Fevzi Can Adlı Yurttaşın Öldürülmesine İlişkin İddiaları Araştırma-İnceleme Raporu

767

OLAY

İnsan Hakları Derneği Hakkari Şubesine yapılan yazılı başvuruda; “28/11/2004 günü Hakkari İli Şemdinli İlçesi Öğrencik köyünde ikamet eden ve aynı zamanda çobanlık yapan Fevzi Can’ın (19) saat 03.00 dolaylarında etrafının askerler tarafından sarıldığı, silahla yapılan atışlarda sırtına isabet eden tek kurşunla yaşamını yitirdiği” belirtilmiştir. Devamında; “ bu durum bir yaşam hakkı ihlallidir.” Denilerek, olay nedeninin belirlenmesi hususunda derneğimizden yardım talep etmiştir.

HEYETİN OLUŞUMU
Derneğimize yapılan başvuru üzerine, bu konuda mağdurlar ve aileleri, varsa görgü tanıkları ile yetkili makamlarla görüşmek, araştırma ve incelemeler sonrasında kamuoyunun gerçek bilgiye ulaşmasını sağlamak, çeşitli ulusal ve uluslar arası mevzuatlarda güvence altına alınan yaşam hakkının korunmasına katkıda bulunmak ve varsa yaşam hakkını ihlal eden faillerin yakalanarak haklarında gerekli soruşturmanın başlatılmasını talep etmek amacıyla;

İHD Genel Merkezi tarafından; İHD Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Necip DEMİR, İHD VAN Şube Başkanı Av. Zeki YÜKSEL, İHD Hakkari Şube Başkanı İsmail AKBULUT, İHD Hakkari Şube Sekreteri Leyla ÇİFTÇİ’ nin yer aldığı İnsan Hakları Heyeti oluşturulmuştur. Heyetin yapacağı araştırmalar için İHD Genel Merkezince; Hakkari Valiliği, Hakkari C.Başsavcılığı, Şemdinli Kaymaklığı ve Şemdinli C.Savcılığı yazılı olarak haberdar edilmiştir.

HEYETİN GİRİŞİMLERİ
İnsan Hakları Heyeti 30.11.2004- 01.12.2004 tarihlerinde, Hakkari ve Şemdinli’ye giderek iddialarla ilgili olarak görüşmelerde bulunmuştur.

HEYET ÜYELERİNİN GERÇEKLEŞTİRDİĞİ RESMİ GÖRÜŞMELER
Hakkari Valisi Erdoğan GÜRBÜZ ile yapılan görüşme:

30.10.2004tarihinde Hakkari Valisi Erdoğan GÜRBÜZ ile makamında görüşme yapıldı. Vali Gürbüz özetle şu anlatımlarda bulunmuştur;” Kimseden zorla ifade alınamayacağını ve ifade verilemeyeceğini, Jandarma ve polisin idari olarak birbirinden bağımsız olduğunu, güvenlik güçlerinin savcının emri ile hareket edebileceğini, Savcının ifadeleri alarak olayı soruşturmaya başladığını, cenazenin aile ve köy halkı tarafından alınmak istenmediğini, maktul Fevzi Can koyun kaçakçılığını yapmakta olduğunu, bu vatandaşın 448 koyunu kaçak olarak sınırda geçirdikten sonra olayın meydana geldiğini, bölgede kaçakçılığın yoğun olduğu ve bu faaliyetin de gece yarısı yapıldığı, maktulün köy korucusunun oğlu olduğunu, olayın kaçakçılık yapan iki kişiye yapılan müdahale sonucu meydana geldiğini ve olay ile ilgili Şemdinli C.başsavcılığının tahkikat yürüttüğü, ayrıca Jandarma bünyesinde de olay ile ilgili soruşturma başlatıldığını” söyledi.

Hakkari C.Başsavcısı Hasan AYDIN ile yapılan görüşme:
Hakkari C.Başsavcısı Hasan Aydın, heyetimize özetle şu anlatımlarda bulunmuştur;”Zaman zaman hem bürokraside hem de kamuoyunda gelişen olaylar olabiliyor bizimde işimiz bu olayları aydınlamak ve kamuoyunu aydınlatmaktır. Dün sabaha karşı Ortaklar Köyünden Kaymakamla görüşme yapılıyor; 448 kaçak hayvan ve 2 kaçakçı var deniliyor. Sonuç olarak mesafeyi bildiremeyeceğim ama dur ihtarına aldırmadan kaçan şahıslar herhangi bir emir alınmadan ateş açılması sonucu bir şahıs arkadan vuruluyor biri kaçıyor gece 01.00 sıralarında yapılan operasyon saat 02:50 de birinin ölümü ile sona eriyor ve ateş eden Astsubay Murat ŞENER’ dir. Ceset hastaneye intikal ettirildiğinde; köyün muhtarı olayı farklı anlaması sonucu cenaze bir süreliğine aile tarafından alınmamıştır. Albayla yapılan görüşmede olayın hayvan kaçakçılığı sonucu olduğunu söylemiştir. Köyün muhtarı olsa gerek, ismini bilmiyorum. Olayın terörist bir eylem olduğu biçimde algılama ve kanısıyla lanse etmesi doğru değildir. Olayın geçtiği mahal jandarmanın yetkisinde olan bir yerdir. Olay yeri emniyet altına alındı. Adliyeye intikal ederek gereken yapılacaktır. Olay yeri karla kaplı olup, iddia edildiği gibi otlama eyleminin olmayacağı ve sınıra yakın bir yerdir” dedi.

Şemdinli Kaymakamı Mustafa Cihat VESLİHAN ile yapılan görüşme:
Şemdinli Kaymakamı Mustafa Cihat VESLİHAN heyetimize özetle şu anlatımlarda bulundu;”Olay dün sabaha karşı cereyan etmiştir. Kaçakçılıktan dolayı devamlı tedbir alan güvenlik güçleri (Jandarma) şüphelileri takip ediyorlar, yaklaşık 300 metre mesafeden havaya ateş açarak şahıslara ihtarda bulunuyorlar, ancak şahıslar kaçıyorlar, kaçanları takip eden güvenlik güçleri 100 metre mesafede tekrar dur ihtarını yapıyor, dinlemeyip kaçan şahıslara ateş edilmesi sonucu Fevzi Can hayatının kaybediyor. Cenaze ilçeye gelince köylüler tepki göstermişlerdir. Olay adliyelik olup şuan tahkikat yapılmaktadır. İddia edildiği gibi teröristler tarafından öldürülme olayına dönüştürülmesi için tutanak tanzim edilip, edilmediği veya imzaya zorlanıp, zorlanılmadığı konusunu bilmemekle birlikte, böyle bir olay olduğu takdirde mutlaka bize intikal ederdi. Ancak, cenazenin bekletilmesinin fazla bir anlamı olmadığını söyledik. Olay yeri mezradır ve sınıra yakın olup, ordunun görevlerinden bir tanesi de kaçakçılığın önlenmesidir. Arkadaşlar dur ihtarına uysaydılar. Teslim olsalardı, bu şekilde olmazdı.”dedi.

Şemdinli C.Savcısı Gürsel ORER ile yapılan görüşme:
Şemdinli C.Savcısı Gürsel ORER heyetimize şu anlatımlarda bulundu;” Tahkikat devam etmekle birlikte, olay bireysel olarak görülmeli ve değerlendirilmelidir. Kusur varsa BİREYSELDİR. Olayların üstü kapatılamaz, olay size yanlış lanse edilmiştir. İki mermi sıkılmayıp, bir mermi sıkılmıştır. Mermi arkadan girip ön göğüs tarafından çıkmıştır. Teröristlerin öldürdüğü diye tutanağa geçirilmesi olayı ise muhtarın yanlış anlamasıdır, vatandaşlara ve İnsan hakları savunucularına yanlış lanse edilmiştir. Her şey olması gerektiği gibidir. Gerekenler hakkında cezai tahkikat yapılacaktır. Olay yerinde 2 asker ve bir astsubay vardı, tanık olarak beyanlarına başvurulmuştur. Olay yerinde başka görgü tanığı yok. Olsaydı onların da beyanlarına başvurulacaktı. Onunla beraber öteki kaçakçı da herhangi bir şey söylemedi. Olayın en önemli görgü tanığı odur. Sınıra 6,5 km. yakın bir yerde kaçak hayvanları, kaçakçıları yakalamak için kullanılan termal kamara var, zo rduruma gelecekleri yolar belirlenip, pusu kurulur. Pazar akşamı saat 22:00 de termal karmada tespit ediliyorlar ve pusu kuruluyor, olayın gerçekleştiği yer dere yatağı olup, köyden 100 metre mesafededir. Kolluk havaya ateş edip dur ihtarına rağmen kaçan şahıslara ateş etmiş ve maktul yaklaşık 50 metre mesafede tek kurşunla hayatını kaybetmiştir.”dedi.

DİĞER GÖRÜŞMELER
Köy Muhtarı Hacı GEZER ile yapılan görüşme:

Köy muhtarı Hacı GEZER özetle şu anlatımlarda bulundu; “ Cesedi teslim almama yönünde talimat vermedim. Sadece olayın tespitinin yapılması failin yakalanarak cezalandırılmasını, istedik. Devlete karşı çıkma gibi bir tavrımız yoktur. Ben şoktaydım. Cesedin vuran astsubay tarafından kaldırılması ve savcının terör yoğunluğu nedeniyle olay yerine gidemedik demesi sonucu ben terörist vurdu diye anladım ve tepki gösterdim. Failin cezalandırılmasını istiyorum. Savcının olay yerine gitmemesinde askerler ile nasıl bir anlaşmasının olduğunu bilmiyorum. Tanıklar uzak köylerde olup tanıklık yapıp-yapmayacaklarını bilmiyorum. Kurşun sol alt kürek kemiğinin altında girip, sol göğsünün üstünde çıkmıştır. Tek kurşun yarası vardır. Fevzi’nin öldürüldüğü yer köye yakın ve kayalık olmayan bir alandır. Cenazenin yıkanma esnasında darp izine rastlamadık. Yakalanan koyun yoktur. Olay gerçekleşmesinden hemen sonra askerler bölgeyi terk etmiştir. Koyunlar kaçak olsaydı el konulurdu.” dedi.

Habib Can (maktulün abisi) ile yapılan görüşme:
Maktulün abisi Habib Can, heyetimize şu anlatımda bulunmuştur; “Öncelikle davacıyım. Faillerin ortaya çıkmasını istiyorum. Her akşam aynı yerde koyun sürüleri geçmekteyken neden o gece ve sadece benim kardeşim vuruluyor. Neden koyunlar orada bırakılıyor, sahip çıkmıyorlar. Ateş edilmeden önce bir asker silahını bırakıyor ve elle yakalamaya çalışırken öteki astsubay ateş ediyor ve öldürüyor. Olay yeri kayalık değil üstelik kardeşimin yanında olan ve tanıklık yapmaktan çekinen kişi de söylediğine göre dur ihtarı yapılmadan ve hayati organlara nişan alınarak tek el ateş edip, ölümü gerçekleştiriyorlar. Bu durum failin kastını da göstermektedir. Olay 00:00 sularında gerçekleşmiştir. Komutu veren üst teğmende gelmiştir. Emir alınmadan ateş edilmesi mantığa uymaz. Ortaklar Karakolunun bize uyguladığı baskı Türkiye’nin hiçbir yerinde yapılmıyor. Herkes burada kaçakçılık yapıldığını biliyor ama bu sebeple birisinin yaşamına son vermek vicdani değil. Asıl Kaçakçılık yapanlar rüşvet vererek rahat bir şekilde o bölgeden geçmektedirler. Bu olayı bir kaçakçılık olayı değil, olsaydı askeriye koyunlara el koyup, götürürdü koyunları. Götürmemişler ve sahibi gelip, koyunlarını almıştır.” dedi.

Olay yerine 100 metre mesafede bulunan ve isminin açıklanmasını istemeyen Tahtataş köyü korucularından biri özetle şu anlatımlarda bulundu; “ Olay gecesi, maktulü vuran astsubay Murat’ın yanında bulunan Astsubay Serdar; olay mahaline en yakın evlerinden birine telefon ederek, evde bulunanlara; ‘adam vurduk, adam yaralıdır, hastaneye götürelim’ dedi. Bizde ona katil olduğunu ve niçin vurduğunu söyledik, astsubay kendisinin vurmadığını Murat astsubayın vurduğunu hatta ben havaya ateş edin dememe rağmen o tek atışla, havaya ateş etmeden çocuğu vurdu. Katilin murat astsubay olduğunu ağlayarak bize söyledi. Daha sonra üsteğmene ulaşıldı. Üsteğmen yaralı olması durumunda hastaneye götürmemizi söyledi. O gece ay olduğunda etraf aydınlıktı. Olay yerine gittiğimizde şahsın öldüğü gördük. Bizde tutanak olmadan ölüyü kaldırmayacağımızı söyledik. Kaldı ki olay yerinde 10 asker ve 2 astsubay vardı. Savcıya ulaşıldı savcı gelmeyeceğini söyledi. Jandarma ölüyü götürmemiz için ısrar etti. Bizler de ısrarcı olduklarından dolayı saat 03:00, 03.30 sularında cenazeyi olay yerinde alıp, karakola götürdük. Farklı pusu olaylarında karakol bize haber verir olayda bizleri kullanırlardı. Bazı olaylarda bu olayda olduğu gibi tek başlarına pusu kurmuşlar. Bunu neden yaptıklarını bilmiyoruz.”dedi.

Yine isminin açıklanmasını istemeyen başka bir korucu da beyanında; “Olay saatinde Derecik köyünde geliyordum. Evime gittim. Olayın yaşadığı saatte astsubay evime gelip,’ ben bir adam vurdum’ dedi. Eve gelenler 2 asker bir astsubaydı. Üsteğmeni aradı. Üsteğmen; ‘ yaralı ise alıp hemen götürelim.’ Dedi. Bu arada Murat astsubay vurduktan hemen sonra karakola kaçmış, olay yerinde serdar astsubay vardı. Biz olay yerine gittiğimizde adam ölmüştü. Ardında üsteğmen ve yüzbaşı geldi. Savcı kar yağışını bahane ederek gelmedi. Ertesi saban savcı İHD heyetinin geleceğini duyduğundan keşfe geldi. Askerler beyanlarında ‘astsubay vatandaşı kasıtlı bir şekilde vurdu.’ dedi Ancak tutanağa geçilip, geçilmediğini bilmiyoruz. Zaten daha önce Murat astsubayın ben bir Hakkarilinin hayatını almadan, kan dökmeden gitmem dediğini herkes biliyor.” dedi.

OLAY YERİ İNCELEMESİ:
Heyetimizin 01 Aralık 2004 günü belirtilen olay yerinde yaptığı incelemelerde:

Şemdinli İlçesinin Öğrencik köyüne 100 metre uzaklıkta olan olay mahallinde ölen Fevzi Can’a ait kan izleri ve çok sayıda ayakkabı izleri mevcuttu. Pusu kurulan yer ile vurularak öldürülen Fevzi Can’a ait kan izlerinin bulunduğu yer arası 20-30 metredir. En yakın kayalıkların dahi olay mahalline uzaklığı fazladır. Silah seslerinin yankılama ihtimali düşük, Şemdinli coğrafi yapısına oranla açık bir arazidir

OTOPSİ TUTANAĞI İNCELEMESİ:
Otopsi raporunda; “29.11.2004 tarihinde saat 03.00 sıralarında Ortaklar Güçlendirilmiş Jandarma Karakol komutanlığı görevlileri tarafından hayvan kaçakçılığı yapan bir şahsın yapılan dur ihtarına uymaması üzerine açılan ateş so0nucunda hayatını kaybettiği Şemdinli ilçe jandarma komutanı tarafından bildirilmesi üzerine olay yerine gidilmesi hususunda yapılan görüşme sonucunda olay yerinin yoğun terör faaliyetleri nedeniyle güvenlik zafiyeti içinde olduğu ve kış koşulları içinde gidilmesi zor olduğu öğrenmekle olay yerinde gerekli fotoğraflarının çekilmesi suç delillerinin toplatılması krokilerin düzeltilmesi ve maktulün Şemdinli devlet hastanesinde hazır edilmesi Talimatının verilmesi üzerine saat 08:00 de otopsiye başlanıldı. Göğüs, karın ve sırt bölgesinin incelenmesinde sırtta sol bölgede sol kürek kemiğinin bitiş noktasının 1 cm altında, orta hattın 2 cm altında sol tarafına düşen bölgede 0,5×0,5 cm ebadında muhtemel mermi giriş deliğinin bulunduğu, göğsün sol kısmında meme hizasında sol köprücük kemiğinin hemen altında 1,5×1 cm ebatlarında muhtemel kurşun çıkış deliğinin bulunduğu göğüs ve sırta yaygın şekilde kan lekelerinin bulunduğu görüldü.” denilmektedir.

HEYETİMİZİN YAPTIĞI TESPİTLER:

Heyetimiz;
1- Pusu, pusu yeri, pusu kuvveti, olay yeri ve çevreleyen alan birlikte değerlendirildiğinde maktulün veya iddia edilen iki insanın kaçarak kurtulma ihtimalinin olmadığını tespit etmiştir.

2- Maktulün silahlı olduğuna dair hiçbir belirtiye rastlanmamış, bu konuda hiçbir beyan yapılmamış, hiçbir görgünün olmadığını tespit etmiştir.

3- Olay yerinin Öğrendik köyüne 100 metre uzaklıkta olduğunu ve olay mahallinde ölen Fevzi Can’a ait kan ve çok sayıda ayakkabı izlerini tespit etmiştir.

4- Şemdinli C.Savcılığının olay günü olay mahalline gitmediğini tespit etmiştir.

5- Raporun yazılı hale getirilmesi sürecinde; yazılı basında, Fail olduğu iddia olunan Astsubay Murat Şener’ın tutuklandığına dair haberleri tespit etmiştir.

AYDINLATILMASI GEREKEN NOKTALAR:
1- Olayı gerçekleştiren kolluğun; cenazenin olay mahallinde otopsinin yapılmadan ve delil muhafazası yapılmadan başka bir yere götürmeleri delillerin karatılması ihtimalini artırmıyor mu?

2- Daha önce aynı bölgede defalarca C. Savcılığı tarafında Elektrik Kaçakçılığı nedeniyle keşif yapılmasına rağmen, bu olayda tutanaklarda belirtilen ‘yoğun terör faaliyetleri ve kış şartları’ sebebi ile olay yerine ilk gün gidilmemesi haklı bir gerekçe midir?

3- Olay yerine yakın Tahtataş köyü korucuları ile Tütünlü köyündeki şahısların olay ile bilgileri olmasına rağmen tanıklık yapmaktan kaçınmaları, sebep olarak can güvenliklerinin olmadığını beyan etmektedirler. Tahkikatı sürdüren C.savcılığı belirtilen tanıkların can güvenliklerini sağlayıp, tanıklıklarına başvurmuş ya da başvurmayı düşünüyor mu?

4- Şemdinli dağlık coğrafi yapısına göre olay yerinin daha düz olması, kayalık alanın olay yerine epey uzak olmasına rağmen; Mülki idare Amirleri ve Savcılıkların; “Fevzi Can’ın kayalık alana kaçarak saklanmaya çalıştığı ve havaya açılan uyarı ateşine rağmen kaçmaya çalıştığı ve bu nedenle açılan ateş sonucu öldüğü” şeklindeki tespit ve beyanlarının adil, bağımsız bir soruşturma ve yargılamayı kuşkulu hale getirmiyor mu?

5- Daha önce Tahtataş mezrası orman bölgesinde ağaç kesimi yapan köylünün; ağacın üzerine düşmesi sonucu ölmesi üzerine C.Savcısının olay yerine gelerek tespit yaptığı ve tutanak tutuğu gerçeğine rağmen; bu olay için aynı alanın yoğun terör faaliyeti alanı olarak gösterilmesi ve keşfin yapılmaması hukuki bir durum mudur?

6- Kaçak olduğu iddia edilen 448 koyun için ne gibi işlem yapılmıştır?

SONUÇ VE İSTEM:
Yaşam hakkı en temel haktır ve kutsaldır. Bu hak ulusal ve uluslar arası hukukta güvence altına alınmıştır. Devlet bu hakkın korunması ile yükümlüdür. Maktul veya iddia edildiği gibi iki kişi ve yine iddia edildiği gibi kaçakçılık yaparak suç işlemiş olsa dahi bu insan/ların sağ yakalanarak adalete teslim edilmesi, adil bir biçimde yargılanması gerekirdi..

Heyetimiz, bu olayda bu hakkın ihlal edildiğini ve Fevzi Can adlı bu yurttaşın “ yargısız bir infaz”a maruz kaldığı kanaatine ulaşmıştır. Son dönemde bölgemizde meydana gelen olayların bu olay ile benzerlik göstermesi kaygı vericidir.

İSTEM:
1- Adil ve hızlı bir yargılama için adli ve idari tedbirler geciktirilmeden alınmalıdır.

2- Olayla ilgili tanıklar korunma altına alınması, bunun yanı sıra Sorumlu Kolluk Amirleri soruşturma sonuna kadar geçici olarak görevden alınması gerekir.

3- Delillerin karartılma ihtimaline binaen, olayın aydınlatılması için, özelikle Tahtataş korucularının güvenlikleri sağlanarak ifadelerine başvurulması gerekir.

4- Maktul yakınlarının mağduriyeti tazmin edilmelidir.

5- Mülki İdare Amirleri, bu olay ile ilgili, yörede yaşayan yurttaşları tatmin eden bir açıklamayı hemen yapmalıdır.

6- Bu olayda kast unsurunun yoğunluğuna binaen Fail/ faillerin içinde bulundukları psikolojik durumun tahlil edilmesi ve bu durumda olanların rehabilite edilmesi gerekir.

7- Kolluğun insan hakları konusunda daha fazla eğitilmesi ve güç kullanım konusunun tekrar tekrar gözden geçirilmesi gerekir, İdare bu konuda azami hassasiyeti göstermelidir

Sonuç olarak;
Hükümet ve parlamentoya, idareyi hukuk devleti ve insan haklarına saygılı bir yönetim anlayışı ile uyarlı hale getirmekten sorumlu olduğunu hatırlatıyor, bunun gereği olan tüm tedbirleri almaya davet ediyoruz.

Necip DEMİR :İHD MYK Üyesi

Av.Zeki YÜKSEL :İHD Van Şube Başkanı

İsmail AKBULUT :İHD Hakkari Şube Başkanı

Leyla ÇİFTÇİ :İHD Hakkari Şube Sekreteri