İŞKENCE VE İNSANLIK DIŞI YADA OKUR KIRICI DAVRANIŞ YA DA CEZANIN ÖNLENMESİ AVRUPA SÖZLEŞMESİ ÜZERİNE

764

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ GENEL SEKRETERİ AKIN BİRDAL'IN 26 KASIM 1987 GÜNÜ AVRUPA KONSEYİ’NE ÜYE ÜLKELERİN İMZA VE ONAYINA AÇILAN VE İŞKENCE YASAĞI GETİREN "İŞKENCE VE İNSANLIK DIŞI YA DA OKUR KIRICI DAVRANIŞ YA DA CEZANIN ÖNLENMESİ AVRUPA SÖZLEŞMESİ"Nİ TÜRKİYE'NİN İMZALAMAMA VE ONAYLAMAMASINA İLİŞKİN BASIN TOPLANTISI METNİ

Dünyamız, insan hakları çağını yaşıyor. İnsanlık tarihini hak ve özgürlük zaferleriyle döşeyen bir gelişime her geçen gün, bir yenisi ekleniyor. Bunun sonuncusu, 26 Kasım 1987 günü Strasburg'ta Avrupa Konseyi’nde imza ve onaya açılan İŞKENCE YASAĞI SÖZLEŞMESİ’DİR.

İnsan hak ve özgürlüklerinin tanınması ve aykırılıkların yasaklanması konusunda BM'ce benimsenen belgeleri daha ileri düzenlemelerle bölgesel düzeyde gerçekleştirmeye çalışan belgelere bir yenisi daha eklendi. Bu "işkence ve İnsanlıkdışı ya da Onurkırıcı Davranış ya da Cezanın önlenmesi Avrupa Sözleşmesi"dir.

Avrupa Konseyi’nde yedi yıl önce başlatılan çalışmalar, BM'ce hazırlanan İşkenceye Karşı Uluslararası Sözleşme konusunda benimsenen bir tavsiye kararı uyarınca, üye devletlerin hükümetlerine bu sözleşmeyi ivedilikle benimseyerek, uygulama çağrısında bulunmuştur. Bu yolda yürütülen çalışmalar 27 Mart 1987'de mecliste görüşüldükten sonra 27 Haziran 1987'de de Bakanlar Komitesince kabul edilerek, 26 Kasım 1987 günü de Konseyce imza ve onaya açılmıştır.

Kısaca, "İŞKENCE YASAĞI" diye adlandırılan bu sözleşme, Türkiye ve İrlanda'nın dışında 19 üye ülke tarafından o gün imzalanıp onaylanmıştır. Sözleşme, anılan davranış ve cezayı yasaklamakla kalmayarak, bu amaçla bir denetim sistemi oluşturmuştur. Özgürlüğünden yoksun kalan kimselerin, işkenceye ve insanlıkdışı uygulamalara karşı korunmasını, yerinde ziyaretlere dayalı ve yargı dışı koruyucu önlemlere bağlamıştır.

Denetim sistemini, komite olarak adlandırılan "İşkence ve İnsanlıkdışı ya da Onurkırıcı Davranış ya da Cezaya Karşı Avrupa Komitesi’nce yerine getirilmesi öngörülmüştür.

Komite, gerek gördüğünde; sözleşmeyi imzalamış ve onaylamış taraf devletlere başvurarak, özgürlüğünden yoksun bırakılmış kimselerin bulunduğu her hangi bir yeri ziyaret edebilmektedir. Taraf devletler, Komitenin görevlerini yerine getirebilmesi için; Ülkesine giriş ve kısıtlamaksızın dolaşma hakkı: Özgürlüğünden yoksun kalan kimselerin tutulduğu yerlere ilişkin tam bilgi; kısıtlanmaksızın ilgili yerlere girme hakkı dahil, özgürlüğünden yoksun kalanların bulunduğu yerlere dilediğince giriş hakkı verilmiştir. Ayrıca; Komite özgürlüğünden yoksun bırakılan kimselerle özel görüşmeler yapabilmekte; İlgili, bilgi sağlayabileceğine inandığı kimselerle özgürce ilişki kurabilmekte ve gerektiğinde de ilgili tarafın yetkili makamlarına gözlemlerini ivedilikle duyurabilmektedir.

Bilindiği gibi, insanlık onuru ve kişiliğini yok etmeye yönelik insanlık suçu olan işkence Türkiye'nin üzerinde damgasını taşımaktadır.  Özellikle yaşanılan bu olağanüstü dönemin tartışılan en yaşamsal konusu olmuştur. Yurt içi ve Yurt dışı tartışmalara neden olup, raporlarda yer almıştır. İşkence, bu dönemde bir sorgulama yöntemi olmuş ve yapıldığı bizzat yetkililerce de doğrulanmıştır.

İnsan Hakları Derneği’nce yayınlanan İşkence Raporu, bugüne değin ne Cumhuriyet Savcılarınca suç duyurusu olarak kabul edilmiş ne de devlet yetkililerince dikkate alınmıştır.

Günümüzde, işkence savları çok yoğun değilse bu işkenceye son verilmiş olmasından değil, gözetim altına alınmaların ilk yıllara karşılık azalmış olmasındandır. Ama sürmektedir. Nitekim son günlerde derneğimize ve de kamuoyuna yansıyan iki öldürüm olayı üzerinde işkence söz konusudur. Birincisi, İzmit'te Aziz Biltekin, ikincisi de Van'da Haydar Talay'ın karakollarda öldürüldüğü bildirilmektedir.

Türkiye, 26 Kasım 1987 günü imzaya açılan ve işkenceye yasak ve denetim sistemi getiren bu sözleşmeyi neden imzalamamıştır. Bir an Sözleşmeyi imzalayıp bizlerin ve Türkiye kamuoyunun bu savlarını; Avrupa Konseyi önünde çürütme yaklaşımını gösterebilirdi. Ama bu yanıltma bir haftalık için ve geçici olacaktı.  Çünkü Komite Sözleşme uyarınca Türkiye'ye gelip gerçeği görecek ve Türkiye'yi suçüstü yakalayacaktı.

İmza ve onaya açılan "İşkence Yasağı Sözleşmesi" üye ülkelerin imza ve onayına her zaman açık tutulacaktır. Biz, sözleşmenin yeniden gözden geçirilerek, imzalanıp onaylanmasını istiyor ve Türkiye'nin onuru ve itibarı üzerindeki işkence suçunun kaldırılmasını ve o yolda ciddi ve caydırıcı önlemlerin alınmasını bekliyoruz.

Edindiğimiz, İşkence Yasağı Sözleşmesini sizlere de veriyor, Türkiye'nin de imzalayıp onaylaması yolunda baskı unsuru olmanızı diliyoruz.

Toplantımıza ilginizden ötürü teşekkür ediyoruz.