FERHO ve FATMA AKGÜL ADLI YURTTAŞLARIN ÖLDÜRÜLMESİNE İLİŞKİN RAPOR

687

Mardin İli Midyat İlçesi Doğançay (Mizizix) Köyünde Ferho (85) İle Fatma (80) Akgül Adlı Yurttaşların 2 Mart 2006 Tarihinde Öldürülmesi Olayını

Araştırma-İnceleme Raporu

A-OLAY
Öldürülen Ferho (85) ve Fatma Akgül’ün (80) kızları Münevver Akgül ( Midyat-71 doğ. Almanya’da ikamet eder.) başvurusu ile Mardin şubemizin 04.03.2006 tarihli ön raporunda belirtilen; yukarıda adları yazılı yaşlı yurttaşların Mardin ili Midyat ilçesi Doğançay (Mizizex) köyünde ikamet ettikleri, 02.03.2006 gününün gecesinde evlerinde öldürüldükleri, bu cinayette kuşku noktalarının çok fazla olduğu, olayın olay bölgesindeki sosyal ve siyasal gelişmeler ile bağlantısının olma ihtimalinin yüksek olduğu iddi ve olguları üzerine; olay özelinde yaşanan gerçekliğin açığa çıkarılması hususunda İHD’den yardım talep edilmiştir. Bu nedenle köy yerinde araştırma – inceleme yapma gereği duyulmuştur.

B-AMAÇ
Derneğimize yapılan başvuru üzerine, iddia edilen ihlallerle ilgili olarak mağdurların ailesi, varsa görgü tanıkları ile yetkili makamlarla görüşmek, araştırma ve incelemeler ile elde edilen bilgiler ışığında rapor hazırlamak, raporu ilgili ve yetkili kurum ve makamlara göndermek, kamuoyunun gerçek bilgiye ulaşmasını sağlamak, çeşitli ulusal ve uluslararası mevzuatlarda güvence altına alınan yaşam hakkının korunmasına, faillerinin yakalanarak haklarında gerekli soruşturmanın başlatılmasını talep etmek amacıyla bir insan hakları heyeti oluşturulmuştur.

C-HEYETİN OLUŞUMU
İHD GYK üyesi-Doğu ve Güneydoğu Bölge Temsilcisi Mihdi Perinçek,

MAZLUMDER Genel Yönetim Kurulu Üyesi Nesip YILDIRIM ile

İHD GYK Üyesi- Mardin Şube başkanı Hüseyin Cihangir’in yer aldığı “İnsan Hakları Heyeti” oluşturulmuştur. Heyet 08.03.2006 tarihinde Diyarbakır ilinden hareketle köy yerine varmıştır.

D-HEYET GİRİŞİMLERİ
İHD Genel Merkezi, heyet araştırma ve incelemelerine başlamadan evvel, 07.02.2006 gün ve 202/2006/5-48 sayılı yazısıyla heyetin çalışmalarına yardımcı olunması talebiyle, Midyat Kaymakamlığı ile Midyat Cumhuriyet Başsavcılığına randevu istemli yazılı başvuruda bulunmuştur.

Heyet 08.03.2006 günü Mardin İli Midyat ilçesi Doğançay (Mizizîx) köyüne giderek incelemelerde bulunmuştur. Bu kapsamda; Maktullerin kızı Münever Akgül, köy muhtarı Abdulkerim Akgül (1936), cesetleri ilk gören tanık İsmet Demir, maktulün yeğeni Nasır Akgül (1971) ve hazırda bulunan köylülerle görüşüldü.

Ayrıca, saat 13.30 da Midyat Kaymakamı Mustafa Yılmaz ile görüşmek üzere makamına gidildiğinde, kaymakamın valilikte yapılacak bir toplantı için Mardin’e gittiği belirtildi. Heyet’e bu bilgiyi veren kaymakamlık Yazı İşleri Müdürü Mehmet İsa Kurnaz’a heyetin geliş amacı ifade edildi. Saat 14.00’te Midyat C.Başsavcısı Şaban Yılmaz ile görüşüldü.

E-HEYETİN YAPTIĞI GÖRÜŞMELER

1-RESMİ GÖRÜŞMELER
ŞABAN YILMAZ (Midyat C.Başsavcısı)
Midyat C.Başsavcısı Şaban YILMAZ ile yapılan görüşmede özetle; “Doğançay köyünde 2 ihtiyar vatandaşın öldürülmesi olayı ile ilgilendiklerini, adli tahkikatın henüz devam ettiği, olay yerinde ayrıntılı olarak delillerin toplandığını, cesetlerin otopsilerin yapılması için Diyarbakır iline gönderilerek rapor alındığını, Olayı çözmek için ellerinden geleni yapmaya çalıştıklarını, öldürme olayının bir hırsızlık mı veya hırsızlık süsü verilmiş bir öldürmemi olduğu konusunda araştırmanın devam ettiğini, farklı yönler içinde değerlendirildiğini, Tereke Hakimliği’nin olay yerinde tespit yaptığını, özellikle aynı köyde yaşayan şahısların bir bilgileri var ise kendilerine yardımcı olmalarının beklendiği, bu yönde bilgiye ulaşılır ise kendilerine ulaştırılmasını, kendilerinde olayla ilgili yapılan araştırmalardan dolayı delillerinin olduğunu, ölenlerin anne babalarımızın da olabileceğini, amaçlarının halka hizmet olduğunu, kanunlar çerçevesinde görevlerini yürüttüklerini…”beyan etmiştir.

2-DİĞER GÖRÜŞMELER


İSMET DEMİR (Doğançay köyünden -tanık)

Maktullerin cesedini 03.03.2006 sabahı gören ilk tanık İsmet DEMİR beyanında “…Ferho AKGÜL ile hayvanlarının otlatılması ve bakımı hususunda ortak olduklarını, 3.3.2006 tarihinde Cuma sabahı 06.00-06.30 civarında Ferho’nun hayvanlarını sabah çıkarmadığını fark ettiğini, evlerinin avlu alt kapısının kapalı olması nedeniyle yan kapısına gittiğinde kendilerine seslendiğini, bu kapının arkadan sürgülü olduğunu gördüğünü, kapı açılınca ses çıkarması amacıyla çalı bırakıldığını, cevap verenin olmaması nedeniyle elini yukardan uzatıp kapıyı açıp çalıları ileriye iteklediğini, evin tahta kapısının ardına kadar açık olduğu, salon kısmında dikkat çekecek bir şey olmadığı, açık oda kapısından baktığında her ikisinin de uzanmış halde üzerlerinde yorgan olmadan yataklarında olduklarını, onlara seslenmesine rağmen cevap verilmemesinin dikkatini çektiğini, kapı önünde adım atacağı yerde beyaz ancak kırmızımsı renkteki bez parçasının dikkatini çektiğini, elindeki bastonuyla itekleyecekken yere yapışık olduğunu fak ettiğini, bastonuyla yerden alıp baktığında bezin kanlı olduğunu anladığını, içeride uzanan ihtiyarların öldüklerine kanaat getirmesi üzerine içeriye girmeden gidip muhtarı çağırdığını, köyde olay sonrası kimseden kan, kıl ve sair örneğin henüz alınmadığını karakolda aynı şekilde ifade verdiğini…” ifade etmiştir.

ABDULKERİM AKGÜL (Doğançay köyü Muhtarı – 1936 doğumlu)
Abdulkerim AKGÜL ile yapılan görüşmede özetle: “Doğançay köyünde 22 yıldır muhtarlık yaptığını, olay günü 2.3.2006 tarihinde saat 15.00 sıralarında Ferho ve Fatma AKGÜL’ü ziyarete gittiğini , Ferho AKGÜL’ün3-4 gündür hasta olduğunu, yatakta uzandığını, kendilerini sorduktan sonra ayrıldığını, 3.3.2006 tarihinde sabah saat 06.00 civarında köylüsü İsmet’in ölüm hadisesini haber vermesi üzerine öğrendiğini, olay yerine gittiğini , maktullerin hiç kimseyle düşmanlığının olmadığını, olay günü köye yabancı bir aracın gelmediğini, köyde nöbet tutulmadığını,köydeki gençlerin akşamları köy sakinlerine misafirliğe gittiklerini, tahinine göre eve giren şahısların akşam saatlerinde eve girdiklerini, çünkü maktullerin giriş kapılarının hiç zorlanmadığını …” beyan etmiştir.

MÜNEVVER AKGÜL (Müteveffaların kızı-Midyat 1971)
Münevver AKGÜL beyanında özetle: “Almanya’da ikamet ettiğini, 3’ü erkek toplam 7 kardeş olduklarını, tümünün yurtdışında yaşadığını, yaşlı anne ve babasının köydeki evlerinde yalnız başına kaldığını, anne ve babasına para göndermek istediklerinde “ihtiyacımız yok hayvanlardan sağladığımız gelir yetiyor deyip geri çevirdikleri”..telefonla öldürüldüklerini haber alarak Almanya’dan geldiğini, nasıl ve kimler tarafından öldürüldüğünü bilmediğini düşman sahibi olmadıkların, ancak köylerinde de daha öncede çok insanın öldürüldüğünü, herkesten şüphelendiğini, adli tahkikatın genişletilmesi gerektiğini …”ifade etmiştir.

M. NASIR AKGÜL (Doğançay köyünden, yeğeni)
M.Nasır Akgül beyanında : “ hırsızlık nedeniyle öldürüldüklerini sanmıyorum çünkü yengemin (Fatım AKGÜL) elinde 3 adet yüzük duruyordu. Olay hırsızlık olsa bunları da alırlardı…”demiştir.

F-HEYETİN YAPTIĞI TESPİTLER
Heyetimiz, yaptığı inceleme ve araştırmalar sonucunda;

1-Doğançay köyünün durumu :

  • Doğançay (Mizizîx) köyü, Mardin ili Midyat-İdil bağlantılı karayolunun 8.km. sinden yaklaşık 1 km. içeride kırsal alanda bulunduğu, Dargeçit ilçesine 35 km mesafede olduğunu,
  • Köyde karakol bulunmadığını, en yakın askeri birliklerden bir tanesinin Midyat merkezinde bulunan İlçe Jandarma Bölük komutanlığı, diğerinin ise İdil karayolu üzerinde bulunan Yayvantepe(Kartmin) köyündeki Jandarma Karakol komutanlığının olduğunu,
  • Köyün, çevresine göre hakim bir tepenin üzerinde yatay doğrultuda yerleşime sahip olduğunu,
  • Bir öğretmenin görev yaptığı İÖ okulun ( 17-18 öğrenci bulunmaktadır), bir caminin olduğunu, köyün içinden geçen asfalt yolun köyün kuzey istikametinde bulunan Yenice (Harobya) ve Oyuklu (Taka) köylerine doğru gittiğini,
  • Köyde 1984 yılında 250 civarında ev olduğu, bu tarihten sonra köyün yurtiçi ve dışına yoğun göç vererek halen 25 hane civarında ailenin kaldığı, köyün güvenlik kuvvetleri tarafından tamamen boşaltılmadığı ancak çevre korucu köylerin baskısı ve güvenlik nedeniyle göç verdiği, evlerin bir çoğunun boş bazısının da harabe olduğunu,
  • Köyde halen 5 Süryani ailenin yaşadığı, geri kalanının Müslüman olduğu müteveffa ailenin de Müslüman olduğu,
  • Köyde korucu olmadığı, Doğançay köyünden olup başka bir yerde koruculuk yapanın bulunmadığı,
  • Köyün çevresinde Gülgöze(Everte), Yenice(Harabya), Oyuklu (Taka) isimli köyler olduğu ve bunların bazılarının korucu köyü olduklarını,
  • Köy yerinde, bir dönem komşu köylerden korucuların gelip geçici olarak yerleştiği, nöbet tuttukları,
  • Köy içinde Ferho Akgül’ün evinin ön çaprazının yaklaşık 50 metre mesafesindeki bir ev duvarında: "PKK'ya ÖLÜM", köy çeşmesinde ise "Kahrolsun Ermeni Apo ve PKK" yazısının büyük boyutlarda yazılı olduğunu,
  • Köyde genel olarak ihtiyarların yaşadığı, gençlerin göç ettiklerini,
  • Elektriğinin kesit olduğunu( köylülerin beyanına göre yaklaşık 20 gündür elektrikleri kesik.),
  • Bu güne kadar köyden 10 kişinin silahlı militanlara-örgüte katıldığını tespit etmiştir.

2-Ferho AKGÜL'ün evinin durumu:

  • Doğançay köyünde bulunan Ferho AKGÜL’ün evinin köyün en yüksek noktasında bulunduğu, arkasında evlerin olmadığı, derin bir vadinin olduğunu,
  • Çevre evlerin boş olduğu bu haliyle köyün dış kısmında kaldığını,
  • Evin 2 katlı taş yapım ev olduğu, köye bakan alt kısmındaki kapının (hayvan barınağı ve avlusuna-yaklaşık 80 m2- açılan) demirden ve sağlam halde kapalı olduğunu, diğer girişinin yan kısımda tahtadan açık bir halde olduğunu, bunun dışında çevre bahçe duvarının yüksek olduğunu,
  • Evin alt kısmının ahır, üst kısımda odalar olduğunu, 2 girişli evin kapılarının tahtadan, pencerelerin de ise demir parmaklıklar olduğunu, bu haliyle muhkem sayılabileceğini,
  • Evin her iki kapısının da kolluk personellerince kapatılarak mühürlendiği,
  • Pencereden içeriye bakıldığı kadarıyla içeride; biri yerde diğeri de sedir üzerinde olmak üzer 2 adet serili vaziyette yatak olduğu, üzerlerinde yorgan bulunduğu, odada dağınıklık olduğu, bazı bezlerin yere serpiştirildiğini, pencere kenarında bulunan bir bohçanın bağlı halde yerde olduğunu,
  • Ferho Akgül’e ait ahırda 2 inek, 17 keçi ve 6 koyununun olduğunu tespit etmiştir.

3-Maktullerin Durumu :

  • Ölen Ferho Akgül’ün 85 yaşında, eşi Fatım AKGÜL’ün de 80 yaşında oldukları tek başlarına evlerinde yaşadıkları, kendi hallerinde mütevazı yaşam olanağına sahip, çevresi ile husumeti olmayan, 4’ü kız 7 çocuklarının olduğunu,
  • Geçimlerini yukarıda bildirilen hayvanlarından elde ettikleri gelirle sağladıkları,
  • Çocuklarından yurtdışında yaşadıkları, Avrupa da ikamet ettikler ve siyasi mülteci oldukları ve siyasi faaliyetler içinde olduklarını, bir çocuğunun yazar olması nedeniyle ailenin bilinen kişiler olduklarını,
  • Maktul Ferho Akgül’ün olay öncesindeki 4 gününü hasta olduğu için yatakta geçirdiğini tespit etmiştir.

4- Diğer tespitler

  • Komşu köylerden Yenice’de bir ailenin ikamet ettiğini ve yazın göçerlerin köye geldiklerini, Oyuklu köyünün boş ve yaklaşık 50 binanın bulunduğunu, korucuların bulunduğu en yakın yerleşim yerinin Gülgöze (Everte) köyü olduğunu,
  • 1990-91 yıllarında 3 Geçici köy korucusunun köye 1,5 km. mesafede ve Doğan çay köyüne ait tarlanın içinde öldürüldüğünü, o tarihten bu yana köye yönelik tehdit ve baskıların arttığını, faili meçhul cinayetlerin başladığını,
  • Aynı köyden faili meçhul saldırılara maruz kalanlar;

1991 yılında Selim AKGÜL(63 yaşlarında) isimli şahsın faili meçhul şahıslarca yaralanması,

1991 yılında Gevriye DURMAZ isimli köy nüfusuna kayıtlı dolmuşçuluk yapan şahsın Yenice-Doğançay köyü yakınında faili meçhul cinayete kurban gitmesi,

1990-1995 yılları arasında Ebubekir ALDUR( 70 yaşlarında) isimli şahsın korucular tarafından gözaltına alınıp bilahare bir mağarada ölü bulunması,

1994 yılında Abdusselam AKGÜL (24 yaşlarında)isimli DÜ Tıp Fak.son sınıf öğrencisinin faili meçhul cinayete kurban gitmesi,

1991-94 yılları arasında Mardin Cezaevinden tahliye edilen Nihat AYDOĞAN isimli vatandaşın kaçırılası ve bir daha haber alınamaması,

1996 yılında Şahin İLHAN (75 yaşlarında) evinin önünde silahla taranarak öldürülmesi,

1998-1999 yılları arasında İskender ARAS ile Reyhan ARAS’ın (70-75 yaşları) öldürülmesi olayları meydana gelmiştir. Bir olay sonrasında bazı korucular yakalanmış ise de ceza almamışlardır.

Bu olayların faillerinin halen tespit edilemediği belirtilmiştir.

2.3.2006 tarihli olaydan önce de yukarıda bildirilen faili meçhul olaylardan dolayı dördü 70 yaş üzeri biri 63 yaş olmak üzere 5 ihtiyar vatandaşın zarar gördüğü,

Son olarak Ferho AKGÜL ve Fatım AKGÜL’e karşı işlenen cinayetle faili meçhul olaylarda zarar gören sayısının 10 kişi olduğunu.

  • Olaydan yaklaşık 15 önce; bir panzer ve iki sivil minübus ile yaklaşık 50 askerin, köyde çobanlık yapan Nurettin Tan ile köy halkından Zeki Aydını’ın evine baskın yaparak evlerini aradıklarını,
  • Olay günün gecesinde hiçbir aracın köye gelmediğini, köylülerin dikkat çeker biçimde köpek havlamasını duymadıklarını,
  • Fatma Akgül’e ait 3 yüzüğün öldürüldükten sonra da parmağında olduğunu (Ferho Akgül’ün yeğeni 1971 Doğançay doğumlu Nasır Akgül’un ısrarlı beyanı),
  • Köyde yaşayanların geçmişten gelen bir güvenlik kaygılarının olduğunu, bu cinayetlerden sonra kaygılarının daha da arttığını tespit etmiştir.
G-KANAAT
2 ihtiyar yurttaşın öldürülmesini gerektirebilecek hiçbir makul sebep olamaz. Olayımızda heyetimiz yapmış bulunduğu inceleme, araştırma ve etraflı görüşmeler sonucunda kanaatler:
Ferho AKGÜL ve Fatma AKGÜL’e karşı işlenen cinayetin siyasi saikle mi yoksa hırsızlık nedeniyle yapıldığı konusunda kanaat oluşturmaya yeterli delil bulunmamaktadır. Ancak köy geçmişinin ve diğer etkenlerinde göz ardı edilmemesi gerekiyor.
Müteveffaların 7 çocuğunun yurtdışında bulunması ve anne ve babalarına para gönderme ihtimali onların malvarlığının olduğu düşüncesini doğurabilir. Ancak, köy evinde sürekli bulunamayacak bu kişilerin evde olmadığı bir zamanda da eve girilip hırsızlık yapılabilecek olması ihtimal dahilindedir. Ayrıca şahısların mal varlığı olduğunu gösterecek bir harcama, borç verme vs. işlemlerinin olmadığı, hayvanlarından elde ettikleri gelirlerle geçindikleri, ev içinde hırsızlık olayını gösterebilecek aramanın olmaması, bohçanın yerde kapalı halde bulunması, odadaki torbanın açılmaması, yerdeki bezlerin serpiştirilmiş gibi durması hırsızlık olayı ihtimalini zayıflatmaktadır.
2 ihtiyar şahsın siyasi saikle öldürülmesinin bir anlamı görünmese de, daha önce aynı köy içerisinde 5 adet ihtiyarında içinde yer aldığı bir çok faili meçhul saldırının yaşanmış olması oldukça düşündürücüdür. Akgül ailesinin fertlerinin yurtdışına iltica etmek suretiyle gitmesi, ROJ TV de fertlerinin çıkması, bir oğlunun Avrupa’da Kürt dili ve kültürü ile ilgili çalışma yapması ve köy nüfusuna kayıtlı şahısların siyasi irade ve fiillerindeki şekillenme, hiçbir ihtimalin atlanmaması gerektiğini göstermektedir.
Olay mahalline göre aynı odada iki öldürme hadisesinin gerçekleştiği, ölenlerin her ikisinin de yataklarında öldürülmesi, tek kişi tarafından öldürme olsa idi kapıya yakın Fatma’ın öldürülmesi halinde 2 metre mesafedeki Ferho’nun yerinden kalkması direnmesi hayatın olağan akışı gereğidir. Bu nedenle aynı anda en az iki kişi tarafından cinayetlerin işlenmiş olduğu kanaatini doğurmaktadır.
Cinayeti işleyenlerin evin avlusuna ait her iki kapının da kapalı olması nedeniyle cinayet mahalline nasıl girdikleri net olarak anlaşılamamış ise de, olay işlendikten sonra köy içine doğru; ahırın damından atlayarak (atlarken kanlı parmak izleri bırakıldığından) çıktıkları ve çevre vadiye boş alanlara gitmektense köy içine doğru bir seyir izledikleri anlaşılmaktadır. Avlu kapısının durumu dikkate alındığında eve girişin de aynı güzergah üzerinde olma olasılığı yüksektir.

H-SONUÇ
Heyetimiz, sivil ve yaşlı yurttaşa karşı yapılan cinayetle “yaşam hakkının ihlal edildiği”, Doğançay köylülerine karşı faili meçhul olay sayısı dikkate alındığında “güvenlik içinde yaşam hakkının ihlal edildiği”, sonucuna varmıştır.

Olayın henüz adli tahkikatının devam etmesi ve C.Savcılığınca yürütülen tahkikatın etkili hukuk yolu olarak sürdürülmediğini gösterir kanıt bulunmaması nedeniyle tahkikat sonucunun beklenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, mülki idare ve yargı kurumu faillerinin açığa çıkarılması için etkin ve hızlı bir çaba içinde olmalıdır. Bu iki makamın sahip oldukları olanaklar dikkate alındığında bunun olanaklı olduğunu görüyoruz. Olayın açığa çıkarılmasında gecikmeler; iddiaları, başta aile ve köy halkında olmak üzere toplumun büyük kesiminde hükme dönüştürecektir.

İHD ve MAZLUMDER her koşulda kutsal olan yaşam hakkına yönelik gerçekleşen bu ihlallerin faillerinin tespit edilerek haklarında gerekli yasal soruşturmaların başlatılması sürecinin ısrarlı takipçisi olacaktır.

 
Saygılarımızla, 
 
Mihdi Perinçek Nesip Yıldırım Hüseyin Cangir
 İHD GYK üyesi-Doğu ve Güneydoğu Bölge Temsilcisi  MAZLUM-DER Genel Yönetim Kurulu Üyesi  İHD GYK üyesi-Mardin Şube Başkanı