Çocuğun İnsan Hakları! Barış İçin, Hemen Şimdi!

1519

Türkiye’de Kürt meselesi sebebiyle 30 yıldan fazla bir süredir şiddetli bir çatışma yaşandı. Pek çok ağır insan hakları ihlalleri gerçekleşti. Bu çatışma ve yaşanılanlar toplumsal alanda gerçekleşen her durum gibi çocukları da etkiledi.

Çocuklar bu süreçte anne babalarını ve diğer yakınlarını kaybettiler, ölümlere tanık oldular, çatışmaları gördüler. Bir insan hakkı olan anadillerini kullanmalarına izin verilmediği için gelişimsel olarak olumsuz etkilendiler, hayatı anlama ve anlamlandırma süreçlerinde desteklenmek yerine kısıtlandılar. Devlet yetkilileri tarafından doğrudan hedef gösterilerek öldürüldüler tutuklandılar, özgürlüklerinden mahrum bırakıldılar. Kapatıldıkları yerlerde şiddete ve işkenceye maruz kaldılar, sonrasında ağır idari para cezalarına çarptırıldılar. Birçoğu ifade ve örgütlenme özgürlüklerini kullanırken polis şiddeti sebebiyle yaralandı ve yaşamını kaybetti.

Devlet bu süreçlerde taraf olduğu BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin gereklerini yerine getirmedi, üçüncü kişilerin ihlallerinden koruyamadığı gibi, bizzat kendisi çocukların haklarını ihlal etti.

Tüm bu yaşanılanların ardından, 2 yıl önce başlayan çatışmasızlık süreci Türkiye’de yaşayan herkes için umut verici oldu. Bu sürecin başlarında çocuk ölümlerinin azalmış olması, umudu güçlendirdi.

Ancak çatışmasızlık sürecinin devam etmesine karşın 2014 yılından bugüne değin, Diyarbakır’da, Lice’de, Siirt, Mardin, Antep, Batman, Hakkari, İstanbul ve son olarak Cizre’de en az 18 çocuk yaşamını kaybetti, pek çok çocuk yaralandı, şiddete, işkenceye maruz kaldı.

Çocuk ölümlerinin ve çocuğa yönelik ihlallerinin sebebi yine devletin ve ilgili tarafların çocuk hakları odaklı bir yaklaşımdan uzak tutumlarıdır. Oysa çocukların insan haklarıyla ilgili en başta devletin temel yükümlülükleri, yetişkinlerin de önemli sorumlulukları vardır.

Bizler insan hakları örgütleri olarak, 14 Ocak’ta Cizre’de yaşamını kaybeden 12 yaşındaki Nihat Kazanhan’ın polis tarafından öldürülmesi ile Silopi’de bu olayı protesto etmek isteyen çocukların sokakta ve gözaltı sürecinde şiddete maruz kalmalarının ardından çocukların haklarıyla ilgili herkese hatırlatırız ki;

  • Her çocuğun yaşam hakkı vardır ve bu hakka saygı gösterilmelidir. Çocukların yaşam haklarının ihlali kabul edilemez.
  • Çocuğa karşı şiddet kabul edilemez. Devlet hiçbir çocuğa şiddet uygulamamalıdır yaşam hakkını ihlal eden, çocuğa şiddet uygulayan kamu görevlileri hakkında etkili soruşturmalar yürütmeli ve sorumluları cezalandırmalıdır.
  • Devlet, çocukları her türlü şiddet ve çatışma ortamından uzak tutmak için gerekli önlemleri almalıdır. İç güvenlik yasa tasarısı dahil polisin şiddet uygulama gücünü artıran her türlü girişim geri çekilmeli ve yasalar, özgürlükler doğrultusunda çıkartılmalıdır.
  • Çocukların ifade ve örgütlenme özgürlüğüne saygı gösterilmeli, onlara barış içerisinde kendilerini ifade etme olanağı yaratılmalıdır.
  • Kürt meselesiyle ilgili tüm aktörler çocukları hak ve özgürlükleri olan bireyler olarak kabul etmeli; onları barışın inşasında etkin birer özne olarak görmeli ve bunun gerçekleşmesi için çeşitli araçlar oluşturmalıdır.
  • Uzun süren çatışma ortamının çocuklar üzerindeki etkileri göz önünde bulundurularak Türkiye’deki tüm çocukların barış sürecine dair görüşleri alınmalı ve ifadeler doğrultusunda planlamalar yapılmalıdır.
  • Çatışma sonrası dönemde geçmişle hesaplaşma ve adaletin tesisi için yapılacak geçiş dönemi adaleti çalışmalarında çocuk odaklı yaklaşım benimsenmeli ve çocuğun yüksek yararını gözeten sistemli ve yaygın çalışmalar yapılmalıdır.