Mahmut ve Fahriye Mordeniz’in Ölü Bulunmalarına Dair Rapor

1051

28 Kasım 1996 günü kendilerini polis olarak tanıtan telsizli, silahlı kişilerce gözaltına alınan Mahmut Mordeniz ve eşi Fahriye Mordeniz’in Cizre-Silopi karayolunun 16. kilometresinde ölü olarak bulundukları başvurusu üzerine İdil ve Cizre’de İHD Genel Başkan Yardımcısı Avukat Osman Baydemir, MYK üyesi Avukat Metin Kılavuz, GYK üyesi Hanefi Işık, İHD Mardin şube yöneticileri Aslan Başboğa (GYK), Veysi Parıltı(MYK)’nın yaptıkları girişim ve incelemeler sonucu iş bu rapor hazırlanmıştır.

GÖZALTINA ALINIŞIN KISA ÖYKÜSÜ
Abdülhamit ve Vesile’den olma 1940 doğumlu olan Mahmut Mordeniz 28 Kasım 1996 günü Diyarbakır ili Şehitlik semtinde bulunan hayvan pazarında kendilerini polis olarak tanıtan (kimlik gösteren, silahlı, telsizli) kişilerce, görgü tanıklarının huzurunda ‘karakolda ifadesini alıp bırakacağız” beyanıyla gözaltına alınmış. Hemen akabinde Mahmut Mordeniz’in Şehitlik semtinde bulunan evinin önüne araçla gidilir. Önce evin kapısı çalınır, fakat Fahriye Mordeniz kapıyı açmayınca bu defa eve telefon açılarak Fahriye Mordeniz’in kapıyı açmasına ikna edilir ve daha sonra Mordeniz çifti kendilerini polis olarak tanıtan kişilerce götürülürler. Fahriye Mordeniz evinden alınırken ilk etapta kapı açılmayınca polisler ve Fahriye Mordeniz yaklaşık 45 dakika tartışırlar.

GÖRGÜ TANIKLARININ OLAYA İLİŞKİN ANLATIMLARI
Ellerinde telsiz bulunan, silahlı ve kendilerini polis olarak tanıtan şahıslardan biri subay tıraşlıdır, diğeri de esmer, uzun boylu, ince yapılı ve bıyıklıdır. Gerek hayvan pazarında Mahmut Mordeniz’in gerekse evlerinin önünde Fahriye Mordeniz’in bindirildiği araç siyah veya siyaha çalan koyu renkli Ford marka taksidir.

BAŞVURULAR
Derneğimizin Diyarbakır Şubesi’ne başvuran Mahmut ve Fahriye Mordeniz’in yakınları süreklilik arzedecek şekilde, başta DGM C. Başsavcılığı olmak üzere C. Başsavcılığı, OHAL Bölge Valiliği, İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, TBMM, Uluslararası Af Örgütü’ne vb. kurum ve kuruluşlara başvuruda bulunmuşlardır. M. Emin Mordeniz’in gözaltında kaybolmaya yönelik Diyarbakır C. Savcılığı’na yaptığı 1996/8671 Hz. nolu suç duyurusu halen derdest olup hiçbir mesafe kaydedilmemiştir. Tüm girişimlere rağmen başvurulan tüm resmi makamlar bugüne kadar Fahriye ve Mahmut Mordeniz’in gözaltına alınmadığı iddiasında bulunmuşlardır.

MORDENİZLERİN TEŞHİS EDİLMESİ
07.11.1998 günü M. Emin Mordeniz Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Cinayet Masası’nca çağrılıp kayıp olan anne ve babası Fahriye-Mahmut Mordeniz’in infaz edildikten sonra çekilen fotoğrafları gösterilerek teşhis yapılmıştır. Emniyet Müdürlüğü’nde, Şırnak ili İdil ilçesi Cumhuriyet Başsavcılığı’na müracaatı istenmiştir.

İDİL VE CİZRE GİRİŞİMLERİ
Mahmut ve Fahriye Mordeniz 3 Aralık 1996 günü Cizre Silopi karayolunun 16. kilometresinde ölü olarak bulunmuşlardır. 3 Aralık 1996 tarihli otopsi raporunda Fahriye Mordeniz’in ayaklarında ayakkabısının olmadığı, ayaklarının çıplak olduğu, ellerinin beyaz bir bezle kördüğüm olacak şekilde bağlı olduğu, cesedin baş tarafının Cizre, ayak tarafının Silopi’ye baktığı, ağzının koli bandı ile kapatıldığı, kafasında bir kurşun giriş ve çıkış deliğinin olduğu, vücudunda sıyrıklar bulunduğu, ayrıca mermi çekirdeğinin bulunduğu ifade edilmektedir.

Mahmut Mordeniz’in benzer şekilde bir ayakkabısının çıkık, diğerinin cesedinin yanında olduğu, baş tarafının Cizre, ayak tarafının Silopi’ye dönük olduğu, ellerinin beyaz bezle kördüğüm olacak şekilde bağlı olduğu, ağzının koli bandı ile kapatıldığı, kafasında künt travmaya bağlı şişlik olduğu, vücudunda darp izlerinin (diz kısmında) bulunduğu, kafasında bir kurşun giriş-çıkış deliğinin bulunduğu bir mermi çekirdeğinin olduğu ifade edilmektedir.

Cesetlerin bulunduğu zeminde boş kovanlar bulunamamıştır. Ayrıca ağızların kapatıldığı koli bantları üzerinde parmak izlerinin bulunmadığı ifade edilmektedir.

Teşhis işlemi ile yukarıdaki tespitlerin yapılmasından sonra, maktüllerin oğlu M. Emin Mordeniz’in cesetlerin Diyarbakır’a naklini talep etmesi üzerine 09.11.1998 günü, Cizre’ye geçildiği, aynı gün Cizre Cumhuriyet Savcısı ile görüşülüp müştekinin talebi iletildi. Ancak, Cumhuriyet Savcısı dosyanın İdil Cumhuriyet Başsavcılığı’nın birleştirme işlemi sonucu 1996/647 Hz. Sayılı dosyalarının İdil Cumhuriyet Savcılığı’nın 1996/223 Hz. Sayılı dosyası ile birleştirildiğini ve tüm soruşturmanın bu dosya üzerinde yapıldığı için talebin İdil Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılması gerektiğini bildirmeleri üzerine önceden hazırladığımız aynı talebi içeren dilekçemiz Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığı ile İdil Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi.

10.11.1998 günü cevabi yazının olumlu olması üzerine, 10.12. 1996 günü cesetleri gömen belediye görevlileri Cihan Sezai ve M. Selim Kılıç’ın mezar gösterimi için Cizre Belediye Başkanlığı’na müracaatta bulunuldu, ismi geçen belediye görevlileri olayı hatırladıklarını ancak cesetleri mezarlığın hangi kısmına gömdüklerini hatırlamadıklarını bildirmişlerdir.

Israrımız üzerine belediye görevlileri ile belediyenin kadrolu iki imamı ve hastane imamı ile birlikte Cizre Asri Mezarlığı’na gidildi. Tüm şahıslar maktullerin hangi mezara gömüldüğünü hatırlamadıklarını ancak bir mezarın maktullere ait olabileceği şüphesi üzerine sözkonusu, sahibi belli olmayan mezar açıldı. Otopsi bulguları ile mezardaki cesedin muayenesinde, bu cesedin maktullerden birine ait olmadığı anlaşılmakla mezar tekrar usulüne uygun olarak kapatıldı.

Cizre Asri Mezarlığı’nda 300’e yakın mezarın sahibi bulunmamaktadır. Maktullerin öldürülmelerinde olduğu gibi, tüm kimliği belirlenemeyen veya çatışmalarda yaşamını yitiren kişiler herhangi bir kayıt tutulmaksızın gömülmektedirler. Dolayısıyla hangi mezarın kime veya kimlere ait olduğunun da tespit edilmesi neredeyse imkansızdır. Cizre Asri Mezarlığı’nın dörtte biri meçhullere aittir.

CİZRE-İDİL-SİLOPİ (Ceset Tarlası)
İdil Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 1996/233 Hz. Sayılı dosyasına konu olan 3 Aralık 1996 (aynı tarih) İdil-Midyat karayolunun 35. kilometresinde Sari ve Mağara köyleri arasındaki taşocaklarında bir ceset daha bulunmuştur. Ancak cesedin kimliği teşhis edilememiştir. Cizre-Silopi karayolunun 16. kilometresinde bulunan Mordeniz’lerin cesetlerinin yanında bulunan mermi çekirdekleri ile bu vakada bulunan mermi çekirdeği bölge kriminal laboratuarının 03.03.1998 tarihli raporuna göre her iki olayda kullanılan merminin tek bir silahtan atıldığı sonucuna varılmıştır.

Kimliği halen tespit edilemeyen cesedin otopsi raporundaki dış görüntü şu şekilde ifade edilmektedir ‘170 cm. boylarında, 35 yaşlarında, 80 kg. ağırlığında, esmer, hafifçe kırlaşmış siyah saçlı, ön kısmından hafifçe kelleşmeye başlamış, siyah kalın bıyıklı, 10 günlük sakallı kahverengi gözlü bir erkek cesedidir.” Ceset üzerinde bulunan elbiseler de şu şekilde ifade edilmektedir. Nefti renkli beyazla karışık kazak, petrol renkli gömlek, beyaz atlet, gri pantolon, siyah kemer, kahve renkli bağı alınmış deri ayakkabı.

Bu infazda kullanılan yöntem Mordeniz’lerin infazında kullanılan yöntemle aynıdır. Esasen iki dosyanın birleştirilmesinin nedeni de budur (Bu cesede ait fotoğraflar elimizde mevcuttur.)

SONUCA DOĞRU
1- Kasım 1996 tarihi itibariyle İHD Diyarbakır şubesine 11 kayıp başvurusu yapılmıştır. Tüm başvurucular Diyarbakır ve ilçelerinde ikamet etmekteydiler. Şirin Bayram, Ramazan Tekin, Ramazan Yazıcı, Hakkı Kaya, Hıdır Öztürk, Selahattin Gümürcü, Mahmut Mordeniz, Fahriye Mordeniz, Mahmut Önerarı, Atilla Korkmaz, Tevfik Kusun. 1996 yılı içerisinde Mahmut Önerarı, Atilla Korkmaz ve Tevfik Kusun öldürülmüş olarak bulunmuşlardır. Bu kayıpların fail veya failleri arasında aynılık olduğunu ifade etmek mümkündür.

2- Mahmut ve Fahriye Mordeniz’in niçin Silopi’ye götürüldüğü düşünülürse JİTEM’in sorgu ve tetikçileri ve önemli sorgu merkezlerinden birinin Cizre-Silopi olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır.

3- Mordenizler Diyarbakır (Çınar)-Mardin-Nusaybin-Cizre-Silopi güzergahı veya Diyarbakır-Mardin-Ömerli-Savur-Midyat-İdil-Cizre-Silopi güzergahı kullanıldığı gözetildiğinde 50’yi aşkın kontrol noktasını geçmesi gerekmektedir. Mordenizleri götüren araç resmi veya gayriresmi olsun aracı yönetenlerin resmi kimlikli oldukları kesindir.

4- Mordenizlerin cesetlerinin bulunduğu yer ile İdil’de bulunan ve halen kimliği tespit edilemeyen infazın fail veya failleri arasında aynılık olduğu tespit edilmekle birlikte sanıklar güzergah itibariyle ya Silopi-İdil’e doğru infaza başladıkları ve sorgulama yerinin Silopi olduğu kanısını vermektedir.

5- Halk arasında azılı itirafçı olarak tanınan ve kamuoyunda da bilinen pek çok itirafçı Cizre-İdil-Silopi coğrafyasında çok rahat hareket alanına sahip oldukları gözetildiğinde bu bölgenin kontrgerillanın ana merkezlerinden olduğu kanısını güçlendirmektedir.

6- 1997 yılında M.D. ve M.İ. isimli itirafçıların beyanlarında Mordenizlerin failleri hakkında veri elde etmek mümkündür.

7- İki gün süren girişimlerimiz sırasında bir süre aktivitesini sınırlayan kontrgerillanın bölgede tekrar hareketlilik içerisinde oldukları, ekipler halinde dolaşmaya başladıkları ve yeni kayıp veya faili meçhul cinayetlerin yoğunlaşabileceği yönünde kaygılara tanıklık ettik.

8- Devlet içi hukukdışı örgütlenmelerin (çete-kontrgerilla)nın şu an Cizre ve Silopi’deki en belirgin faaliyetinin sorgulamalara katılma ile vergilendirme adı altında zorla haraç toplama olduğu bilgisi edinilmiştir.

SONUÇ
Hazırladığımız bu rapor vesilesiyle bir kez daha yineliyoruz.
Hükümet devlet içi hukukdışı örgütlenmelerin çökertileceği söyleminde samimi ise faili meçhul cinayetler ile gözaltı kayıplarının faillerini bulmalıdır. Hükümet ve devlet erkleri bunun teknik imkan ve donanımına sahiptir. Ancak hükümetin kayıplar öznelinde yaptığı tek belirgin çalışma Cumartesi Annelerine saldırmak olmuştur. Yaşam haklarına kast edilen Mordenizlerin cesetleri ailesine verilmeli, fail veya failler derhal bulunmalıdır. 11.11.1998

Av. Osman BAYDEMİR  M. Hanefi IŞIK Av. Metin KILAVUZ
 İHD Genel Bşk. Yrd.  İHD GYK Üyesi  İHD MYK Üyesi