İNSAN HAKLARI DERNEĞİ
ELAZIĞ T, F, E, KADIN, BTOK (BELİRLİ TİPİ OLMAYAN KAPALI) HAPİSHANELERİNE İLİŞKİN
HAK İHLALLERİ RAPORU

OLAY

İnsan Hakları Genel Merkezi ve şubelerine yapılan yoğun başvurularda Türkiye’nin değişik hapishanelerinden Elazığ hapishanelerine sevk edilen mahpuslara, kötü muamelede bulunulduğu, kanuni haklarından mahrum bırakıldıkları yönünde iddialarda bulunulmuştur. Yaşanan hak ihlallerinin tespiti ve raporlanması amacıyla İnsan Hakları Derneği adına bir heyet oluşturulmasına karar verilmiştir. Derneğimiz 14 Şubat 2017 gelen yoğun Hak ihlalleri nedeniyle bu hapishaneleri ziyaret etmiş raporunu kamuoyu ile paylaşmıştır. Aradan 6 ay geçmesine rağmen Elâzığ hapishanelerinde bir düzelme olmaması üzerine 04.08.2017 tarihinde tekrar bu hapishaneler ziyaret edilmiş ve bu rapor düzenlenmiştir.

HEYETİN OLUŞUMU

Yoğun başvurular nedeniyle, Elazığ T, F, E, KADIN, Belirli Tipi Olmayan Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumlarında yaşandığı iddia edilen hak ihlallerinin tespiti ve raporlaştırılması amacıyla İnsan Hakları Derneği Genel Merkezi adına bir heyet oluşturulmasına karar verilmiş ve heyetimiz 04.08.2017 tarihinde söz konusu hapishanelere bir ziyaret gerçekleştirmiştir.

Heyette yer alanlar;

  • İHD MYK Üyesi Genel Sayman Sevim Salihoğlu
  • İHD MYK Üyesi Genel Sek Yrd Necla Şengül
  • İHD MYK Üyesi Ve Batman Şube Başkanı Mehmet Bağatır
  • İHD Batman Şube Yönetim Kurulu Üyesi Devran Yıldız
  • İHD Batman Şube Yönetim Kurulu Üyesi İlyas Tarım
  • İHD Diyarbakır Şube Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Yalçın,
  • İHD Diyarbakır Şube Yönetim Kurulu Üyesi Hediye Saltan,
  • İHD Elazığ Şube Başkanı Behzat Hazır.

HEYETİN GİRİŞİMLERİ

Heyetimiz 02.08.2017 tarihinde Elazığ cezaevi savcısı ve cezaevi müdürlerinden randevu talebinde bulunmuştur. T Tipi cezaevi Müdürü randevumuzu kabul etmiş ve randevu saati belirlenmiştir. Daha sonra cezaevi savcısı kalemi ile yapmış olduğumuz görüşmeler sonrası iş yoğunluğu nedeni ile randevu talebimiz reddedilmiştir. Aynı saatlerde T Tipi Cezaevi müdürü de randevumuzu iş yoğunluğu nedeniyle reddetmiştir.

TÜRKİYE HAPİSHANELERİNE İLİŞKİN GENEL DEĞERLENDİRME

Bilindiği üzere, İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nin 5. maddesi ve Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin 7. Maddesi, hiç kimsenin işkence veya diğer zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya cezaya maruz bırakılmayacağını öngörmektedir. Ancak, Türkiye hapishaneleri, hak ihlallerinin en yoğun yaşandığı mekânlardandırlar. Adalet Bakanlığının resmi verilerine göre;

Türkiye’de; 13/01/2017 tarihi itibari ile

  • 292 kapalı ceza infaz kurumu,
  • 70 müstakil açık ceza infaz kurumu,
  • 2 çocuk eğitimevi,
  • 8 kadın kapalı,
  • 4 kadın Açık,
  • 6 çocuk kapalı ceza infaz kurumu

olmak üzere toplam 382 ceza infaz kurumu bulunmakta olup bu kurumların kapasitesi 202.675 Kişiliktir. Yine Adalet Bakanlığının son güncel resmi verilerine göre 01.11.2016 tarihi itibariyle Türkiye’de 197.297 mahpus bulunmaktadır. [1] 220.000’e yakın mahpusun bulunduğu Türkiye hapishaneleri, başta yaşam hakkı ihlalleri olmak üzere her türlü insanlık dışı ve onur kırıcı muamelenin yapıldığı birer işkence mekânları haline gelmişlerdir. Sivil toplum örgütlerinin, ihlallerin ortaya çıkarılması ve kamuoyunun dikkatine sunma girişimlerine rağmen, hapishanelerin bu gerçekliği değişmemiştir. Türkiye Hapishanelerinde, halen yoğun olarak ölümler, sevk ve sürgünlerişkence ve kötü muamelesağlık hakkına erişimin engellenmesi, tecrit ve izolasyonailelerle görüş engellerihaberleşme haklarının engellenmesi, disiplin soruşturmaları gibi çok sayıda hak ihlali yaşanmaktadır.

Ülkede yaşanan darbe girişiminden sonra uygulamaya konan OHAL’in hapishanelerdeki yansıması, mahpusların zaten kısıtlı olan yaşamsal ihtiyaçlarını büyük ölçüde kaldırmıştır. Özellikle siyasi mahpuslara işkence ve kötü muamelenin de dozajı artmıştır. Yayınlanan KHK’ler ile birlikte mahpusların aile ve avukat görüşlerinde kısıtlama yoluna gidilmiş, ayda bir yapılan açık görüşler iki ayda bir yapılmaya başlanmış, mahpusların telefon görüşmeleri 15 güne çıkarılmış, mahpusun yakınları dışında 3 kişilik görüş hakkı kaldırılmıştır. Görüşlerde hem mahpuslar, hem de aileleri küçük düşürücü muameleye tabi tutulmuşlardır. Ayrıca, muhalif basının ve yasaklı olmayan birçok kitabın hapishanelere girişleri engellenmiş, mahpusların mektup hakları kısıtlanmış ve haber alma özgürlüğü ihlal edilmiştir.

Mahpusun avukatı ile görüşmesinde, toplumun ve ceza infaz kurumunun güvenliğinin tehlikeye düşürülmesi, “terör” örgütü ve diğer suç örgütlerinin yönlendirilmesi, bunlara emir veya talimat verilmesi veya yorumlarla gizli, açık veya şifreli mesajlar iletilmesi ihtimalinin varlığı halinde cumhuriyet savcısının kararıyla; tutuklu ile avukatın görüşmeleri teknik cihazla sesli veya görüntülü olarak kaydedilebilir. Tutuklu ile avukatın yaptığı görüşmelerin izlenmesi için görevli hazır bulundurulabilir, tutuklunun avukatına veya avukatın tutukluya verdiği belge veya belge örnekleri, dosyalar ve aralarında geçen konuşmalara ilişkin tuttukları kayıtlara el konulabilir veya görüşmelerin gün ve saatleri sınırlandırılabilir” hükmü getirilmiştir. Yine yayınlanan KHK’ler kapsamında cumhuriyet savcısı tutuklunun avukatı ile görüşmesini tamamen engelleyebilmekte, hatta avukatın değiştirilmesini talep edebilmektedir. Dolayısıyla cumhuriyet savcısına tutuklunun savunma hakkını açıkça gasp edebilme yetkisi verilmiştir. Darbe girişiminden sonra yaşanan yoğun tutuklamalar, hapishanelerin kapasitesinin kat be kat üstünde mahpusun hijyen ortamından uzak aynı ortamda bulunmasına neden olmuş bu durum, özellikle Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da bulunan hapishanelerden Türkiye’nin batısına doğru yoğun sevk/sürgünler yaşanmasını da beraberinde getirmiştir. Yaşanan sevk – sürgünlerle, ailelerinden binlerce kilometre uzaktaki hapishanelere nakil olunan yüzlerce mahpusun da aileleriyle görüş hakkını imkânsız hale getirmiştir. Ayrıca, yaşanan nakillerde mahpuslar fiziki şiddete maruz kalmış ve çıplak aramaya tabi tutulmuştur.

Ulusal ve uluslararası mevzuat gereği işkence insanlığa karşı bir suçtur. Hükümetin, işkence olaylarını önlemek için etkili kanuni, idari, adli her türlü tedbiri almakla yükümlü olduğu, hiçbir istisnai durum,  ne harp hali ne de bir harp tehdidi,  dâhili siyasi istikrarsızlık veya herhangi başka bir olağanüstü halin, işkencenin uygulanması için gerekçe gösterilemeyeceği, bir üst görevlinin veya bir kamu merciinin emrinin, işkencenin haklılığına gerekçe kabul edilemeyeceği ve işkence uygulayan veya bu suça iştirak eden kişilerin fiillerinin cezalandırılması gerektiği açıktır. Ancak, hapishaneler ve gözaltı merkezlerinde, birçok işkence vakası tespit edilip rapor aştırılmış olmasına rağmen, hükümet yetkilileri bu tespit ve iddiaları red etmiş ve birçok kez işkenceyi meşrulaştıracak açıklamalarda bulunmuşlardır.

Diğer yandan hasta mahpusların durumu güncelliğini korumaktadır. İnsan Hakları Derneğinin kamuoyuyla paylaştığı son verilere göre hapishanelerde halen 363’ağır hasta mahpus olmak üzere toplam 1036 hasta mahpus bulunmaktadır. Oysa ağır hasta mahpusların serbest bırakılması, diğer kronik hastaların da sağlığa erişim hakkının güvence altına alınması gerekmektedir.

Ne yazık ki; gelinen aşamada hükümetin hapishaneler politikası, hapishanelerde yaşanan hak ihlallerini ve sorunları derinleştirmeye devam etmektedir.

ELAZIĞ HAPİSHANELERİ HK. GENEL BİLGİ

ELAZIĞ T, BTOK, KADIN, E, F TİPİ HAPİSHANELERİNE İLİŞKİN GENEL BİLGİ

22.10.1988 tarihinde şehir merkezine 11 km uzaklıktaki merkeze bağlı Ataşehir mahallesinde inşa edilen Elazığ T Tipi Hapishanesi; F, Btok, Kadın, E Tipi Hapishanesinin Elazığ – Malatya çevre yolu tarafına bakan kısmında yeni inşa edilen bir hapishanedir. Görüşülen ve başvuruda bulunan mahpuslar, bu hapishanenin ilk mahpuslarıdırlar. Hapishanenin güneyinde yeni çevre yolu, doğusunda şehir merkezi, kuzeyinde Elazığ- Malatya Demiryolu hattı, batısında ise boş arsalar bulunmaktadır. Hapishaneye Elazığ E Tipi Hapishanesinin ön nizamiyesinden giriş yapılmakta olup; yaklaşık 150 metrelik yürüyüşten sonra ziyaretçi kabul binasına giriş yapılabilmektedir. Hapishanenin kapasitesine ilişkin olarak resmi bir veri olmamakla birlikte infaz koruma memurları tarafından kapasitenin 1000 civarında olduğu söylenmiştir.

ADALET BAKANLIĞININ T TİPİ HAPİSHANELERİ İLE İLGİLİ TANITIM METNİ

Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğünün resmi internet sitesi olan http://www.cte.adalet.gov.tr adresinde T Tipi Kaplı Ceza İnfaz Kurumlarına ilişkin olarak;

“Bu ceza infaz kurumları; büyük kentlerdeki eski ceza infaz kurumlarının yerlerine ya da kapasite yetersizliğine çözüm amacıyla inşa edilen veya edilecek olan uluslararası standartlara uygun, kapalı ceza infaz kurumlarıdır. Tutuklu ve hükümlülerin barınma, sağlık, eğitim ve her türlü iyileştirme taleplerine cevap verecek yeterli fizikî alanlar bulunmaktadır. Bu faaliyetlere ilave olarak, sportif ve kültürel hizmetlerin sunulacağı mekânlar da mevcuttur.

8 kişilik 72 oda, 3 kişilik 8 oda, 1 kişilik 16 odadan olmak üzere toplam 616 kişi kapasiteli olarak planlanmış olup, 3 ve 8 kişilik odalar dubleks olarak yapılmıştır. Tek kişilik odalar 12 m2 olarak projelendirilmiştir. 3 kişilik odaların alt ve üst kat ortak yaşam ve yatak bölümleri 27’şer m2’dir. 8 kişilik odaların üst kat yatak bölümleri net 28 m2, alt kat ortak yaşam bölümleri 32.5 m2’dir. 8 kişilik ünitelerde 35 m2, 3 kişilik ünitelerde 30 m2 havalandırma bahçeleri yer almıştır.

T tipi ceza infaz kurumunda hükümlü ve tutukluların sosyal ve kültürel alanları tanzim edilmiş, bu çerçevede net kullanım alanlarına sahip 494 m2’lık kapalı spor salonu, 251 m2’lik açık spor alanı, 226 m2’lik çok amaçlı gösteri salonu; ayrıca aynı anda 450 kişinin açık görüş, 36 kişinin kapalı görüş yapacağı alanlarla birlikte, 32 kişilik avukat görüş mahalli bulunmaktadır.

Ceza infaz kurumunda eğitim ve iyileştirme faaliyetleri çerçevesinde iş atölyeleri, dershane ve kütüphaneler ile revir ve sağlık üniteleri de yer almaktadır.

Sekiz, üç ve tek kişilik oda sistemine uygun olarak projelendirilen T tipi kapalı ceza infaz kurumları, koğuş sisteminden kaynaklanan güvenlik zafiyetlerini büyük ölçüde azaltmaktadır. Ceza infaz kurumunda günlük hizmetlerin (sayım, hastane, ziyaret, duruşma, tahliye, görüş vb.) kayıt altına alınması ve personelin idari blok ile hükümlü ve tutuklu bloklarına geçişlerin kontrol edilebilmesi amacıyla planlanan ve tüm sirkülasyonun organize edildiği bir kontrol merkezi bulunmaktadır.

Kurumda, giriş-çıkışların kontrolü ve izinsiz girişleri engellemek üzere, göz biyometrisi ile binaya tüm giriş-çıkışlarda elektronik arama amaçlı olarak kullanılan duyarlı kapı ve X-Ray cihazı bulunmaktadır.Ray cihazı ceza infaz kurumuna giren her türlü eşya ve erzakın X ışınları ile detayını almak üzere kurulmuş bir sistemdir. Sistem iki ayrı monitöre bağlı olarak çalışmakta, monitörler eşyanın detay ve içeriğini gösterme amaçlı kullanılmakta, şüphe duyulan nesneler üzerinde yakın gösterim (zoom) yapılabilmektedir. Ceza infaz kurumunun dış güvenliği jandarma tarafından sağlanacaktır. Bu nedenle ceza infaz kurumunun ihata duvarı üzerinde jandarma nöbetçi kuleleri bulunmaktadır.

Ceza infaz kurumu dış güvenliğinin sağlıklı yürütülmesi için çevre ışıklandırması yapılmıştır. Aramalarda ayrıca el detektörü de kullanılmaktadır. Kapalı ceza infaz kurumlarında görev yapacak yönetici ve hizmet personeli standartları önceden belirlenmiştir. Bu ceza infaz kurumlarında; kurum müdürü, ikinci müdür, idare memuru, sayman ile yeterli sayıda doktor, diş hekimi, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, öğretmen, kâtip, sağlık memuru, infaz ve koruma baş memuru, teknisyen, infaz ve koruma memuru, hasta bakıcı, odacı, çamaşırcı, kaloriferci ve hizmetli görev yapmaktadır.

Her bölümün ortak yaşam alanında bir adet tv anten girişi, bir adet çok kanallı merkezî radyo, küçük bir mutfak (çay pişirme ve pişirilmeden yenebilen sebze meyveler ile bulaşıkların yıkanması için) elektrikli ısıtıcı için bir adet priz, acil durumlarda personelin çağrılması için 1 adet ışıklı çağırma butonu bulunmaktadır.” denilmiş ve Türkiye’de 54 adet T Tipi Hapishanenin olduğu belirtilmiştir.

E TİPİ HAPİSHANESİ’NİN GENEL DURUMU

1939 yılında il merkezinde 350 yatak kapasiteli eski tip cezaevi olarak açılan kurumumuz, 22.10.1988 tarihinde şehir merkezine 11 km uzaklıktaki Bakanlığımıza ait 161.250 m² arazinin 11000 m² lik oturum alanı üzerine “E-Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu” olarak inşa edilmiş; 04.06.1999 tarihli Bakanlık onayı ile de oda sistemine dönüştürülmüştür. Kurumumuz, doğu ve güneydoğudaki 18 il ile mülhakat cezaevlerinin hükümlü ve tutukluları için “Madde Bağımlıları ile Ruh Ve Sinir Hastalıkları Tedavi Ve Müşahede Merkezi” konumunda olduğundan daha önce toplam 5 blok ve 52 oda mevcut ile 450 yatak kapasiteli iken C-Blokta ruh sağlığı bozuk hükümlü ve tutukluları için yapılan rehabilitasyon merkezinde 26 oda, 58 kişi kapasite elde edilmiş bununla birlikte kadın, çocuk ve yetişkinler için 48 oda ve 382 kişilik kapasite ile toplamda 440 kişilik fiili kapasiteye ulaşılmıştır. Kurumumuzun ana binasının etrafında 10 m mesafede 5 m yükseklikte perde beton ile yapılmış ihata duvarı mevcut olup; üzerinde 1m yükseklikte dikenli tel bulunmaktadır.

  • Elazığ T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu
  • Elazığ E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu

BELİRLİ BİR TİPİ OLMAYAN KAPALI CEZA İNFAZ KURUMLARIMIZ VE ÖZELLİKLERİ 

Değişik tipleri mevcut olan bu tür ceza infaz kurumlarının kapasiteleri de farklıdır. Kapasitelerine göre revir, müstakil mutfak, bulaşık ve çamaşırhane, soğuk hava deposu, mescit, berber, özel ziyaretçi mahalli, hamam ve iş atölyeleri bulunmaktadır. Bugün için faal olan ve kullanılan herhangi bir tip proje üzerine inşa edilmeyen il ceza infaz kurumu binaları kaloriferli olup kadın ve çocuk hükümlüler ile jandarmanın da kurumda ayrı bir bölümü mevcuttur.

  • Elazığ 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu
  • Elazığ 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu

HEYETİN İNCELEMELERİ ÖNCESİ DERNEĞİMİZE YAPILAN BAŞVURULAR

*26.07.2017 tarihinde derneğimize Elazığ T Tipi Kadın Hapishanesinden gelen mektupta (kişi sonuna ismini yazmamıştır): 

”Koğuşlarda kameralar var. Kameraların kaldırılması için tüm hukuki yollar denenmiş karşılığında ise iletişim ve haberleşme cezaları almışlardır. Kamerayı kıran kişiler ve kırmayan kişiler de hücre cezaları almışlardır. Cezaevi memurları saldırgan, provokatör bir dil ile tehdit vari, tahrik eden üslupla koğuşlara gelmekteler. Bazı kişileri süngerli odaya atmışlar. Süngerli odada iki kamera bulunmakta, lavabo odanın tam ortasında kamuflesiz bir durumda. İki kameranın görüş alanı kapsamındadır. Bu kişiler 12 saat aç, susuz bırakılmışlardır. Lavabo ihtiyaçlarını da giderememişlerdir. 12 saat sonucunda hücreye alınmışlar ve günlerce hücrede kalmışlardır. Sayım vermede sorunlar çıkmaktadır. Daha öncesinde hem darp edilmiş hem de görüş cezaları almışlardır. Mahkemeye de çıkmışlardır. Şu an tekrardan sayım tutanakları tutulmaya başlanmıştır. Verilen her disiplin cezası en az 3 aydan başlamaktadır. Tüm koğuşa verilmektedir. Atılmayan sloganlardan dahi sorumlu tutulup ceza almaktadırlar. (Newroz ateşine bile tüm koğuşa 3 ay iletişim ve haberleşme cezası verilmiştir.)26.07.2017 günü koğuşa gelen memurlar Diyarbakır’dan gelen mahpusların ayakta sağ ve sol elle, oturarak sağ ve sol elle yazı örneklerini almışlardır. Gerekçe olarak da savcılık istemi gösterilmiştir 21.07.2017 tarihinde ani bir koğuş baskını yaşanmıştır. Memurlar dolaplara dalıp yazılı tişörtleri toplamışlardır. Başgardiyan ”özel harekât çağırırım, gerekirse üzerinizdeki yazılı tişörtleri zorla alırım” gibi söylemlerle tehdit ve hakaretlerde bulunmuştur.”

*11.06.2017 günü Elazığ Kadın Hapishanesinden Songül Bağatır’dan gelen mektupta:

Şakran’da aldığı hücre cezası sonucunda mahkeme sonuçlanmadan kendisini 12 gün hücreye atmışlardır. Onların açtığı dava beraatla sonuçlanmasına rağmen hücre cezası düşmemiş. Küçük bir newroz ateşi yaktıkları için tüm koğuş 3 ay iletişim cezası almıştır. Sadece ateşi söndürüp gitmişlerdir. Koğuş kapasitesi 16 olduğu halde 27 kişi aynı odada kalmaktadırlar. Bu kişiler içinde yaşlılar, çocuklar, hastalar da vardır. Yemekler az verilmektedir. Her bir kişi hakkında en az 6-7 tane disiplin cezası bulunmaktadır. Haftalarca sıcak su verilmemekte, soğuk sular kesik kesik verilmektedir. 1 aya yakındır lavabo kapıları bozuktur, tamir edilmemektedir. Akşam saat 7’de kapı kapanıp sabah 7de açılmaktadır. Koğuşa yeni gelen yaşı küçük mahpuslara ceza vermek için yaşları büyültülmektedir (Bu olay Elazığ E Tipinde yaşanmıştır). Yaşı küçüklere ”bir şey olduğunda bizi ara, sayımlarda kendini bizim kucağımıza at” denilmiştir. Bu kişiler geldiği gün apar topar alınıp E Tipinde bulunan adliler ve aynı zamanda bağımsızların arasına gönderilmişlerdir. Üstelik bir kişinin yaşını doldurmasına 6 gün kalmıştır. Sürekli sürgün ile tehdit edilmektedirler. 4 koğuşları olmasına ve boş koğuşlar olmasına rağmen koğuşları 2’ye düşürülmüş, bunu yaparken de ”asla koğuş talebiniz olmasın” şekline tehdit edilmişlerdir.

*İzmir şubemize 12 Ağustos 2017 yapılan mektup başvurusunda Hanifi Eser:

“Elazığ T Tipi Cezaevinden Kepsut Cezaevine sürgün geldim. 24 yıl hükümlüyüm. Cezaevinde yediği darbeden dolayı akciğerinde hasar oluştu. Akciğerden parça aldılar. Pazartesi günü (07.8.2017) ameliyat oldum. Taburcu olup cezaevine geri gönderilecek. Geldiğim Elazığ 2 No’lu Yüksek  Güvenlikli Hapishanesinde tutuklulara yönelik  hak gaspı baskı  ve işkenceye varan uygulamalar devam etmektedir.”

*İHD genel merkezine başvuruda bulunan Hüseyin GÜRSOY:

“30 Temmuz 2017 tarihinde D- 3 hücresinde tutulan;   Ercan BİNAY, Cemalettin  GÜRSOY ve Mustafa AYTAÇ gardiyanların saldırısına maruz kalıp tek kişilik hücrelere konuldular.  Hiçbir hukuki idari dayanağı bulunmayan tamamen bu uygulama, hücrelerde içme suyu sabun ve yatak başta olmak üzere hiç bir ihtiyaç ve temizlik malzemesi verilmeyerek işkenceye dönüştürülmüştür. Hapishane idaresi bu uygulamalarına dayanak oluşturmak amacıyla tutsaklara yönelik  düzmece iddialarla (Gardiyanları darp etmek vb.) soruşturma açmıştır.

Ağabeyim Cemalettin  GÜRSOY  ile yaptığım 01.08.2017 tarihli görüşmede   kendisi, mahpuslara yönelik saldırı ve tehditlerin daha da boyutlanacağı endişesini taşıdıklarını, Tüm bu konularla ilgili olarak Elazığ  Cumhuriyet  Başsavcılığına tarafımdan suç duyurusu yapılmıştır” beyanında bulunmuştur.

* İHD genel merkezine E Tipi kapalı hapishanesinden başvuruda bulunan   Bedrettin Adıgüzel:

14 Mart 2017 tarihinde gönderdiği mektupta ”15 temmuz askeri – darbe girişiminden sonra darbeyi yapan ve yaptıranlar unutulmuş çeşitli bahane ve gerekçelerle Kürt halkı, Liberaler, aleviler sosyalist öğrenciler, Akademisyenler ve gazetecilerin yanı kısaca özgürlük, eşitlik ve adalet isteyen bütün kesimlerin topyekûn bir yönelimi var ve bu kirli politikaların OHAL ve KHK’lerle meşrulaştırılmaktadır. Bizler siyasi tutsaklar olarak OHAL ve KHK’lar gibi gerekçelerle keyfi uygulamalara maruz kalmaktayız. Şuan kaldığımız odalarımızın çoğu hücre statüsündedir. Yani disiplin cezası olan tutuklu ve hükümlüleri için hazırlanmış odalardır. Ve bu odalarda 12-13 kişi kalmaktayız. Banyo ve tuvaley aynı durumdadır ve hijyenik yok. Dolayısı ile mikrop kapma ve hastalanma durumumuz yüksektir. Ayrıca 60 yaş üzeri tutuklu arkadaşlarımız bulunmaktadır. Bu arkadaşların sağlıklı yaşama ortamı tamamen kalkmıştır. Ayrıca haftada 1 yada 2 kez çıkılması gereken spor haklarımızı keyfi gerekçeler ile durdurulmuştur. Kurslarımızı Hobilerimiz ve diğer sosyal aktivitelerimiz KHK’ler adı altında kaldırılmıştır. Aile görüşünde kısıtlanmaya gidilmiş 3 kişilik arkadaş görüşü kontejanı tamamen kaldırılmıştır. Ayrıca cezaevi yönetimi AKP’nin seçim kampanyasını yapmaktadır ve bu temelden merkezi hükümetten kaynak destek alınmaktadır. Öyleki bütün adli tutuklu ve hükümlü tutukluları toplayarak referandumun “Evet” demeleri karşılığında 5 yıllık cezalarını düşürüleceğinin vaadini vermektedirler. Bu anlamıyla oy hakkı olmayan hükümlülerin adli (ailelerin ) bu temelde ikna edip çeşitli kurumlara yönlendirmektedirler. Defalarca resmi olarak KHK’ları istememize rağmen bizlere hiçbir şekilde gösterilmemektedir. Bu da gösteriyor ki bu uygulamalar keyfi ve inisiyatife bırakılmıştır.”

*Elazığ T Tipi Kapalı Cezaevi’nde başvuruda bulunan Dilşad Şengül:

Gönderdiği mektupta cezaevinde yaşanan hak ihlallerini yazdı. Kadın tutukluların kaldığı koğuşların hemen arkasındaki koğuşlara Gülen cemaatine üye olanların kaldığını ve kendilerini rahatsız ettiğini belirten Şengül, koğuşlarına elma, soğan ve ekmek gibi yiyecekler ile saldırdıklarını aktardı. Şengül, bu tutukluların İstiklal Marşı ve dini içerikli sloganlarla provokasyon yarattıklarını belirtti. Şengül, “Cezaevi idaresi de bu duruma karşı herhangi bir tutum sergilemiyor. Aksine onları destekler nitelikte konuşuyor. İlerleyen süreçte farklı şeyler atmamalarının garantisi yoktur” dedi. Hasta tutukluların tedavileri engellendiğini revire ayın sadece iki günü çıkarıldıklarını vurgulayan Şengül, şunları yazdı: “Elimize alakası olmayan ilaçlar verilerek geçiştiriliyor. Örneğin migreni olan arkadaşın migren ilacı getirileceğine soğuk algınlığı için kullanılan ‘Aferin’ ilacı getiriliyor. Buna benzer birçok trajikomik durumlar yaşanıyor. Fiziki muayene yok. Acil hastaların sevkleri 3 haftadan önce yapılmıyor. Gerekçe olarak da sayı fazlalığını önümüze sürüp ‘sıranızı bekleyin’ diyorlar.” 

*25.02.2017 tarihinde Adana şubemize gelerek başvuruda bulunan Adile YILMAZ:

“Eşim Abdulvahap YILMAZ ile 22.02.2017 tarihinde Elazığ T Tipi Kapalı Cezaevi’nde açık görüş gerçekleştirdik. Görüş sırasında bana aktardığına göre koğuşlarda kendisinin ve arkadaşlarının koğuşlarında keyfi olarak çıplak aramaya tabi tutulduklarını görevlilerin ve gardiyanların onur kırıcı söylemlerde bulunduğunu ve yine keyfi olarak koğuşlardan çıkarılarak dövüldüklerini aktarmıştır.”

*01.03.2017 tarihinde İHD Diyarbakır şubemize başvuruda bulunan Muhammed Can Özkan:

“Babam Abdurrahman Dinç, yaklaşık 25 yıldır cezaevinde olup, Türkiye’nin birçok cezaevinde kalmıştır. Babam şuan Elazığ T Tipi Cezaevinde kalmaktadır. Babam yıllar önce evden ayrıldığı için onun nüfusuna kayıtlı değiliz. Babamın iddialarına göre Ermenek ve Amasya cezaevlerinde kendilerine zehir verildiğini söyledi. Babam cezaevinde birçok hastalığa yakalandı. Sağlık durumu oldukça ciddidir. Buna rağmen hiçbir şekilde tedavisi yapılmamaktadır. Koğuşlarının kapasitesi 10 kişilik ancak 20 kişi kalıyorlar. Bize detaylı bir şekilde oradaki durumu anlatamıyor. Babamın bir an önce acil bir şekilde tedavisinin başlatılmasını ve sağlığına kavuşması için tam teşekküllü bir hastaneye sevkinin yapılmasını talep ediyorum.”

25-09-2017 günü Ağrı şubemize başvuran Fahrettin COŞKUN:

”Kayınım Emrah ABA daha önce Gümüşhane E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü iken 30 arkadaşı ile birlikte gece yarısı saat 04.00 sıralarında giyinmelerine bile izin verilmeden, yataklarından alınarak eşortman katıyla ters kelepçe vurularak ring araçlarına bindirilerek Elazığ 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna sevk edilmişlerdir. Ring araçları ile yapılan sevk sırasında, 12 saat boyunca su verilmeden daha inşaat halinde bulunan, inşaat kalıntılarının temizlenmediği Elazığ 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna götürülmüşlerdir. Önce Gümüşhane E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda kalan özel eşyaları kendilerine verilmediği gibi aileleri tarafından verilen eşyaları ise gecikmeli olarak kendilerine verilmiştir. Aileler tarafından hükümlülere göndertilen eşyaların bir kısmı halen kendilerine verilmemiştir. Tüm bunların üzerine 25-09-2017 pazartesi günü telefon görüşmesine çıkarılan kayınım Emrah ABA, 7-8arkadaşı ile birlikle tek kişilik hücrelere atılmışlardır. Bu kişilere bundan sonra telefon ve görüş yasağının uygulanacağı kendilerine bildirilmiş. Cezaevin de bulunan hükümlü Emrah ABA ve diğer arkadaşları için İnsan Hakları olarak hükümlülerimize karşı gerçekleştirilen ve gerçekleşebilecek hak ihlallerine karşı gerekli duyarlığı gösterilmesini, hükümlülere karşı yapılan bu hak ihlallerinin giderilmesini istiyoruz.”

HEYETİN MAHPUSLARLA YAPTIĞI GÖRÜŞMELER

ELAZIĞ T TİPİ KAPALI CEZAEVİ’NDE MAHPUSLARLA YAPILAN GÖRÜŞMELERİN DETAYLARI

04 Ağustos 2017 tarihinde Elazığ 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevinden Mahpus Sinan Çelik şu beyanlarda bulunmuştur:

Diyarbakır Bağlar’da gözaltına alındığını, 9 Ekim 2014 günü 3 saat savcılığa haber verilmeden işkence yapıldığını, kendisini soyarak içinde kırılmış cam parçaları bulunan arabanın bagajına attıklarını ve vücudunu yaralar içinde bıraktıklarını beyan etti. Göz damarı yırtıldığı için gözyaşı üretemez hale gelmiş. İlaç ve yapay gözyaşı olmazsa kör olma tehlikesi var. İlaçlarını sürekli alıyor. 5 yerden burnunu kırmışlar,3 kere ameliyat olmuş. Ancak bir kere daha ameliyat olması gerektiği halde sevk edilmediği için ameliyat olamıyor. 5 gün gözaltında işkence yapmaya devam etmişler. Elektroşok verilmiş, parmakları hala sızlıyor. Daha sonra Diyarbakır D tipi cezaevine gönderilmiş. Osmaniye’de 3 ay, Tekirdağ 2 nolu’da 7 ay,1 nolu’da 5 ay, Elazığ T tipinde 2 ay, Elâzığ 2 Nolu da 3 ay kalmış. Bu sürgünler isteği dışında gerçekleşmiştir. Elazığ T tipinde zorla çıplak arama yapılmış. Gardiyanlar ayaklarından kaldırarak elbiselerini zorla çıkartıp yere atmış. OHAL’den kaynaklı hiçbir hakları verilmemiş. Gizli bir genelge olduğu söylenmiş. 2 Noluya getirilirken zorla çıplak arama yapılmış. Bir buçuk ay önce geçen arkadaşlarına mazgaldan selam verdikleri için yaklaşık 15-20 gardiyan saldırıda bulunmuş. Saldırı yaklaşık 20 dakika sürmüş. Yumruklama, tekme, küfür, hakaret şeklinde gelişmiş. Cezaevi idaresi ne revire ne hastaneye götürmüş, ne de ilaç vermiş. Savcılığa yazdıkları yazı sonucunda savcılık talimatıyla gece hastaneye götürmüşler. Bu darp olayına ilişkin rapor vermişler. Savcılığa şikâyet edilmiş ancak gardiyanlar da şikâyette bulunmuş. Bu sebeple kendisi ve diğer mahpuslar 15’er gün hücre cezasını görüşme yapıldığı gün de çekmekteydiler. (8.gündür hücrede olduğunu beyan etti.)Şikâyet olumlu sonuç vermemiş, takipsizlik kararı gelmiştir. Aynı gardiyanlar arada sözlü tacizde bulunmaktaymış. Son bir yıldır sadece geçen hafta spora çıkartıldıklarını bunun dışında herhangi bir faaliyet yapamadıklarını beyan etti. Açık görüşler 2 ayda bir sadece 20-25 dakika yapılabiliyor. Aile ile araya temas olmasın diye masa koyulmuş. Özgürlükçü Demokrasi gazetesi haftada 1 veya 2 kere veriliyor. Mektup alış-gönderiş süresi uzamış. Kitap sınırlaması 7 tane. Okuyup depoya bıraktığın kitabını habersiz aileye veriyorlar. Not bahane edilerek koğuş basılıyormuş. Mehmet Dursun’a 5 günlük hücre cezası verilmiş. 25 yıldır cezaevinde ve bel fıtığı olduğu için tek başına ihtiyacını karşılayamıyor. Hücrede fenalaşınca 2 defa yoğun bakıma gönderilmiş. Yeniden 15 günlük hücre cezası verileceği söylendi. Hasta ve yaralıların tedavileri yapılmıyor. Sevkler çok geç yapılıyor. Araştırma hastanesindeki bazı doktorlar özellikle kelepçeli muayene etmek istediklerine insanlık onuruna aykırı hareket ediyorlar. Nihat Bektaş 3 tane kurşun ile cezaevinde tutuluyor. (iltihaplanmış) 4 aydır Bitlis’ten yaralı halde getirilmiş ve sadece bir defa hastaneye götürülmüş. Hastane cezaevi idaresine yazı yazmasına rağmen tedaviye götürülmüyor. Saat getirmek güvenlik gerekçesiyle yasaklanmış. Akraba olanların aynı koğuşa gelmesi engelleniyor. 40 kişi hücrede tutuluyor.

04 Ağustos 2017 tarihinde Elazığ E Tipi Cezaevinde Mahpus Baran Barış Korkmaz şu beyanlarda bulunmuştur:

15 aydır tutukludur. Gizli tanık ifadesinden dolayı gözaltına alınmıştır. Cezaevine girişte gardiyanlar art niyetli davranarak adli koğuşlara geçmesi yönünde telkinlerde bulunmuşlar. Bu şekilde psikolojik bir şiddete maruz kaldığını beyan etmiştir .OHAL’den sonra cezaevi şartları çok değişmiş. Sosyal faaliyet ve alanlar sıfırlanmış. Ortak alan ve sohbetler tamamen kesilmiş. İç posta yolu kapanmış, koğuşları tecrit altına almaya çalışıyorlar. Kitap alışverişi koğuşlar arası yasaklanmış. Gardiyanların hal ve tavırları sanki emir altındalarmış gibi her istediklerini yaptırmak ister şekilde.4-5 kişilik koğuşlarda 10-12 kişi kalıyorlar. Boş koğuşlar olmasına rağmen yeni koğuşlar güvenlik gerekçesiyle açılmıyor. Aile kitapları kargo ile yollamak zorunda bırakılmış. Yeni radyo istenmesi yasaklanmış. Telefon görüşmesi 2 haftada bir yapılıyor. Avukat görüşleri sadece mesai saatleri ile sınırlandırılmış. Eylem GÖK hamile olmasına rağmen hastaneye götürülme konusunda sürekli idareye dilekçe vermesine de rağmen götürülmüyor. Kelepçeli götürülme ve muayene dayatılıyor. Suat Sefer kolundaki uyuşmaları anormal olmasına rağmen hastaneye sevk edilmiyor. Revirdeki doktor fıtık için ”bende de var” diyerek geçiştiriyor. Özgürlükçü Demokrasi gazetesi bazen verilmiyor. Savcılık vermedi ya da gelmedi deniliyor.

04 Ağustos 2017 tarihinde Elazığ 2 nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevinden Mahpus Yannis Vasilis Yaylalı şu beyanlarda bulunmuştur:

24 Nisan 2017’den beri tutukludur. Şırnak’ta tutuklandıktan bir hafta sonra buraya isteği dışında gönderilmiştir. Gıyabında verilen tutuklama kararı gerekçe gösterilerek Roboski’deki bir taziye sırasında yakalanmıştır. Eşi Şırnak Cezaevine elbise getirmişti fakat alınmamıştı. Şırnak Cezaevinde çıplak arama dayatılmış, Şırnak’ta iç çamaşırı ve atletle kalmış. Elazığ’da da çıplak arama dayatılmış ancak müzakere sonrası sadece kazak ve yeleği çıkartılmıştır. Yüksek güvenlikli cezaevinde koğuşları 3 kişilik ve izole edilmiş halde. Diğer koğuşlarla iletişim sıfırlandı. İki hafta önce haftada 45 dakika spor faaliyeti verilmiş. Ortak alan, kitap değişimi yok. 7 kitap sınırlaması var. Gazetelere ve STK’lara yazmış oldukları yazılar engellenmiş. Eşiyle resmi nikâhı olmadığı için görüştürülmüyor. Ailesi Samsun’da yaşadığı için ziyarete gelemiyor. Aile ile telefon görüşmesi de yapamıyor. Tutunabileceği tek haberleşme yolu mektup olmasına rağmen eleştiri, cezaevi durumları gibi yazılar engellenerek gönderilmiyor. 1 kişiye günlük 150 litre su harcama hakkı veriliyor. Elektrikler paralı. 45 dakikalık görüşmeler yarım saat yaptırılıyor. Açık görüşte sadece bir kişi ile görüştürülüyor. Koğuşların yan taraflarına DAEŞ mensubu insanlar koyuluyor.

04 Ağustos 2017 tarihinde Elazığ F 2 Nolu Cezaevi’nden Mahpus Murat Mengüç şu beyanlarda bulunmuştur:

25-30 kişi yer sıkıntısı olduğu için yeni gelen sevkler hücrede tutuluyor. Darbe teşebbüsünden sonra cezaevi koşulları çok kötü hale gelmiş. Yaklaşık 3 yıldır tutukludur. Daha önce E tipinde tutulmuş. Çıplak arma dayatılmış ancak ciddi sıkıntılar çıkmamış. Cezaevinin alt zeminin ihtiyaçları tamamlanmadan apar topar tutuklu ve hükümlüler getirilmiş. Açık görüşte süre 20-25 dakika. Açık görüş olmasına rağmen görüş odalarına masa konulmuş, aileler ile sarılamıyorlar. 28 Nisan tarihinden beri hücrede tutuluyor. 6 kişi birlikte getirilmişler. Prostat iltihabı için dilekçelerini vermiş olmasına rağmen revire çıkarılmamış. Bağırsak ve mide problemleri için hastaneye de götürülmemiş. İki hafta önce bir yıldır ilk defa spora çıkarılmış. Cezaevinin mazgalı olan pencereleri dahi açılmadığı için havasız kalmış.

04 Ağustos 2017 tarihinde Elazığ T tipi Cezaevinden Mahpus Cenan Arslan şu beyanlarda bulunmuştur:

A28 koğuşunda sıkıntı kameranın 24 saat açık olması. Bir mektup cezaevi tarafından gönderilmedi buna ilişkin iletişim cezası da verildi. B14 sürekli sayımda. Özellikle baskı olduğunu bildiklerini beyan etti. Tek kişilik hücreye koyup işkence yapmışlar.

04 Ağustos 2017 tarihinde Elazığ T tipi Cezaevinden Mahpus Nuri Arslan şu beyanlarda bulunmuştur:

B14 ve kadın koğuşlarında sıkıntı var. Tek kişilik koğuşlarda işkence yapıyorlarmış. Kendi koğuşlarında sıkıntı yok ama diğer koğuşlarda yemekler az.

04 Ağustos 2017 tarihinde Elazığ T tipi Cezaevinden Mahpus Özgür Ateş şu beyanlarda bulunmuştur:

10 kişilik koğuşta 27 kişi kalıyorlar.

04 Ağustos 2017 tarihinde Elazığ 2 nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevinden Mahpus İlhan Bengi şu beyanlarda bulunmuştur:

Gümüşhane’den 30 kişi gelmiş. 11 kişi 2 Noluda. 1 tanesi hariç hepsi hücrede kalıyor. 22.06.2017 2017/70 karar sayılı kararla Birleşmiş Milletler Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesine gönderdikleri mektup idarece CGTİHC 68/3 kapsamında örgüt propagandası olarak değerlendirilip el konularak gönderilmemiş. (21.06.2017 tarih ve 2017/69 dosyası).3 kişilik odalar ve 10 adet tek kişilik hücreler var. Görüşler 45 dakikaya indirilmiş. Spor yoktu fakat 2 haftadır çıkartılıyorlarmış. 15 günde bir spora izin var. Başka bir aktiviteye izin yok. Eşya alışverişinde sıkıntı var. Cezaevindeki iki kişi birbirine giysi dahi veremiyor. Aynı aileden olanlar aynı koğuşa verilmiyor. Keyfi olarak iletişim ve haberleşme yasağı var. Gerekçe gösterilmeden yasak geliyor. (Şuan kendilerine 2 aylık ceza verilmiş durumda.) Gardiyanlar ideolojik yaklaşıyor. Müdür sorumluluk almıyor ve umursamıyor. Bu yönlü dilekçelerin hepsi reddedilmiş. Yemekler çok az, 3 kişiye verilen yemekle bir kişi doymuyor. Şakran’ dan eline 1 mektup 5 ayda ulaşmış. Oda ve koğuş değişikliği hiçbir şekilde mümkün değil. Rastgele koğuşlara atılmış. 3 yaşlı ya da 3 okuma yazma bilmeyen aynı koğuşta.

04 Ağustos 2017 tarihinde Elazığ 2 nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevinden Mahpus Cemalettin Gürsoy şu beyanlarda bulunmuştur:

01.08.2017 Pazartesi günü spora çıkarken D2 koğuşunda daha önce uygulanmayan bir şekilde ”ayakkabını çıkar, ters çevir” şeklinde emrivaki tavırlarda söylemlerde bulunulmuş. Kendileri de arama yapmak istiyorlarsa kendilerinin yapması gerektiğini söylemişler. Bunun üzerine uygulama konusunda başgardiyanla konuşması söylenmiş. Açık tenli 30’lu yaşlarda bıyıksız gardiyan ”ben zaten sinir hastasıyım beni daha fazla sinirlendirmeyin” söylemlerinde bulunup darp etmeye çalışmış. İteklenme yaşanmış. Bunun üzerine mahpuslar protesto etmişler. Yarım saat sonra başgardiyan müdür görüşme istiyor diye kendisini çağırmış. Çıktığında ise koridorda ”alın bunu” demiş ve kollarını arkadan büküp havalandırma olmayan ranza dışında bir eşya olmayan üst kattaki tek kişilik hücreye koymuşlar. Tüm taleplerine rağmen herhangi bir gerekçe sunulmamış. 8-9’a kadar yatak ve yastık verilmemiş. 8-9’dan sonra sadece yatak ve yastık verilmiş. 3 gün orada kalmışlar. Dün itibariyle havalandırması olan tekli hücreye çıkartılmış. 3 gün boyunca ise sadece 1 saat havalandırmaya çıkmış. Haklarında soruşturma başlatılmış gardiyanları darp ettikleri yönünde. Koridorda kameralar vardır ve gerçek ortaya çıkartılabilir. Ercan Biroy (E24) eşyalarını alırken gardiyan boğazına sarılıp ”seni öldürürüm” demiş. Buna ilişkin sağlık kuruluna gidip darp raporu almak istemesine rağmen henüz hastaneye götürülmemiş. Darp izlerinin kaybolma ihtimali var.

04 Ağustos 2017 tarihinde Elazığ Kadın Cezaevinden Mahpus Helin Yapıcı şu beyanlarda bulunmuştur:

Kamera sıkıntısı var. Tutuklu, hükümlü sayımı konusunda sıkıntılar çıkıyor. Su sınırlı veriliyor. 50 litre sıcak 200 litre soğuk su veriliyor.

04 Ağustos 2017 tarihinde Elazığ 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevinden Mahpus Mehmet Nafız Koç şu beyanlarda bulunmuştur:

Şeker, kalp, kolesterol rahatsızlıkları olmasına rağmen diyet yemeği çıkmıyor. 15 gündür revire çıkma talebi olmasına rağmen çıkartılmıyor. Su sıkıntısı yoktur. Kamera sıkıntısı yoktur.

04 Ağustos 2017 tarihinde Elazığ Kadın Cezaevinden Mahpus SALİHA CEBE şu beyanlarda bulunmuştur:

Her fiil ve hareket tutanağa bağlanmakta ve cezalara neden olmaktadır. Sıklıkla disiplin cezası verilmekte uyarı olmadan en üst hattan disiplin cezaları gelmektedir. Sayımla ilgili son bir haftadır sorunlar çıkmaya başlamış. Tutuklu ve hükümlü sayımı konusu gündem haline gelmiştir. Yataklar dışındaki kullanım alanlarını gören kamera sorunu bulunmaktadır. Bu yüzden insanlar kişisel bakım ve temizliklerini yapamıyorlar ya da kayıt altında yapmak zorunda kalıyorlar. Günlük kişi başı 200 litre soğuk 50 litre sıcak su verilmektedir deniliyorsa da keyfi olarak kesilerek su limiti bitti denilmektedir. En son tek tip elbiseye geçme hazırlığı kapsamında yazılı,baskılı, resimli giyim eşyaları toplanmıştır.

04 Ağustos 2017 tarihinde Elazığ 1 no’lu Kapalı Cezaevinde yaptığımız görüşmede) Zana ŞEKER şu beyanlarda bulunmuştur.

2 Aralık 2016 tarihinde Şırnak ta tutuklandıktan sonra Şırnak Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna götürüldüm. . 2017 yılının Şubat ayında Elazığ T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna getirildim. 24.08.2017 tarihinde Elazığ T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan 1 Nolu Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna getirildik.  1 No’lu Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna getirildiğimizde girişte çıplak arama yapılmak istendi. Biz kabul etmeyince de gardiyanlar zorla soyup arama yaptılar. Eşyalarımıza kısıtlama getirildi. Radyolara el konuldu. Kişi başı 7 kitaba izin verildi. Bizim bulunduğumuz koğuşlar arasına bağımsız koğuşlar konuldu. 1 siyasi koğuşun yanına 2 bağımsız koğuş olacak şekilde koğuşlar düzenlenmiş. Yeni getirildiğimiz için bunları biliyorum. Şu an 40 kişiyiz. Her odada 3 kişi kalıyoruz. Diğer bütün söyleyeceklerim Yaşar KIRMIZI ile aynı onun daha iyi anlatabileceğini düşünüyorum.

04 Ağustos 2017 tarihinde Elazığ 1 No’lu Kapalı Cezaevinde yaptığımız görüşmede Yaşar KIRMIZI’ şu beyanlarda bulunmuştur:

Ben 26 yıldır cezaevinde yatmaktayım. 24.07.2017 tarihinde Elazığ T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan 1 No’lu Kapalı Ceza infaz Kurumuna getirildik. Benim Behçet ve Koa hastalığım var..Elazığ T Tipi Kapalı Ceza infaz Kurumunda gardiyanlar sayımlarda koğuşlardan çıkıp ortak alanda sayım vermemizi istediler bizde bu durumun keyfi bir davranış olduğunu söyleyerekten bunu kabul etmedik. Sabah sayımında beni ve 3 arkadaşımı yani 4 kişiyi süngerli odaya aldılar. Süngerli odaya alınma nedeni kameraları kapatmamız ve yaptığımız başvurulardı.  Süngerli odada 2 kamera vardı. Hava almayan bir odaydı. Bizi 3 saate yakın orda tuttular. Daha sonra beni kamera kapatma nedeniyle ifadem alınacak denilerek baş memurun odasına aldılar.  3 gardiyan ellerimi tuttu ve beni darp ettiler. İsmet KARAMAN( Hazır Kuvvetin Baş Gardiyanı bana  “seni burada yaşatmam, gebertirim.” Şeklinde tehditlerde bulundu ve bana hakaret ettiler.  4 gün boyunca 4 kişi ayrı odaya konulduk. Daha sonra 4 kişi buraya sevk edildik. Bu olayla ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunduk ve bütün detayları anlatan 3 sayfalık bu dilekçenin bir örneğini size de veriyorum. (Görüşme sonunda söz konusu dilekçeye el yazısı olduğu gerekçesiyle cezaevi yönetimince el konulmuş ve mahpusa iade edileceği tarafıma sözlü olarak iletilmiştir.)

NOT: Mahpus Yaşar KIRMIZI süngerli odaya alınıp işkence ve kötü muameleye maruz kaldıkları günde üzerinde olan kıyafetlerle görüşme gerçekleştirmiş olup üzerinde polo tişörtün 3 ayrı yerde büyük delikler şeklinde yırtık olduğu tarafımdan fiziki olarak gözlemlenmiştir

1 No’lu Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna getirildiğimizde girişte çıplak arama yapılmak istendi. Biz kabul etmeyince de gardiyanlar zorla soyup arama yaptılar. 4-5 gardiyan üstümü çıkarmak için aniden üstüme saldırdılar, bacaklarımdan tutunca başım sert bir şekilde duvara çarptı ve kafamda hala şişkinlik var (Bu durum tarafımdan fiziki olarak gözlemlenmiştir.)

Defter, kitaplarımıza el konuldu ve birçok eşyamıza cezaevi girişinde el konuldu ve kaybolduğu bize söylendi. Fotoğraflarımıza da el koydular. Sportif faaliyetlere henüz çıkarılmadık. Uygun ortam olmadığını söylediler.3 kişi küçük bir odada kalıyoruz.  Cezaevi yönetimi ve biz mahpuslar arasında sürekli bir gerginlik var.

04 Ağustos 2017 tarihinde Elazığ T Tipi Kapalı Cezaevinde yaptığımız görüşmede Dılşad ŞENGÜL şu beyanlarda bulunmuştur:

10 kişilik odada 20 yetişkin 1 çocuk olmak üzere 21 kişi kalıyoruz. Odada 20 yatak var. Yemeklerimiz az veriliyor, verilen yemeklerde çok yağlı oluyor. Bu yüzden birçok arkadaşımız mide rahatsızlığı geçiriyor. Hasta Mahpuslara doktorun verdiği Diyet listelerine uygun yemekler verilmiyor. Hasta Mahpuslar kantinde parasıyla almak zorunda kalıyor. Koğuşumuzda mahpus Hamdiye BUDAK’ ın 18 aylık Arin adında bir kız bebek var. Günde bebek için 2 adet 200 ML süt ve ya 2 adet bisküvi ya da 2 adet kek veriliyor. Bunun dışında hiçbir ek besin maddesi verilmiyor. Bebek için çorba, bebek püresi taleplerimize rağmen verilmiyor. 3-4 aydır hastaneye sevklerimiz yapılmıyor.  Yapılmama gerekçesi olarak cezaevi kapasitesinin 1500 kişi olduğu ve sıra olduğu sıranın gelmediğini gerekçe gösteriyorlar. Benim 6 aydır hastaneye sevkim yapılmıyor. Ben yaralı olarak yakalandım. Kalp rahatsızlığım var, akciğerimde kısmi olarak çalışmıyor ve yemek borusundan da ameliyat olmuştum. Tedavilerim yapılmıyor. Normalde her ay muayene için hastaneye kontrole gitmem gerekirken 6 aydır yukarıda açıkladığım nedenlerden dolayı muayene olamıyoruz.  Bizim epilepsi ve kalp rahatsızlığı olan hastalarımız var. Revire de düzenli olarak çıkarılmıyoruz. Sürekli doktorlar değiştiriliyor. 6 aydır bu cezaevindeyim 8 doktor değişti.  Her gün revirde doktor olmaz. Belli saatlerde ve günlerde doktor var. Çocuk ilaçları çok geç veriliyor ve bazen verilmiyor da. İlaçların verilmesi 2 ayı buluyor ve bu durum bizler içinde geçerli. 02.08.2017 tarihinde gardiyanlar, koğuşa takılan kameraların üstünü örttüğümüzü gerekçe göstererek sayımın ortak alanda yapılmasını istediler. Bizde bu uygulamanın keyfi bir uygulama olduğunu düşündüğümüz için kabul etmedik.  Kadın gardiyanlardan biri bizim ortak alanda sayım vermeyi kabul etmediğimizi Baş Gardiyan İsmet KARAMAN’a ilettiğinde, başgardiyan kadın gardiyana bizi indiremediği için tokat attı ve onu itti. Başgardiyan İsmet KARAMAN ve 30-40 gardiyan bizleri darp ederek, hakaret ederek, yerde sürükleyerek merdivenlerden indirdiler. Bizlere sinkaflı küfürler ettiler.  Bütün bu yaşananları Cezaevi Müdürü gördü;  ancak hiç müdahale etmedi. Bu olay nedeniyle hakkımızda disiplin soruşturması açıldı.2 haftada bir spora çıkıyoruz. Mektuplarımızı ana dilimizde yazamıyoruz. Kürtçe yasak olduğu için.  Mektuplarımızı Kürtçe yazdığımızda da bize “Bilinmeyen Dil”  gerekçesiyle mektuplarımız geri veriliyor. Aynı cezaevinde olduğumuz arkadaşlarımıza yazdığımız mektuplar iletilmiyor. Mektuplar kayboluyor. 1 yıla kadar disiplin cezam var. Haberleşme, görüş cezası, etkinlik cezası gibi birçok ceza verildi.

04 Ağustos 2017 tarihinde Elazığ T Tipi Kapalı Cezaevinde yaptığımız görüşmede Bahar ULUBAY (Tutuklu) şu beyanlarda bulunmuştur:

“2016 yılının şubat ayında Diyarbakır ‘da tutuklandım. 2017 yılının Ocak ayında Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevinden Elazığ T Tipi sevk edildik. Yaklaşık 7- 8 aydır buradayız. Şu anda 18 kişilik bir koğuşta kalıyoruz. Bir hafta öncesine kadar 22 kişiydik. Songül BAHATIR, Yaprak TAŞÇI, Remziye DAŞLIK, Medine YİĞİT gibi 4 arkadaşımız Tarsus Cezaevine sevk edildi. Diğer bir odadan ise soy isimlerini bilemediğim Nazlı, Zeynep Şemal adlı arkadaşlarım sevk edildi. Bir gün öncesinden akşam vakti sevk olacağı söylendi, kendilerine herhangi bir sevk gerekçesi belirtilmedi. Bulunduğumuz koğuşta kamera bulunmaktadır. 7-8 aydır kaldığımız koğuşta kamera vardır. Kameraların kaldırılması için yetkili mercilere(Adalet Bakanlığı, TBMM, Cumhuriyet Başsavcılığı) başvurularda bulunduk. Olumlu bir cevap alamadığımız için kameraları bez, poşet ile kapatmaya çalıştık. Kameraları kapattığımız için disiplin cezası aldık. Kapatan kişi “ben kapattım” demesine rağmen tüm koğuşa disiplin cezası verildi. Telefon, mektup, görüş gibi haklarda yasaklamalara gidildi. Haziran ayında kameraların kapatılmamasından dolayı kırmaya başladık. Kırmaya başlamamızla koğuşa bir anda erkek gardiyanlar girmeye başladı. Herhangi bir darp olmadı. Ancak zorla koğuştan çıkartıldık. Çeşitli cinsiyetçi hakaretler edilmeye başlandı. Akabinde ben ve Saliha CEBE adlı arkadaşım ile süngerli odaya alındık. Süngerli odadan sonra 3 gün farklı bir koğuşta kaldık. Bu olaydan sonra ikinci kamera kırma olayı gelişti. Bu olayda sadece tutanak tuttular. Herhangi bir darp, hakaret durumu olmadı. İkinci kamera kırma olayından sonra üçüncü defa tekrar kamera takılınca kameraları kırmaya başladık. Bu defa hem kamerayı kıranları hem de diğer arkadaşlarımızı da süngerli odaya aldılar. Bu olaydan sonra da disiplin cezası verildi. Her üç olayda da 10’ar günlük hücresi cezası verildi. İtiraz ettiğimiz için verilen bu ceza henüz onaylanmadı. Üçüncü kamera kırma olayından sonra tekrar kamera takılınca müdür ile konuşmaya başladık. Görüşmeden sonra kameraları kapatmamıza izin verdiler. Şu anda kameranın üzereni bez ile kapatmışız. İki haftadır sayımlarda problemler olmaya başlandı. Sayımın ortak alanda alt katta ayakta durularak yapılmasını istiyorlar. Bu uygulamayı kabul etmediğimiz için sıkıntılar devam ediyor. Spora tek koğuş olarak çıkartılıyoruz. 2 hafta da bir saat spora çıkartılıyoruz.”

Görüşmenin devamında mahpus Dicle BOZAN için kısaca şu beyanlarda bulunmuştur: 

Dicle BOZAN adlı arkadaşımız hem ayağından hem de bağırsaklarından rahatsızdır. Bu arkadaşımızın bir ayağı kopuktur. Bağırsaklarından ameliyat olması gerekmektedir. Yaklaşık 20 gündür hastaneye götürülmüyor. Hastaneye götürüldüğümüzde kelepçeli muayene dayatılıyor. Su kotalı olarak veriliyor. Yeterli olarak su verilmiyor. Kotalı verildiği için akşam vakti olduğunda genel olarak su bitiyor. Günlük ve kotalı olarak verildiği için temizlik ihtiyaçlarımızı karşılamakta zorlanıyoruz.”

NOT: Yapılan görüşmede görüş odasında kamera kaydının olmadığı gözlemlenmiştir. Görüşme sırasında görevlilerce herhangi bir kısıtlama olmadı.

04 Ağustos 2017 tarihinde Elazığ T Tipi Kapalı Cezaevinde yaptığımız görüşmede Ferhat ÖNKOL şu beyanlarda bulunmuştur:

“12 Mayıs 2017 tarihinde Tunceli- Ovacık’ta yakalanıp gözaltına alındım. Akabinde Tunceli’de Segbis aracılığıyla Diyarbakır Savcılığına çıkartıldım. Savcılıkça tutuklamaya sevk edilip Sulh ceza hâkimliği tarafından tutuklandım. Yaklaşık 4 aydır Elazığ Cezaevinde tutukluyum. 25 kişi olarak tek bir koğuşta kalıyoruz. Ortak alanlarımız olan alt katta kamera bulunmaktadır. Dilekçe ile yetkili mercilere kameraların kapatılması için başvurularda bulunduk. Talebimiz reddedildi. Bunun üzerine bizlerde kameraları poşet ile kapatmışız. Yaptığımız bu kamera kapatma durumundan dolayı cezaevi yönetimi tarafından uygulamalarda değişikliklere gidildi. Sayım almak için havalandırmaya çıkıp ayakta sayım vermemizi istiyorlar. Kameraların kapatılmasından dolayı teker teker ifademiz alındı. Kürtçe savunma yapmamız engellendi. Bu nedenle bazılarımız ifade vermediler. Kameraların kapatılmasından dolayı 2 hafta önce Zana ŞEKER, Yaşar KIRMIZI, Mesut TANIŞ, Ali ERCAN adlı arkadaşlarımıza havalandırmada zorla sayım alınmak istendiği vakit kendilerine yönelik kaba kuvvet, darp gibi fiziki müdahale yapılmıştır. Bu arkadaşlarımız daha sonra ikişer ikişer süngerli odaya alındı. Sonrasında bu arkadaşlar ayrı bir koğuşa konulduktan sonra 1 Nolu F Tipine nakledildi. 2-3 haftadır bu olaylardan sonra radyolarımıza el konuldu. Kütüphane, el işleri gibi aktivitelerden yararlanamıyoruz. Sadece dilekçe ile kütüphaneden yararlanabiliyoruz. Haftalık 10 saat olan spor aktivitesi hakkımız kısıtlanarak sadece haftada 1 saatliğine spora çıkabiliyoruz. Mesut TANIŞ arkadaşımız ağır hasta tutsaktı. Banyo da yere düşmüştü. Beyninde kan toplanmıştı. Uzun süredir sevki ve ameliyat olması gerektiren bir durum olmasına rağmen kendisi hastaneye götürülmüyor. 2 haftada bir revire çıkartılıyoruz. Çoğu arkadaşımızın sevki olmasına rağmen 2 aydır hastaneye götürülmüyor.”

NOT: Yapılan görüşmede görüş odasında kamera kaydının olmadığı gözlemlenmiştir. Görüşme sırasında görevlilerce herhangi bir kısıtlama olmadı.

HEYETİN ELAZIĞ T TİPİ HAPİSHANESİ İLE İLGİLİ TESPİT VE KANAATLERİ

  • Heyetimizin hapishane idareleri ve savcısı tarafından kabul edilmemesi derneğimize gelen başvurular konusunda endişelerimizi arttırmıştır.
  • Heyetimiz, Elazığ Hapishanelerin faaliyete girmesiyle birlikte, Türkiye’nin değişik hapishanelerinden, mahpusların bu hapishaneye yoğun bir şekilde sevk edildiğini tespit etmiştir. Mevcut hapishanelerin mevcutlarının çok üzerinde kapasiteye ulaştığı mahpuslar tarafından beyan edilmektedir.
  • Heyetimiz, mahpusların inşaat pisliği içerisinde bulunan odalara yerleştirildiğini, odalardaki toz, toprak, çöpün mahpuslarca kendi paralarıyla aldıkları malzemelerle ve kendi imkânları dâhilinde temizlendiğini tespit etmiştir.
  • Heyetimizin mahpuslarla yapmış olduğu görüşmelerde darp izleri giyimlerindeki yırtılmalar bizzat tespit edilmiştir.
  • Heyetimiz, mahpusların ve ailelerinin tutarlı beyanlarından, Mahpusların cezaevine ilk girişlerinde baskıyla çıplak arama yapıldığı, insani tepki verildiğinde şiddet uygulandığı bu şekilde onur kırıcı davranışlara maruz kaldıkları, hapishaneye kabulde doktor kontrolünden dahi geçirilmedikleri, bu haliyle işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğini belirlemiştir.
  • Heyetimiz, mahpusların özel yaşamlarını hiçe sayan, farklı bir baskı unsuru ve psikolojik işkence yöntemi olarak ortak alanlara kameraların yerleştirildiğini mahpusların tutarlı beyanlarından tespit etmiştir.
  • Heyetimiz, mahpusların askeri bir içtima alırcasına sayım yapılmaya çalışıldığını, buna karşı koyan mahpusların sürüklenerek havalandırmaya götürüldüğünü, mahpusların fiziki işkenceye tabi tutulduğunu, hakarete maruz kaldıklarını, kadın ve erkek mahpusların sıklıkla süngerli odaya atıldıklarını, mahpusların yaşadıkları hak ihlalleri ve sıkıntılar nedeniyle muhatap bulmakta zorlandıklarını, kurum yetkililerinin görüşme esnasında kendilerinden “esas duruşta” beklemelerini istediklerini, bunu kabul etmeyen mahpusların görüşme gerçekleştiremediğini belirlemiştir.
  • Mahpuslara, temizlik malzemelerine ulaşmalarında ciddi engellemeler çıkarıldığını, mahpuslara sıcak su verilmemekte, soğuk sular ise kesik kesik verilmektedir. Su, kotalı olarak verilmektedir.
  • Basın-yayın-TV gibi haber alma ve bilgi edinme araçlarında ve kanallarda kısıtlamaya gidildiği, görüşülen mahpusların henüz televizyonlarının olmadığı, Özgürlükçü Demokrasi gazetesinin sansürlendiğini, bu şekilde haber alma özgürlüklerinin kısıtlandığı,
  • Mahpusların özel eşyalarına keyfi bir şekilde el konulduğu, kantinden aldıkları ürünlerin de çok pahalı olduğu,
  • Mahpuslara, mahpus kartı takmaları, koğuşlardan her çıkışta ayakkabılarını çıkarmaları gibi keyfi dayatmalarda bulunulduğu, bu dayatmaları kabul etmeyenlerin kanuni haklarından faydalandırılmadıkları tespit edilmiştir. Keza, heyetimiz de bu duruma şahit olmuştur.
  • Mahpusların kapalı görüşlerinin iki haftada bir yarımşar saat ve telefonla görüş haklarının ise iki haftada bir 10’ar dakikalık periyotlar şeklinde gerçekleştirildiğinin ancak son zamanlarda idarenin keyfi dayatmalarından dolayı kimi zaman mahpusların bir protesto yöntemi olarak görüşlere çıkmadıkları, kimi zaman da idarenin keyfi tutumlarını kabul etmeyen mahpusları görüşlere çıkarmadığı tespit edilmiştir. Bizler, bu durumun sadece mahpuslar yönünden değil aynı zamanda kilometrelerce uzaktan gelen aileler için de bir işkence biçimi olduğunu belirtmek isteriz.
  • Mahpusların, OHAL gerekçesiyle hiçbir sosyal faaliyete katılamadıkları ortak alan hakkını kullanamadıkları ve izolasyona tabi tutuldukları tespit edilmiştir.
  • Mahpusların bir kısmı yemeklerin besin değeri ve miktar yönünden de yetersiz olduğunu, temel ihtiyaçlarının karşılanmadığını belirterek özellikle hasta mahpusların diyetlerine uygun yemeklerin verilmediğini bu yüzden söz konusu hasta mahpusların aç kaldıkları, yine hapishanede bulunan çocuklara gerekli hassasiyetin gösterilmediği, almaları gereken besin maddelerini alamadıkları tespit edilmiştir. Heyetimiz bu haliyle sağlıklı beslenme hakkının ihlal edildiği kanaatindedir.
  • Özellikle listemizde olan ağır hasta mahpusların sağlığa erişim hakkının kısıtlandığı, mahpusların revire çıkamadıkları, yine kadın mahpusların beyanından anlaşıldığı üzere kendilerine hastanede kelepçeli tedavi dayatıldığı, bunu kabul etmedikleri takdirde tedavi olamadan hapishaneye geri dönmek zorunda kaldıkları tespit edilmiştir.
  • Kadın mahpusların, koğuşlarının kapasitenin üstünde olduğu, bu nedenle bazı kadın mahpusların yerde uyumak zorunda kaldıkları tespit edilmiştir.
  • Mahpusların, keyfi tutuma ve işkenceye tabi tutulmalarına karşı göstermiş oldukları tepki nedeniyle disiplin cezalarıyla sindirilmeye çalışıldığı, keza birçok mahpusun 3 aylık disiplin cezası aldığı heyetimizce tespit edilmiştir.
  • Heyetimizce hapishanede yapılan incelemelerden sonra dahi yoğun başvuruların gelmesi, söz konusu ihlallerin halen devam ettiğini göstermektedir.
  • Heyetimiz, tüm yaşanan ihlal atmosferinin, salt hapishanenin yeni faaliyete geçmiş olmasından kaynaklanmadığı, yaşanan işkence ortamının sistematik bir şekilde yürütüldüğü kanaatindedir. Söz konusu keyfi ve otoriter yaklaşımın, ileride çok daha olumsuz olayların gerçekleşmesine zemin hazırlayacağı kaygımızı da dile getirmek isteriz.

SONUÇ VE ÖNERİLER

  • Öncelikle, Türkiye’deki infaz rejimi mevzuatının ve politikasının uluslararası insan hakları hukukuna ve özel olarak da mahpus haklarına uygun hale getirilmesi gerekmektedir.
  • Mahpuslara yaşatılan işkence ortamından derhal vazgeçilmeli, mahpuslara uluslararası hukukun emrettiği şekilde insana yaraşır bir şekilde bir muamele gösterilmelidir.
  • Mahpuslar üzerinde bir baskı mekanizması olarak kullanılan kamera uygulaması, mahpus kimliği dayatmaları, 12 Eylülün askeri hapishaneleri izlenimi yaratan her türlü otoriter yaklaşımdan vazgeçilmelidir.
  • Mahpuslar üzerindeki tecrit ve izolasyonun derhal kaldırılması ve insani yaşam şartlarının oluşturulması gerekmektedir.
  • Mahpusların sağlığa erişim haklarının sağlanması, koruyucu sağlık hizmetlerine önem verilmesi, hastalığı olanların tedavi olanaklarından yararlanmaları için gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir.
  • Heyetimiz Elazığ Hapishanelerinde yaşana insan hakları ihlallerinin etkin bir şekilde soruşturularak sorumluluğu bulunan (isimleri mahpuslar tarafından beyan edilen)personellerin cezalandırılması için yargı mensuplarını göreve davet etmektedir.
  • Heyetimiz; cezaevi rejimi, fiziki koşullar ve uygulanan muameleler hakkında etkili bir idari ve yargısal denetim sağlanması gerektiğini tespit etmiştir. İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya da Cezanın Önlenmesi Sözleşmesi Seçmeli Protokolü’ne uygun şekilde “bağımsız” ulusal denetim mekanizmalarının oluşturulması için hükümeti derhal gerekli çalışmaları başlatmaya davet etmektedir. Ayrıca, Elazığ hapishanelerinde yaşananlara sessiz kalan Adalet Bakanı’nı ve TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonunu göreve davet ediyoruz.

[1] Veriler, Adalet Bakanlığı Ceza Ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğünün resmi internet sitesi olan http://www.cte.adalet.gov.tr adresinden alınmıştır.