ÇUMRA İLÇESİ İÇERİ BELDESİ RAPORU

924

KONYA İLİ ÇUMRA İLÇESİ İÇERİ BELDESİNDE BAZI YURTTAŞLARIMIZA YÖNELİK TEHDİT, İŞYERİ ÇALIŞTIRMAMA, FİZİKSEL SALDIRI VE ZORLA GÖÇE ZORLAMA İDDİALARINI
ARAŞTIRMA-İNCELEME RAPORU

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ MAZLUMDER
OLAY
Konya ili Çumra ilçesine bağlı İçeri Çumra beldesinde yaşayan Mehmet Necip Bağatur adlı yurttaşımızın 4 Nisan 2005 tarihinde İHD Genel Merkezine yaptığı yazılı ve sözlü başvurularda adı geçen beldede yaşayan Kürt yurttaşlarımıza yönelik ciddi tehditlerin, gerçekleştiği iddialarını iletmesi üzerine İHD ve Mazlum-Der Genel Merkezleri ile İHD Ankara ve Konya Şubesi tarafından bir insan hakları heyeti oluşturulmuştur.

HEYET OLUŞUMU

İHD Genel Merkezinin telefonla ve yazılı olarak aldığı başvurunun niteliği ve ciddi tehditler geliştiğine ilişkin iddialar nedeniyle, yaşanan tehdit ve hakaret iddialarının araştırılması, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi, gerçekleşen hak ihlallerinin ve faillerinin açığa çıkartılması ile temel hak ve özgürlüklerin korunmasına katkı amaçlarıyla, bir insan hakları heyeti oluşturma gereğinin ortaya çıkması üzerine;

İnsan Hakları Derneği Genel Saymanı Yüksel Mutlu, Ankara Şube Başkanı Salih Karaaslan, Konya Şube Başkanı Orhan Özer, Mazlum-Der GYK üyesi ve Konya Şubesi YK üyesi Adem Seleş’in katılımı ile bir insan hakları heyeti oluşturulmuştur.

04.04.2005 günü Konya ili Çumra ilçesine bağlı İçeri Çumra ilçesine giden heyetimiz, öncellikle mağdurlarla görüşmüş, sonrasında Çumra İlçesi Kaymakamı Hasan Taştan, İlçe Emniyet Müdürü, Jandarma Komutanı, İçeri Çumra Belediye Başkanı Şaban Taşdelen ile bir dizi görüşme gerçekleştirmiştir.

HEYETİN YAPTIĞI GÖRÜŞMELER

I. MAĞDURLARLA YAPILAN GÖRÜŞME
Mehmet Necip Bağatur ileYapılan Görüşme
Mağdur Mehmet Necip Bağatur, heyet üyelerine özetle şu aktarımlarda bulunmuştur: ‘…Bağatur ailesi ve akrabalarımız toplam 24 kişidir. Konya ili Çumra kasabasında 25 yıldır ikamet etmekteyiz. 20 Mart 2005 tarihinde kamuoyuna bayrak olayı olarak yansıyan olaydan sonra 21 Mart günü Konya’da artık devletin de resmi bayram olarak kutladığı ‘Nevruz bayramında’ yerel televizyonda ailemden bir kişinin Nevruz kutlamalarında görüntülerinin yayınlanması üzerine, İçeri Çumra Kasabasında gerek halk, gerekse yetkili kişilerce bana, aileme ve diğer Kürt ailelerine (Aydınlık ve Yalnızağaç) ‘tecrit ve fiili saldırı’ politikası izlenmiş bu meyanda, ilk önce sözlü ve küfürlü sataşmalar başlatılmış, akabinde işyerlerimiz zorla kapattırılmış ve daha sonra bazı kişiler evlerimize kadar gelerek tehditler savurmuş, sonrasında belediye ve belediye başkanı önderliğinde yapılan bayrağa saygı yürüyüşü sırasında evlerimiz kasaba dışında olmasına rağmen, konvoy evimizin önünde iki kez durdurularak ilk önce sözlü küfürler, daha sonra evlerimizin önünden ikinci geçişte ise beş dakika kadar durulup ağza alınmayacak küfür ve hakaretler devam ettirilmiştir. Bu gelişmelerden sonra işyerlerimiz (kahvehane) tahrip edilmiş ve devam eden tehditler arttırılarak sürdürülmüştür. Beş aile on gündür tecrit ve fiili saldırı koşullarında yaşamaktadır. İçeri Çumra’da evimizden dışarı çıkamıyoruz ve hiçbir ihtiyacımızı karşılayamaz hale geldik. Ben Konya’da avukatlık yapan bir hukukçu olarak gerekli idari mercilere (kolluk ve mülki makamlara) can güvenliğimizin bulunmadığını ve olmadık olayların gerçekleşebileceğini söyledim. Ancak bu makamlar sürekli olarak ‘şu an gerçekleşen ciddi bir olay yok, büyük bir olay olursa olaya müdahale ederiz’ gibisinden ciddi olmayan cevaplar ile başvuruşlarımızı geçiştirdiler ve adeta olaya davetiye çıkarmak istediler. Bu konuda adli makamlara da (savcılığa) başvuruda bulundum. Ancak şu ana kadar bu şikayetim ile ilgili hiçbir gelişme olmadı. Bu kasabada beşyüz milyar değerinde beş evimiz, 100 adet büyükbaş hayvanımız, hayvanların barınakları, bin adedi geçkin meyve ağaçlarımız ve işyerlerimiz mevcuttur. Şu an itibarı ile can ve mal güvenliğimiz kalmamıştır. Öyle ki sabaha kadar nöbet beklemekteyiz. Çocuklarımız okula gidememektedir. Tüm bunların bence tek nedeni vardır: Kürt olmamız’ Şu an itibarı ile aile olarak bu kasabadan yıllardır ikamet ettiğimiz evlerimizi, işyerlerimizi, mülkiyetimizi terk edip Konya’ya göç etme hazırlıkları içindeyiz. Türkiye son yıllarda Avrupa Birliği’ne giriş sürecinde yasalar anlamında oldukça anlamlı adımlar atmıştır. Ancak bu olumlu adımların hiçbiri uygulamaya yansıtılmamıştır. Anadolu’nun ortasında bir yerde kim tarafından yönlendirildiği belli olmayan 12 ve 14 yaşlarındaki küçük çocukların yaptıkları olaylar, tüm Kürtlere mal edilerek tecrit ve fiili saldırı politikaları uygulanmakta, bu olaylara da gerek adli gerek idari gerekse idari makamlar seyirci kalmaktadır. Anadolu’nun orta yerinde zorla göç olayları yaşattırılmaktadır. Biz olayların büyümemesi adına Çumra’dan göç edeceğiz. Ancak bu politikaların bu anlayışla büyüyerek artacağı da kesindir. Ve buna dur denilmesi gerekmektedir. Ben ve ailem bu duruma Konya koşullarında çözüm üretemedik. Bu nedenlerle; ciddi olan bu sorunlarımızla ilgilenilmesi, bu sorunumuzun kamuoyu nezdinde ilgili yerlere taşınması için İHD’ye başvuruda bulundum.’

II. RESMİ GÖRÜŞMELER
1. Çumra Kaymakamı Hasan Taştan ile Yapılan Görüşme

Heyetimiz mağdurlarla yaptığı görüşmeden sonra Çumra İlçesi Kaymakamından olaylarla ilgili olarak görüşme yapmak üzere randevu almış ve saat 18.30’da Kaymakamlık makamında bir görüşme gerçekleştirmiştir.

Yapılan görüşmede İlçe Emniyet Müdürü ve Jandarma Komutanı da hazır bulunmuştur.

Heyetimiz, görüşme sırasında ilçe kaymakamına mağdurların şikayetleri ve olaylara ilişkin anlatımlarını aktarmış ve Kaymakam Hasan Taştan, heyet üyelerine cevaben şu aktarımlarda bulunmuştur:

‘‘Biz sizin bahsettiğiniz böylesi bir olayın yaşandığını duymadık. Aile ile görüştüm, evlerinin bulunduğu sokağa da gittim. İddia ettikleri gibi bir durum söz konusu değildir. Neden huzursuz olduklarını anlayamadım. Eğer bir olay var ise savcılığa suç duyurusunda bulunsunlar. Bayrak olayından önce de ilçemize doğudan asker cenazeleri geldi, fakat herhangi bir olay çıkmadı. Şimdi neden bu tür şikâyetleri öne sürüyorlar. Birileri bir şeyler söylemiş olabilir, fakat bu çok önemli değildir. Asayişe hakimiz, endişeleri çok abartılı buluyoruz. Çocukları okula gidip gelebilir, kahvehanenin mülk sahibi kiracı durumunda bulundukları için adı geçen aileye, ‘birkaç gün kahvehaneyi kapatın insanlar size tepki duyuyor’ demiş, bu nedenle de kendileri kahvehaneyi kapattılar. Sarhoş birisi kahvehanenin camını kırmış, işyerine zarar veren bu kişi yakalanıp adliyeye sevk edilecektir.’

İlçe Emniyet Müdürü ve Jandarma Komutanı da Kaymakamın anlattıklarına katıldıklarını, ilçede tüm önlemleri aldıklarını, güvenlik ekiplerinin devriye gezdiğini asayişe hakim olduklarını belirtmişlerdir.

2. İçeri Çumra Belediye Başkanı Şaban Taşdelen ile Yapılan Görüşme
Heyet üyeleri, İçeri Çumra Belediye Başkanı Şaban Taşdelen ile yaptıkları görüşmede, olaylara ilişkin mağdurların şikayetlerini aktarmış ve yaşananlar hakkında bilgi istemişlerdir. Belediye Başkanı Taşdelen, olaylarla ilgili olarak heyet üyelerine şu aktarımlarda bulunmuştur:

‘Bu aileler, 25 yıldır Çumra’da ikamet ediyorlar. 40’ın üzerinde haneleri var. Aileyi ziyaret ettik, saldırı söz konusu değildir, ancak bir sarhoş onların işlettiği kahvehanenin camlarını kırmış. Sükûneti sağlamaya çalışıyoruz, aklıselim olmanın gerekli olduğunu düşünüyoruz. Ortada endişe edilecek bir durum da yok. Toplu yaşadıkları için beş aile bir aradadır. İlçemizde bayrak mitingi yapıldı, önce bir siyasal parti yapmak istedi, fakat biz buna müsaade etmedik Çumra Derneği olarak düzenledik. Mitingde Lise Müdürü de konuşma yaptı, konvoy bir saat köyü dolaştı, bu aileleri bir hapishane kaçkını tehdit etmiş. Ben de kendilerine yardım için varım, karşı tarafı yatıştırmaya çalışıyorum. Siyasi grupların önderlerini çağırıp aklıselime davet ediyorum. Bu kişilerden birisi Nevruz mitingine katılmış bu da kayıt altına alınmıştır. Endişe edilecek bir durum söz konusu değildir.’

KANAAT VE SONUÇ
Heyetimiz gerek mağdurlarla, gerekse ilçe ve beldenin yetkili resmi makamlarıyla yaptıkları görüşmeler sonucunda;

Mağdur ailelerin yaşanan olaylardan çok tedirgin olduklarını, olaylar dolayısıyla işyerlerini açamadıklarını ve çocuklarını okula gönderemediklerini, beldeyi olaylar dolayısıyla terk etmeyi düşündüklerini, kamu otoritelerinin ve güvenlik birimlerinin ise yaşanan olayları çok hafife aldıklarını, herhangi bir ihlal yokmuş gibi davrandıklarını gözlemlemiştir. İlçe Kaymakamlığı, İlçe Emniyet Müdürlüğü ile Jandarma Komutanlığının bu tavırlarına rağmen belde belediye başkanının olaylara ilişkin anlatımlarından mağdurların yaşadıkları sorunların ciddiye alınması ve gerekli önlemlerin zaman geçirmeden alınması gerektiği kanaatine varmıştır.

SONUÇ
İçeri Çumra’da 25 yıldan bu yana ikamet eden mağdur ailelerin tehdit, işyerlerini zorla kapattırma, fiziki saldırı girişimi ile zorla göçe zorlanmaları gibi son derece ciddi hak ihlallerinin, ülkemizdeki toplumsal barışa zarar verebileceği açıktır. İnsan hakları savunucuları olarak, sosyal hukuk devletinde hangi etnik kökenden olursa olsun tüm yurttaşların özgürce güven içinde yaşamalarının sağlanmasının son derece önemli olduğuna inanmaktayız. Bu vesileyle başta İçişleri Bakanlığı, İnsan Haklarından Sorumlu Başbakan Yardımcılığı ve TBMM İnsan Hakları İnceleme Heyeti olmak üzere tüm yetkili makamları, gerçekleşen ihlallerin araştırılması, faillerinin bulunması ile İçeri Çumra beldesinde yaşayan tüm yurttaşlarımızın can ve mülkiyet haklarının sağlanması için ivedi adımlar atmaya çağırıyoruz.

 
Yüksel MUTLU
Adem SELEŞ Salih KARAASLAN Orhan ÖZER
İHD Genel Saymanı MazlumDer GYK Üyesi İHD Ankara Şb. Bşk. İHD Konya Şb. Bşk.