Karlıova İlçesi Yorgançayır Köyünde Ölüm Tehditi ve İşkence İddialarına İlişkin Rapor

6547

OLAY

Bingöl İli Karlıova İlçesi Yorgançayır (Qerehemze) köyüne 12 Nisan 2004 günü saat 22.00-22.30 dolaylarında gelen kimliği meçhul 8 kişinin Hüseyin ATAN’ın evine tehdit ve zorla girip çay içtiği, daha sonra köyün diğer ucunda bulunan Selahattin ÖĞE’ ye ait eve girmek istedikleri, kapıyı açmayan aile sakinlerine eve bomba atacakları yönünde tehditte bulundukları, aile fertlerinin köye yönelik sesli feryatları üzerine köy sakinlerinin havaya ateş açtıkları, evden de av tüfeği ile ateş açılması üzerine kimliği meçhul silahlı bu kişilerin kaçtıkları, ardından sabah 05:00 sıralarında Karlıova Jandarma Yüzbaşısı komutasında 65-70 araçtan oluşan köy korucularının da içinde yer aldığı güvenlik güçlerinin köye baskın düzenlediği, köyde bulunan tüm evlerin arandığını, Köy Muhtarı Ahmet İNAN, Hamdullah ÖĞE ve Murat ÖĞE’nin darp ve hakarete maruz kaldığını iddia eden Selahattin ÖGE ( 1952) ve Nazife ATAN ( 1950) İHD Bingöl Şubesine başvurarak yardım talebinde bulunmuşlardır.İHD Genel Merkezi, telefonla başvuruda bulanan ve akrabası- aynı zamanda komşusu-Sıdık ÖZEN ile birlikte öldürülme korkusuyla saklandığını beyan eden Selahattin ÖGE’nin; 19 Şubat 2001 tarihinde de kar maskeli ve silahlı kişilerce kaçırılıp, işkence edildikten sonra öldü sanıyla ilçe dışında bulunan Yatılı İlköğretim Okulu bahçesine atılmış olmasını göz önünde bulundurarak, 13.04.2004 günü Uluslararası Af Örgütünden Acil Eylem Çağrısında bulunmuştur.

AMAÇ
Derneğimize yapılan başvurular üzerine, bu konuda mağdurlar, mağdurların ailesi, varsa görgü tanıkları ile yetkili makamlarla görüşmek, araştırma ve incelemeler ile elde dilen bilgiler ışığında rapor hazırlamak, raporu ilgili ve yetkili kurum ve makamlara göndermek, kamuoyunun gerçek bilgiye ulaşmasını sağlamak, çeşitli ulusal ve uluslar arası mevzuatlarda güvence altına alınan yaşam hakkının korunmasına, işkence ve kötü muamelenin önlenmesine katkıda bulunmak ve tehdit-işkence-kötü muamele faillerinin yakalanarak haklarında gerekli soruşturmanın başlatılmasını talep etmek.

HEYETİN OLUŞUMU
İnsan Hakları Heyeti;
İHD GYK Üyesi ve Güneydoğu-Doğu Anadolu Bölge Temsilcisi Mihdi PERİNÇEK, İHD Diyarbakır Şube Başkanı Av.Selahattin DEMİRTAŞ, İHD Bingöl Şube Başkanı ve GYK üyesi Rıdvan KIZGIN ve İHD Bingöl Şube Sekreteri Devrim GÜLERYÜZ’den oluşmuştur.

Heyetin 14.05.2004 günü yapacağı inceleme ve araştırma, Bingöl Valiliğine, Karlıova Kaymakamlığına ve Karlıova C.Savcılığına 12.05.2004 gün ve 202/2004/ 13-140 sayılı yazı ile İHD Genel Merkezi tarafından iletilmiş, gerekli kolaylığın gösterilmesi talep edilmiştir.

HEYET GİRİŞİMLERİ
Heyet, Bingöl-Karlıova yolu üzerindeki Kalecik Jandarma Karakolunda durdurulmuş, kimlik bilgileri yazıldıktan sonra seyahatine devam edebilmiştir. Saat 10.00-12.00 arasında; Karlıova Kaymakamı Ali Fuat ATİK ve Cumhuriyet Başsavcısı Özkan GÜLTEKİN ile makamlarında görüşme yapmıştır.
33 haneli, sağlık kuruluşu bulunmayan, okulu yıkık ve kapalı olan Yorgançayır (Qerehamze) köyünün, Karlıova ilçe merkezine uzaklığı 19 km.dir. Heyet, temin edilen bir minibüs ile adı geçen köye giderken, aracın seyahatine uygun olmayan yaklaşık 4 km.lik yolu yürümek zorunda kalmış, köyde Selahattin ÖĞE ( 1952), eşi Melek ÖĞE (1953), kızı Semra ÖĞE (18), oğlu Hamdullah ÖĞE, Sıdık ÖZEN ( 1954), Nazife ATAN, ile görüştükten sonra İlçe’ye dönmüştür. İlçe Merkezine gittiği söylenen Köyün Muhtarı Ahmet İNAN bulunamadığı için görüşme gerçekleşememiştir.

Heyet, saat 19.00 dolaylarında il merkezine dönebildiği için Bingöl Valisi Vehbi AVUÇ ile görüşme yapamamıştır.

HEYET ÜYELERİNİN GERÇEKLEŞTİRDİĞİ RESMİ GÖRÜŞMELER
Karlıova Cumhuriyet Başsavcısı Özkan GÜLTEKİN: Heyet üyeleri ile görüşen Cumhuriyet Başsavcısı Özkan GÜLTEKİN olay ile ilgili şu anlatımlarda bulunmuştur; “Hazırlık Soruşturmasının sürdüğünü, yasa gereği bu aşamada bilgi verilmesinin mümkün olmadığını, olayın vuku bulduğu köyde üç evin aranması için Savcılıkça izin verildiğini, olay esnasında karşılıklı silah kullanılmamış olmasının daha vahim sonuçları önlediğini, sanık sıfatı ile bazı kişilerin ifadelerine başvurulduğunu, Savcılıkta Selahattin ÖGE’nin ifadesi alınması için kolluk kuvvetlerine talimat verildiğini, hukuk dışı uygulama ile ilgili kendilerine herhangi bir başvuruda bulunulmadığını, ülkede insan hakları ile ilgili gelişmelerin bilindiğini, insan haklarına karşı kendilerinin de gereken hassasiyete sahip olduklarını” ifade etmiştir.

Karlıova Kaymakamı Ali Fuat ATİK: Heyet üyeleri ile, notlar tutan iki sivil giyimli güvenlik görevlisi huzurunda görüşen Kaymakam Ali Fuat ATİK, olay ile ilgili şu anlatımlarda bulunmuştur; “Olay günü Karlıova İlçesinde olmadığını, izinli olduğunu, geldikten sonra olayı öğrendiğini, Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma açıldığını, soruşturma sonucunun beklenmesi gerektiğini, Adli Soruşturma sonucu her şeyin açığa çıkacağını, köy sakinlerinin kendisi ile görüştüklerini ancak somut (isim) bilgi verilmediğini, kendi açılarından olayı değerlendirdiklerini, olayın yanlış bilgilerle heyete yansıtılıp heyetin de yanıltılabileceğini, heyetin bu konuda dikkatli olması gerektiğini“ ifade etmiştir.

ANLATIMLAR
Yorgançayır Köyünde ikamet eden Selahattin ÖGE ( 1952) : Selahattin ÖGE özetle şu anlatımda bulunmuştur; “12.04.2004 günü Varto’ya taziye ye gittiğini, gece dönemediğini, olayın telefonla kendisine iletildiğini, olaydan 3-4 saat sonra köye asker ve korucuların geldiğini ve kendisini istediklerini, 19 Şubat 2001 günü yine köyden kar maskeli kişilerce kaçırıldığını, o tarihte de silahlı kişilerin önce Nazife ATAN’ın evine geldiklerini, oradan da kendi evlerine gelip alındığını, kaçırıldıktan sonra işkencelere maruz kaldığını, öldü diye Yatılı İlköğretim Bölge Okulunun yakınında karın içine atıldığını, o davada aralarında güvenlik görevlileri ve Belediyede çalışan birinin Bingöl Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığını ancak davanın berat ile sonuçlandığını, bu berat kararından 1-1.5 ay sonra yine böyle bir saldırının olması kendisini korkuttuğunu onun için köye geri dönmediğini, eşinin ve çocuklarının anlatımından gelen kişilerin korucu ve JİTEM elemanları olduğunu tahmin ettiğini, halk arasında gelen silahlı kişilerin içinde iki kişinin Çırık korucuları iki kişinin de Genç korucuları olduğu söylendiği, silah atışları sonucunda bir ya da iki kişinin yaralanmış olabileceğini, olaydan sonra köye gelen askeri güvenlik gücünün başında bulunan rütbeli şahsın kan izlerini ısrarla aradığının köylüler tarafından ifade edildiğini, kendisinin ve ailesinin yaşamından endişe duyduğunu, kendisine ve çocuklarına bir şey olursa bundan güvenlik güçlerinin sorumlu olduğunu” ifade etmiştir.

Melek ÖGE ( 1953) : Selahattin ÖGE’nin eşi Melek ÖGE olay ile ilgili özetle şu anlatımlarda bulunmuştur; “Olay gecesi odasında uyurken kızı Semra’nın kendisini fısıldayarak uyandırdığını, kızımın yattığı oda penceresinin önünde insanların olduğunu ve kapıyı açmalarını istediklerini söylediğini, kendisinin belirtilen odanın penceresine gittiğini, perdeyi çekip dışarıya baktığında; dış lamba yanık olduğundan yeni tıraş olmuş top sakalı geniş ve uzun burunlu kısa boylu biri ile kıvırcık saçlı esmer uzun boylu silahlı sivil giyimli iki kışının bulunduğunu, bunun yanı sıra 3-4 insan gölgesini gördüğünü, pencere önünde bulunan kişilerin kendisine Kürtçe ve Karlıova lehçesi ile; “anne biz hevaliz, Suriye’den geliyoruz, kapıyı açın, yemek istiyoruz” dediğini, kocasının evde olmadığını kapıyı açmayacağını söylemesi üzerine silahlı kişilerin; “ biz az önce 4 kızın bulunduğu bir evde idik bizden korkmana gerek yok” diye yanıt verdiklerini, ısrarla dış kapı üzerindeki lambayı söndürmesini istediklerini ancak söndürmediğini, evin kime ait olduğu sorusuna “ Sait” in yanıtını verdiğinde pencere önünde bulunanlardan birinin gölgesini fark ettiğim ancak duvarın dibinde olduğundan göremediğim birine dönerek “Selahattin” mi? diye sorduğunu, yarım saatten fazla süren kapıyı açıp açmama tartışması sonrası kendisinin köylüleri çağıracağını söylemesi üzerine birinin kapıyı tekme ile zorlamaya başladığını, yattığı odaya geçip penceresinden köye doğru feryat ederken kızı Semra’nın da başka bir odanın penceresinden köylülere seslendiğini, oğlunun av tüfeği ile pencereden ateş açtığını, feryatları üzerine köyden doğru silah seslerinin artmaya başladığını, evin etrafında bulunan silahlı kişilerin evlerine doğru ateş etmediğini, sabah 05:00 sıralarında köyün asker ve korucular tarafından kuşatıldığını, evinin arama izni gösterilmeden ve ayakkabılar çıkarılmadan içeriye girilip arandığını, kadın polis tarafından üstünün arandığını, oğlu Hamdullah ve Murat ÖGE’nin resmi giyimli rütbeli biri tarafından dövülüp hakarete uğradığı, muhtara bir kağıt imzalatıldığını, gelen askerlerin kocası Selahattin’i sorduklarını, kocasının öldürülmesinden korktuğunu” ifade etmiştir.

Semra ÖGE (18) : Selahattin ÖGE’nin kızı Semra ÖGE olay ile ilgili özetle şu anlatımlarda bulunmuştur; “ 12.04.2004 günü oturduğu odanın penceresinin çaldığını, uyanık olduğundan duvardaki saate baktığını, saatin 23.55 olduğunu, perdeyi açmadan annesinin yattığı odaya geçip onu uyandırdığını, annesinin konuşmak üzere belirtilen pencereye gidince kendisinin başka bir odaya geçtiğini, dış lamba yanık olmasına rağmen gelenleri görmediği için kaç kişi olduklarını bilmediğini, annesinin gelenlerle yarım saatten fazla kapıyı açıp açmama konusunda tartıştıklarına dair sesleri işittiğini, daha sonra annesinin köye doğru seslenmesi üzerine kendisinin de bulunduğu odanın penceresinden köye seslendiğini bu arada birinin pencereden elini uzatıp saçlarını tutmak istediğini, kardeşinin kendisini çektiğini, seslendiği pencere binanın karanlık tarafında olduğu için bu şahsı göremediğini, sabah 05:00 sıralarında köyün asker ve korucular tarafından kuşatıldığını, evlerinin ayakkabılar çıkarılmadan içeriye girilip arandığını, , Kardeşleri Hamdullah ve Murat ÖGE’nin resmi giyimli rütbeli biri tarafından dövülüp harekete maruz kaldığını,” ifade etmiştir.

Hamdullah ÖGE (24) : Selahattin ÖGE’nin oğlu Hamdullah ÖGE olay ile ilgili özetle şu anlatımlarda bulunmuştur;” Olay gecesi uyurken kardeşi Semra’nın kendisini uyandırdığını, arka odanın penceresinden baktığını, birkaç insan pencerenin yakınında olduğunu, karanlık olduğu için tam göremediğini, silaha mermi sürme sesini işittiğini, akabinde pencereden seslenen kardeşine bir elin uzandığını, kardeşini saçından tutarak çektiğini, o sırada dışarıdan ‘köyü uyandırdınız’ sesinin geldiğini, av tüfeğiyle ateş açtığını, sabah 05:00 sıralarında köyün asker ve korucular tarafından kuşatıldığını, kardeşi Murat, köy muhtarı Ahmet İNAN ve kendisinin askerlerin başında bulunan rütbelilerden biri tarafından dövüldüğünü, annesi ve kız kardeşlerine küfür edildiğini, sırtına binilerek evin damına çıkıldığını, kardeşi Murat bırakıldıktan sonra kendisinin Sıdık ÖZEN’e ait eve götürüldüğünü, oraya kadar dövüldüğünü, kendilerinin istediği ifadeyi vermeye zorlandığını,” ifade etmiştir.

Sıdık ÖZEN (1954) : Sıdık ÖZEN olay ile ilgili özetle şu anlatımlarda bulunmuştur; “ Gece yarısı bir kadın çığlığıyla uyandığını, komşusu Selahattin ÖGE’nin evinden doğru gelen “amca askerler silahlı kişiler bizi öldürüyorlar” sesi ile birlikte av tüfeğini aldığını, oğlu ile birlikte oraya doğru gittiğini, giderken havaya 2-3 el silah sıktığını, aşağıya doğru kaçanları gördüğünü, daha sonra köyü terk ettiğini, Varto’dan dönen Selahattini gördüğünü, ona köye gitmemesini söylediğini, olay ile ilgili olarak Selahattin ile birlikte İHD Bingöl Şube Başkanı Rıdvan KIZGIN’ı aradıklarını, köye döndükten sonra köye askerlerin geldiğini öğrendiğini” ifade etmiştir.

Nazife ATAN (1950) : Olay ile ilgili olarak Nazife ATAN, özetle şu anlatımlarda bulunmuştur; “Köyün girişinde olan evlerinin 12.04.2004 günü saat 22.00-22.30 dolaylarında kapısının vurulduğunu, pencereyi açtığını, silahlı 2-3 kişinin pencere önünde olduğunu, Kürtçe’nin Kurmanci lehçesi ile ‘kapıyı açmasını, aç olduklarını’ söylediklerini, eşinin evde olmadığını, kapıyı açmayacağını söylediğini, 2001 yılında da evinin basıldığını, kendisi ve çocuklarının dövüldüğünü bu nedenle korktuğunu, kapıyı açmaması halinde eve bomba atacaklarını söylediklerini, çocuklarına bir şey olmasından korktuğu için kapıyı açtığını, sivil giyimli silahlı 4 kişinin ayakkabıları ile içeri girdiğini, şu anda yurtdışında olan oğlu Fesih’i sorduklarını, yemek istediklerini, ekmeklerinin olmadığını söylediğini, zorla çay yaptırdıklarını, ayrıca 4 su bardağına çay doldurttuklarını, bu çayları kendilerinin dışarıda kapının yan tarafında oturan silahlı 4 kişiye götürdüklerini, çay içerlerken oğlu Fesih’i ısrarla sorduklarını, evden ayrılırken dışarı çıkmalarına izin vermediklerini, yaklaşık bir saat sonra silah seslerini duyduğunu, sabah 05.00-05.30 dolaylarında köye resmi giyimli askerlerin geldiğini, evinin ve ahırının hiçbir belge gösterilmeden arandığını, ailesinin tehdit altında olduğunu” ifade etmiştir.

Yorgançayır sakinleri, heyete ayrıca şu anlatımlarda bulunmuştur; “ 4. defadır köylerine bu yönlü saldırının olduğunu, olay günü Aşağı Çır köyünde olan Seyfettin DEMİR’in kendilerine; olay gecesi saat 03.00 dolaylarında bir minibüsün Yorgançayır istikametinden gelip Karlıova istikametine giderken gördüğünü söylediğini, olay gecesi saat 02.00 dolaylarında Karlıova ilçesinde askeri hareketliliğin yaşandığı duyumunu aldıklarını, 2001 yılında yaşadıkları buna benzer olayın beratla sonuçlanması ertesinde meydana gelmiş olmasının düşündürücü olduğunu, 15.04.2004 günü Karlıova Kaymakamlığına topluca gittiklerini” ifade etmişlerdir.

HEYETİN YAPTIĞI TESPİTLER
Heyet;
1.) Karlıova İlçesi ile Yorgançayır köyü arası 19 km., olay tarihindeki mevsim ve yol durumu dikkate alındığında araç ile bu mesafenin yaklaşık bir saat sürdüğünü,
2.) Sivil giyimli silahlı kişilerin 8 kişi olma olasılığının yüksek olduğunu, Nazife ATAN ve Selahattin ÖGE’nin evlerine gidenlerin aynı grup olduğunu ancak ailelerin fertleriyle konuşanların farklı olduğu ve Kürtçe konuştuklarını, Nazife ATAN’a ait evin Karlıova istikametinden gelen köy yolu üzerindeki ilk ev, Selahattin ÖĞE’ye ait evin ise köyün aşağısına düşen ilk ev, bu iki ev arasının yaklaşık 450 m. olduğunu,
3.) Köyde sabit telefonun olmadığı, köye yakın yükseltilerde cep telefonu ile konuşulabildiğini,
4.) Köye en yakın askeri birliğin 10 km. mesafedeki Bağlıisa karakolu olduğunu,
5.) Selahattin ÖGE’ye ait evin iç ve dış duvarlarında ateşli, silahlara ait izlerin bulunmadığını,
6.) İlçe kaymakamı Ali Fuat ATİK’in iki sivil Emniyet mensubuyla birlikte görüşme yapmasını, görüşme esnasında “… köy sakinlerinin olayı yanlış bilgilerle heyete yansıtabilecekleri ve heyeti yanıltabilecekleri ..” uyarısında bulunmasını dikkat çekici olduğunu,
7.) Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Özkan GÜLTEKİN’in 3 ev de arama yapılması izninin kendisinin verdiğini belirtilmesine rağmen köydeki tüm ev, ahır ve samanlıkların aranmasında hukuka aykırılığın bulunduğunu,
8.) Yorgançayır köyündeki görgü tanıklarının, sivil silahlı bu kişilerin JİTEM, korucu ve itirafçıların oluşturduğu bir grup olabileceğine dair fikir birliği içinde olduğunu,
9.) Selahattin ÖĞE’nin 2001 yılında kaçırılmasında yargılananların beraat etmesinden 1-1.5 ay sonra olayın meydana gelmiş olmasının düşündürücü olduğunu tespit etmiştir.

TALEPLER
1-) Ulusal ve uluslar arası hukuk belgelerinde de tarifini bulan; “güven içinde yaşama” her yurttaşın temel hakkıdır. 2001 yılından bu yana köyde yaşananlar Yorgançayır köylülerini ciddi anlamda tedirgin etmiştir. Devlet yurttaşların bozulan psikolojik durumlarının düzeltilmesi için tedbirler almalı, yaşam haklarının korunması için güvenliklerini sağlamalıdır.

2-) Adli ve idari merciler, olayda vuku bulduğu iddia edilen işkence ve kötü muameleyi hızlı ve titizlikle araştırmalı, sorumlularını ortaya çıkarmalıdır.

3-) Olay esnasında ateşli silah yaralanmasına maruz kalmış kişilerin olması ihtimali üzerinde durularak, bölgeye yakın bütün hastane ve sağlık merkezlerinde bu yönlü araştırmalar yapılmalıdır.

4-) Köye gidişlerin daha güvenli olması için köy yolunun sürekli açık tutulması, mevcut haliyle ham toprak olan yolun asfaltlanması gerekir. Köy sabit telefon olanağına kavuşturulmalıdır.

5-) 2003 yılından bu yana, Bingöl merkez Yamaç, Genç Yayla ve Yedisu kırsal alanında kimliği meçhul sivil silahlı kişiler dolaşmakta, benzer vakalara yol açmaktadır. Soruşturmanın diğer yerlerde yaşanan benzer vakalar da incelenerek çok yönlü yürütülmesi gerekir.

6-) Hukuka aykırı hareket ettiği tespit edilen kamu görevlileri hakkında gerekli hukuki süreç başlatılmalıdır. 25.05.2004

Mihdi PERİNÇEK :İHD Doğu-G.Doğu Anadolu Bölge Temsilcisi  GYK Üyesi

Av.Selahattin DEMİRTAŞ :İHD Diyarbakır Şube Başkanı

Rıdvan KIZGIN :İHD Bingöl Şube Başkanı-GYK Üyesi

Devrim GÜLERYÜZ :İHD Bingöl Şube Sekreteri