Fotoğraf: Reuters

İsrail devletinin kuruluşunun 70. yıl dönümünü ve ABD’nin Tel Aviv Büyükelçiliği’ni Kudüs’e taşımasını protesto eden Filistinlilere gerçek mermilerle, füzelerle saldıran İsrail askerlerinin 58 Filistinliyi öldürmesi ve binlerce kişiyi yaralaması, Filistin halkına yönelik yüz yılı aşkındır devam eden zulmün, soykırımın devamıdır. Filistin halkına ve Filistin halkı şahsında insanlığa karşı yapılmış bu saldırıları kınıyor; İsrail devletini, ABD’yi ve sürece dahil olan tüm devletleri bu soykırımı durdurmaya çağırıyoruz.

Yahudilerin, dünyanın pek çok yerinde düşmanlık görmeleri ve yok edilmeye çalışılması, 2. Dünya savaşında vahşice katledilerek soykırıma uğratılmaları nasıl kabul edilemez ise Filistin halkına yapılan zulüm ve soykırım da kabul edilemez.

Tarihsel sürece baktığımızda görüleceği üzere; İsrail-Filistin sorunu, 1900’lerde belirginleşmeye başlayan ve başını İngiltere ile Fransa’nın çektiği, ABD’nin dahil olduğu emperyalist küresel ve bölgesel çıkar ilişkileri ile giderek derinleşmiş, Orta Doğu ülkelerini içine almış ve giderek çözümsüz bir hale sokulmuştur.

Özellikle İsrail devletinin kuruluşunu ilan ettiği 14 Mayıs 1948 tarihinden bu yana sorun giderek devasa boyutlara varmıştır. Filistinliler yoğun saldırı altında kalmış, 3,5 milyon Filistinli yerinden edilmiş, toprakları işgal edilmiş, 16-17 Eylül 1982’de Sabra ve Şatilla kamplarında kalan binlerce Filistinli mülteci vahşice katledilmiştir. Katliamda bireysel sorumluluğu olduğu iddia edilerek “savaş suçu” işlemekle suçlanan İsrail Savunma Bakanı Ariel Şaron 2001 de başbakan olarak geri dönmüş, uluslararası mahkemelerde de katliamın hesabı sorulmamıştır.

İsrail’in Gazze’ye uyguladığı ambargoyu delmek için insani yardım götürmek maksadı ile yola çıkan Mavi Marmara gemisine yapılan saldırı ve 9 kişinin öldürülmesi olayının üzeri tazminat ile kapatılmıştır.

7 Temmuz 2014 tarihinde başlayıp 51 gün süren saldırılarda da Gazze’de 530’u çocuk, 302’si kadın 2 binden fazla Filistinli İsrail askerleri tarafından öldürülmüş, önceki ve sonrakilerde olduğu gibi bu katliamın da üstü örtülmüştür.

Çoğunluk sessizlikle geçiştirilen bu açık katliamlar karşısında Birleşmiş Milletler zaman zaman tutum almak zorunda kalmış, 30 Kasım 2016 tarihinde İsrail’in işgali altındaki Filistin topraklarında sürdürdüğü yasa dışı yerleşim faaliyetlerini hemen ve tamamen durdurmasını öngören karar tasarısını kabul etmiştir. BM Güvenlik Konseyi, bu kararı tanımayan İsrail devletine bir yaptırım uygulamamıştır.

Filistin halkına yönelik bu saldırılar, direniş hareketlerinin ortaya çıkmasına neden olmuş, Filistin halkı varlığına yönelmiş bu saldırıları durdurabilmek için çocuk yaşlı “intifada” hareketleri başlatmıştır. Ancak Arap devletleri ve Türkiye tarafından da gerçek anlamda desteklenmedikleri için yalnız başlarına direnişlerini sürdürmektedirler.

İnsan hakları savunucuları olarak; Orta Doğu haklarının mağduriyeti üzerinden planlanan çıkar amaçlı çatışmaların yol açtığı yıkımı yakından görüyor ve acısını içimizde duyuyoruz.

Filistin halkına yönelik bu katliamı bir kez daha kınarken, dünya halklarına Filistin Halkıyla dayanışma çağrısı yapıyor, İsrail ve bu çatışmada rolü olan devletler başta olmak üzere tüm dünya devletlerine sesleniyoruz:

  • Filistin halkına yapılan zulme karşı takındığınız ikiyüzlü tutumdan vazgeçin!
  • Vebaline ortak olduğunuz bu saldırıları durdurun!
  • Filistin halkının uğradığı mağduriyeti telafi mekanizmalarını işletin!
  • Filistin halkının kendi topraklarında barış ve huzur içinde yaşamasını sağlayacak kararları alın ve uygulanmasını sağlayın!
  • İsrail ve ABD ile yaptığınız açık-gizli silah ve ticaret anlaşmalarını iptal edin!
  • Savaş suçu işleyen İsrail’in ve devlet yetkililerinin uluslararası mahkemelerde yargılanmalarını sağlayın!

İnsan Hakları Derneği
İstanbul Şubesi