İHD Anayasa Önerileri

TÜRKİYE’NİN İNSAN HAKLARI VE DEMOKRASİ SORUNLARININ ÇÖZÜMÜ İÇİN YENİ VE DEMOKRATİK ANAYASAYA İHD ÖNERİLERİ

I-GİRİŞ

Osmanlı Devletinin devamı olan Türkiye Cumhuriyeti’nde bugüne kadar hiçbir Anayasa halkın katılımı ile yapılmamıştır. 1876 tarihli Kanuni Esasi, 1921 tarihli Teskilatı Esasiye Kanunu, 1924 tarihli Anayasa, 1961 tarihli Anayasa ve 1982 tarihli Anayasa doğrudan doğruya iktidardaki güçlerin isteği doğrultusunda (1961 ve 1982 tarihli anayasalar askeri darbe dönemlerinde cuntalar tarafından hazırlanmıştır), vatandaşların doğrudan ya da dolaylı katılımı olmadan hazırlanmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti devleti ideolojik bir ulus devlettir. Kemalist ideoloji ya da resmi ideoloji olarak da adlandırılabilecek bu durum 1924 Anayasası ile inşa edilmeye başlamış, 1961 Anayasası ile pekiştirilmiş, 1982 Anayasası ile de militarizm yoluyla (baskı ve zorla) kalıcı sonuç almaya çalışmıştır.  Bu ulus devletin Türk etnisitesine dayanması ve laiklik ilkesine rağmen, Müslümanlığın sunni yorumunun devletleştirilmiş halini benimseyen bir din anlayışını benimsemesi sorunların ana kaynağını oluşturur. Anayasada bu ideolojik anlayış militarist bir zihniyetle başlangıç metninde açıkça yer bulmuştur.  Bu devlet bu yapısıyla demokratik olmayan bir Cumhuriyeti tanımlamaktadır. Cumhuriyetin demokratikleştirilmesi yoluyla Türkiye’nin insan hakları ve demokrasi sorunları çözülebilir. Bunun için demokrasinin çoğulculuk, açıklık ve katılımcılık ilkelerinin yeni yapılacak anayasada mutlaka yaşam bulması gerekir.

Demokratik Anayasa geleneği olmayan Türkiye’de, sivil bir Anayasa yapılması demokrasinin gelişimi ve rüştünü ispatlaması bakımından çok önemlidir. Yurttaşların sivil ve demokratik yoldan Anayasa yapım sürecine katılması hayati önem arz etmektedir. 12 Haziran 2011 seçimleri öncesi tüm partilerin yeni anayasa yapılacağına dair vermiş oldukları söze rağmen, yurttaşların tümünün oy verdiği siyasal partilerin TBMM’de temsilinin %10 gibi yüksek bir seçim barajı ile engellenmesi birçok siyasi partinin adeta silinmesine ve seçime katılamamasına neden olmuştur. Buna rağmen, emek demokrasi ve barış bloğunun bağımsız adaylarla seçime katılması ve 36 milletvekili çıkarması yeni anayasa yapım sürecinde toplumsal muhalefetin en önemli dinamiğini devre dışı bırakamamıştır. TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerin eşit temsille Anayasa Uzlaşma Komisyonu kurmaları ve çalışmalarına başlamaları önemli bir başlangıç olarak değerlendirilebilir.

Yeni ve demokratik anayasanın yapılabilmesi için halen devam eden silahlı çatışmaların sona erdirilmesi gerekmektedir. Kürt sorununda şiddete dayalı çözümsüzlük politikalarının sonucu olarak devam eden silahlı çatışma ortamında yeni ve demokratik anayasa yapılamayacağı ortadadır. Bu nedenle kalıcı çatışmasızlık ortamının sağlanması için taraflar arasında kesilen müzakerelerin bir an önce başlatılması gerekmektedir. Bunun için de uygun müzakere koşulları yaratılmalıdır.

Yeni ve demokratik anayasa yapım sürecinde toplumun tüm kesimlerinin sürece katılımı ve bu sürecin mümkün olduğu kadar özgürlükçü bir ortamda geçmesini sağlamak ve tabi ki demokratikleşmeye olan inancı göstermek açısından da ifade ve örgütlenme özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılması gerekmektedir. TBMM’nin en kısa zamanda geniş kapsamlı bir demokratikleşme paketini gündemine alması ve yasalaştırması gerekmektedir.

Anayasa Hazırlık Komisyonunun sivil ve demokratik toplum kuruluşlarının görüşlerini almaya başlaması ve bu konuda somut çalışmaları başlatması sivil katılımın diyalog yoluyla gerçekleştirilebileceği anlamına gelmektedir. Ancak, Türkiye’deki diyalog mekanizmasının monoluğa dönüşme tehlikesi bulunduğundan, sürecin yakından ve dikkatlice takip edilmesi gerekmektedir. Türkiye’de yeni oluşan sivil ve demokratik anayasa hareketinin bu süreçte etkili olmak için yaptığı çalışmalara İnsan Hakları Derneği de aktif olarak katılmaktadır. İHD, kurulduğu 1986 yılından beri Türkiye’nin demokrasi ve insan hakları sorunlarının ancak yeni ve demokratik bir anayasa ile çözülebileceğini belirtmiş, Türkiye’nin en eski ve en yaygın insan hakları örgütü olarak sivil anayasacılık hareketi içerisinde yer almış, TİHV ile birlikte Türkiye İnsan Hakları Hareketi Konferanslarını 1998 yılından beri gerçekleştirmiş, sivil anayasacılık hareketinin 2009 yılında başlayan somut ve yaygın çalışmaları içerisinde yer almıştır.  İHD, sadece 2011 yılı içerisinde Adıyaman, Hatay, Hakkari, İzmir, Çanakkale, Malatya, Trabzon illerinde Anayasa sempozyum ve panelleri gerçekleştirmiş, Demokratik Anayasa Hareketi içerisinde çalışmalara katılmış, diğer kurumların Anayasa toplantılarına (Diyarbakır, İstanbul, Mersin, Ankara,) katılarak görüşlerini kamuoyu ile paylaşmıştır.

İHD, yeni ve demokratik Anayasa için temel önerilerini aşağıda belirtmiştir.

II- ANAYASA YAPIMINDA İLKELER

Yeni ve demokratik Anayasa aşağıda belirttiğimiz ilkelere uygun olarak yapılmalıdır.

1.Anayasa bütünüyle yeniden yazılmalıdır

1982 Anayasası, 2010’daki kapsamlı değişiklik de dahil olmak üzere günümüze dek 17 kez değiştirilmiştir. Bu değişiklikler Türkiye’nin demokrasi ve insan hakları sorunlarını çözememiştir. Mevcut Anayasa bir darbe anayasasıdır. Bu nedenle mevcut anayasa referans alınmamalı ve anayasa bütünüyle yeniden yazılmalıdır.

2. Anayasanın yapım sürecinde eşitlik, özgürlük, barış, adalet, demokrasi, hukukun üstünlüğü, çoğulculuk, yerinden yönetim, çok kültürlülük, açıklık ve katılımcılık ilkeleri esas alınmalıdır

Yeni anayasanın tüm toplumun kabul ettiği ve sahiplendiği, meşruiyeti tartışılmayacak bir mutabakat metni olması için, yapım sürecinde, çağımız demokrasilerinin vazgeçilmez unsur olarak kabul ettikleri bu ilkelerin hayata geçirilmesini sağlayacak katılım süreçleriyle birlikte düzenlenmesi zorunludur. Siyasi partilerin komisyondaki önerileri bu ilkeler altında incelenmelidir.

3. Anayasa insan haklarına dayalı olmalı ve temel hak ve özgürlüklere aykırı hiçbir önermeyi içermemelidir

Yeni anayasa, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi temel insan hakları sözleşmelerine aykırı hiçbir unsur içermemeli ve değer taşıyıcı olmalıdır. Komisyon çalışmalarına başlamadan önce Türkiye’nin insan hak ve özgürlükleriyle ilgili uluslararası alandaki tüm yükümlülüklerinin listesini yapmalıdır.

4. Anayasa Türkiye’nin temel sorunlarını çözecek şekilde tasarlanmalıdır

Yeni anayasa yukarıda sayılan ilk üç madde ekseninde, Türkiye’nin en temel sorunları olan Kürt sorunu, din ve vicdan özgürlükleri sorunlarına kalıcı çözümler getirmeli; askeri vesayet dahil tüm vesayet kurumlarının etkinliğine son vermeli; aşırı merkeziyetçi ve denetimden uzak tutulan idarenin yerine yerinden yönetimi esas alan,  denetime açık, hesap verebilir bir devlet yapısının oluşturulmasını sağlamalı; ayrımcılığın her türüne karşı güvenceleri oluşturmalı; ifade ve örgütlenme özgürlüğünü mutlak biçimde güvence altına almalı; hukukun üstünlüğüne dayalı bir yargı yapılanmasını gerçekleştirmeli ve adil yargılanma hakkını güvence altına almalı ve toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaya dönük olmalıdır.

III- ANAYASANIN BAŞLANGIÇ METNİ

Anayasanın mevcut başlangıç metni militarist ideolojik bir ulus devleti tanımladığından ötürü red edilmelidir. Türkiye’nin, demokrasinin çoğulculuk, açıklık ve katılımcılık ilkelerine uygun olarak yeni ve demokratik bir anayasaya ihtiyacı olduğundan, Türkiye’de yaşayan farklı etnik grupların, dil gruplarının, din gruplarının, inanç gruplarının varlığı genel bir ilke olarak kabul edilmeli ve bunların bu anayasa ile belirlenecek kurallar çerçevesinde, barış içinde bir arada demokratik cumhuriyet içerisinde yaşama kararlılığında olacakları ifade edilmelidir.

Başlangıç metninde, BM temel insan hakları belgelerinde yer aldığı gibi başta zulme karşı direnme hakkı olmak üzere insanların yoksulluktan ve korkudan kurtulma hakları olduğu ifade edilmelidir.

Başlangıç metninde, soykırım başta olmak üzere insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve saldırganlık suçlarına karşı olunduğu, bunların işlenmemesi için ulusal ve uluslar arası düzeyde her türlü çabanın gösterilmesi gerektiği ifade edilmelidir.

IV- GENEL İLKELER

İnsan Onuru

Anayasanın ilk maddesi “insanlar onurda ve haklarda eşittir” evrensel ilkesi ile başlamalıdır. Bugüne kadar ki tüm anayasalarda önce devlet sonra birey gelmekte idi. Yeni ve demokratik anayasada önce birey sonra devlet gelmelidir.

Demokratik Cumhuriyet

İkinci madde, Türkiye devletinin bir demokratik Cumhuriyet olduğu biçiminde düzenlenmeli, demokratiklik vurgusu kuvvetlendirilmelidir.

Halklar ve İnançlar Topluluğu, İnsan Haklarına Dayalılık, Laiklik, Sosyal Adalet ve Sosyal hukuk devleti, Hukukun Üstünlüğü

Üçüncü madde,  ülkede yaşayan halklara ve inançlara genel bir ilke olarak atıf yapmalı, Atatürk milliyetçiliğine yer vermemeli, demokratik cumhuriyetin insan haklarına dayalı olduğu vurgusu yapılmalı, hukukun üstünlüğü, laiklik ilkesine, sosyal adalet ve sosyal hukuk devleti kavramlarına yer verilmelidir.

Resmi Dil,  Çok Dillilik ve Çok Kültürlülük

Dördüncü maddede, “Türkiye devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü” belirten ve resmi ideolojiyi özetleyen, 1982 Anayasasının özü olan bu cümle kesinlikle yer almamalıdır. Devletin resmi dilinin Türkçe olduğu ve yerel yönetimlerin Türkçe ile birlikte belirledikleri bir veya birkaç başka dilin de o bölge yerelinde ikinci veya üçüncü resmi dil olabileceği düzenlemeli ve böylece çok dillilik güvence altına alınmalıdır. Çok dillilikle birlikte çok kültürlülüğe vurgu yapılmalıdır. Ayrıca ulusal bayrak, başkent ve ulusal marşa yer verilmelidir.

Mevcut dördüncü madde gibi bir maddeye kesinlikle yer verilmemelidir.

Kuvvetler Ayrılığı

Anayasada kuvvetler ayrılığı ilkesine yer verilmelidir.

Hukuk Önünde Eşitlik ve Ayrımcılık Yasağı

Anayasada eşitlik maddesi düzenlenirken, ayrımcılın temelleri yeniden yazılarak, Herkesin dil, ırk, etnik köken, renk, cinsiyet, cinsel yönelim ve cinsel kimlik, felsefi ve siyasi görüş ve inanç, din ve mezhep, sosyal statü, medeni hal, sağlık durumu, engellilik, yaş, hamilelik ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin hukuk önünde eşit olduğu belirtilmelidir.

Bu maddede nefret söylemi yasaklanmalı ve nefret suçlarına kanunla belirlenecek yaptırımlar öngörülmelidir.

Ayrımcılıkla mücadele edilmesi ve eşitlik sağlanması için oluşturulacak bağımsız kurumlara dayanak teşkil edecek düzenlemeye yer verilmelidir.

Böylece etnik köken ve mezhep ayrımcılığı, farklı cinsel yönelimi ve kimliği olan LGBTT bireylere yapılan ayrımcılık, toplumsal cinsiyet ayrımcılığı, yaş nedeniyle yapılan ayrımcılık gibi ayrımcılıklar da yasaklanmış olacaktır.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği

Genel ilkler bölümünde toplumsal cinsiyet eşitliği mutlak bir biçimde düzenlemelidir. Bu hususla ilgili olarak Anayasa için Kadın Platformunun anayasa önerilerini desteklediğimizi belirtmek isteriz.

Sosyal Devletin Görevleri

Mevcut anayasadaki devletin görevleri başlıklı madde sosyal devletin görevleri olarak yeniden düzenlenmelidir. Yeni liberal ekonomi politikalarının ekonomik, sosyal, kültürel ve dayanışma haklarında meydana getireceği ihlalleri önleme görevinin sosyal devlete görev olarak verilmesi gerekmektedir.

V- TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER

Anayasada temel hak ve özgürlükler ayırım yapılmadan bir bütün olarak yani kişisel, siyasal, ekonomik, sosyal, kültürel ve dayanışma hakları evrensel sözleşmelerdeki gibi düzenlenmelidir. Düşünceyi ifade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü en temel özgürlük olarak mutlak bir koruma altına alınmalıdır.

Bu bölümde temel hak ve özgürlükler düzenlenirken, sadece birey hakları değil aynı zamanda topluluk hakları da güvence altına alınmalıdır. Örneğin, dil hakları, kültürel haklar, engelli hakları, özel olarak korunması gereken grupların hakları gibi.

Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasında, bu hakların özüne dokunulamayacağının açıkça ifade edilmesi, bunun dışındaki sınırlamaların Anayasa’ya aykırı olamayacağının düzenlenmesi yeterli olacaktır. Aksi halde, 82 Anayasasında olduğu gibi önce haklar düzenlenip, ardındaki paragrafta sınırlandırma yöntemine gitmenin terk edilmesi gerekmektedir. Anayasa da temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması maddesine benzer bir maddenin yeniden düzenlenmemesi gerekmektedir.

Bu bölüm düzenlenirken, ülkemizdeki temel sorunların çözümüne katkı sunacak düzenlemeler daha açık ve sade bir biçimde düzenlemelidir.

Kürt Sorunun Çözümü İçin;

Kürt sorununun çözümünde önemli bir kolaylık sağlayacak olan dil hakları anayasada özel olarak düzenlenmeli, anadilinde eğitim ve öğretim hakkı kabul edilmeli, bunun nasıl uygulanacağı kanunla düzenlenmelidir. Bu düzenleme diğer etnik gruplar açısından da yaşamsal bir öneme sahiptir. Bu düzenleme ile asimilasyon süreci kesin olarak sona ermiş olacaktır.

Anayasada vatandaşlık tanımı yapılırken, hiçbir etnisiteye yer verilmemelidir.

Din ve Vicdan Özgürlüğü Sorunu Açısından;

Öncelikle hem vicdan özgürlüğü açısından hem de militarizmle mücadele açısından vicdani ret hakkının mutlak olarak tanınması sağlanmalı ve nasıl kullanılacağı açıkça belirtilmelidir.

Laiklik ilkesi uyarınca devletin tüm dinler, mezhepler, inançlar ve inançsızlık karşısında eşit mesafede olacağı düzenlenmeli ve bunların inançlarını yaşamaları için gerekli her türlü kolaylığı eşit biçimde sağlayacağı vurgulanmalıdır.  Zorunlu din dersi uygulaması kaldırılmalıdır. Reşit olan bireylerin kamusal alan dahil inançları ve kültürleri gereği kıyafetleri ile ilgili(örneğin, başörtüsü yasağı gibi) yasaklayıcı anlam ve sonuç doğuracak yorumlar yerine açık bir şekilde serbesti getirilmelidir. Tüm dinler ile inançların kendi din adamlarını yetiştirmeleri ile ibadet ve inanç merkezlerini kurmaları serbest olmalıdır( örneğin, Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması gibi).

Devrim kanunları nedeni ile el konulan ve müzeye dönüştürülen çeşitli inanç merkezleri ile doğal ve tarihi inanç merkezleri ve yapıları ait olduğu inançların temsilcilerine iadesi ile ilgili anayasaya geçici bir hüküm eklenmelidir.(Örneğin Hacı Bektaş’ı Veli Dergahı, Düzgün Baba ziyaretgahı gibi)

Vesayet Sisteminin Sona Ermesi Açısından;

Temel hak ve özgürlükler bölümünde mevcut vesayet sisteminin devamını sağlayan siyasi yasaklar ve parti kapatmalara son verecek düzenlemelere yer verilmeli, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesinin siyasal partiler üzerindeki vesayeti sona erdirilmelidir. Yine merkezi idarenin yerel idare üzerindeki, YÖK’ün Üniversiteler üzerindeki, MGK’nın Hükümet üzerindeki, Cumhurbaşkanının yargı üzerindeki vesayeti sona erdirilmelidir.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Sağlanması Bakımından;

Temel hak ve özgürlükler bölümünde, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması bakımından bazı haklar düzenlenirken kadın-erkek eşitliğinin sağlanması açısından özel vurguların yapılması sağlanmalıdır.

Kadına yönelik her çeşit şiddetin önlenmesi açısından özel olarak alınması gereken tedbirlere yer verilmelidir. Köleliğin, kadın ticaretinin ve fahişeliğin önlenmesi açısından devlete ve topluma düşen sorumluluklar düzenlenmelidir. Özel hayat ve aile hayatına saygı düzenlenirken eşlerin eşitliği açısından düzenleme yapılmalıdır. Siyasal haklar düzenlenirken, eşit temsilin sağlanması açısından gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Sağlık, Eğitim ve Çalışma hakları düzenlenirken kadın erkek eşitliği açısından gerekli düzenlemelerin yapılması unutulmamalıdır.

Temel hak ve özgürlükler açısından ayırım yapılmadan BM ve Avrupa Konseyi temel hak ve özgürlüklerle ilgili ulusal üstü sözleşmelerindeki gibi düzenlemelerin yapılmasının yanı sıra aşağıda belirttiğimiz çeşitli hak kategorilerinde özel olarak vurgulamak istediğimiz hususlara da dikkat çekmek durumundayız.

Yaşam Hakkı;

Ölüm cezası kaldırılmıştır. Bu tartışmalar hiçbir koşulda yapılmamalıdır. Ölüm cezası yerine getirilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası kaldırılmalıdır. Bu ceza sonuç itibarı ile ölüme kadar sürdürüldüğünden, yaşam hakkına aykırıdır.

Yaşam hakkı düzenlenirken, özellikle sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde yetkili merciin verdiği emirlerin uygulanması sırasında silah kullanılmasına kanunen cevaz verdiği zorunlu durumlarda meydana gelen öldürme fiilleri cümlesinin yeni Anayasa da daha açık bir şekilde yer alması gerekmektedir. Halen mevcut uygulamalar yargısız infazların devamını sağlayıcı niteliktedir. Güvenlik kuvvetlerinin silah kullanma yetkisinin şekil ve şartlarının uluslar arası hukuk kurallarına uygun olarak çok zorunlu durumlarda düzenlenmesinin sağlanması gerekmektedir. Kanunun izin verdiği zorunlu durumların ne olduğunun Anayasa da daha açık bir şekilde yazılması gerekmektedir.

BM İnsan Hakları Komitesi’nin 1982 yılında yaşam hakkı ile ilgili kabul ettiği 6 nolu genel yorumunda, kötü beslenmenin ve salgın hastalıkların engellenmesiyle ilgili alınacak tedbirlerin yaşam hakkıyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirterek, bu konuda devletin gerekli tedbirleri alma zorunluluğuna dikkat çekmiştir, Dolayısıyla yeni Anayasa’da ya yaşam hakkı bölümünde ya da sağlık hakkı bölümünde buna uygun bir düzenleme yapılmalıdır.

BM İnsan Hakları Komitesi’nin 1984 yılında yaşam hakkıyla ilgili kabul ettiği 14 nolu genel yorumda ise nükleer silahların tasarlanmasının, denenmesinin, üretilmesinin, elde bulundurulmasının ve mevzilenmesinin yaşam hakkına yöneltilmiş en büyük tehditlerden biri olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla nükleer silahların yasaklanması ve bu silahın kullanımının insanlığa karşı işlenen suç olarak tanınmasının gerekliliğini belirtmiştir. Yaşam hakkı düzenlenirken nükleer silahların yasaklanmasıyla ilgili bir ifadenin yer alması sağlanmalıdır.

Yaşam hakkı düzenlenirken, Türkiye’de en fazla insanın trafik kazalarında öldüğü gerçeği unutulmamalı, trafikte yaşam hakkının korunması konusunda gerekli tedbirlerin alınması ile ilgili devlete sorumluluk verilmelidir.

Yaşam hakkının korunması ile ilgili olarak şiddetle mücadele konusunda anayasaya vurgu yapılmalı, güvenlik elemanları dahil herkesin silah taşıma ve kullanması mümkün olduğu kadar kısıtlanmalıdır.

İşkence ve Kötü Muamele Yasağı;

İşkence ve Kötü Muamele Yasağı düzenlenirken bu tanımın uluslar arası sözleşmelerde olduğu gibi, “hiç kimse işkenceye ya da zalimhane, insanlık dışı yada küçük düşürücü muamele yada cezalandırmaya maruz bırakılamaz” şeklinde düzenlenmelidir. BM İnsan Hakları Komitesi’nin 1992 yılında kabul ettiği 20 nolu genel yorumunda yukarıda belirtilen fiillerin tümünün yasaklanmış eylem olarak nitelendirmektedir, herhangi bir ayrım yapmamaktadır.

Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği Hakkı

Özellikle tutukluların tutuklama şartları ile ilgili düzenleme yapılırken sadece genel tutuklama sebepleri yazılmalı, bunun dışında, “kanunda gösterilen diğer haller gibi” soyut düzenlemelere kesinlikle yer verilmemelidir. Gözaltı süreleri 24 ve toplu olarak işlenen suçlarda 48 saatle sınırlandırılmalıdır.

İfade Özgürlüğü;

AİHS ve AİHM kararları uyarınca ifade özgürlüğü mutlak bir koruma görecek şekilde düzenlenmelidir.

Örgütlenme Özgürlüğü;

Örgütlenme hakkı ayırımsız olarak herkese tanınmalı, bu hak en geniş biçimde AİHS’te tanımlandığı biçimde düzenlenmeli, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin içtihat haline gelmiş kararlarına bakılmalıdır.

Düşünce, Din ve Vicdan Özgürlüğü;

BM İnsan Hakları Komitesinin 1993 tarihli 22 nolu genel yorum beyanına uygun olarak din ve vicdan özgürlüğü, BM İnsan Hakları Komitesinin 1983 tarihli 10 nolu genel yorum beyanına göre de düşünce özgürlüğü düzenlenmelidir.

Adil Yargılanma Hakkı;

Adil yargılanma hakkı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları ile BM İnsan Hakları Komitesi kararlarına uygun olarak düzenlenmelidir. Bu hak düzenlenirken vatandaşın uluslar arası ceza mahkemesine verilebileceğine dair hüküm konmalıdır. Ayrıca soykırım ve insanlığa karşı suç işleyenlerle ilgili olarak geçmişe dönük de olsa zaman aşımı kurallarının uygulanamayacağı açık bir şekilde yer almalıdır.

Bu hak düzenlenirken, ülkemizde adeta cezasızlığa zemin sununa kamu güvenliği nedeni ile davanın bir başka yere nakli uygulamasına engel olunmalıdır. Özellikle güvenlik kuvvetlerinin öldürme fiillerini işlemesi nedeniyle açılan davaların nakline kesinlikle engel olunmalıdır. Bu şekilde nakledilen davaların sonuçları adaleti zedeleyici olmuştur.  
Adil yargılanma hakkı içerisinde çocuk ceza adalet sisteminin mutlaka yer alması gerekmektedir.

Hak Arama Hürriyeti;

Günümüzde hak arama yolları yargılama süreçlerindeki harç ve giderlerin tutarlarının arttırılmasıyla engellenir bir hale gelmiştir. Özellikle ceza hukukunu ve genel olarak kamu hukukunu ilgilendiren tüm davalarda ücretsiz yargı hizmeti temel prensip olarak Anayasal güvence altına alınmalıdır. Ayrıca hukuk mahkemelerindeki harç miktar ve oranlarının hak arama hürriyetini engellemeyecek bir düzeye çekilmesi gerekir. Zira yeni HMK ile uygulamaya konulan harç oranları ve peşin masraf avansı alınması, yargılamayı hızlandırma amacıyla yapılmışsa da dava açma hürriyetini engelleyebilecek niteliktedir.

Seyahat Özgürlüğü

Vatandaşın ülke içinde özgürce hareket etme ve ikamet hakkı olduğu belirtilecek, kendi ülkesi dahil olmak üzere herhangi bir ülkeyi terk etme özgürlüğü düzenlenecektir.

Toplanma ve Gösteri Hakkı

Barışçıl toplanma ve gösteri hakkı düzenlenecektir.

Bu hak düzenlenirken, savaş propagandasının yasaklanması ve etnik, ulusal, ırksal ya da dinsel-inançsal nefretin ayrımcılık, düşmanlık ya da şiddeti kışkırtma şeklini alacak biçimde savunulması yasaklanacaktır.

Siyasal Yaşama Katılma Hakkı ve Siyaset Hakkı

Bu hak düzenlenirken, yurttaşların seçme ve seçilme hakları hiçbir sınırlamaya tabi olmaksızın düzenlenecek, seçmen iradesinin yansıtılmasında baraj olmamalıdır. Ancak, bir baraj konulacak ise bunun TBMM’de grup oluşturacak düzeyde milletvekili çıkarmak için gerekli olan 20 milletvekiline denk gelen %3,63’ten daha yukarı seçim barajı konulamayacağı belirtilerek, kamu görevlilerinin tümüne siyaset hakları tanınmalıdır.

Bu hususta BM İnsan Hakları Komitesi’nin 1996 yılında kabul ettiği 25 nolu genel yorumuna bakılmalıdır.

Siyasal partilerin kapatılmaları yasaklanacak, sadece şiddet eylemlerinin odağı olma durumunda kapatma dışında çeşitli seçenek yaptırımların uygulanabileceği düzenlenebilir.

Kamu Görevine Girme Hakkı;

Vatandaşın kamu görevine girmesinde sınırlandırma ve yasaklama olmamalı, vatandaş arasında ayırımcılık yapılmamalıdır.

Vatandaşlık;

Vatandaşlık tanımı etnisitiye dayalı olmamalı, vatandaşlıktan çıkarma olmamalıdır. Vatandaş ancak kendisi isterse vatandaşlıktan çıkabilmelidir.

Kültürel Yaşama Katılma Hakkı;

Bu hak düzenlenirken, kültürel yaşama katılma hakkı ile beraber herkesin bilimsel ilerlemeden ve uygulamalardan yararlanma ve kendisinin yarattığı herhangi bir bilimsel, edebi ya da sanatsal üründen doğan maddi ve manevi çıkarların korunmasından yararlanma hakkına sahip olduğu belirtilmelidir. Bu konuda BM Ekonomik ve Sosyal Komitenin 2005 tarihinde kabul ettiği 17 nolu genel yorumuna bakılmalıdır.

Azınlık Hakları

BM Kişisel ve Siyasal Uluslararası Sözleşmesi’nin 27. Maddesinde belirtilen azınlık hakları düzenlenecek, etnik, dinsel ya da dil azınlıklarına mensup bireylerin kendi gruplarının diğer üyeleri ile birlikte kendi kültürlerinden yararlanma, kendi din ve inançlarına inanma ve ibadet etme ve kendi dillerini kullanma hakkından yoksun bırakılamayacakları genel bir hüküm olarak düzenlenmelidir. BM İnsan Hakları Komitesi’nin 1994 yılında kabul ettiği 23 sayılı genel yorumunu da bakılmalıdır.

Mahpus Hakları;

Anayasada ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ve tecrit yasaklanmalı, infaz rejiminin insan onuruna aykırı olamayacağı belirtilmeli, suç tipine göre infazda ayırımcılık yapılamayacağı belirtilmeli, genel af veya özel af ile ilgili TBMM yetkisi kısıtlanmamalıdır. Bu hususta BM kişisel ve Siyasal Haklar Uluslar arası Sözleşmesinin 10. Maddesine uygun düzenleme yapılmalı, BM İnsan Hakları Komitesinin 1992 tarihli 21 nolu genel yorumuna bakılmalıdır.

Sendikal Haklar;

Sendikal haklar düzenlenirken, sadece çalışanların değil herkesin sendika kurma hakkı açıkça tanınmalıdır. Çalışanların ve emeklilerinin toplu pazarlık ve grev dahil toplu eylem hakları tam olarak düzenlenmelidir. Ayrıca çalışanların ve emeklilerinin istihdam çeşitliliğine bakılmadan ortak örgütlenmelerine imkan verecek anayasal düzenleme yapılmalıdır. Sendikal haklar konusunda Türkiye Avrupa Sosyal Şartı ile İLO normlarına uygun düzenlemeyi gerçekleştirmelidir.

Çalışma Hakkı;

BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesine uygun olarak çalışma hakkı düzenlenmeli, çalışanların İLO normlarında asgari iş güvencesi düzenlenmeli, taşeron çalıştırma biçimine son verilecek düzenlenme yapılmalıdır. Çalışma hakkı düzenlenirken, modern zamanların köleliği biçiminde tanımlanabilecek çalıştırma biçimlerine engel olunmalıdır. Çalışma karşılığı asgari ücretin insanca yaşayacak düzeyde olmasına dair genel bir kural konmalıdır. Çalışma sürelerinin kısaltılması ve dinlenme hakkı düzenlenmelidir. Çalışma hakkı konusunda BM Ekonomik ve Sosyal Komitenin 18 nolu genel yorumu oldukça kapsamlı olup, bu hak düzenlenirken, bu yorumdan yararlanmalıdır.

Sağlık Hakkı;

Temel tıbbi bakım hizmetlerinin ücretsiz verilmesi düzenlenmeli, sağlığa erişim hakkı, hizmetin niteliği gibi konular düzenlenmeli, sağlık hakkının yaşam hakkı ile ilişkisi nedeni ile kamusal hizmetin önemi vurgulanmalı ve kamunun sorumluluğu açıkça düzenlenmelidir.

BM Ekonomik ve Sosyal Komitenin 2000 yılında kabul ettiği 14 nolu genel yorum ile ulaşılabilecek en yüksek sağlık standardına sahip olma hakkı açıklanmıştır. Sağlık hakkı düzenlenirken, bu yorumdan mutlaka yararlanılmalıdır.

Asgari ücretin altında geliri olan bireylerin her türlü sağlık giderlerinin prim ödemeden genel sağlık sigortası tarafından karşılanması gerektiği açıkça düzenlenmelidir.

Sağlık hizmetinin sunumunda kimseye ayrıcalık tanınamayacağı, sağlık hakkından herkesin eşit olarak yararlanma hakkı olduğu belirtilmelidir.

Hasta hakları bu bölümde özel olarak düzenlenmelidir.

Sosyal Güvenlik Hakkı;

İLO normlarına uygun sosyal güvenlik hakkı, tüm kesimleri kapsayacak şekilde düzenlenmelidir.

Yaşlıların Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Hakları

Dünya ve ülkemiz nüfusu giderek yaşlanmaktadır. BM istatistik birimlerine göre 60 yaş ve üzeri yaşlı sınıfına girmektedir. BM Ekonomik ve sosyal Komitenin 1995 tarihli 6 nolu genel yorumuna uygun olarak yaşlıların ekonomik, sosyal ve kültürel hakları özel olarak koruma altına alınmalıdır.

Eğitim Hakkı;

Eğitim hakkı düzenlenirken, anadilinde eğitim ve öğretim hakkı ile ebeveynlerin isteğine uygun olarak devlet okulları dışında dini eğitim verilebilmesi konusu özellikle düzenlenmelidir. Bu konuda BM Ekonomik ve Sosyal Komitenin 1999 yılında kabul ettiği 11 nolu genel yorumu ile ilköğretime yönelik eylem planlarının yapılması etraflıca anlatılmıştır. Burada açıkça ilköğretimin zorunlu ve parasız olması gerektiği belirtilmiştir. BM Ekonomik ve Sosyal Komitenin 1999 tarihinde kabul ettiği 13 nolu genel yorum beyanında ise eğitim hakkının kapsamı anlatılmıştır. Düzenleme yapılırken, her iki genel yorum beyanı ile AİHS’e ek 1 nolu Protokole bakılmalıdır.

İnsanca Yaşama (Hayat Standardı) Hakkı;

Bu hak kategorisi içinde yaşamaya elverişli konut hakkı ile yeterli beslenme hakkı özel olarak düzenlenmelidir. Bu konuda Bm Ekonomik ve Sosyal Komitenin 1991 tarihli 4 nolu genel yorumunda yaşamaya elverişli konut hakkı açıklanmış, 1997 tarihli  7 nolu genel yorumunda ise zorla tahliyelerin sözleşmeye aykırılığı hususunda açıklamalar yer almıştır. Dolayısıyla kentsel dönüşüm veya başka bir sebeple zorla konut tahliyesinin, tahliye edilen kişi veya ailenin konutsuz bırakılamayacağı hakkını ihlal ettiği unutulmamalı, buna uygun düzenleme yapılmalıdır.

BM Ekonomik ve Sosyal komitenin 1999 tarihli 12 nolu genel yorumu ile de yeterli beslenme hakkı anlatılmış, devletin yükümlülükleri açıkça belirtilmiştir.

Özel Hayat

Hiç kimsenin özel hayatına, ailesine, evine ya da haberleşmesine keyfi ya da yasadışı olarak müdahale edilemeyeceği, hiç kimsenin şeref ve itibarına tecavüzde bulunulamayacağı düzenlenecektir.

Aile

Toplumun doğal ve temel birimi olan ailenin toplum ve devlet tarafından korunacağı belirtilmelidir. Evlenme hakkı düzenlenirken, 18 yaş altında olanların evlenmelerinin önüne geçecek düzenleme de yapılmalıdır.

Özel hayat ve aile hayatına genel ahlak gerekçe gösterilerek müdahalede bulunulamayacağı açıkça belirtilmelidir.

Yabancıların Durumu, Mülteci ve Sığınmacıların Durumu

Yabancıların, mülteci ve sığınmacıların hakları düzenlenirken, bunların mutlak bir biçimde ayrımcılığa uğramaması gerektiği belirtilecektir. Temel hak ve özgürlüklerin herkes için olduğu evrensel kuralı unutulmayacaktır.

Çevre Hakkı;

Halkın sağlıklı ve doğal (ekolojik) dengelere uygun bir çevrede (ortamda) sürdürülebilir ve iyi bir yaşam sürme hakkı tanınmalıdır. Bu bağlamda özellikle son yıllarda ekolojik denge gözetilerek oluşturulan Kenya, Bolivya ve Ekvador Anayasaları örnek alınmalı ve çevre hakkı konusunda benzer hükümlere yer verilmelidir.

Ayrıca çevre hakkı düzenlenirken, yer altı ve yerüstü enerji ve maden kaynaklarının kullanımı ile ilgili olarak o bölgede yapılacak her türlü inşaat ve tesisin ancak yöre halkının onayı ile mümkün olacağına dair genel bir kural konulmalıdır. Bununla birlikte, yer altı ve yer üstü enerji ve maden kaynaklarından elde edilen gelirin bir kısmı ya yöre halkı ile paylaşılmalı ya da ayrılan bu kısım ile o yörede sosyo-kültürel çalışmalar için harcanmalıdır.

Su Hakkı

Su hakkı, herkesin kişisel ve ev içi kullanımları için yeterli, güvenli, kabul edilebilir, erişilebilir suya sahip olmayı içerecek şekilde düzenlenmeli, su kaynaklarının korunması düzenlenmeli, temel su ihtiyacının devlet tarafından ücretsiz temini ifade edilmelidir. Su hakkı, BM Ekonomik ve Sosyal Komite tarafından özel olarak değerlendirilmiş ve 2002 tarihli 15 nolu genel yorum ile etraflıca açıklanmıştır.

Mülkiyet Hakkı;

Avrupa insan hakları sözleşmesine ek 1 nolu protokole uygun olarak mülkiyet hakkının düzenlenmesi sağlanmalıdır.

Kamulaştırma Yapma;

Genel kamu yararı gözetilerek kamulaştırmanın mülkiyet hakkı sahibine zarar vermeyecek şekilde düzenlenmesi gerekmektedir.

Çocuk Hakları,

Çocuk hakları sözleşmesinde belirtilen çocuğun yararı ilkesi uyarınca düzenleme yapılmalıdır.

Engelli Hakları;

BM Engelli Hakları Sözleşmesine uygun olarak engelli hakları düzenlenmelidir.

Topluma Ait Değerlerin ve Yerlerin Korunması

Topluma ait kıyılar, ormanlar, meralar, doğal ve tarihi SİT alanları gibi yerlerin ve moral değerlerin korunması ile ilgili genel bir düzenleneme yapılmalıdır.

Kentli Hakları

Avrupa Konseyi Avrupa Yerel Yönetimler konferansının Mart 1992 tarihinde kararlaştırdığı Avrupa Kentsel şartına uygun olarak kentli haklarının düzenlenmesi sağlanmalı, ayrıca Avrupa Parlamentosu tarafından 1988 yılında kabul edilen Yaya Haklarına vurgu yapılmalıdır.

Tüketici Hakları;

1985 tarihli BM Evrensel Tüketici Hakları Bildirgesine uygun olarak tüketicilerin; temel ihtiyaçlarının karşılanması hakkı, sağlık ve güvenlik hakkı, bilgi edinme hakkı, eğitilme hakkı, zararların giderilmesi hakkı, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı, ekonomik çıkarların korunması hakkı, seçme hakkı, temsil edilme, örgütlenme, sesini duyurma haklarının genel ilke olarak düzenlenmesi sağlanmalıdır.

Bilgi Edinme ve Dilekçe Hakkı;

Bilgi edinme hakkı önünde engeller kaldırılmalı, dilekçe hakkının etkili kullanılması ile ilgili düzenleme yer almalıdır.

Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Hakların Yerine Getirilmesi;

Ekonomik ve sosyal ve kültürel hakların yerine getirilmesinde devletin sorumluluğunun net olarak belirtilmesi, BM Ekonomik ve Sosyal Komitenin 1990 tarihli 3 nolu genel yorumuna göre düzenlenme yapılması sağlanmalıdır. Aksi halde, devlet yeterli mali kaynak ayırmayıp, bu hakların tam olarak yerine getirilmesini engelleyebilir.

Vatandaşın Doğrudan Yasama Sürecine Katılma Hakkı

Vatandaşın yasama sürecine doğrudan doğruya katılması ile ilgili genel bir kural düzenlenecektir. Genel seçimlerde bir milletvekili seçilecek kadar oy sayısına ulaşan imza toplanması halinde, imza metninde belirtilen konunun kanun teklifi gibi TBMM genel kurulunda görüşülmesi sağlanmalıdır.

Vatandaş yerel yönetimlerde de yerel meclislerde gündeme getirmek istediği bir konuyu yerel meclis üyesinin seçimine yetecek kadar sayıda imza toplayarak konunun mecliste görüşülmesini sağlamasının önü açılmalıdır.

Bu hakkın nasıl kullanılacağının kanunla düzenleneceği belirtilebilir.

Sivil ve Demokratik Toplum Örgütlerinin Desteklenmesi

Demokratik ülkelerde sivil ve demokratik toplum örgütleri ne kadar gelişir ve hak arama mücadelesi verirse o toplum da o kadar gelişir. Buradan hareketle sivil ve demokratik toplum örgütlerine vergi istisnaları düzenlenerek somut destek sağlanabilir. Ayrıca böylesi bir maddenin soyut olarak dahi anayasada yer alması önemli bir psikolojik destek sağlayacaktır.

Temel Hak ve Özgürlükler ile İlgili Uluslararası Sözleşmelere Uyma Yükümlülüğü

Şimdiki 90. Maddenin yeniden yazılarak, temel hak ve özgürlükler ile ilgili uluslar arası sözleşmelere anayasadan önce uygulanma önceliğinin verilmesi ve bu sözleşmelere yasama, yürütme ve yargı organlarının uyacağının açıkça belirtilmesi sağlanmalıdır.

Hayvan Hakları

Temel hak ve özgürlüklerin tamamı düzenlendikten sonra hayvan haklarına dair genel bir kural Anayasa da yer almalı ve hayvanların korunmasının ne şekilde yapılacağının kanunla düzenleneceği belirtilmelidir.

VI-KUVVETLER AYRILIĞI

YASAMA

Yerinden yönetim ilkesine uygun olarak düzenlenecek Merkezi idare- yerel idare ilişkisine paralel olarak; yerelde bölgesel veya il meclisleri, merkezde ya tek meclisli parlamento yada çift meclisli parlamento düzenlenmelidir.

YÜRÜTME

Türkiye’deki gidişatın yerel yönetimlerin yetkilerinin arttırılarak özerk bölgesel yönetimler ya da yetkileri genişletilmiş il yönetimleri biçiminde kurgulanması halinde merkezde yarı başkanlık yetkilerini kullanacak Fransız modeline uygun bir modele geçilebilir. Mevcut halde halk tarafından seçilecek cumhurbaşkanının başbakanı işlevsiz kılacağı açıktır. Türkiye’nin yeni Anayasa da bu temel problemi çözmesi gerekmektedir.

YARGI

Hukukun üstünlüğü ilkesine uygun bir yargı yapılanmasına gidilmelidir. Yargı birliği oluşturularak askeri mahkemeler, askeri Yargıtay ve askeri yüksek idare mahkemesi kapatılmalıdır. Sadece askeri disiplin mahkemeleri kurulmalıdır. Anayasa da hiçbir şekilde özel yargılama biçimlerine izin verecek düzenlemeye yer verilmemelidir. Yargı yapılanmasında hakimler birliği ve savcılar birliği ayrı ayrı düzenlenmelidir. Mesleğe kabulde ve ilerlemede Adalet Bakanlığı devre dışı bırakılmalıdır. Adalet bakanı ve müsteşarı hiçbir şekilde kurallarda yer almamalıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğine kabulde öncelikle en az 5 yıllık avukatlık yapma şartı getirilmelidir. Üniversiteden mezun olduktan sonra hiçbir toplumsal yaşama dahil olmadan ve iş tecrübesi bulunmadan kişilerin stajla hakimlik ve savcılık mesleğine kabul edilmesi sistemine son verilmelidir.

Yüksek yargının yapısında çoğulculuk ilkesine uygun olarak belirleme yapılmalıdır. Hakimlerin, savcıların, avukatların temsilcilerinin seçimini yanı sıra, parlamento da nitelikli çoğunluğa göre seçim yapılması sağlanmalı, heyetin oluşumunda farklı toplumsal kesimlerin temsilcilerinin seçilmesinin önü açılmalıdır.

VII-MERKEZİ İDARE-YEREL İDARE İLİŞKİSİ

Türkiye, BM Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi ile BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi’ni onaylamış ve yürürlüğe koymuştur. Her iki sözleşmesinin birinci maddesi ‘halkların kendi kaderini tayin hakkını’ düzenlemektedir. BM İnsan Hakları Komitesi’nin halkların kendi kaderini tayin hakkı ile ilgili 12 Nolu Genel Yorum Beyanı’nda, bütün halkların ‘siyasal statülerini özgürce kararlaştırma’ (siyasi boyut) ve ‘kendi ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmelerini sağlama’ (kaynak boyutu) hakkı olduğunu açıkça ifade eder. Siyasi boyutun sırasıyla egemenliğe dair bir dışsal cephesinin ve sonuç olarak demokratik yönetim şartını getiren sözleşmenin 25. Maddesi (yönetime katılma) ile bağlantılandırılabilecek yönetime dair bir de içsel cephesi bulunduğunu belirtmektedir. Komite ayrıca uluslararası hukuk kapsamında bir halkın kendi kaderini tayin hakkının, ayrı bir halk niteliğine sahip her gruba otomatik olarak ayrılma (devlet olma) hakkı vermediğini de belirtmektedir. Kürtler de ayrı bir halk olarak kendi statülerini özgürce belirleme hakkına sahiptir. Bu bağlamda bazı siyasi parti ve sivil toplum kuruluşları tarafından önerilen demokratik özerklik modeli ciddi bir şekilde dikkate alınmalı ve bu model değerlendirilmelidir.

Mevcut Anayasal sistem merkezi idarenin yerel idare üzerine kurulu vesayetini tanımlamaktadır. Yeni Anayasa da vesayet sistemine son verilerek, özerk bölgesel yönetimler ya da özerk il yönetimlerine geçiş sağlanmalıdır. Merkezi idarenin yetkilerinin çok büyük bir kısmı yerel idareye terk edilmelidir. Valilik ve kaymakamlık sistemi kaldırılmalı, yetkileri yerel idare yöneticilerine terk edilmelidir.

VIII-SİVİL- ASKER İLİŞKİLERİ

Milli Güvenlik Kurulu ile ilgili düzenlemeye yer verilmemeli, Genelkurmay Başkanlığı Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanmalıdır. Ulusal güvenlikle ilgili oluşturulacak politikaların Anayasa ile güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklere hiçbir şekilde aykırı olamayacağı ve vatandaşın güvenliğinin korunmasının temel şart olduğu vurgusu yapılmalıdır (vatandaş iç düşman olarak kabul edilemez).

Vicdanı ret hakkıyla beraber zorunlu askerlik kaldırılmalıdır.

IX-SAVAŞ, SIKIYÖNETİM, SEFERBERLİK VE OHAL

Savaş, sıkıyönetim, seferberlik ve olağan üstü hal durumunda; temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması uluslar arası temel hakları düzenleyen sözleşmelere aykırı olmamalıdır. Her dört halde de hangi hakların ne kadar süre ile ve nasıl sınırlandırılacağı anayasada tek tek sayılmalıdır. Hiçbir şekilde kişisel haklara dokunulamayacağı açık bir şekilde yazılmalıdır. Bu konuda genel bir düzenleme yapılmamalıdır.

Uluslararası hukukun meşru saydığı hallerde ve ancak savunma amacı ile savaş ilanı yapılabileceği düzenlenmelidir.

Savaş, Seferberlik ve Sıkıyönetim hallerinde idarenin sivil yönetimlerde olacağı, hiçbir şekilde Genelkurmay başkanı ve ilgili kuvvet komutanlarının hükümetin emrinden çıkmayacakları özel olarak düzenlenmelidir.

X-KHK ÇIKARMA YETKİSİ

Yeni Anayasada Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisi düzenlenmemelidir.

XI-YÖK VE ÜNİVERSİTELER

Mevcut YÖK’e benzer bir kurum kesinlikle oluşturulmamalıdır. Üniversiteler özerk olmalıdır.

XII-DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI

Laik bir devlette diyanet gibi bir kurumun varlığı sakıncalıdır. Diyanet veya benzeri bir kurum olmamalıdır. Anayasada kesinlikle yer verilmemelidir. Bireylerin din ve inanç özgürlüğüne uygun olarak ibadet yerlerini yapmaları ve ibadet etmeleri ile kültürlerini yaşamaları önündeki engellerin kaldırılması yeterli olacaktır. Diyanetin kaldırılması ile birlikte mevcut yapının tasfiyesi ile ilgili anayasaya geçici bir madde eklenebilir.

XIII-DEVRİM KANUNLARI

Yeni ve demokratik Anayasa da Kemalist ideoloji ile özdeşleşmiş devrim kanunları olarak nitelenen kanunların hiçbiri yer almamalıdır.

XIV-LOZAN ANTLAŞMASI

Lozan Antlaşmasının imzalanmasının üzerinden çok zaman geçmiştir. BM Sistemi ve Avrupa Konseyi çerçevesinde çok sayıda insan hakları ve siyasal konularda uluslar arası Sözleşmeler imzalanmış ve yürürlüğe girmiştir. Anayasaya, BM ve AK bünyesinde imzalanan ve yürürlüğe giren temel insan hakları sözleşmelerinin Lozan Anlaşmasına aykırılığının ileri sürülemeyeceğinin belirtilmesi önemli ve gereklidir. Ayrıca Lozan anlaşması ile tanımlanan azınlık hakları evrensel sözleşmelerin gerisinde kaldığından bu durum anayasa içine alınmalı, yani Lozan’da elde edilmiş kazanılmış haklar anayasa ile muhafaza edilmeli, azınlık tanımı genişletilmelidir.

XV-GEÇMİŞLE YÜZLEŞME

Yeni ve Demokratik bir anayasa ile Türkiye kendi tarihinde yeni bir döneme girmiş olacaktır. Dolayısıyla bu yeni dönemin toplumsal barış içerisinde geçmesi, vatandaşların adalete olan güvenlerinin tesis edilmesi ve geleceğe güvenle bakabilmeleri için geçmişte ne olduğunun ortaya konması ve onarıcı adalet sağlanması gerekecektir. Bu nedenle geçmişle yüzleşme yapılabilmesi için Anayasaya geçici bir madde eklenerek Hakikat ve Adalet Komisyonu kurulması sağlanmalıdır.

NOT:

İHD, yukarıda belirttiği görüş ve önerilerini BM’nin Temel İnsan Hakları Sözleşmeleri ve bu sözleşmelere göre kurulmuş olan Komite kararlarına, BM Bildirilerine, Avrupa Konseyi temel insan hakları sözleşmeleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi karalarına, Avrupa Birliği hukukuna, Afrika kıtası insan hakları belgelerine uygun olarak ileri sürmüştür.

1. BM Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi
2. Uluslararası Çalışma Örgütü Statüsü ve Filadelfiya Beyannamesi, İLO’nun 189 adet Sözleşmeleri
3. Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılmasına Dair Sözleşme
4. İnsan Ticaretinin ve Başkalarının Fahişeliğinin Sömürülmesinin Bastırılması sözleşmesi
5. Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Sözleşme
6. Kadınların Siyasi Hakları sözleşmesi
7. Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesine Dair Sözleşme ve Eki İhtiyari Protokolü
8. İşkence ve Diğer Zalimane, Gayri İnsani veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşme ve Seçmeli Protokolü
9. Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Sözleşmeye Ek çocukların Satışı, Çocuk Fahişeliği ve Çocuk Pornografisi Hakkında Sezmeli Protokolü ile Çocukların Silahlı Çatışmalarda Yer Alması Hakkında Seçmeli Protokolü
10. Siyasi ve Medeni Haklar Uluslar arası Sözleşmesi e Bireysel Başvuru Hakkını Düzenleyen 1. Seçmeli Protokolü ile Ölüm Cezasının Kaldırılmasını Amaçlayan 2. Seçmeli Protokolü
11. Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslar arası sözleşmesi
12. Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslar arası Sözleşmesi
13. Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Üyelerinin Haklarının Korunmasına İlişkin Uluslar arası sözleşme
14. Engelli Hakları sözleşmesi
15. Kayıplar Sözleşmesi
16. Avrupa İnsan Hakları sözleşmesi ve Eki 14 adet Protokol
17. Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı
18. Ulusal Azınlıkların Korunması için Çerçeve Avrupa Sözleşmesi
19. Çocukların Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi
20. BM’nin 14.12.1960 tarihli Sömürge Ülkelere ve Halklara Bağımsızlık Tanınması Bildirisi
21. BM’nin 14.12.1962 tarihli Doğal Kaynaklar Üzerinde Sürekli Egemenlik Hakkında Genel Kurul Kararı
22. BM’nin 18.12.1992 tarihli Ulusal ya da Etnik, Dinsel ve Dilsel Azınlıklara Mensup Kişilerin Hakları Bildirisi
23. BM’nin 1985 tarihli Evrensel Tüketici Hakları Bildirisi
24. BM’nin 09.12.1988 tarihli Herhangi Biçimde Alıkonulan ya da Hapsedilen Tüm Kişilerin Korunması için İlkeler Manzumesi
25. BM’nin 14.12.1990 tarihli Mahpusların Islahı için Temel İlkeleri
26. BM’nin 07.09.1990 tarihli Kolluk Güçleri Görevlileri Tarafından Kuvvet ve Ateşli Silah Kullanılması Hakkında Temel İlkeleri
27. BM’nin 06.09.1985 tarihli Yargı Bağımsızlığı Hakkında Temel İlkeleri
28. BM’nin 07.09.1990 tarihli Avukatların Rolüne Dair Temel İlkeleri
29. BM’nin 07.09.1990 tarihli Savcıların Rolüne Dair Rehber Kuralları
30. Avrupa Konseyi’nin Avrupa Hukuk Yoluyla Demokrasi Komisyonu(Venedik Komisyonu) İlkeleri
31. Avrupa Konseyi Kentsel Şartı
32. Avrupa Birliği Lizbon Anlaşması (Avrupa Anayasası, henüz yürürlükte değil)
33. Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı
34. Avrupa Parlamentosu Yaya Hakları Bildirisi
35. Afrika İnsan ve Halkların Hakları Şartı

 

Bir cevap yazın