14.10.2016                   

ŞIRNAK T TİPİ HAPİSHANE RAPORU

OLAY

Şırnak T Tipi hapishanesinde 28.09.2016 tarihi akşam saatlerinde çıkan yangın sonucu Cigerhun AKDENİZ (17) ve yaralanarak hastaneye kaldırılan Seyit Rıza ŞERAN’ın (16) 03.10.2016 da yaşamını yitirmesi ve Şırnak ilinde 14.03.2016 tarihinde başlayan sokağa çıkma yasakları sonucu Şırnak T Tipi Hapishanesi’nde yaşan hak ihlallerindeki artış üzerine aileler ve mahpuslar tarafından iletilen hak ihlallerini incelemek üzere İHD Genel Merkezi Hapishaneler Komisyonu tarafından heyet oluşturulmasına karar verilmiştir.

İHD Genel Merkez Genel Saymanı Sevim Salihoğlu, İHD Genel Merkez Hapishanelerden Sorumlu Genel Sek Yrd Necla Şengül,  İHD MYK Üyesi ve İHD Şırnak yöneticilerinden Büşra Demir, İHD Batman Şube Sekreteri Devran Yılmaz, İHD Batman Yönetim Kurulu Üyesi Av. İlyas Tarım’dan oluşan heyet 14.10.2016 günü Şırnak T Tipi Cezaevi’nde incelemelerini yapmıştır.

HEYETİMİZİN GİRİŞİMLERİ

Oluşturulan heyetimiz Şırnak cezaevine gitmeden önce Şırnak Valisi’nden, Şırnak T Tipi Cezaevi Savcısı’ndan ve Şırnak T Tipi Cezaevi Müdürü’nden randevu talep etmiştir.

Şırnak ili sınırları içine saat 11.00 de ulaşan heyetimiz 7 güvenlik noktasından geçerek ancak saat 14.00 de cezaevine ulaşmıştır.

Heyetimiz Şırnak ili sınırları içerisinde valilik tarafından aranarak vali beyin ilde olmadığı ve 2 gün sonra görüşülebileceği belirtilmiştir. Heyetimiz, vali yardımcılarından herhangi biriyle de görüşebileceğini bildirmesi üzerine vali yardımcılarının ilçelerde olduğu beyan edilmiştir. Heyetimiz cezaevi müdürü randevu talebi ise müdürlük tarafından genel merkezimiz aranarak savcılık izni olmadan görüşülemeyeceği beyan edilmiştir. Cezaevi savcısı ise randevu talebimize geri dönüş yapmamıştır.

ŞIRNAK T TİPİ CEZAEVİ HAKKINDA ÖN BİLGİ

Şırnak T tipi cezaevi 2014 yılı Nisan ayında açılmıştır. Cezaevi bir kapalı ve bir açık infaz kurumundan oluşmuştur. Adalet Bakanlığı sayfasında kurumun mahpus mevcudu 1000 kişi olarak gösterilmektedir. İHD Şırnak Şube yöneticilerimizin cezaevi savcısından almış olduğu bilgiye göre şu anda cezaevinde bulunan mahpus sayısı 1500 olup ortak kullanım alanları spor salonları dâhil koğuş olarak kullanılmaktadır.

Adalet bakanlığı sayfasından elde edilen bilgilere göre kurumda 220 personel görev yapmaktadır. 1 psikolog, 1 sosyal çalışmacı görev almaktadır. İHD Şırnak Şubemizin mahpuslardan edindiği bilgilere göre 1500 kişiyi barındıran cezaevinde 3 aydır doktor bulunmadığı ifade edilmiştir. 3 ay önce sözleşmeli olarak çalışan doktorun açığa alınmasıyla 3 ay sağlık hizmeti yapılmamıştır. Şu anda aynı doktor görevine yeniden başlatılmıştır.

Cezaevi, Şırnak merkezine 13 kilometre uzaklıktadır, bunun 4 kilometresi için hiçbir toplu taşıma aracı çalışmamaktadır ve bu yol zemininin çoğu yerde topraktır. Aracı olmayan mahpus yakınları bu ulaşımı yaz kış yürüyerek gerçekleştirmektedir. Mahpus yakınlarının cezaevi önünde bekleyebileceği, kışın soğuktan yazın sıcaktan korunabileceği, hiçbir ihtiyacını giderebileceği ve ibadetini gerçekleştireceği alan bulunmamaktadır.

ŞIRNAK ŞUBEMİZİN 28.09.2016 GÜNÜ ÇIKAN YANGIN OLAYI SONRASI GİRİŞİMLERİ

Şırnak Şube YK Üyesi MYK Üyemiz Av. Büşra Demir beyanına; “28.09.2016 tarihi akşam saatlerinde Şırnak T tipi kapalı cezaevinde isyan çıktığına dair haberler sosyal medyada dolaşmaya başladı. Sosyal medyada bu haberleri gören birçok mahpus yakını tarafımı arayarak ne olup bittiği hakkında net bilgi almak istediler. Sosyal medyadaki bu haberler ve mahpus yakınlarının talebi üzeri Şırnak Cezaevini arayarak durum hakkında bilgi istedim. Cezaevi personeli cezaevinde yangın çıktığını yangının söndürüldüğünü ancak güvenlik nedeniyle mahpusların sağlık durumuna ilişkin bilgiyi paylaşamayacağını aktardı”.

“ Yaşanan olaylar hakkında bilgi almak için 29.09.2016 ve 05.10.2016 tarihlerinde Şırnak cezaevini ziyaret ettim”.

29.09.2016 tarihli cezaevi ziyareti:

29.09.2016 tarihinde Şırnak Baro Başkan yardımcısı Av. Savaş TANIŞ ile birlikte cezaevinde meydana gelen yangın olayı hakkında bilgi almak için Şırnak Adliyesine giderek; Şırnak Cumhuriyet Başsavcısı ve Şırnak Cezaevi Savcısı ile görüşme talebinde bulunduk. Ancak akşam yaşanan yangın olayından dolayı tüm savcı, hâkim ve cezaevi müdürlerinin toplantıda olduğu ve bizimle görüşemeyecekleri tarafımıza iletildi. Bunun üzerine Şırnak T tipi Kapalı Cezaevine giderek iki mahpusla görüştük.

Mahpuslar bize ‘Yangın olayı’ ile ilgili; “yangından haberlerinin olduğunu, yangının nasıl çıktığı konusunda bir bilgilerinin olmadığını beyan ettiler. Ancak Şırnak T tipi kapalı cezaevinde siyasi mahpuslar üzerinde baskının her geçen gün arttığını bildirdiler.  Arama yapılırken provoke edici bir tutum sergilendiğini, 14.03.2016 tarihinden bu yana hiçbir dergi ve gazetenin kendilerine verilmediğini, 15.07.2016 tarihinden bu yana ise hiçbir sosyal aktivite, hobiye çıkma, spor yapma vs. gibi faaliyetlere izin verilmediğini ve yemeklerin çok kötü olduğunu” tarafımıza aktardı.

Çocuk koğuşundan çağırdığımız (A. S) isimli çocuk ile yaptığımız görüşmedeki beyanı: 

Yangın olayından haberinin olduğunu Cigerhun Akdeniz ve Seyit Rıza Şeran’ın daha önce onların koğuşunda olduğunu aktardı. (çocuk tutukluya olayı sormamıza rağmen bilgi vermekten kaçındı, çok korkmuş görünüyordu ve hemen yanımızdan ayrılmak istedi).

Cezaevinde iken birkaç gardiyanla konuşmak istedik ancak çelişkili ve kaçamak cevaplarda bulundular. Cezaevinden çıktıktan sonra yaralı olan Seyit Rıza ŞERAN’ı ziyaret etmek için Şırnak devlet hastanesi gittik. Ancak yoğun bakımda olduğu ve durumunun çok kritik olduğu tarafımıza söylendi.

05.10.2016 tarihli cezaevi ziyareti:

Siyasi suçtan hüküm giymiş KEREM BİLEN ve AYDIN ÇELİK ile yaptığım görüşmede beyanları:

Ölen iki çocuğun siyasi suçtan tutuklu olduğunu yaklaşık 15 gün önce uyuz olduklarını bunun üzerine geçici koğuş denilen koğuşa konulduklarını, tedavi edilmediklerini, olay günü bu iki çocuğun kapılarını ranza ve çelik kapı iterek, kapatarak yangın çıkardığını aktardılar. Ayrıca olayın bu şekilde cereyan ettiğini öğrendikten sonra ve ölen iki çocuğun siyasi tutuklu olmaları nedeniyle siyasi mahpusların tamamının üç günlük açlık grevine girdiklerini belirttiler. Cezaevindeki baskılar son bulmazsa, Şırnak’taki yasak son bulmazsa ve yangın olayı aydınlatılıp etkin bir soruşturma yürütülmezse tüm siyasi mahpusların süresiz dönüşümsüz açlık grevine gireceğini belirttiler.

Kadın Siyasi Mahpus LEYLA SONKUR ile yaptığım görüşmede beyanı:

Kadın koğuşunda şuan sekiz kişi kaldıklarını, cezaevi yönetiminin çok yoğun bir baskı uyguladığını, koğuşlarında iki yıl önce asılan bir resimden dolayı haklarında şimdi bir soruşturma başlatıldığını ve koğuştaki kadınların tamamına 11 günlük hücre cezası verildiğini, idarenin kendileriyle diyalog kurmadığını, revire çıkmak için 4 haftadır dilekçe vermelerine rağmen revire çıkarılmadıklarını, yemeklerin kötü olduğunu aktardı. Ayrıca yangın olayında ölen iki çocuğun siyasi tutuklu olmaları nedeniyle kadın koğuşunun üç günlük açlık grevine girdiklerini belirtti. Cezaevindeki baskılar son bulmazsa, Şırnak’taki yasak son bulmazsa ve yangın olayı aydınlatılıp etkin bir soruşturma yürütülmezse tüm siyasi mahpusların süresiz dönüşümsüz açlık grevine gireceğini belirtti.

Cezaevinden Çıktıktan Sonra Şırnak Cezaevi Savcısı Hasan Çetin ile görüştüm. Savcı yangın olayının henüz aydınlatılmadığını, ancak çocukların uyuz olmaları nedeniyle olaydan bir gün önce Şırnak Devlet Hastanesine götürüldüğünü basında yer alan haberlerin sağlıksız olduğunu ve şuan cezaevinde inceleme yaptıklarını aktardı.

HEYETİMİZDEKİ AVUKATLARIN MAHPUSLAR İLE YAPILAN GÖRÜŞMELERİ:

İ.B (15) TUTUKLU

“3 Ağustostan beri cezaevinde bulunmaktayım. Cigerhun Ve Seyit Rıza, Serhat ile C-5 koğuşunda birlikte kaldılar. Cezaevinde 3 çocuk koğuşu var c-4,18 kişi, c-5 15kişi,c-6 17 kişi olarak kalıyoruz. 2.5 günde ben geçici koğuşta kaldım. Seyit Rıza ve Cigerhun ile geçici koğuşta konuştuk. Bu üç arkadaşımı kaşıntıdan dolayı ayrı koğuşa almışlardı. Daha sonra serhat iyileşince odadan çıkardılar. Seyit rızanın babası Urfa cezaevinde yatıyordu ve oda babasının yanına gitmek istiyordu. Koğuşu yakarsa sürgün edileceğini düşünüyordu. Seyit rızanın annesi cezaevinin kapısına gelmiş ama içeri bırakmamışlardı. O yüzden çok üzülüyordu. Sigara tiryakisiydiler ve sigara verilmiyor. Şırnak cezaevi koşullarından çok şikâyetçiyim. Koğuşta hepimizde kaşıntı var uyuz hastalığı diyorlar.”

ÇİĞDEM ŞAKAR, TUTUKLU

“Yaklaşık 7 aydır tutukluyum. Odada 7 kişi kalıyoruz. Kronik EFM hastası zeytin akman bir aydır revire çıkarılmıyor, aynı şekilde bizde çıkarılmıyoruz. Nedenini sorduğumuzda “revire çıkmış olduğumuz görülüyormuş”15 temmuzdan sonra spora çıkmamız engelleniyor. Hiçbir atölye çalışması yapamıyoruz. Sayımı ayakta yapmamız dayatılıyor. Mektuplarımız daha önce temsilcimiz aracılığı ile alıyorduk artık herkesin kendisi alması söyleniyor. Bugün mektupları almadığımız için mektuplarımıza el konuldu. Koğuşta zemin araması bahanesi ile baskın yapılıyor. Duvarda asılı fotoğraflara el konuldu. Disiplin soruşturması açıldı. Aramalar esnasında tahrik edici sözler sarf ediliyor” sizi teröristler” gibi sözler söyleniyor. Aramalarda eşyalarımız kırılıp dökülüyor kitaplarımıza görüldü damgası olduğu halde el konuluyor. Kargo ile bana gönderilen “roza” dergisi üç aydır verilmiyor. 8 aydır hiçbir gazeteyi alamıyoruz. Mevcut gazetelerimizde çok fazla diye bizden alınıyor. Kargo ile gelen kitap ve kırtasiye tarafımıza verilmiyor. Yemekler çok az veriliyor. Yemeklerden sinek pisliği çıkıyor. Bulgur pilavı et sote gibi şeyler veriliyor ama çok az ve besin değeri yok. Sebze dış kantinden geliyor fakat hepsi bozuk oluyor. SKT geçmiş peynirler dağıtılıyor.”

ZELAL BAŞBOĞA, 25 AGUSTOS’TAN BERİ TUTUKLU

“Bireysel bir yaşamı bize dayatıyorlar. Mektuplarımız verilmiyor. En son terör mahpuslarının mektuplarını ayrı vereceklerini söylediler. Gardiyanların tavır ve davranışları çok tahrik edici. En son koğuş aramasını askerler yaptı. Cezaevi müdürü olmasına rağmen asker gazete dergi ve kitaplarımızı topladı. Revire 4 haftadır başvuru yapmamıza rağmen çıkarılmadık. İstediğimiz eşyalar kantinden bozuk geliyor. Yemekler çok kötü, erkek çocuklarına kötü muamele yapıyorlar. Çocuklara asker yetiştirir gibi davranıyorlar (yasaktan dolayı ailelerimiz ile görüşemiyoruz. Görüş süresi bir saat olmasına rağmen 45 dakikaya indirildi. Sağ ol dedirtiyorlar, tekmil verdiriyorlar), kadınsal (pet, ağda vs.) ihtiyaçlarımızı gidermiyorlar.”

LEYLA SONKUR, HÜKÜMLÜ

“Koğuşta aramaları jandarma yapıyor. Arama amaçlı değil tahrik etme amaçlı geliniyor. Kitap ve dergilerimiz mühürlüde olsa alınıyor. Mektuplarımıza el konuluyor. Kantinde temel ihtiyaçlarımız karşılanmıyor. Yemekler yetersiz ve böcek çıkıyor.4 haftadır dilekçe yazılmasına rağmen revire çıkamıyoruz. Tedavi edilmiş revire çıkmış gibi gösteriliyoruz. Zeytin Akman kronik hasta tedavi edilmiyor. İdare 8 arkadaşımızı keyfi sürgün etti. Şu anda 7 kadınız.”

ÖNDER POYRAZ, TUTUKLU

“Ben 25.01.2016 tarihinde Cizre’de sokağa çıkma yasağı zamanında küçük oğlum Şehmuz’a süt almaya giderken zırhlı araçtan üzeri ateş açıldı. Bel tarafımdan ağır şekilde yaralandım. Yaramın ağır olması nedeniyle batman özel Zilan hastanesinde 9 gün tedavi gördüm yaralarım kapanmadan polisler zorla savcıya çıkardı. Tutuklandım batman cezaevinde 2 günde bir pansuman yapıldı sonra Şırnak cezaevine getirildim. Burada sadece bir kez doktora çıkarıldım. İç kanamadan dolayı idrar yollarımdan devamlı kan boşalıyor. Revirde bana belirsiz ilaçlar ve antibiyotik yazılıyor.5 ay boyunca ailemi göremedim.2 ay boyunca tel bozuk denildi. Sıcak su normalde haftada 3 kez verilirken sokağa çıkma yasağı ile 2 haftada bir veriliyor. Normalde kişi başına 200 litre su verilirken sokağa çıkma yasağıyla depoda kalmadı diye günde 1 saat bazen de hiç verilmiyor. Yemekler yenilecek gibi değil. On kullanma tarihi geçmiş peynir, bozuk haşlanmış yumurta verildi. Besin değeri düşük yiyecekler veriliyor. Her gün bulgur pilavı veriliyor. İki çocuk tutuklu tek başlarına hücreye konuluyor çocuklar koğuşu ateşe veriyor. Açlık grevi yapılıyor bu durumdan dolayı haftada 8 kişi açlık grevi yapıyor.”

ABDULLAH ALTÜRK, HÜKÜMLÜ

“Cezaevine 7 ay önce yeni bir müdür geldi. Yeni müdürün gelmesiyle yeni uygulamalar başlatıldı.4 aydır hiç şekilde sosyal etkinlikler yapılmıyor. Yazdığımız dilekçeler keyfi olarak el konuluyor. Futbol sohbet atölyeler hiçbir şekilde yapılmıyor. Normalde ay bir yapılan aramalar 1 günde bir yapılıyor. Aramalar bahane edilerek kantinden aldığımız eşyalara el konuluyor. Bu baskılara itirazımız soruşturma açarak cevap veriliyor. Kantinden aldığımız su termosu ısıtıcı bahane edilerek açılıyor. Açlık grevinden kaynaklı hücre cezası veriliyor. Bu soruşturmalarda Kürtçe ifade vermemiz savunma yapmadan ceza veriliyor.7-8 arkadaşımız ağır hasta olarak bulunmaktadır. Şehmus İlhan damar tıkanıklığından ağır hastadır. Cezaevinde pazartesi günleri revire çıkabiliyoruz. Her odada 18 kişi kalmaktadır odalar 10 kişiliktir. Sadece 2 kişi revire çıkabilmektedir. Şırnak devlet hastanesine giden arkadaşlar tedavi edilmeden geri gelmektedir. Cezaevine yeni gelenlere zorla çıplak araması dayatılmaktadır. Kaba dayak uygulanmaktadır asker tarafından. Siyasiler bağımsızlara geçmesi dayatılmaktadır. Kantin tam olarak bir ticarethanedir. Son kullanma tarihi gecen eşyalar satılmaktadır.3 kez idarenin verdiği kahvaltıdan dolayı arkadaşlarımız zehirlendi. Savcılığa Ve Adalet Bakanlığına başvurduk.8 aydır hiçbir gazete alamadık. Koli halinde gelen kitaplar keyfi olarak bekletilmektedir. Örneğin Eşref Bulat adlı arkadaşımızın kitapları 2 aydır verilmemiştir. Aram yayınları tamamen yasaktır. Kürt –Kürdistan gecen tüm kitaplar yasaktır. Telefon çıkma yasağı başladığında 3 ay telefonla görüş yapamadım.4 ayda ziyaret yapamadım. Aileler kapalı açık görüşe geldiğinde saatlerce arama noktalarında bekletiliyor. En sonda mesai bitti diye geri gönderiliyorlar. Çocuk tutuklulara sürekli bir baskı var. Tek sıra halinde ayakta sayım dayatılıyor. En son 2 çocuk cezaevinde banyo için verilen sulardan uyuz olduğu için hücrede karantina altına alınıyorlar. Çocuklar saatlerce bekletiliyor. Çocuklarda hücreyi ateşe verip yaşamını yitirmişlerdir. Cezaevi içinde özel harekât-özel kuvvet gardiyanlar robokop giydirilerek koridorlarda yüksek sesle yürüyüş yapıp ”NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE” gibi sloganlar atıyorlar.”

CAHİT SEVİM, HÜKMEN TUTUKLU

“Cezaevi tarafından keyfi uygulama dayatılmaktadır. Koğuş aramaları, ince aramalar yapılmakta aktive tiler yasaklanmaktadır. Gazetelerden koparılmış yazılar fotoğraflar toplatılmıştır. Kitap ve dergiler toplamaktadır. TV kanalları olmadığı için haber alma durumumuz engellenmiştir. Soruşturmalarda anadilimizi kullanmamız cezalandırılmaktadır. Aileler ince arama ve görüş saatinde kısıtlama vardır.”

KEREM BİLEN, HÜKÜMLÜ, 18 YILDIR CEZAEVİNDE

“Sosyal faaliyetler ortak alan uygulaması kaldırılmıştır. Her türlü muhalefet ve uygulama karşıtı hareketimiz cezalandırılmaktadır. Keyfi uygulamalar ile ceza almaktayız. Suç duyurusu dilekçelerimiz savcılığa gönderilmiyor bekletiliyor kaybediliyor. Tıraş olmak için kablolarımız alındı. Termosumuz alındı. Kitaplarımız mühürlü olmasına rağmen alındı.5 gündür Şırnak’taki yasaklar için açlık grevindeyim (süresiz dönüşümlü).”

ABDÜLKADİR ENCÜ, HÜKÜMLÜ

“1998 yılından beri cezaevindeyim. 14 kişilik odada 17 kişi kalıyoruz. Yasak ve OHAL ve darbe girişimi sonrası baskılar hayli çoğaldı. Hiç bir etkinlik yapamıyoruz sosyal aktivite ve spor yapamıyoruz. Sokağa çıkma yasağının kaldırılması ve baskılar için süresiz dönüşümlü açlık grevindeyiz. Sürekli sürgünler yapılmakta ve baskı aracı olarak kullanılmakta. Ailelerin ve ziyaretçilerin geliş ve gidişlerinde çok sorun yaşanıyor. Hasta mahpusların ciddi sağlık sorunları var. Yaklaşık 1,5 yıldır bu uyuz meselesi çözülmüyor. Hasta mahpusların sevki olmasına rağmen hastaneye götürülmüyor ya da geç götürülüyor.”

KADİR ATAMAN, TUTUKLU

“Beytüşşebap’ta kendisine ait fırın deposunda gözaltına alınırken özel harekât polisleri tarafından fiziksel şiddete maruz kaldım. Revire çok nadir çıkarılmaktayız sadece ağrı kesici ilaçlar verilmekte tedavi edilmemekteyiz. Sosyal aktivite ortak alan kullanamamaktayız. Ailelerimize ince arama dayatılmakta. Kitap ve dergilerimize el konulmaktadır. Osman Çağdaş arkadaşımız kalp rahatsızlığı var anjiyo yapılması gerekir ama yapılmıyor,3 ayda bir kontrol e gitmesi gerekirken bir yıldır götürülmüyor. Uyuz olduğu gerekçesiyle iki çocuk koğuştan alınarak ayrı tecrit altına alındıkları için çocukların kendini yaktığı iddia ediliyor çocuklar çok sık dövülüyor. (SİYASİ ÇOCUKLAR) cezaevindeki baskılar için 6 ay önce açlık grevi yaptığımızı için disiplin cezaları aldık. TV kanallarımızın hepsi kapalı.”

HEYETİMİZİN TESPİT VE GÖZLEMLERİ

  1. Öncelikle heyetimizin cezaevi idaresi tarafından kabul edilmemesi ve cezaevi idaresinin yaşanan ihlaller konusunda gerçek bilgilere ulaşmamızı engellemesi kaygı verici bulunmuştur. Yine Vali Bey’in il dışında oluşu nedeniyle vali yardımcılarıyla görüşme talebimiz “yardımcıların hiç birinin kent merkezinde olmadığı” gerekçesiyle ret edilmiştir. Şırnak gibi OHAL’in iki kat yaşandığı bir kentte yetkili mülki amir bulunmaması hem cezaevleri hem kent merkezi açısından oldukça kaygı vericidir.
  2. Cezaevinde yaşamını yitiren iki çocuğun ölümlerinde, cezaevi idaresinin ihmali konusunda kaygılarımız bulunmaktadır.

    a) Sağlık sorunları olan ve uyuz teşhisi bulunan bu çocuklar neden tedavi yapılacak revir veya hastane gibi ortamda bulunmak yerine hücrede tutulmaktadır?
    b) Bu çocukların sağlık kontrolü en son ne zaman yapılmış ve doktor tedavi için ne önermiştir?
    c) Hücrede tedaviye kim tarafından ve hangi mantıkla karar verilmiştir?
    d) Hücrede bulunan bu çocuklar ne sıklıkla kontrol edilmiş ve ihtiyaçları temin edilmiştir?
    e) Hücrede ranzaları ve yatakları kapı arkasına çeken veya yangın çıkaracak durumu yaratacak süre zarfında idare bu çocukları gözlemlenmemiş midir? Ranzaların ağırlığı ve çekilirken çıkarılan ses gardiyanlar tarafından duyulmamış mıdır?
    f) Bu çocukların aileleri ile görüşmelerindeki engeller idare tarafından açıklanmalıdır.
    g) Sigara yasağı olan bu çocuklar çakmak vb. gibi yakıcı maddeleri nasıl temin etmişlerdir?

3. Arama bahanesiyle koğuşlara asker ve gardiyan gruplarıyla baskın şeklinde koğuşlara girildiği, eşyaları birbirine karıştırıp zarar vererek mahpuslara bu sırada hakaretler ve küfürler yağdırarak aşağıladıkları, mahpusların bu haksız uygulamalara tepki vererek disiplin cezası ile cezalandırılmaları amacıyla tahrik edilmek istendikleri, birçok mahpusun işkence ve kötü muamele yapılarak darp edildikleri,  işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiği ve yaşam hakkının ihlalinin de şartlarının oluştuğu bu nedenle de suçlular hakkında ceza hukuku açısından derhal soruşturma başlatılması gerektiği,

4. Cezaevinde tek bir doktorunun olduğu, hatta 3 ay hiç doktorun olmadığı öğrenilmiştir. Mevcut mahpus sayısına bakıldığında tek doktorun tedavi imkânı yoktur. Acil tedavi ihtiyaçlarının karşılanmadığı, acil sağlık yardımı isteyen mahpusların sık sık dilekçe vermesine rağmen revire dahi çıkarılmadıkları veya geç çıkarıldıkları ve hastaneye sevk edilecek hastaların dahi ayakta ağrı kesiciler verilerek koğuşa geri gönderildiği, bu haliyle sağlık hakkının ihlal edildiği, bu haliyle sağlık hakkının engellendiği,

5. Mahpusların cezaevine ilk girişlerinde baskı çıplak arama yapıldığı, insani tepki verildiğinde şiddet uygulandığı bu şekilde onur kırıcı davranışlara maruz kaldıkları, bu haliyle işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiği,

6. Mahpusların aileleriyle olan görüşmelerinin 45 dakika ile sınırlandırıldığı, ailelerinin Şırnak’ta sokağa çıkma yasağı nedeniyle çocuklarını uzun zaman göremediği ve bu kısıtlamanın keyfi ve haksız bir uygulama olduğu, bunun da kanuna ve yönetmeliklere aykırı olduğu, ailelerin ziyarete geldiğinde kış veya yazın barınacak yerlerinin olmaması, ailelerin 4 km yolu yürüyerek (toprak yol) cezaevine ulaştığı,

7. Koğuşlarda kalan mahpus sayısının olması gerekenden daha fazla olduğu, havalandırmaya çıkma, spor yapma ve diğer mahpuslarla sohbet hakkının engellenerek tecrit ve yalıtkan koşullarında bir yaşamın dayatılarak zor olan cezaevi yaşamını daha da zorlaştırılarak sağlıklı bir ortamda barınma haklarının ihlal edildiği,

8. Kantinde satılan yiyeceklerin son kullanım tarihlerinin geçmiş olması, mahpusların zehirlenme vakaları yaşanması, yemeklerin kalitesinin yenilemeyecek kadar kötü olduğu, besin değeri ve miktar yönünden de yetersiz olduğu, temel ihtiyaçlarının karşılanmadığı, bu haliyle sağlıklı beslenme hakkının ihlal edildiği,

9. Cezaevlerinde suyun haftalarca kesildiği, Normalde kişi başına 200 litre su verilirken sokağa çıkma yasağıyla depoda kalmadı diye günde 1 saat bazen de hiç verilmediğinin,

10. Basın-yayın-TV gibi haber alma ve bilgi edinme araçlarında ve kanallarda kısıtlamaya gidildiği, bu şekilde haber alma özgürlüklerinin kısıtlandığı,

11. Çocuk mahpuslara şiddet ve kötü muamele yapıldığı tekmil ve askeri sayımın dayatıldığı,

12. Cezaevinde 1,5 yıldır yaşanan uyuz hastalığına dönük ne gibi önlemler alınmıştır?

Uyuz, bir tür parazitin neden olduğu, deri altına yerleşerek kaşıntıya neden olan bir deri hastalığıdır. Bu hastalığa neden olan böcek çok küçüktür ve ancak mikroskop yardımıyla görülebilir. İnsandan insana bulaşan bir hastalık olan uyuz halk arasında “gidişik” olarak da bilinir. Ellerde, koltuk altlarında, parmak aralarında, karın bölgesinde, parmak aralarında yara ve kaşıntıya neden olur. Kaşıntı sonucu iltihap oluşabilir. Uyuz hastalarının yatak, örtü, kıyafet gibi bütün eşyaları başkaları tarafından kullanılmamalıdır.

  • Hastanın bütün eşyaları kaynar suda yıkanmalı ve sıcak ütü ile ütülenmelidir.
  • En önemlisi, uyuzlu kişilerle yakın temastan kaçınmak gerekir. Elini bile sıkmak hastalığın bulaşmasına yola açabilir.
  • Yakınında uyuz hastası olan kişilerin de tedavi olması gerekir.
  • Evde yıkanması zor olan eşyaların ilaçlanması gerekir.
  • Okul, yurt gibi bir arada bulunulan ortamlarda hasta buradan uzaklaştırılmalıdır.
  • Bütün kıyafetler banyodan sonra değiştirilmelidir.”

13. Kadın mahpusların sağlığa uygun hiçbir ihtiyaçlarının karşılanmadığı,

14. Anadilde savunma hakkının verilmediği

belirlenmiştir.

 SONUÇ VE ÖNERİLER

  1. Ulusal ve uluslararası İnsan Hakları Hukuku’nda; mahpusların hakları ile ilgili oldukça gelişmiş standartlar olmasına karşın mahpuslar, ilgili hakları ve düzenlemeleri doğrudan kullanamamaktadır ve yalnızca tutuldukları yerlerde bulunan yetkililer aracılığı ile kullanabilmektedir. Hakların kullanımının bir başka kişinin inisiyatifinde olması, bunların aynı zamanda keyfi biçimde kısıtlanmasını da olası kılmaktadır. Şırnak T Tipi Cezaevi Savcılığı Ve Cezaevi Müdürleri, kaynağını uluslararası insan hakları sözleşmeleri ve Anayasa’dan alan yasal düzenlemelere aykırı işlemler ve uygulamalar yapmaktadır. Bu durum, gerek mahpuslarda, ailelerinde ve gerekse mahpusların avukatlarında ve biz insan hakları örgütlerinde cezaevi sistemine ilişkin ciddi güvensizlikler oluşturmaktadır. Bir bütün olarak bu saptamalar, hapis cezalarının infazında özgürlüğünden yoksun bırakılmanın kendi başına yeterli bir ceza olduğu gerçeğinin göz ardı edildiği ve gerek cezaevinin fiziksel koşulları ve gerekse uygulanan rejimin, çekilmekte olan cezanın şiddetini daha da arttırdığını göstermektedir. Mahpusluğun bu “ağırlaştırılmış” koşullarını etkin biçimde denetleyecek bir mekanizma bulunmamaktadır.
  2. BM Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin 10. maddesinde açık bir şekilde  “Özgürlüğünden yoksun bırakılmış kişiler insani muamele ve insanın doğuştan kazandığı insan onuruna saygılı davranış görme hakkına sahiptir. Yine BM Mahpusların Islahı için Temel Prensiplerin 1. Maddesinde ; “Bütün mahpuslara doğuştan sahip oldukları insanlık onurunun ve değerin gerektirdiği saygıyla muamele yapılır.” denmektedir. Oysaki Şırnak T Tipi Cezaevi’nde insanlık onuruna yakışır muamele yapılmamakta ve mahpuslar şiddet, hakaret ve kötü muameleye maruz kalmaktadır.
  3. Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi’ne göre; “Tutukluların gözetim altında bulundukları süre boyunca, tutukluluk sürelerinden bağımsız olarak her zaman bir doktora erişim haklarının bulunması gereklidir. Sağlık hizmetleri, doktora danışma talepleri gereksiz gecikme olmadan karşılanacak şekilde düzenlenmelidir. Oysaki Şırnak T Tipi Cezaevi’nde sağlık sorunları olan mahpuslar tedavi edilmemektedir.
  4. TUHAK, İlke 30/1’de düzenlenen  “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesi gereğince; “Tutulan veya hapsedilen kimselerin tutuldukları veya hapislikleri süresince disiplin suçu oluşturan davranışlarının türleri, uygulanabilecek olan disiplin cezasının tanımı ve süresi ile bu tür cezaları verebilecek olan yetkili makamlar, kanunda veya kanuna dayanan düzenlemelerde belirtilir ve usulüne göre yayınlanır. Hiçbir mahpus yasada ve tüzükte öngörülmeyen bir ceza ile cezalandırılamaz.” Oysaki Şırnak T Tipi Cezaevi’nde en ufak hak arama, görevli memurlarla ilişkilerde yaşanan olumsuzluklar, demokratik tepkiler bile disiplin cezası ile son bulmakta mahpusların aldığı nefes bile nerdeyse disiplin cezası olarak dönmektedir.
  5. Cezaevlerinde çıkan yangın ve ölümler nedeniyle etkili bir soruşturma yapılabilmesi için sorumlular açığa alınmalı ve etkin bir soruşturmanın önündeki bütün engeller kaldırılmalıdır.

Heyetimiz; cezaevi rejimi, fiziki koşullar ve uygulanan muameleler hakkında etkili bir idari ve yargısal denetim sağlanması gerektiğini tespit etmiştir. İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya da Cezanın Önlenmesi Sözleşmesi Seçmeli Protokolü’ne uygun şekilde “bağımsız” ulusal denetim mekanizmalarının oluşturulması gerekmektedir. Şırnak T Tipi Cezaevi’nde yaşananlara sessiz kalan Adalet Bakanı’nı göreve davet ediyoruz. 

SEVİM SALİHOĞLU İHD GENEL SAYMANI

NECLA ŞENGÜL İHD HAPİSHANELERDEN SORUMLU GENEL SEK. YRD

AV. BÜŞRA DEMİR İHD MYK ÜYESİ ŞIRNAK ŞUBE YK ÜYESİ

AV. DEVRAN YILMAZ İHD BATMAN ŞUBE YK ÜYESİ

AV. İLYAS TARIM İHD BATMAN ŞUBE YK ÜYESİ