Vedat Aydın, 28 Ekim 1990 tarihinde Ankara’da gerçekleşen İnsan Hakları Derneği (İHD) 3. Olağan Genel Kurulu’nda yaptığı Kürtçe konuşma nedeniyle hakkında açılan soruşturma kapsamında bir süre hapishanede tutuldu ve ardından Halkın Emek Partisi (HEP) Diyarbakır İl Başkanı oldu.

5 Temmuz 1991 tarihinde gece yarısı evinin kapısı çalındı. Silahlı, elinde telsiz bulunan ve kendilerini polis olarak tanıtan kişilerce “ifaden alınacak” denilerek götürüldü. Ailesi ve avukatlarının girişimlerine karşılık gözaltına alındığı kabul edilmedi. 7 Temmuz 1991 tarihinde Elazığ ili Maden ilçesi yakınlarında bir köprü altında vahşice işkence edilmiş cesedi bulundu. Defnedilmek üzere 10 Temmuz 1991 tarihinde cenazesinin getirildiği Diyarbakır’da yüzlerce araçlık konvoy ve binlerce kişi tarafından karşılandı. Cenazeye katılanlara ateş açıldı, olaylar çıktı. Olaylar sonucunda 3 kişi öldü, aralarında milletvekilleri ve gazetecilerin de bulunduğu yüzlerce kişi yaralandı.

Cinayet soruşturmasında 20 yıl boyunca faillerin kimliği tespit edilmeyip bir yol alınamadı. Tam 20 yıl sonra, Aydın’ın Eşi Şükran Aydın emniyete çağrıldı. Kendisine “Gece eve gelenler bunlar mıydı?” diye soruldu. Aydın “20 yıl oldu, nasıl tanıyayım” dedi. Cinayet halen aydınlatılmış değil. İşkenceci failler halen yargı karşısına çıkarılmamış, cezalandırılmamıştır.

Vedat Aydın’ın insan hakları ve özgürlüklerin sağlanması temelinde vermiş olduğu demokratik ve siyasi mücadele, devlet içerisinde organize olmuş karanlık yapılar tarafından hedef alındı. Yıllar sonra bu yapıların deşifre olması ve bu yapılarda yer alan şahısların işlenen cinayetlerle ilgili itirafları da bu gerçeğe işaret ediyordu. Bu nedenle faillerin meçhul değil, belli olduğunu açık bir şekilde söylüyoruz.

Vedat Aydın’ın katledilişinden tam bir yıl sonra, Kürt aydını ve gazeteci Musa Anter yine aynı odaklar tarafından katledildi. 10 Temmuz günü; 90’lı yıllar, zorla kaybetmeler ve “faili meçhul” cinayetlerin yaşandığı yıllar olarak anılmaktadır. Kaybedilen binlerce insanın akıbeti hala meçhul. “Faili meçhul” cinayete kurban gitmiş binlerce kişinin cenazeleri ise bu gün, bölge coğrafyasına yayılmış toplu mezarlardan çıkmaktadır. Açılan soruşturma ve dava dosyaları, zaman aşımı devreye konularak adliye raflarında adeta çürümeye bırakılmaktadır.

Binlerce insanın zorla kaybedildiği, akıbetlerinin henüz ortaya çıkarılmadığı ve faillerinin yargı karşısına çıkarılmadığı bir ülkede, insan haklarından ve hukuktan bahsedilemez. İnsan hakları savunucuları olarak, bizler, yıllardır kayıp yakınları ile birlikte vermiş olduğumuz mücadelede de hep ifade ettik. Bu vesileyle bir daha yinelemek istiyoruz. Diyoruz ki yargı organlarında cezasızlığın yaygınlaşmış hali artık son bulmalıdır. Soruşturma ve davalar etkin bir şekilde yapılmalı, zamanaşımı kaldırılmalıdır. Adaletin tesisi için failler yargı önüne mutlaka çıkarılmalı ve hak ettiği cezaya çarptırılmalıdır.

Vedat Aydın’ın mücadeleci tarzı ve kişiliği, aradan geçen 26 yıla rağmen biz insan hakları savunucularının insan hakları ve hukukun üstünlüğünü sağlama mücadelemize güç vermektedir. Bu temelde Vedat Aydın’ı ve cenaze törenine katılıp çıkan olaylarda yaşamını yitiren yurttaşları saygıyla anıyoruz.

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ DİYARBAKIR ŞUBESİ