POLİS SALDIRGANLARI KORUMAYA DEVAM EDİYOR

538

Son günlerde polisin futbol taraftarları maskesi altında saldırgan milliyetçi gruplara karşı hoşgörülü davranma eğilimi yükselişte. Muhalif gruplara karşı işkence olarak tanımlanabilecek şiddete başvuran polis,  nefret dolu milliyetçi saldırgan kitleleri dağıtmak yerine, demokratik basın açıklamasını ya da gösteri hakkını kullandığı için saldırının hedefi olan kişileri dağıtmaya çalışıyor.

Bunun en yeni örneği, İnsan Hakları Derneği Cezaevleri Komisyonu’nun 19 Aralık Cezaevleri katliamının yıldönümü nedeniyle düzenlediği etkinlik, yürüyüş ve basın açıklaması sırasında yaşandı.  Kasımpaşa Spor taraftarlarının yürüyüşe geçen insan hakları savunucularına yolda başlattıkları sataşmalar, Taksim’de fiziki saldırı girişimine dönüştüğünde, polis sadece bu grubun doğrudan şiddet kullanmasına mani olmakla yetindi. Grubu dağıtacağına,  IHD İstanbul Şubesi Yönetici ve avukatlarından etkinliği erken bitirmelerini talep etti. Böylece saldırganların saldırı gerekçesini akladı, onların amacına hizmet etmeyi, yani insan hakları savunucularını engellemeyi tercih etti.  İHD yöneticileri eylemi yarıda kesme talebini reddetti, polisten görevini yapması istedi ve basın açıklaması yapılıncaya kadar etkinliğine devam etti. 

Bu olaydan bir gün sonra, 20 Aralık’ta, 1978 Maraş katliamının 32 yıldönümü nedeniyle Alevi Bektaşi Federasyonu’nun öncülüğünde çeşitli illerden gelenler saldırıya uğradı. Bir grup “burası Maraş, buradan çıkış yok” sloganları ve bozkurt işaretleriyle tekbirler getirerek anma toplantısına katılanların üzerine yürüdü. Polis yine aynı şekilde yatıştırma yoluna gitti. Vali ve Emniyet Müdürü, çareyi anma toplantısını kısa kestirmekte buldu. Anmaya gelenler alel acele otobüslere binip şehri terk etmek zorunda kaldı. “Buradan çıkış yok” diyerek, katliamı savunan, gerekirse yine yapacaklarını bağıra bağıra söyleyenleri devlet ve millet yine bağrına bastı.

Öte yandan İHD’nin 19 Aralık’ta Taksim’de yaşadığı, futbol fanatiklerine mal edilerek “anlayış”la karşılanmasına gayret edilen,  gerçekte milliyetçi nefret üreten gruplarca sergilenen saldırganlığın bir benzeri, geçtiğimiz aylarda Galatasaray’da ÖDP’lilere yönelik sahneye konulmuştu. Yasadışı dinlemelere ilişkin basın açıklaması yapan ÖDP’lilere Trabzonspor taraftarı olduğu belirtilen bir grup  ”Kahrolsun PKK” sloganlarıyla saldırıda bulunmuş, atılan bira şişelerinin isabet etmesi sonucu iki gazeteci yaralanmıştı. Polis orada da saldırganları “yatıştırmak”la yetinmişti.  Protestocu öğrenci gençlere işkence olarak tanımlanacak yöntemlerle şiddet uygulayan polisler için gençleri “yatıştırmak”  lügatlarde yazmayan bir söz, akıllardan geçmeyecek bir düşünceydi.

Saldırgan kitlelere hoşgörü ve göz yumma, demokratik hakkını kullananlara şiddet bu memleketin yöneticilerinin ve kolluk kuvvetlerinin geleneğinde vardır. Uzak ve yakın tarihimiz linçler ve linç girişimleri, “galeyan”a gelmiş, “hassasiyet”leri tahrik edilmiş “vatandaş”ların döktüğü kanlarla doludur.

Bu gelenek bugün de sürüyor, üstelik şimdi futbol fanatizmi maskesi altında günlük hadise haline geldi. Size, İçişleri Bakanına, Emniyet Genel Müdürüne, illerde Emniyet Müdürlerine, amirlere söylüyoruz: Hepinize sorumlusunuz.   Nefret dolu ve nefreti her an yeniden üreten, şiddetle beslenmiş ve şiddete teşvik eden milliyetçi kalabalıkların saldırılarına göz yumuyorsunuz. Görevinizi yapmıyorsunuz. Biz görevimizi yapmaya, sözümüzü söylemeye, sesimizi yüksek çıkarmaya, haklarımızı talep etmeye devam edeceğiz.

İHD İSTANBUL ŞUBESİ