11.02.2017

Bu ülkede demokrasiyi sarsılmaz biçimde savunmuş, gelmiş geçmiş her darbeye karşı olmuş, bu darbelerin de en fazla mağduru haline getirilmiş emek, meslek örgütleri, demokrasi güçleri, siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri olarak bizler, 7 Haziran seçimlerinden beri yine darbe üstüne darbelerle karşı karşıyayız. 15 Temmuz darbe girişimini lütufa çeviren AKP, OHAL-KHK uygulamaları ile temel hak ve özgürlükleri rafa kaldırdı, ülke neredeyse yarı açık cezaevine dönüştürüldü, üniversiteler saldırıya uğradı, yüz binin üstünde kamu emekçisi işinden atıldı, binlerce dava açıldı, aydınlar ve gazeteciler tutuklandı. Yandaş medya/havuz medyası dışında neredeyse bütün medya susturuldu. Kamuya ait olan ne varsa el konulup Varlık Fonu’na devredildi. Daha üç gün önce çıkarılan yeni bir KHK ile hem sendika yöneticileri, hem akademinin pek çok hocası hem de hocaların hocaları görevlerinden alındı. Öğrencilerin eğitim hakkı ve geleceğimiz gasp edildi. Tüm bu yönelimlerin ana nedeninin referanduma götürülecek anayasa değişikliğinin hayata geçirilmesi olduğu bugün tartışma götürmez biçimde netleşmiş, adım adım bu günlerin alt yapısı örülmüştür. Şimdi bir anayasa değişiklik paketi ve referandum dayatmasıyla karşı karşıyayız.

Ama bizler diyoruz ki

Anayasalar; toplumun değişim taleplerine, ülkenin birikmiş ve yakıcı sorunlarına cevap ürettikleri, mümkün olan en geniş rıza ve mutabakata dayandırıldıkları ölçüde toplumsal sözleşme karakteri taşıyabilirler. Bugün karşı karşıya kaldığımız durum ise tam bir toplumsal ayrışma halidir. Mevcut değişiklik paketi toplumun hiçbir kesiminin taleplerini içermeyen, tam tersine bir tek adam sultası yaratma ve cumhuriyet tarihinde ilk kez usul ve esas yönünden bir ayrışma (diktatörlük) dayatmasıdır.

Bu Dayatmaya Razı Olmayalım! Hep Birlikte Ülkemizin Geleceği için “HAYIR” Diyelim, Herkes Kazansın!

İçinden geçtiğimiz süreçte neresinden bakarsak bakalım Türkiye’de asgari düzeyde bile bir anayasa yapımı için ortam ve koşullar mevcut değil. Demokratik bir tartışma ortamının bulunmadığı, her türlü muhalefetin ağır bir baskı altına alındığı, ifade ve toplanma özgürlüğünün yok edildiği, sendikal hakların, örgütlenme özgürlüğünün ortadan kaldırıldığı ve yandaş olmayan medyanın büyük ölçüde susturulduğu bir iklimde anayasa yapım koşullarından söz edilemez. Bu teklif, halkın serbest ve özgür bir tartışma ortamında kanaat ve tercihte bulunma hakkının gasp edilmesidir.

Anayasa değişiklik paketi, temel hak ve özgürlüklerimizin KHK’ler ile ortadan kaldırılmasının önünü açmakta; kim olursak olalım, hangi partiye oy verirsek verelim, sürekli hale getirilecek bir OHAL ve KHK’ler rejimini onaylatma paketidir.

Tek Bir Kişinin Bekası için Temel Hak ve Özgürlüklerimizden Vazgeçemeyiz! “HAYIR” diyelim, Herkes Kazansın!

Yıllardır ülkeyi yönetenlerin, bu ülkenin her alanında toplumu kutuplaştırarak kavgaya ve çatışmalara neden oldukları, kendi iktidarlarını kalıcı kılmak istedikleri, yoksunluk ve yoksulluğu artırdıkları gün gibi ortadadır.

Geldiğimiz noktada toplumsal uzlaşma kaygısı başından beri güdülmediği için toplumun bilgisinden uzak tutulmuş, mecliste tartışılması engellenmiş bir Anayasa değişikliği ile karşı karşıyayız. Anayasa değişikliği teklifinin kabul edilmesiyle, evrensel hukukun ve demokratik ilkelerin temel yaklaşımı olan kuvvetler ayrılığı ilkesi (yürütme-yasama-yargı) ortadan kaldırılıp yerine kuvvetler birliği geçirilecek, tüm yetkiler tek elde, tek partide, tek siyasal görüşte toplanacak ve denetlenemeyen, eleştirilemeyen, tekçi bir sistem oturtulacak.

Herkese sesleniyoruz ki mevcut paket iç tüzük ihlal edilerek, gizli oylama kuralı alenen çiğnenerek parlamentodan geçirildi ve “Size mi soracağız?” denildi. Usul yönünden meşru olmadığını söylüyoruz, geleceğimiz hakkında kendi sözümüzü kendimiz söyleyeceğiz diyerek “HAYIR” demeye çağırıyoruz!

İnsan hak ve özgürlük alanları daha da daraltılarak demokrasiden tümüyle uzaklaşılacak, ülkemizin her alandaki sorunlar ağırlaşacak, toplum kutuplaşmaya itilecek ve gerginlikler ile çatışmalar artacaktır. Sınırsız yetkilerle donatılmış, denetim mekanizmaları yok denecek kadar az olan bir gücün, tek bir kişide toplanmasını sağlayacak bir tekliftir önümüze getirilen. Onayımıza sunulacak olan süreklileştirilmiş OHAL/KHK’ler rejimidir.

Oysaki Türkiye olarak, bütün toplumsal dinamikler olarak gerçek ihtiyacımız; çoğulculuğu zenginlik olarak gören, inanç ve vicdan özgürlüğünü tanıyan, din, dil, ırk, etnisite, cinsiyet ayrımcılığına dayanmayan, köklü ve derinlemesine bir demokratikleşme, toplumsal barış, eşit yurttaşlık temelinde, laik, demokratik bir cumhuriyet ve bunu bağıtlayacak bir anayasadır. İçerik yönünden mevcut teklif tam tersidir. Bu ülkeye bir “deli gömleği” giydirme, mevcut OHAL/KHK’lar rejimini süreklileştirme hamlesidir.

Ülkemiz Bu Cendereye Sıkıştırılamaz. Herkesi bu teklife “HAYIR” demeye çağırıyoruz!

Bizler, bu ülkede yılın 365 günü alın teri dökenleriz, üretenleriz. Biliyoruz ki “HAYIR” dersek bu referandum kendi yaşamımızı ve ülkemizin geleceğini yeniden kurma yönünde karar hakkımızı kullandığımız önemli bir fırsat olacaktır.

Türkiye’nin işçiler, kamu emekçiler, kadınlar, gençler ve tüm ötekiler için bir cehenneme dönüştürülmesine, tek bir imzayla sendikaları kapatma, grevleri yasaklama, kıdem tazminatını kaldırma, toplu iş sözleşmelerini askıya alma, “gerektiğinde” ücretleri dondurma yetkisini tek bir kişiye veren Anayasa değişiklik teklifine hep beraber “HAYIR” diyelim. Dünyada ücretler açısından en alt sıralarda olmaya, dünyanın en uzun süre çalıştırılan işçileri, emekçileri olmaya ve içinde işçilerin, emekçilerin hakları olmayan Anayasa değişiklik teklifine “HAYIR” diyelim!

14 yıldır cinsiyet ayrımcılığının nasıl daha fazla derinleştirildiğine, kadın olarak mücadelemizle kazandığımız haklarımızın nasıl birer birer elimizden alınmak istendiğine tanık olduk. Birlikte mücadele ederek pek çok saldırıyı durdurduk. Bu teklif kadın düşmanlığında sicili bozuk olanların hazırladığı şiddetin, tacizin, tecavüzün, istismarın ve kadın cinayetlerinin meşrulaştırılması teklifidir.

Yine de durdurabiliriz. Kadınlar olarak emeğimiz, bedenimiz, kimliğimiz bizimdir, “son sözü biz söyleriz” diyerek “HAYIR” diyelim. “HAYIR” demek için kadın olmak yeter.

Şimdi işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler, bütün ötekiler olarak önümüzde bir fırsat var. Referandum son yüz yıllık tarihimizde yapılan sayısız anayasal değişikliklerin çok ötesinde, ülkemizi ve geleceğimizi çağdışına itecek bir rejim değişikliğinin onaylanıp onaylanmaması olarak geçecektir. Toplum olarak bu fırsatı iyi değerlendirmeliyiz. Bunun için geleceğimiz hakkında kararı biz veririz, “HAYIR” diyoruz, herkesi “HAYIR”da birleşmeye çağırıyoruz.

“HAYIR” DE, HERKES KAZANSIN!

EMEK VE DEMOKRASİ İÇİN GÜÇ BİRLİĞİ