Maraş Katliamının üzerinden 39 yıl geçti. 19 Aralık 1978’de başlayıp, 26 Aralık 1978’de biten Maraş Katliamında resmi açıklamalara göre 111 kişi öldürüldü, binin üzerinde insan yaralandı, 552 ev yakılarak tahrip edildi, 289 işyeri yağmalandı. Katliamın bitmesi ile birlikte aynı gün 26 Aralık 1978’de 13 ilde sıkıyönetim ilan edildi. Katliamdan sonra Maraş’tan göç başladı ve demografik yapı ile oynandı.

Maraş katliamının yıldönümünde katliamda yaşamını yitiren yurttaşları anmak amacıyla Maraş’taki sivil toplum örgütleri ve Alevi derneklerinin düzenlemek istedikleri etkinlikler bundan önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da Maraş Valiliği tarafından güvenlik gerekçesiyle yasaklanmıştır. Demokratik yaşamın vazgeçilmez bir parçası olan toplantı ve gösteri yapma hakkı fütursuzca ağır bir şekilde gasp edilmekte ve katliamla yüzleşilmesi için demokratik kamuoyu oluşturma çabaları devlet tarafından engellenmektedir. Bu durum devletin katliamlarla yüzleşmekten giderek uzaklaştığını göstermektedir. Nitekim TBMM’de, Maraş Katliamı bir “katliam” olarak kabul dahi edilmemektedir.

Geçmiş yıllarda yaptığımız açıklamalarda Hükümete seslenerek, barış ve çözüm sürecinin başarıya ulaşmasının yolunun geçmişle yüzleşmeden geçtiğini belirtmiştik. Türkiye, 2013-2015 yılları arasında yakaladığı barış ve çözüm şansını değerlendirememiştir. Silahlı çatışmaların başlaması, akabinde yaşanan darbe teşebbüsleri ve karşı darbe uygulamaları Türkiye’yi OHAL’le yönetilen bir noktaya getirmiştir. Siyasal iktidar demokrasiden uzaklaşmış, otokrasiye kaymıştır. Geçmişte yaşanan soykırımlar, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları aydınlanmadan ve bu suçlar nedeni ile resmi özür dilenmeden toplumsal barışın kurulması mümkün gözükmemektedir. Bu nedenledir ki Maraş Katliamı aydınlatılmalı, Alevilerden özür dilenmeli ve sorumluları yargı önünde hesap vermelidir.

Maraş Katliamının yıldönümü vesilesi ile siyasal iktidara bir kez daha sesleniyoruz ve OHAL’in bir an önce kaldırılmasını istiyoruz.

Maraş katliamının aydınlatılması için Hakikat ve Adalet Komisyonu kurulmalı ve böylece dünyada onlarca ülkede yapıldığı gibi Türkiye’de de gerçekler halka açıklanmalıdır.

İnsan hakları savunucuları olarak ceza adaleti istiyoruz. İnsanlığa karşı suçlar başta olmak üzere işlenen tüm suçlar ile ilgili yaşayan faillerin yargı önüne çıkarılmasını ve hesap sorulmasını istiyoruz.

Bütün bu suçlardan sorumlu olan devletin özür dileme ve gerçeği açığa çıkarma sorumluluğu olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz.