Özgür Gündem Gazetesinin Kapatılması Hukuk Dışıdır Gazetenin Kapatılmasını Ve Merkez Binasının Basılmasını Kınıyoruz

565

Özgür Gündem gazetesi hiçbir yasal dayanağı olmayan ve tamamen keyfi gerekçelerle 16 Ağustos 2016 günü İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği kararı ile kapatılmıştır. Özgür Gündem gazetesinin kapatılmasına yönelik verilen hukuk dışı karar daha henüz gazetenin yöneticilerine tebliğ edilmeden, İstanbul Beyoğlu’ndaki merkezbinasına özel harekat ve çevik kuvvet polisleri tarafından baskın yapılmış, ardından talan gibi bir arama yapılarak çok sayıda gazeteci gözaltına alınmıştır. Gözaltına alınan gazeteciler arasında binaya haber amacıyla gelen ve o anda canlı yayın yapan İMC TV’nin muhabir ve kameramanı da bulunmaktadır. Ayrıca, gazetenineski genel yayın yönetmeni olan aynı zamanda İHD MYK üyesi ve TİHV Kurucular Kurulu üyesi olan Eren Keskin ile gazetenin yazarlarından Filiz Koçali’nin evinde de arama yapılmıştır.

1990’lı yıllarda ve sonrasında ağır saldırılara uğramış, İstanbul’daki merkezi bombalanmış, onlarca çalışanı, dağıtımcısı ve köşe yazarı öldürülmüş bir yayın organı olan Özgür Gündem gazetesi bir süreden beri iktidarın yoğun baskısı altındaydı. Bu süreçte gazetenin sorumlu yazı işleri müdürleri, habercileri ve yazarlarının yanı sıra dayanışma amacıyla ‘Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği’ yapan aydın, yazar, gazeteci ve akademisyenlere yönelik sayıları yüzleri bulan soruşturma ve dava açıldı. Bu çerçevede 20 Haziran 2016 tarihinde TİHV Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı ile Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve gazeteci-yazar Ahmet Nesin tutuklanmış, on gün cezaevinde kaldıktan sonra serbest bırakılmışlardı.

Yaşanan bu son olay ise basın özgürlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğü, iletişim ve halkın haber alma özgürlüğünün alenen ve taammüden çiğnenmesi anlamına gelmektedir. Özgür Gündem gazetesinin kapatılması ve gazetecilere yönelik yaygın gözaltı ve tutuklamalar, siyasal iktidarın başarısız darbe girişimini gerekçe göstererek ilan ettiği OHAL’i bir fırsata ve adeta silaha çevirerek ülkedeki tüm muhalefet ve demokrasi güçlerini susturmaya yöneldiğinin bir açık göstergesidir.

Gözaltına alma işlemi sırasında gazetecilerin darp edildiği, ters kelepçelendiği, işkence ve kötü muameleye maruz kaldıkları iddiaları da kaygı vericidir. OHAL kararı verildiğinden bu yana işkence iddiaları yoğunluk ve yaygınlık kazanmıştır. Bu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine (AİHS) tümüyle aykırı bir durumdur. AİHS nin 15. maddesine göre geçici olarak OHAL uygulama kararı alan taraf devletler sözleşmedeki temel hak ve özgürlüklere, özüne dokunmadan bazı sınırlamalar getirseler bile hiçbir şekilde işkence ve kötü muamele yapamazlar, mutlak işkence yasağına uymak zorundadırlar.

Darbe girişimin ardından özgür basının önemini anladıklarını söyleyen siyasal iktidarın temsilcilerine hatırlatmak isteriz ki, halkın haber alma özgürlüğünü kısıtlayarak, devletin şiddet tekeli olma ayrıcalığını terör aracı haline getirerek, işkence yaparak kısacası temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunarak ne darbeleri önleyebilirsiniz ne de gerçekten demokrat olabilirsiniz.  Bu nedenle defalarca söylediğimiz şeyi bir kez daha yineliyoruz:

OHAL uygulaması derhal kaldırılmalıdır,

Siyasal iktidar temel hak ve özgürlüklere saygı duymalıdır,

Gözaltına alınan gazeteciler derhal serbest bırakılmalı, tutuklu gazeteciler tahliye edilmelidir!

Özgür Gündem gazetesinin kapatılma kararı geri alınmalıdır.

İnsan Hakları Derneği (İHD)                                                    Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV)