Ölüm Cezasına hayır

852

İdama hayır!

Abdullah Öcalan hakkında, Ankara 2 nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından verilen ölüm cezası kararı, bugün, Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından onandı.

İHD, ölüm cezasına kayıtsız şartsız karşı çıkmaktadır. Dünyanın neresinde olursa olsun, hangi sistemde uygulanırsa uygulansın, hangi suç için öngörülürse öngörülsün, kim için verilirse verilsin, hangi biçimler altında uygulanırsa uygulansın (kılıçla baş kesme, taşlayarak öldürme, elektrikli sandalyede ya da ilaçla veya iple asarak ve boğarak öldürme (yani idam) ya da kurşuna dizme) karşı çıkıyoruz.

İHD, ölüm cezasını, tasarlanarak işlenmiş bir cinayet olarak nitelemektedir.

Uluslararası Af Örgütü’nün yaptığı araştırmaya göre, dünyada 67 ülke tüm suçları kapsayacak şekilde yasalarından ölüm cezalarını kaldırmıştır. 14 ülkede yalnızca savaş zamanı için ölüm cezası öngören yasalar yürürlükte tutulmaktadır.23 ülke yasalarında ölüm cezasını muhafaza etmelerine karşın, en az 10 yıldır uygulamamıştır. Fiilen kaldırmış durumdadır. Bu 23 ülke arasında Türkiye de sayılmaktadır. Böylece toplam sayı 104’tür. Dünyadaki toplam ülke sayısının 187 olduğu düşünüldüğünde bunun çok önemli bir gelişme olduğu görülmektedir. Son 10 yılda 25 ülke yasalarından ölüm cezasını kaldırmıştır.

Türkiye 3. binyıla, ölüm cezası ile girmemelidir.

Devlet kin ve intikam duygularıyla hareket edemez.

Devleti yöneten kadrolar, ülkemizin ve toplumumuzun geleceğini kin ve düşmanlıkla ve duygularına göre değil, akla, bilime ve sağduyuya dayalı düşüncelerle planlamalıdır.

Türkiye toplumu, kışkırtılmadığı sürece, her olayı soğukkanlılıkla değerlendirme yeteneğine sahip olduğunu, son 5 ayda bir kez daha kanıtlamıştır. Toplumumuz son 15 yıldır süren silahlı çatışmalarda yaşamını yitiren 30 binden fazla insanımızın ve bir o kadar da sakat kalan insanımızın travmasını hissetmektedir. Türk’ü ve Kürd’üyle hepimiz yaralıyız. Asker, polis, militan ve sivil insanlar, bu ülkenin evlatlarıydı. Bu travmaya, 3655 köyün boşaltılmasını, 3 milyondan fazla insanın göç ettirilmesini, binlerce faili meçhul siyasal cinayeti ve kaybedilenleri eklediğimizde yaşadığımız kabus daha iyi anlaşılır.

Türkiye, sonuçlara değil, nedenlere eğilmelidir. Bir daha ve daha büyük acıların yaşanmaması için, ne yapılmalıdır sorusunu sormamız ve yanıtını vermemiz gerekmektedir.

Askerin, polisin ve militanın annelerinin acısı ortak acımızdır. Sesini ve gözyaşlarını içine gömen onbinlerce insanın varlığı tartışmasızdır ve bunlar arasında ayrım ve derecelendirme yapmak yanlıştır.

Biz Türkiye’nin parlak geleceğine inanıyoruz. Kürt sorunu dahil ülkemizin tüm sorunlarının çözümünün, insan hakları ve demokratik standartların yükseltilmesinden geçtiğine inanıyoruz. O nedenle, siyasal kadrolara, hızlı demokratikleşme adımlarını atmaları çağrısında bulunuyoruz.

Ölüm cezası ve infaz sorunu, Türkiye’nin gündeminden çıkarılmalıdır. Türkiye Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ek 6 nolu protokolü imzalamalıdır.4 ayrı yasada 41 yasa maddesinde yer alan ölüm cezası öngören maddeler, savaş zamanı barış zamanı ayrımı yapmadan yasalardan çıkarılmalıdır.

Sayın Başbakan Bülent Ecevit, serinkanlı ve sağduyulu tutumunu sürdürmelidir.

Türkiye, demokratik toplum olma yolunda, geleceğe yönelmelidir. Türkiye’nin ihtiyacı toplumsal barıştır. Barışın tesisi ve sürekliliğinin sağlanması ise öldürmekten değil, insan hakları ve özgürlüklere saygıdan geçer.

Hüsnü Öndül
Genel Başkan