HAPİSHANELERDE YAŞANANLAR “SIR” OLARAK KALMASIN

1792

OCAK -HAZİRAN 2008 MARMARA BÖLGESİ HAPİSHANELERİ HAK İHLALLERİ RAPORU

 

İHD İstanbul Şubesi 
Cezaevi Komisyonu

 

Açıldıkları günden beri sürekli olarak hak ihlalleriyle gündeme gelen hapishanelerle ilgili, İstanbul İHD cezaevi komisyonu olarak 2008’in ilk 6 ayını kapsayan ve şu ana kadar elimize ulaşmış, mektup, faks, başvuru ve tutuklu yakınlarının beyanlarından oluşan hak ihlalleri raporunu sizlerle paylaşmak istiyoruz. 

Uzun yıllardır düzenli aralıklarla hazırlayıp kamuoyu ile paylaştığımız bu raporlara göre işkenceler, kaybolan mektuplar, verilen görüş ve hücre cezaları, sürgün sevkler ve hasta tutukluların tedavi edilmemesi ve benzeri noktalarda birçok hak ihlali yaşanmaya devam etmektedir.

Genel olarak tüm hapishanelerde sorunlar yaşanmasının yanında F tipi hapishanelerden yapılan başvurulardan, bu hapishanelerde daha yoğun hak ihlallerinin yaşandığına işaret etmektedir. Hasta tutukluların tedavi edilmeyerek ölüme terk edilmeleri, işkencelerin devam etmesi, Türkçe dışındaki dillerde iletişim yasakları, disiplin cezaları, sohbet hakkının kullandırılmaması ya da sınırlandırılarak kullandırılması… v.b. olaylar halen önemli şikayet konularındandır.

22.01.2007 tarihinde dönemin Adalet Bakanı Cemil ÇİÇEK tarafından basına duyurulan, F Tipi hapishanelerde mahpuslar için her hafta 10 kişinin 10 saat bir araya gelmesini sağlayan genelge ile getirilen “sohbet hakkı” aradan 1,5 yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen hiçbir hapishanede tam olarak uygulanmamıştır. Halen her hapishane idaresi tarafından farklı ve genelgeye aykırı olarak uygulamalar devam etmektedir. Sorunlar özellikle daha az saat ve daha az mahpus için bu hakkın kullandırılmak istenmesi, mahpusların bu haklarını kullanırken sohbet arkadaşlarını belirlemelerine izin verilmemesi, bazı hapishanelerde sohbet saatlerinin görüş, sıcak su, telefon v.s. haklarının kullanıldığı saatlere denk getirilerek mahpusun bir hakkından feragat etmesi zorunluluğu oluşturulması nedenlerine dayanmaktadır.

Ayrıca sohbet alanlarına kamera yerleştirilmiş, buna tepki gösteren tutuklulara aylarca sohbete çıkmama ve hücre cezası verilmiştir. Genelgenin uygulanmama gerekçesi olarak gösterilen personel ve mekan eksikliğinin giderilmesi konusunda aradan geçen bu kadar zamana rağmen herhangi bir çalışmanın yapılmaması, bakanlığın bu genelgeyi gerektiği gibi uygulamayacağının bir göstergesidir.

Son günlerde gündeme gelen hasta mahpusların tedavisi noktasında da henüz bir gelişme sağlanmamış, oluşturulan suni gündem çerçevesinde sadece yeni tutuklanmış bir hasta tahliye edilmiştir.

Bu arada Siirt hapishanesinde tutuklu bulunan ve yatalak olan 77 yaşındaki Ali ÇEKİN’in tahliyesi yönünde yapılan tüm girişimler sonuçsuz kalmış ve ne yazık ki Ali ÇEKİN 29.07.2008 tarihinde tahliye edilmeden, özgürlüğünden mahrum, demir parmaklıklar arkasında hayatını kaybetmiştir. Ali ÇEKİN’in ölümü bize hasta tutuklularla ilgili gerek meclisteki milletvekillerince gerekse de kamuoyu tarafından oluşturulan gündemin, sadece belli özel kişiler için oluşturulduğu izlenimini vermiştir.

İnsan hakları savunucuları olarak en temel insan hakkı olan yaşama hakkının korunması konusunda ayrımcı uygulamaları kabul edilemez bulduğumuzu, bu sorunun insan haklarına uygun olarak çözümü ve hali hazırda hapishanelerde yaşam savaşı veren mahpuslar için başta Adalet Bakanlığı olmak üzere yetkilileri acil önlemler almaları gerektiği konusunda uyarıyoruz.

Aşağıda dökümünü verdiğimiz bilgiler şubemize ulaşan mektup, faks ve tutuklu yakınlarının başvuruları doğrultusundan hazırlanmıştır. Raporda da görüldüğü üzere hak ihlalleri konusunda yaşanan sorunlar hız kesmeden devam etmektedir ve yetkili merciiler gerekli önlemleri almadığı sürece bu sorunlar katlanarak artacaktır.

Biz insan hakları savunucuları olarak, sorunların kalıcı olarak çözümünü sağlamak için gerekli girişimlerde bulunmaya devam etmekteyiz. Ancak, bu girişimlerimiz karşısında yetkililerden aldığımız tepkiler sorunların göz ardı edildiğine, mahpuslar arasında ayrımcılık yapıldığına ve sorunların insan haklarına ve mahpus haklarına uygun çözümü için yeterince istekli olunmadığına işaret etmektedir. Yetkililerin bu isteksizliği hasta mahpusların ölümünü hazırlamakta, tecrit ve izolasyonu artırarak mahpusların ruhsal ve sosyal yaşamlarına ağır darbeler indirmektedir. Bu nedenlerle öncelikle sorunların kabul edilmesi ve insan haklarına uygun çözümler oluşturulması yönünde yasa yapıcıları da kapsayacak şekilde tüm yetkilileri acil göreve çağırıyoruz.

TEKİRDAĞ 1 NOLU F TİPİ HAPİSHANESİ HAK İHLALLERİ

1–2007 Aralık ayında mahpusların aranması usulü idare tarafından keyfi olarak değiştirilmiştir. Mahpusların tepkisine neden olan ve her ne sebeple olursa olsun mahpusların hücrelerinden çıkışlarında yapılan ayakkabı araması noktasında yaşanan sorunlar nedeni ile herhangi bir görüş, telefon v.s. cezası olmamasına rağmen çoğu mahpus bu haklarından 3–4 aya yakın bir zaman faydalanamamıştır. Bu koşullarda mağdur edilen sadece mahpus değil,aynı zamanda görüşçüleri ve yakınlarıdır.Bu süre içerisinde görüşe giden ailelerin hiç biri görüş yapamamış geri dönmek zorunda kalmıştır.

2-“Sohbet hakkı” genelgesinin yayınlanmasını takip eden bir kaç ay boyunca haftada 9 saat 9 tutuklunun bir araya gelmesi şeklinde uygulanan genelge idare tarafından daha sonra değiştirilerek tutuklu sayısı 7’ye,sohbet saati de 6’ya düşürülmüştür. Halen de bu şekliyle uygulanmaktadır. Mahpusların ayakkabı aramaları sırasında yaşanan sorunlar nedeni ile mahpuslar sohbet haklarını da kullanamamışlardır.

3-Ayakkabı sorununun devam ettiği süreçte de idare tarafından sohbet alanlarına kamera yerleştirilmiş, daha sonrasında kamerayı peçeteye kapatan tutuklulara günlerce hücre cezası,3 ay sohbetten men cezası v.b cezalar verilmiştir. Sohbet alanlarındaki bütün pencereler kaynaklanıp camlar boyanmıştır. Gün ışından dahi yoksun bırakılan bu alanlar sohbet mekanı olarak kullanılamayacak karanlık izbe yerlere dönüştürülmüştür. Şu şekliyle Tekirdağ 1 Nolu F tipinde adli tutuklular dışında sohbete çıkan tutuklu bulunmamaktadır.

—Mehmet SARAR’a 15.02.2008 tarihinde sohbet alanındaki kamerayı kapattığından dolayı disiplin kurulu tarafından 3 gün hücre cezası, idare ve gözlem kurulu tarafından da 3 ay sohbetten men cezası verilmiştir. Tutuklunun iki cezaya da itiraz etmesine rağmen infaz hakimliği hücre cezasının kaldırılması yerine başka bir ceza verilemesine karar vermiş, haberleşmeden men kararı vererek disiplin kurulu kararını bozmamıştır. Dosya no2008/262,Karar no 2008/255,tebliğ tarihi 02.04.2008.

-Barış AKKUŞ ve Erdener DEMİREL’e sohbet alanındaki kamerayı kapattıkları gerekçesiyle 2’şer günlük hücre cezaları verilmiştir.

-Yine aynı şekilde Erkan ALTUN, Ayhan GÜNGÖR’e ikişer gün, Mehmet SARAR, Ulvi YALÇIN, F.Oğuz ASLAN’a 5’er gün hücre cezası, ayrıca F. Oğuz ASLAN’a 3 ay sohbetten men cezası verilmiştir.

4-Tekirdağ 1 nolu F tipinde sürekli olarak yaşanan su sorunu idarenin mahpusların hücrelerde su depolamak için tuttukları pet şişelerine el koyarak kantinden su satışı yapmamasıyla yeni bir boyut kazanmış, mahpuslar aylarca kirli kuyu suyu içmek zorunda bırakılmıştır.3 kişinin kaldığı hücrelere sıcak su haftada sadece bir gün, yarım saat, soğuk su ise günde sadece bir saat verilmektedir.Bu koşullarda yıkanıp temizlenmek bir yana içmek için dahi su verilmesi işkence haline dönüştürülmüştür.

5-Mahpuslara gönderilen gazete, dergi ve kitapların birçoğu kendilerine ya hiç ya da bazı sayfaları kesilerek alınmış ya da karalanmış olarak verilmektedir. Türkçe dışındaki dillerin kullanıldığı yayınlar için ise, tutuklu tarafından tercüme ettirilmesi ve sayfa başına 60 YTL tercüme ücreti ödenmesi halinde cezaevi idaresi yayını mahpusa verip vermeyeceğine karar vermektedir

-Erdener DEMİREL’in ziyaretine gelen Almanya Konsolosunun cezaevi idaresine teslim ettiği iki kitap ve bir almanca dergi güvenlik gerekçesiyle mahpusa verilmemiştir.
 
-Ziya ULUSOY, Hasan POLAT, Ahmet DOĞAN, Çetin POYRAZ ve Turaç SOLAK’a kargo yolu ile gelen Azadi isimli derginin aralık 2007sayısı sakıncalı denilerek 11.01.2008 tarih ve 2008/6 no lu karar ile kendilerine verilmemiştir.

—Hasan ŞAHİNGÖZ, Hasan POLAT, Ziya ULUSOY, Çetin POYRAZ, Nihat KONAK, Turaç SOLAK, Doğan GÜNER ve Turgut KAYA’ya posta yoluyla gelen Agos isimli gazetenin 606, 607, 610, 612, 613 ve 614. sayılarının yine 18.01.2008 tarihli ve 2008/ 15 sayılı karar ile Ermenice sayfalarına el konularak verilmiştir.

—Sibel ÖZBUDUN’un Hikmet KALE’ye yolladığı “Zapatista Deneyimi” ve “Meksika’da Değişim” isimli kitabın 12. sayfasından 19. sayfasına kadar olan bölüm İngilizce olduğundan bahisle, kitabın içinde çevirisi bulunmasına rağmen 08.12.2007 tarih ve 2007/127 sayılı karar ile kurumu tehlikeye soktuğu gerekçesiyle verilmemiştir.

Bu karara C. Savcılığına itirazda bulunulmuş ‘mevzuata aykırı bir durum yok’ denilerek ret kararı verilmiştir. Tekrar bir üst mercii Ağır Ceza Mahkemesi’ne itiraz edilmiştir. Henüz bir yanıt verilmemiştir.

6-Gönderilen mektup ve fakslar sahiplerine ulaştırılmamaktadır.
Tutukluların dışarıyla en önemli bağını oluşturan mektup ve fakslar kaybedilmekte, karalanmakta veya ilginç gerekçelerle idare tarafından el konulmaktadır.

—Hikmet KALE,  29 şubat 2008 tarihinde Mayıs yayınlarının Zekayi ÖZGER adına düzenlediği şiir yarışmasına “Vurur Gelir Zindanlardan Hasretin” adlı 83 sayfalık şiir dosyasını cezaevi görevlilerine teslim ederek, kargo yolu ile ilgili adrese postalanmasını istemiştir. İdare dosyayı 10 gün elinde bekletmiş sonrasında, postalandı fişini bulamadık arıyoruz diyerek oyalamıştır. Hikmet Kale’nin dosyanın yerine ulaşmadığını öğrenmesi üzerine posta belgeleri konusunda ısrar etmesi üzerine posta memuru dosyanın ellerinde kaybolduğunu söylemiştir. Hikmet KALE bu cevap üzerine 14 Nisan 2008 tarihinde şiir dosyasının kaybedilmesi nedeniyle suç duyurusunda bulunmuş, sonrasında suç duyurusu dilekçesinin kayıt numarasını istediğinde infaz birimindeki personel böyle bir dilekçenin ellerine ulaşmadığını bildirmiştir.

—Menderes LEYLA’nın 17.03.2008 tarihli mektubu 26.03.2008 tarihli faksı ve Ahmet DOĞAN’ın İstanbul İHD’ye göndermek istediği 31.03.2008 tarihli taahhütlü mektubu kaybedilmiştir.

—Erdener DEMİREL’in idare tarafından sakıncalı bulunup gönderilmeyen mektupla ilgili 31.12.2007 tarihinde infaz hakimliğine yaptığı itiraz kısmen kabul edilmiş, itiraz hakimliği “mektubun bir satırının karalanıp öyle gönderilmesine” karar vermiştir. Savcının bu karara itiraz etmesi üzerine ağır ceza mahkemesi mektubun gönderilmemesine karar vermiştir.

—Aynı şekilde Ali Gün ALKAYA’nın göndermek istediği 6 adet 1 Mayıs işçi ve emekçilerin birlik ve dayanışma gününe dair mesaj içeren kart “Örgütsel faaliyeti sürdürmek amacını gütmesi” iddiasıyla sakıncalı denilerek gönderilmemiş, yine Ahmet DOĞAN’ın göndermek istediği 4 adet kart gönderilmemiştir.

7-Hemen her talep ve tepkinin soruşturma konusu olduğu F tipi cezaevlerinde tutukluların soruşturmalara yaptıkları itirazlar ve yaşadıkları hak ihlalleri karşısında verdikleri suç duyuruları yerlerine ulaştırılmamakta, çoğunlukla kaybedilmektedir. Bu uygulama nedeniyle çoğu tutuklu soruşturmalara itiraz etmemiş sayılmakta, savunma yapmaları engellenmekte ve her seferinde disiplin cezaları almalarına yol açılmaktadır.

-S. Yılmaz BULGURUÇ’a açık görüş yerindeki kamerayı kapattığı için 29.02.2008 tarih ve 2008/46 sayı ile verilen disiplin cezası kararına karşı, C.savcılığına yaptığı itiraz dilekçesi kaybedildiğinden hücre cezasına itiraz etmediği öne sürülerek iki günlük hücre cezası onaylanmıştır.

—Hasan ŞAHİNGÖZ, Barış AKKUŞ, Ayhan GÜNGÖR, Murat KARAYEL, Cihat ÖZDEMİR, Süleyman Yılmaz BULDURUÇ, Mehmet SARAR ve Erkan ALTUN’un haklarında açılan disiplin soruşturması sonucundan verilen “3 aylık ziyaretten men” cezasına yaptıkları itiraz dilekçeleri işleme konulmayarak, ‘böyle bir itiraz yapılmadı’ denilmiş ve verilen 3’er ay ziyaretten men cezası uygulanmaya konulmuştur.

—İdare tarafından yapılan açıklamaya göre 1 Ocak 2008 tarihinden toplu dilekçeler kabul edilmeyecektir. 

8-Mahpusların görüş ve telefonlarda Türkçe dışında bir dilde konuşması yasak, Başbakan kısa bir süre önce tamamen Kürtçe yayın yapacak bir kanal açılmasından bahsederken hapishanelerde aileleri Türkçe bilmeyen tutukluların görüş ve telefon hakları Kürtçe konuşulmasından dolayı engelleniyor, görüşmeler kesiliyor. Sonrasında ise Kürtçe konuştukları gerekçesiyle haklarında soruşturma açılarak görüş yasağı cezası verilmektedir.

9-Mahpusların yer değiştirme talebi olmamasına rağmen zorla hücrelerinden alınarak başka hücrelere konulmakta ya da gerekçe gösterilmeksizin başka hapishanelere zorla sevk edilmekteler. Bu sevkler sırasında mahpuslar işkence ve kötü muameleye maruz bırakılmaktadırlar.

—23 Nisan 2008 tarihinde Necdet BAŞ kaldığı C–81 nolu hücreden talebi olmamasına rağmen zorla alınarak C–70 nolu hücrede kalanların, itirafçıların bulunduğu hücreye götürülmüştür. Söz konusu durumu kabullenmeyip itirazlarını sürdürmesi üzerine 24.04.2008 günü bulunduğu hücreden alınarak SÜNGERLİ ODA, HÜCRE OLARAK tabir edilen ve ağır tecrit koşullarının olduğu özel bir hücreye kapatılmıştır.

-29.02.2008 tarihinde B blok 66 nolu hücrede kalan Ferdi AYDIN ile Erkan SALDUZ bulundukları hücreden zorla çıkarılarak ayrı ayrı başka hücrelere götürülmüşlerdir. Zorla götürülme sırasında gardiyanlar tarafından darp edilerek çeşitli yerlerinden yaralanmışlarıdır. Bu saldırıyla ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuşlardır.

10-Hasta mahpuslar yeterli tedavi imkanı sağlanmamaktadır. Cezaevi revirine çıkabilmek dahi uzun zaman beklemeyi gerektiriyor. Uzun uğraşlar sonunda revire çıkan mahpuslar ise doktorun gayrı ciddi yaklaşımları nedeniyle tedavi olamamaktadır. Doktor mahpusun şikayetlerini dahi dinlemeden bir aspirin yazarak “psikolojiktir, geçer” diyerek hücresine geri göndermektedir. Doktorun bu tutumu sonucunda hasta mahpusun hastaneye sevki konusunda geç kalınmakta,bu da hayati tehlikelerin meydana gelmesine sebep olmaktadır.

—Behçet YILMAZ’ın ağır astım hastası olduğu yönünde doktor raporu bulunmaktadır. Hapishanede ciddi bir astım krizi geçirmiş ve acilen hastaneye götürülmüştür. Astım hastalığına rağmen sigara içilen hücrede tutulması üzerine yerinin değiştirilerek sigara içilmeyen bir hücreye geçmek istemiş, bunun üzerine tek kişilik hücreye götürülmüştür. Uzun bir süre tekli hücrede tutulduktan sonra tekrardan sigara içilen başka bir hücreye götürülmüştür.

—Son günlerde Kuddisi OKKIR’IN ölümüyle yeniden gündeme gelen hasta mahpusların tedavisi sorunu karşısında sorunu çözme konusunda bir eğilim ve kararlı bir tutum gelişmediğinden yeni ölümler yaşanmaya devam etmektedir. Kuddisi OKKIR’ın hayatını kaybettiği Tekirdağ 1 Nolu F tipi hapishanesinde 20 Temmuz da Salih SEVİLEN isimli mahpus rahatsızlanarak yarı baygı bir şekilde revire kaldırılmış ve revir doktoru tarafından “bir şeyin yok” denilerek kendisine ağrı kesici verilip geri hücresine götürülmüştür. Hücreye getirilmesinin ardından durumu kötüleşen mahpusun hastaneye götürülmesi için diğer mahpuslar tarafından kapılara vurulmuş, gardiyanlarla tartışılmış ve ancak ondan sonra hastaneye götürülmüştür. Ama Salih SEVİLEN hastaneye götürüldüğünde artık çok geç kalınmış, tutuklu hayatını kaybetmiştir.

11-Her mahpusun birinci derece akrabaları dışında 3 arkadaşı ile görüşme hakkı da keyfi bir şekilde engellenmektedir. Mahpusun birinci derece akrabaları dışında idareye ismini verdiği 3 kişiyle daha görüş yapma hakkı yasal olarak mevcut olmasına rağmen yine hapishane idareleri tarafından bu hak da gasp edilmektedir. Mahpusun hapishaneye kabulü esnasında bu 3 ismi en geç on gün içerisinde vermesi istenmekte, bu süre içinde bildirilmemesi halinde bu hak kullandırılmamaktadır. Bu noktada yeni tutuklanmış birinden daha hapishaneye adım atar atmaz kendisini cezaevinde ziyaret etme imkanı bulunan 3 kişiyi belirlemesinin güçlüğü yanında, verilen dilekçelerin kaybolası da bu hakkın kullanılmasını engelleyen başka bir faktördür.

—Veli ÖZDEMİR’in aile dışında üç ziyaretçi hakkıyla ilgili yasal sürecinde yaptığı başvurusu işleme konulmamış, dilekçesi kaybedilmiştir. Bu durum tutuklunun ziyaretçisi olan amcaoğlunun ziyarete alınmaması ile açığa çıkmış, yapılan tüm itirazlara rağmen idare böyle bir dilekçenin olmadığını ileri sürmüştür.

12-Tüm bu yaşananların yanında son derece traji komik şeylerde yaşanmaktadır.

—Örneğin, Yaşar ERİŞ ile Sinan GÜLÜM adlı mahpusların kaldıkları hücrenin zili bozuk olduğu için kapıya vurarak gardiyanları çağırmak istemişlerdir. Fakat idare tutuklulara kapıyı dövdükleri gerekçesiyle üçer gün hücre cezası ve ayrıca Yaşar ERİŞ’e de idareyi tehdit ettiği gerekçesiyle 15.02.2008 tarih ve 2008/ 33 sayılı karar ile 11 gün daha hücre cezası vermiştir.

TEKİRDAĞ 2 NOLU F TİPİ HAPİSHANESİNDEKİ HAK İHLALLERİ

Tekirdağ 2 Nolu F tipi hapishanesinde 1 Nolu Cezaevinden farklı uygulamamalar yaşanmaktadır.
Yan yana iki hapishaneden birinde sorun oluşturmayan bir durum ya da talep diğerinde suç unsuru olarak görülmekte, yasaklanmakta, cezalandırılmaktadır.
Bu durum açık bir şekilde hapishanelerdeki keyfi uygulamaların boyutunu göstermektedir.
 
1-Bakanlık tarafından yayınlanan “sohbet genelgesi” uygulanmamaktadır. Yayınlandığı günden bugünü kadar hiçbir şekilde uygulamaya geçilmemiştir.

2-Mahpuslara gardiyan ve diğer hapishane personeli tarafından “siz teröristsiniz” denilerek psikolojik baskı yapılmakta, hakaret ve tehditlere maruz bırakılmaktadırlar. Psikolojik baskının yanında fiziksel saldırılarda yaşanmakta, çoğu mahpus bu saldırılar sonucunda yaralanmaktadır. Darp edilmiş olanların revire çıkma talebi idare tarafından ancak saldırının üzerinden günler geçtikten sonra yani darp izleri kaybolunca karşılanmakta, idarenin bu tutumu saldırı olduğuna dair herhangi bir doktor raporu alınmasının önüne geçmektedir. Buda yasal işlem (suç duyurusu) yapılması durumunda sonuç alınamaması anlamına gelmektedir.

3–1 Nolu cezaevinde yaşanan su sorunu 2 Nolu Cezaevindede yaşanmaktadır. Temizlik için haftada iki gün bir buçuk saat verilmesi gereken sıcak su bir saat verilmekte, zaman zaman on günde bir bir saat olarak uygulanmaktadır. Soğuk su ise günde sadece on dakika için verilmektedir. Bu durum duş alma ve çamaşır yıkama gibi ihtiyaçların yeterince giderilmemesi ve ciddi bir hijyen sorunu yaratmaktadır.

4-Hapishaneye yeni getirilen mahpuslar ilk kabul esnasında gardiyan ve askerlerin saldırısına uğramakta, çırılçıplak soyularak aranmaktadırlar.

5-Hasta tutuklular diğer hapishanelerde olduğu gibi burada da yeterli tedavi imkanlarından yoksun bulunmaktadır. Durumu ağır olan tutukluların hastane sevkleri dahi uzun uğraşlar sonucu ancak gerçekleşebilmektedir.

—Tekirdağ 2 nolu f tipi hapishanesinden Ağa SAĞLIK’ın gönderdiği 17.04.2008 tarihli mektupta; “Son aylarda yaşamakta olduğum oldukça ciddi sağlık sorunu nedeniyle her geçen gün sağlığım daha da bozuluyor. Zaman zaman ağzımdan kan gelmekte, yanı sıra el ve ayaklarımda siyah morluklar, el ve yüz tenimde pul pul deri döküntüsü, vücut teminde siyah lekeler meydana gelmekte, özellikle yüz kısmımda küçük kırmızı kızarıkların yara biçimin de dışarıya vurması, sigara içmediğim halde göğsümün ön kısmında sarı renkte yoğun balgam toplanmasından dolayı neredeyse her saat de bir lavaboya gitmek zorunda kalmaktayım.

Son zamanlarda yaşamakta olduğum sağlık sorunum nedeniyle el ve ayak parmaklarımın uçlarında yaşanan şiddetli ağrılar yüzünden çoğu gece uykudan uyanıyorum. Çok ısrarlı davranmam sonucu kan tahlili için dış hastaneye götürüldüm, hastanede ki doktorların yaklaşımları başından savmaydı. Kan tahlilinden birkaç gün sonra tarafıma verilmesi gereken tahlil sonuçları idare tarafından ”ancak mahkeme isterse verebiliriz” denilerek verilmedi. Bu konuda ısrarıma devam etmem sonrasında kan tahlili sonuç tarihi üzerinden 1,5 ay geçtikten sonra ancak tarafıma verildi. Yaşadığım sağlık sorunu nedeniyle şuan 50 kilo ya varım ya yokum, boyun 1.80.Sağlık sorunum olmadan önce 80 kilo sınırındaydım.” Demektedir. Bu mektup hapishanedeki sağlık sorunlarına önemli bir örnek oluşturmaktadır.

BOLU F TİPİ HAPİSHANESİNDE YAŞANAN HAK İHLALLERİ

1-Diğer F tipi hapishanelerdeki hükümlülerin Bolu’da toplanması yönünde bir çalışması olduğunu tahmin edilen Bakanlığın bu amacı çerçevesinde diğer hapishanelerde hükümlü bulunanlar, zorunlu/sürgün sevk uygulamaları ile Bolu F tipi Hapishanesine götürülmektedir. Sevkler sırasında görevlilerin mahpuslara saldırarak darp ettikleri, çırılçıplak soyarak arama yaptıkları bildirilmiştir. Halen sürgün sevklerin devam ettiği ve sevkler esnasında yaşanan hak ihlallerinin aynen devam ettiği izlenmektedir.

—Kandıra F tipi Hapishanesinden Bolu F tipi hapishanesine sevk edilen Deniz Güzel, Muzaffer Akengin’in hapishaneye kabulü esnasında yaşadıkları saldırı sonucu baş, çene, kol ve bacaklarda darp izleri meydana gelmiş. Yine 26 Haziran 2008’de Kandıra hapishanesinden Bolu’ya sevk edilen Engin Babayiğit, Tuncay Doğan soyunmadıkları için asker ve gardiyanlarca dövülmüşlerdir.
Ailelerinin bize verdiği bilgilere göre, her ikisinde de gözlerde şişlik, kol ve bacaklarda morarma görülmüştür.

-01.02.2008 tarihinde Kandıra F tipinden Bolu F tipi hapishanesine sevk edilen Nedim YILMAZ kabul esnasında gardiyanlar tarafında çırılçıplak soyularak aranmak istenmiş, buna karşı çıkması üzerine saldırıya uğramış ve darp edilmiştir.

—Muhammed İNAL Tekirdağ 2 Nolu f tipinden Bolu’ya sevki sırasında gardiyan ve askerlerin saldırısına maruz kalmış, insanlık dışı muameleler yapılmış, çırılçıplak soyularak aranmıştır. 06.02.2008 tarihinde görüşe giden babası saldırıdan dolayı oğlunun vücudunun çeşitli yerlerinde oluşmuş morlukları görmüştür.

—Tekirdağ 2 Nolu F tipi Hapishanesinde bulunan Nesim ÖZKAN gece yarısı zorla Bolu’ya sevk edilmiş, sevk sırasında kaba dayağa maruz kalmıştır.

2-Hasta mahpuslara yeterli tedavi imkanı sağlanmamaktadır. Tedavi için yüksek miktarda masraf talep edilmekte, tutuklunun para bulamaması durumunda tedavisi yapılmamaktadır.

—Nesim ÖZKAN ileri derecede epilepsi hastası olmasına rağmen tedavisi yapılmamakta, hastaneye götürülmesi için aileden 2.000 YTL yol parası istenmektedir. Aile parayı verecek durumunun olmadığını beyan etmişse de her hangi bir sonuç alamamıştır, tutuklunun tedavisi yapılmamaktadır.

—Taylan BALATACI uzun bir süredir karaciğer ve cilt rahatsızlıkları yaşamaktadır. Uzun süredir yaptığı başvurulara rağmen hastaneye sevki sağlanmamıştır. Vücudunda çıkan sivilceler nedeniyle çıktığı hapishane doktorundan kendisini cildiyeye sevk etmesini istemiş ancak doktor tarafından “biz cildiyeye sevk yapmıyoruz” denilerek bu talebi reddedilmiştir.

3-Kürtçe konuşulmasına izin verilmemekte, konuşması durumunda mahpusa mektup ve görüş cezası verilmektedir.

4-Verilen yemekler yetersiz ve kalitesiz olmasının yanında içinden yabancı cisimler çıkmaktadır. Tüm başvuru ve itirazlara rağmen herhangi bir düzelme söz konusu değildir.

5-Verilen dilekçeler kaybedilmekte, kolaylıkla karşılanabilecek bir talep dahi aylarca bekletilmektedir. Bir koliyi yollamak için dahi mahpusun verdiği dilekçeler kaybedilmekte, verilen 3,4. dilekçeden sonra aradan 1–2 ay geçtikten sonra koli postalanabilmektedir.

6-15 günde bir yapılan genel aramalarda gardiyan ve askerler tarafından hücreler darmadağın edilerek aranmakta, mahpusun kıyafet,çarşaf ve yastık gibi eşyalarına ayakkabılarla basılarak ezilmekte,kirletilmektedir.Bir arama esnasında sorun olmayan hücredeki herhangi bir şey başka bir aramada sorun olarak görülmekte,gardiyanlar tarafından keyfi olarak el konulmaktadır.

—Bugüne kadar mahpuslar tarafından çöp kovası olarak kullanılan boş pet şişeleri, yapılan son aramada “yasak” olduğu gerekçesiyle el konularak hücreden alınmıştır.

EDİRNE F TİPİ HAPİSHANESİNDEN HAK İHLALLERİ

1-Mektuplar ya hiç gönderilmemekte ya da neredeyse tamamı karalanmış şekilde gönderimektedir.

—26.01.2008 tarihinde derneğimize başvuran Münevver İltemur OZAN’a eşi Hasan OZAN tarafından gönderilen mektuba el konularak yollanmamış, Hasan OZAN’ın itiraz etmesi üzerine, sayfalarca mektubun neredeyse her satırı mektup okuma komisyonu tarafından karalanarak gönderilmiştir. 5 sayfayı bulan ve hapishanedeki sorunlara ilişkin ayrıntılar içerdiği öğrenilen mektubun sadece birkaç satırı okunabilmektedir.

2-Bakanlık tarafından yayınlanan “sohbet hakkı” genelgesi uygulanmamaktadır. Diğer F tipi hapishanelerde ileri sürülen gerekçeler burada da ileri sürülmektedir.

3-Dışarıda yasal olarak basılan ve satılan birçok yayının mahpusa verilmesine izin verilmemektedir.

KANDIRA F TİPİ HAPİSHANESİNDEN HAK İHLALLERİ

1- “Sohbet hakkı” genelgesi uygulanmamaktadır.

2-Mahpuslar gardiyanlar tarafından hakaret ve tehditlere maruz bırakılmakta,”siz teröristsiniz”  denilerek baskı yapılmaktadır.

3-Mahpusların yaptıkları suç duyurusu, itiraz v.s. resmi işlemlerin takibi için verdikleri dilekçelerin fotokopilerinin kendilerine verilmesi taleplerine “her bir fotokopi için dilekçe yazılması gerektiği” şeklinde cevap verilmiştir. Bu da her işlemin sırf fotokopi çekilecek diye en az bir gün bekletilmesi anlamına gelmektedir. Suç duyurusu ve itiraz gibi acil işlemlerde bu gecikme önemli mağduriyetlere yol açabilmektedir. Mağdurun çözüm için idareden karbon kâğıdı istemesi talebi de reddedilmiştir. Bu karara itiraz edilmesi sonucunda Ağır Ceza Hakimince karbon kağıdının “kurumun güvenliği açısından sakınca yarattığı” belirtilerek talep reddedilmiştir.

4-Gazete, dergi, kitap v.s. birçok yayın mahpuslara ulaştırılmamaktadır.

—Mahpuslara gönderilen Azadiye Welat gazetesi; bu gazetenin cezaevine girişinin yasaklandığı, sakıncalı olduğu söylenerek verilmemiştir. Bunun üzerine infaz hakimliğine itirazda bulunulmuş, yasaklanmasına dair mahkeme kararının olup olmadığı varsa tasdikli bir suretinin verilmesi talep edilmiştir. Halen herhangi bir cevap verilmemiştir.

GEBZE M TİPİ HAPİSHANESİNDEN HAK İHLALLERİ

1-Son süreçte Bakırköy hapishanesine sevk olma durumuyla gündeme gelen hapishanede de bir takım sorunlar yaşanmaktadır. Bunların başında şu an için yaşanan sevkler sırasında meydana gelen onur kırıcı uygulamalar ve saldırılar bulunmaktadır.

—Gelinen aşamada kısım kısım sevklerin yapılmasına başlanılmış, son olarak geçen hafta içerisinde sevk edilen 8 kadın tutuklu Bakırköy hapishanesine kabul sırasında zorla çırılçıplak soyularak aranmış ve saldırıya uğramışlarıdır. Ayrıca açık görüş kabinlerine asker ve gardiyan girmiş, bu nedenle sadece 10 dakika görüş yapılabilmiştir.

2-Yaklaşık 2 yıldır Gebze’de tutuklu bulunan Füsun ERDOĞAN’ın Tekirdağ 2 Nolu F tipinde tutuklu bulunan eşiyle yasal hakkı olmasına rağmen telefonla görüşmesine izin verilmemektedir. Bu durum için yaptığı tüm girişimler, başvurular reddedillmiştir.

MALTEPE ÇOCUK HAPİSHANESİ

1-Bayrampaşa hapishanesinin kapatılmasıyla yapılan sevklerde birçok hak ihlali yaşanmıştır. Aileler tarafından yapılan başvurularda, Maltepe Çocuk Hapishanesine sevk edilen çocuk mahpusların sevkler ve hapishaneye kabul sırasında saldırıya uğradıkları, zorla çırılçıplak soyularak arandıkları, tehdit ve hakaretlere maruz kaldıkları bildirilmiştir.

—Bayrampaşa’dan Maltepe’ye sevk edilen ve yaşları 16 ile 17 arasında olan Barış Yiğit, Halim Arpa, Harun Akbaş, Musa Yalçın adındaki çocuklar, Maltepe hapishanesinde gardiyan ve askerler tarafından dövülerek, küfürlü hakaretlere maruz bırakılmışlardır. Çocukların özel eşyaları, kitap ve radyoları idare tarafından alıkonularak verilmemiştir. Kürtçe konuşma yasağının yanı sıra bir arada olmaları gerekirken tecrit edilip tek kişilik hücrelerde tutulmuşlardır. Bu hak ihlallerine tepki gösteren çocukların eşyalarının kendilerine teslimi ve uygulanan tecridin kaldırılarak arkadaşları ile bir araya getirilmeleri ancak 20 gün açlık grevi yapmaları sonucunda gerçekleşebilmiştir.

2-Maltepe hapishanesine yeni götürülen çocuk tutuklulara gardiyanlar tarafından askeri disiplin uygulaması dayatılmış, kabul etmemeleri üzerine hakaret ve küfürlere maruz bırakılmışlardır.

—07.07.2008 tarihinde derneğimize başvuran Hediye SEVİLMİŞ oğlu Eyüp SEVİLMİŞ’in Bayrampaşa hapishanesinin boşaltılması kapsamında 13.06.2008 tarihinde Metris’e götürülmesi esnasında ve hapishaneye kabulde saldırıya uğradığını, vücudunda morluklar oluştuğunu belirtmiştir. 03.07.2008 günü oğlu Eyüp gece yatmakta olduğu koğuştan 7 arkadaşı ile beraber yer değiştirilmesi gerekçesiyle Jandarma tarafından alınarak elleri kelepçelenip, ayakları da bağlanarak işkenceye maruz bırakılmıştır.

SONUÇ;

*Tecrit insanlık suçudur. F tipi hapishanelerde uygulanan ağır tecrit ve izolasyonun biran önce kaldırılmasını,

*Hasta tutuklular için yeterli tedavi imkanlarının sağlanmasını, hastalığı nedeni ile cezaevinde yaşam sürdürmesi mümkün olmayanlar için tahliye kararı verilmesini ve mevcut tüm hapishanelerde bulunan tutukluların tam teşekküllü hastanelerde sağlık kontrolünden geçirilerek bu konuda önlem alınmasını,

*Gardiyan ve askerler tarafından tutukluların maruz bırakıldıkları şiddet ve insan onuruyla bağdaşmayan uygulamaların derhal durdurulmasını ve bu suçları işleyen görevliler hakkında gerekli idari ve adli işlemlerin başlatılmasını,

* Mahpusun her tepki ve talebinin disiplin cezası ile karşılanması uygulamasından vazgeçilmelidir. Özellikle görüş hakkının, iletişim olanaklarının kısıtlanması veya yasaklanmasına dair disiplin cezası verilmemelidir. Verilen cezalar kaldırılmalıdır.

* Mahpusların yargıya erişiminin engellenmemesini,

* Temel beslenme ve yaşam ihtiyaçlarının karşılanması konusunda yaşanan sorunların giderilmesini,

* ” sohbet genelgesi” ile getirilen sohbet hakkının kullanımı önündeki engeller kaldırılmalıdır. Bu genelgenin yayınlandığı dönemde Hapishanelerde iyileştirmelerin devam edeceğini belirten bakanlığın bu sözünü tutmasını bekliyoruz.

Biz insan hakları savunucuları olarak hapishanelerde yaşanan hukuksuzlukların takipçisi olmaya devam edeceğiz.

İHD İstanbul Şubesi
Cezaevi Komisyonu