BİR EYLÜL TÜRKİYE'DE BARIŞIN YILDÖNÜMÜ OLSUN!

on .


Bugün 1 Eylül Dünya Barış günü.1 Eylül 1939'da Hitler ordularının Polonya'ya saldırmasıyla başlayan İkinci Dünya Savaşı'nın başlangıç tarihi Birleşmiş Milletler tarafından Dünya Barış Günü ilan edilmiştir. Coşkuyla kutlanması gereken bu günü yine buruk bir acı ve endişe içerisinde kutluyoruz. Aradan geçen bunca yıla karşın ne dünyada ve ne de ülkemizde adalete dayanan kalıcı bir barış sağlanabilmiş değil.
 
Savaşın faturası sadece yaşamlarını yitirenlerle sınırlı değil. Yine her yıl onbinlerce insan sakat kalıyor, milyonlarca insan yerini, yurdunu, köyünü terk etmek ve mülteci konumuna düşmek zorunda kalıyor. Kadın ve çocuklar tecavüze uğruyor. Dünya halklarına açlık ve sefalet dayatılıyor.
 
Türkiye'de de iç barışın olduğu söylenemez. Kürt sorunu nedeniyle yaşanan silahlı çatışma ortamı, otuz binden fazla insanın yaşamını yitirmesine, dört binden fazla yerleşim yerinin boşaltılmasına ve ormanlık alanların tahrip edilmesine, yaklaşık üç milyon insanın kendi ülkesinde mülteci konumuna düşmesine yol açmıştır. Derneğimizin verilerine göre 1990 yılından 2008 yılı sonuna kadar 840 kişi siyasal nedenlerle zorla kayıp edilmiş, 2949 kişi faili meçhul cinayete kurban gitmiş, 2308 kişi yargısız infaz edilmiş, 709 kişi gözaltı merkezlerinde ve cezaevlerinde öldürülmüştür. Tabi bu rakamlar derneğimizin tespit edebildiği veya bize yapılan başvurularla oluşturulmuş silahlı çatışmalar dışındaki yaşam hakkı ihlalleridir. Sorunların diyalog ve toplumsal uzlaşma ile çözümü yerine şiddet politikalarında ısrar edilmesi büyük acıların yaşanmasına, özgürlüklerin kısıtlanmasına, ülke kaynaklarının israfına ve yoksulluğa yol açmıştır.
 
Bu yıl 1 Eylül'e Kürt açılımı tartışmaları içerisinde giriyoruz. Bir nevi, sorunun çözümü için bir umut doğdu diyebiliriz. İlk kez hükümet ve devletin kurumları sorunu kabul edip, bazı kültürel hakların verilmesinden bahsetmeye başladı. Kamuoyu da sorunun barışçıl bir çözüme kavuşturulması konusunda önceki yıllara göre daha duyarlı denilebilir. Barış anneleri ile asker annelerinin bir araya gelip sorunun barış yoluyla çözülmesini istemeleri de barış için önemli bir adımdır.

İnsan hakları savunucuları yıllardır silahın ve şiddetin bir çözüm olmadığını vurgulamıştır. Bugün de devlet yetkililerinin sorunun silahla çözülemeyeceğini anlaması olumlu bir gelişmedir. 2009 1 Eylül'ünün Türkiye'de barışın yıldönümü olmasına her zamankinden daha yakınız.

Bugün Türkiye için barışı talep etmek, Türkiye'nin çocuklarına bir gelecek talep etmektir.

Barışı talep etmek, Türkiye kadınlarının acılarının, ağıtlarının son bulmasını talep etmektir.

Barışı talep etmek, Türkiye insanı için ekmek istemek, insanca yaşam standartları istemek demektir.

Bedeli ne olursa olsun, bu talepten vazgeçme, sesimizi kısma şansımız ve hakkımız yoktur.

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ