlerindeki Açlık Grevleri 14. Gününde

1193

Türkiye cezaevlerinde 15 Ağustos 2015 günü başlayan süresiz ve dönüşümlü açlık grevleri 14. gününe girmiştir. TUHAD-FED, İHD, TİHV, SES, TTB, ÇHD, ÖHD Olarak cezaevlerinde yaşanan açlık grevlerine dikkat çekmek amacıyla bugün bu açıklamayı yapıyoruz.

Dünya Tabipleri Birliği’nin 1991 tarihli Malta Bildirgesi açlık grevcisini  “zihinsel olarak ehliyetli, açlık grevine kendi iradesiyle karar vermiş, bu nedenle belirli bir zaman için yiyecek ve/veya sıvı almayı reddeden kişi” olarak tanımlar.

Açlık grevi bir intihar biçimi değildir. Bir protesto biçimidir. Kişi kendi iradesi ile bilinçli olarak yiyeceği reddetmektedir. Bir açlık grevi ölümle sonuçlanabilir fakat temel amaç ölüm değildir. Günlük belli miktarlarda su, tuz ve şeker alımını devam ettirme esasına dayanır. Ayrıca açlık grevi sonlandırıldığında kalıcı nörolojik sekellerin görülmemesi için B1 vitamini içeren preparatların mutlaka alınması gerekir.

 Demokratik kamuoyu hiçbir zaman açlık grevlerinin ölüm orucuna dönüşmesini istemez. Yaşam hakkı savunucuları olarak bizler de, hiçbir zaman açlık grevlerinin ölüm orucuna dönüşmesini istemeyiz. Bu nedenle açlık grevi eylemine başvuran mahpusların başta sağlık hakkı olmak üzere, yaşam haklarının korunması için tüm yetkililerin gerekli duyarlılığı göstermesi gerekmektedir.

Siyasal iktidar, açlık grevcilerinin taleplerini süreç daha tehlikeli bir noktaya evrilmeden değerlendirmelidir. Talepler ortadadır. Bu talepler Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun demokratik çözümü noktasında haklı ve insani taleplerdir, bu konuda siyasal iktidarın ölümler yaşanmadan barışçıl yollarla gerekli tedbirleri alması ve talepleri değerlendirmek üzere harekete geçmesi gerekmektedir. Soruna temel hak ve özgürlüklerin esas alınarak yaklaşılması ve taleplerin bu doğrultuda değerlendirilerek çözüme kavuşturulması sağlanmalıdır. Koşulsuz ve önyargısız olarak insanı merkeze alan bir değerler bütününe bugün her zamankinden daha fazla ihtiyacımız vardır.

Kurumlarımızın açlık grevi yapılan cezaevlerini yakinen takibe aldığını, şimdilik Avukatlar vasıtası ile yaptığımız ziyaretleri daha da sıklaştıracağımızı ve süreci yakından takip ederek olası ölümlerin ve sakatlanmaların önüne geçmek için gayret göstereceğimizi belirtmek isteriz. Seçtikleri yöntemi onaylayıp onaylamamamız karşı kaşıya bulunduğumuz durumu değiştirmemektedir.

Geçmiş yıllarda Türkiye cezaevlerinde açlık grevleri ve ölüm oruçları nedeni ile 144 kişi yaşamını yitirmiştir. Bu kadar ağır bir sürecin yaşandığı Türkiye’de yeni ölümlerin yaşanmaması için Adalet Bakanlığı’nı sorumlu davranmaya ve süreci zorlaştırmamaya davet ediyoruz. Açlık grevindekilere iradeleri dışında zorla müdahale edilmesi, bu eylemlerinden dolayı tek kişilik hücrelere atılması, farklı gerekçeler yaratılarak fiili müdahalede bulunulması sorunları daha da ağırlaştıracaktır. Dolayısıyla sorun diyalog yöntemi ile çözülmelidir.

Demokratik kamuoyunu sürecin sağlık açısından en az olumsuzlukla sonlanması ve sorunun çözümü için daha fazla çaba göstermeye, yetkilileri sorunun bir an önce çözümü için adım atmaya çağırıyoruz.

İHD, TİHV, TTB, SES, TUHAD-FED, ÇHD, ÖHD