Hakkari / Yüksekova’daki Yaşam Hakkına Yönelik Saldırıyı Kınıyoruz

4

İHD ve TİHV olarak 9 Temmuz 2018 günü ortak bir açıklama yaparak, Türkiye’nin Doğu ve Güney Doğusunda 24 Temmuz 2015 tarihinden beri yeniden başlayan silahlı çatışmaların artarak devam ettiğini, İnsan hakları örgütleri olarak silahlı çatışma ortamı ile ilgili meydana gelen insan hakları ve insancıl hukuk ilkelerinin ihlali konusunda sık sık raporlar hazırlamakta ve açıklamalar yapmak durumunda kaldığımızı ve uyarılarda bulunduğumuzu belirtmiştik.

31 Temmuz 2018 günü Hakkâri’nin Yüksekova ilçesinde askeri üs bölgesinde bulunan askeri karakoldan dönerken aracının yola döşenen patlayıcı ile infilak etmesi sonucu Nurcan Karakaya ve 11 aylık oğlu Mustafa Bedirhan Karakaya yaşamını yitirmiştir. Bu saldırıyı gerçekleştirenleri kınıyor, aileye ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz.

Yetkili makamlara sormak istiyoruz. Sivil bir araç hiçbir güvenlik önlemi alınmadan askeri üs bölgesine nasıl gidebilir ve aynı şekilde nasıl dönebilir? Askeri üs bölgesine askeri zırhlı araçlarla gidilip gelindiği bilindiği halde merhum Nurcan Karakaya’nın Yüksekova’dan gidişine nasıl izin verilmiştir? Silahlı çatışma bölgesinde bir kadın ve bebeğinin sivil bir araçla yüksek risk altında yolculuk yapmasına izin verenlerin sorumluluğu da göz ardı edilmemelidir. Görüldüğü gibi yapılacak etkili soruşturma sonucunda bu olayda ihmali veya kusuru bulunan kamu görevlileri hakkında da soruşturma açılmalıdır. Elbette failler bulunmalı ve yargı önünde hesap vermelidir.

Bu acı ve kabul edilemez olaydan sonra iktidarın söylemi ve iktidar yanlısı medyanın kullandığı söylem oldukça tehlikelidir. Bu söylem toplumun bir kesimini hedef gösteren, ayırımcı, ötekileştirici ve kriminal bir söylemdir. Türkiye, 90’lı yıllarda bu söylem nedeni ile çok büyük acılar çekmiştir. Aynı hataya bir kez daha düşülmemelidir. Toplumsal barışı tamamen ortadan kaldıracak söylem ve eylemlerden uzak durulmalıdır.

Türkiye’nin bir an önce, silahlı çatışma ortamından çıkarılması ve yeniden barışa giden bir sürecin başlatılması gerekmektedir. Ölümü değil yaşamı kutsayalım.

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ