İşkence İnsanlığa Karşı Suçtur!

1126

Herkesin Tanıklığında Veli Saçılık ve Arkadaşlarına İşkence Yapan Tüm Sorumlular Yargılansın!

OHAL ve OHAL KHK rejimi ile hiçbir şekilde sınırlandırılamayacak temel haklar dahi ortadan kaldırılarak, Anayasa’nın 15/2. Fıkrası, AİHS’in 15. Maddesi, BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 4. Maddesi ihlal edilmiş ve böylece tamamen kuralsız yeni bir otoriter yönetim hakim kılınmaya çalışılmaktadır.

Gazetelerin, televizyonların kapatılması, muhalif gazetecilerin, milletvekili ve belediye başkanları dahil seçilmişlerin ve siyasetçilerin tutuklanması, yerel yönetimlere el konması, binlerce akademisyenin, yüz bini aşkın kamu çalışanı emekçinin işinden ekmeğinden olması, kurumların ve hukukun ilgası, yargının tümüyle iktidarın kontrol aracına dönüşmesi, seçim tarafsızlığının ve güvenliğinin yok edilmesi, yaşanan hukuksuzluklara karşı başta Anayasa Mahkemesi olmak üzere her türlü itiraz mercii ve mekanizmasının işlevsiz hale getirilmesi, başta hukuk örgütleri olmak üzere sivil toplum örgütlerinin kapatılıp örgütlenme özgürlüğünün yok edilmesi vb. ihlaller ile yaşanan bu ağır tablo, Ankara Yüksel Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı’nın demir çitlerle çevrilerek ablukaya alınmasında ifadesini bulmaktadır. Türkiye’de insan hakları abluka altına alınmıştır.

Özellikle yüz binleri bulan ihraçlar ve birçok hak ihlallerine yol açan diğer uygulamalar ile pek çok yurttaşımız, haklara sahip olma hakkından mahrum bırakılarak hukuk öznesi olmaktan çıkarılmışlardır. Bu hak taşıyıcısı olarak kabul edilmeme hali, yurttaşlarımız için adeta “medeni ölüm” niteliğine bürünmüştür.

Bu duruma itiraz eden başta ihraç edilen kamu emekçileri olmak üzere onur ve vicdan sahibi yurttaşlar ülkenin dört bir yanında günlerdir, aylardır dertlerini anlatabilmek, işlerine, ekmeklerine kavuşabilmek için sıradanlaşan kötülüğe karşı direniyorlar. Bu insanlardan ikisi, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça onlarca kez gözaltına alınıp, kolluk güçlerinin şiddetine maruz kaldıktan sonra direnişlerinin 196, açlık grevlerinin 76. gününde tutuklandılar. Yine işine dönmek için 209 gündür direnen Veli Saçılık, geçtiğimiz hafta içinde kolluk güçlerinin ağır şiddetine maruz kalmış ve yakın mesafeden hedef gözetilerek sıkılan onlarca plastik merminin hedefi olmuştur. Aynı uygulamaya Veli gibi direnen Acun Karadağ ve Esra Özakça da maruz kalmıştır.

Siyasal iktidarın topluma ve hak arayan yurttaşlara yönelik bu pervasız şiddet ve Veli Saçılık örneğinde açıkça gördüğümüz yeni ve kompleks işkence yöntemlerinin yaygınlaşması kabul edilemez.

Veli Saçılık hakkında düzenlenmiş 01.06.2017 tarih ve 30617 sayılı adli rapor, aynı gün çekilmiş ve sosyal medyada paylaşılmış video ve fotoğraflar incelendiğinde (Veli Saçılık’ın onayı alınarak),

  1. Videolarda çok sayıda kolluk görevlisinin Veli Saçılık’ı doğrudan hedef alarak atış yaptıkları, yere düştükten sonra da atışa devam ettikleri, atışların isabeti ile gaz açığa çıktığı, fotoğraflarda Veli Saçılık’ın sırt ve bacak arka kısımlarında ciltten kabarık, etrafı normal cilt renginde orta kısımda kırmızı renkli kenarları düzenli daire şeklinde cilt irritasyonu (tahriş) ve sert bir cismin çarpma etkisi ile uyumlu cilt dokusunun tahriş ve ezik yaralanması gözlendiği, adli raporda sırttaki her iki kürek kemiği üzerinde birer adet, kürek kemikleri ortasında iki, bel bölgesinde 4 ve sol uyluk arka kısımda 3 adet olmak üzere toplam 11 adet 1,5 cm çapında, ekimoz ile bel kısmında 6x10cm boyutunda kızarıklık tanımlandığı dikkate alındığında, adli raporda ekimoz olarak tanımlanan 1,5 cm çaplı 11 adet yaralanmanın fotoğraflarda da gözlenen cilt dokusundaki tahriş ve ezik yaralanmalarına uygunluk gösterdiği ve videolarda görülen atış ve isabet sonrası açığa çıkan gaz görüntüsü ile birlikte göz yaşartıcı kimyasal içeren bilye atışları ile yüksek düzeyde uyumlu olduğu,
  2. Videolarda çok sayıda kolluk görevlisinin Veli Saçılık’ı doğrudan hedef alarak ve yakın mesafeden atış yaptığı, yere düştükten sonra da atış yapmayı sürdürdükleri ve vücudunda 11 adet göz yaşartıcı kimyasal içeren bilyenin isabeti sonucu tahriş edici ve çarpmaya bağlı ezik oluşturmuş yaralanma meydana getirdikleri, yoğun kimyasal kullanımının yaşamsal tehlikeye yol açacak nitelikte olup Dünya Sağlık Örgütü Hastalık Sınıflandırma Kılavuzu ICD10’ da yer alan “diğer kötü muameleler” başlığı altında “resmi görevli” tarafından gerçekleştirilen ve Y.07.3 kodu ile tanımlanan “işkence” tanısı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.

Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşme’yi imzalayarak otoritesini ve denetleme yetkisini Türkiye’nin de tanıdığı BM İşkenceye Karşı Komite (UNCAT) 26-27 Nisan 2016’da Türkiye’nin dördüncü periyodik raporunu değerlendirmiş ve çeşitli uyarı, tavsiye ve öneriler içeren Sonuç Gözlemleri’ni kabul etmiştir. BM İşkenceye Karşı Komite (UNCAT),  sözü edilen Sonuç Gözlemleri’nde, son dönemde kolluk kuvvetlerinin alıkonulan kişileri işkence ve kötü muameleye maruz bıraktığına dair kendilerine ulaşan çok sayıda güvenilir raporlar nedeniyle duyduğu kaygıyı dile getirerek, Türkiye’ye İşkenceye Karşı Sözleşme’nin 2. Maddesi’nin 2. Paragrafı’nda yer alan, hiçbir istisnai durum, ne savaş hali ne de bir savaş tehdidi, dahili siyasi istikrarsızlık veya herhangi başka bir olağanüstü hal, işkencenin uygulanması için gerekçe gösterilemez” şeklindeki mutlak işkence yasağını hatırlatmıştır. Komitenin bu uyarısı bugün içinden geçtiğimiz olağan üstü koşullarda çok daha fazla anlam kazanmaktadır. Veli Saçılık ve onunla birlikte direnişte olan Acun Karadağ, Esra Özakça ve Semih’in annesi Sultan Anne’ye yapılanlar işkence yasağına tamamen aykırı uygulamalardır ve bunlar işkencedir. Unutulmamalıdır ki işkence insanlığa karşı bir suçtur ve zamanaşımı bulunmamaktadır. Bugün iktidarın denetiminde olması, gelecekte işkence suçunun soruşturulup kovuşturulmasına engel değildir.

Burdan yetkilileri uyarıyoruz:

  • Veli Saçılık, Acun Karadağ, Esra Özakça ve Sultan Özakça’ya müdahele etmeyi bırakın, bu kişiler sadece ve sadece işlerini istemekte ve oturarak seslerini duyurmaya çalışmaktadırlar.
  • Veli Saçılık ve arkadaşlarına yapılan işkence fiillerinin etkili bir şekilde soruşturulup kasten işkence yapan kolluk görevlilerinin yargılanmalarının sağlanması gerekir.
  • Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı etrafındaki utanç bariyerini kaldırın, insan hakları herkes içindir.

Bu yapılanlara asla seyirci kalınamaz. Veli ve arkadaşlarının yaptıkları suç duyuruları tarafımızdan takip edilecek ve her türlü destek sunulacaktır. Veli ve arkadaşlarına yapılan bu yasak fiiller ulusal ve uluslararası şikâyet ve başvuru mekanizmalarına iletilecek ve bu konuda her türlü girişimde bulunulacaktır.