“Kayıplar Bulunsun Failler Yargılansın” Cumartesi Anneleri 313. Hafta

1049

07.02.2015

Hak savunucuları ve kayıp aileleriyle “Kayıplar Bulunsun Failler Yargılansın” sloganı ile her Cumartesi günü düzenlediğimiz etkinliğin 313. haftasında yine birlikteyiz.

Geçmiş dönemlerde kaybedilen yüzlerce yurttaşın akıbetini soruyor, bu olayların aydınlatılmasını bekliyor ve sorumlulardan hesap sorulmasını talep ediyoruz!

Zorla kaybedilmeler üzerinden çeyrek yüzyıl aşkın bir süre geçmesine karşın bu konularda etkin bir soruşturma yürütülememiş, devletin bir geleneği haline gelen cezasızlık politikasıyla, binlerce soruşturma dosyası, zamanaşımına uğratılmakla yüz yüze bırakılmıştır.

Cezasızlık, insan hakları literatüründe ağır insan hakları ihlallerinin soruşturulmasının, faillerinin bulunmasının, suçlanmalarının, yargılanmalarının ve cezalandırılmalarının mümkün olmaması halidir.

Uluslararası hukuka göre devletler, uluslararası hukuka aykırı suçları soruşturmak, failleri yargılamak ve suçlu bulundukları takdirde usulüne uygun bir biçimde cezalandırmakla yükümlüdür.

Türkiye’de cezasızlık, devletin idari ve adli kurumlarının işbirliğiyle yaratılmış bir gelenektir. Güvenlik güçleri, yaptıkları insan hakları ihlalleri nedeniyle hesap sorulamaz, yargılanamaz, cezalandırılamaz konumdadır.

Türkiye’de ağır insan hakları ihlallerine neden olan suçlarda, etkin soruşturma yürütülmeyerek, hukuka aykırı bir biçimde zaman aşımı devreye sokularak, yapılan soruşturmalar, cezasızlık politikasıyla sonlandırılmaktadır. Bu durum, suça meyilli olan kamu görevlilerini ve kolluk güçlerini cesaretlendirmekte, teşvik etmekte, toplumun adalete ve geleceğe güven duygusunu sarsmaktadır.

Türkiye’deki cezasızlık sorununun ana sebebi, yaşanan hak ihlalleri karşısında toplumun ihlalcilerden hesap sormasını sağlamakla görevli yargının, bu işlevi yerine getirmemesidir.

Cezasızlığın en önemli araçlarından biri olan zaman aşımı uygulaması nedeniyle, insanlık suçlarında evrensel hukuka aykırı bir biçimde kovuşturmaya yer olmadığı yönünde kararlar verilmektedir. Acilen bir düzenleme yapılmazsa, binlerce kayıp ve faili meçhul olayla ilgili olarak açılan soruşturma dosyaları zaman aşımı gerekçesiyle yakın zamanda kapanacak ve bu suçların failleri, hesap vermekten kurtulmuş olacaklardır…

İzlenen cezasızlık politikasıyla, kayıp ve ‘faili meçhul’ olaylarla ilgili açılan soruşturma dosyalarının zamanaşımına uğrama tehlikesine karşı acilen yapılması gerekenlere dikkat çekiyoruz:

İzlenen cezasızlık yaklaşımı terk edilerek güvenlik güçlerinin işlediği suçlarda, faillerin korunmasını sağlayan tüm yasal düzenlemeler ile uygulamalara son verilmelidir.

Kayıp ve ‘faili meçhul’ olayları başta olmak üzere insanlığa karşı işlenmiş suçlarda zamanaşımı kurallının ve “af” yasalarının bu suçlarda geçerli olmaması evrensel kuralı, yasal güvence altına alınmalıdır.

Soruşturma ve yargı makamlarının failleri koruyan zihniyetin yerine, mağduru koruyan zihniyetin egemen kılınması sağlanmalıdır. Etkin soruşturma yürütmeyen ve soruşturmaları sürüncemede bırakan, hukuka aykırı kararlar veren yargı mensupları yaptırıma uğratılmalıdır.

Türkiye, acilen Birleşmiş Milletler Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme’sine, Birleşmiş Milletler (BM) Savaş Suçları ve İnsanlığa Karşı Suçlar Bakımından Kanuni Sınırlamaların Uygulanmayacağına Dair Sözleşme’sine, Savaş̧ Suçları ve İnsanlığa Karşı Suçlar Bakımından Kanuni Sınırlamaların Uygulanmayacağına Dair Avrupa Sözleşmesi’ne, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni Kuran Roma Statüsü’ne taraf olmalıdır.

İnsan hakları savunucuları ve toplum olarak, kalıcı bir barış için geçmişiyle yüzleşmesi gerektiğine inanıyor ve ağır insan hakları ihlalleri getireceği tartışmasız olan ‘iç güvenlik yasa tasarısı’nın çalışmasına son verilmesine ve katılımcı demokratik anayasanın yapılması konularındaki taleplerimizi yeniliyoruz.

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ BATMAN ŞUBESİ