Halkların Demokratik Partisi (HDP), 25 Temmuz 2017 günü Diyarbakır Ekin Ceren Parkı’nda “Vicdan ve Adalet Nöbeti” başlattı. HDP Sözcüsü ve Şanlıurfa milletvekili Osman Baydemir eylemin gerekçelerini açıkladı. Baydemir, Türkiye genelinde 6,5 milyon oy alan Doğu ve Güneydoğu’da ise %70’lerde oy sahibi ve parlamentoda milletvekili sayısı itibariyle 3. büyük parti durumunda olan HDP’nin eş başkanları, milletvekilleri ve belediye başkanlarının tutuklu olduğunu, ağır baskı koşullarında çalıştıklarını açıkladı. Baydemir, baskılar sona erinceye kadar, OHAL sona erinceye kadar, KHK mağdurlarının mağduriyetleri ortadan kaldırılıncaya kadar durmayacaklarını; faşizmi durduracaklarını açıkladı. Baydemir, Vicdan ve Adalet Nöbeti’ni 7 gün 24 saat Ekin Ceren Parkı’nda sürdüreceklerin bildirdi. Halkın parka girişi yasaklanıyor, park tel örgüler ve bariyerlerle abluka altına alınmış durumda.

HDP’nin Vicdan ve Adalet Nöbeti, Türkiye’nin hukukun üstünlüğü ilkesine uygun bir yargı yapılanmasına ve adalete olan özlemini/ihtiyacını bir kez daha ortaya koymaktadır. Siyasal iktidar Anayasa’nın 15. Maddesi’nde savaş halinde bile kısıtlanamayacak haklardan olan “suçsuzluk hakkı”nı sık sık ihlal etmekte, en son İstanbul Büyükada’da gözaltına alınıp tutuklanan insan hakları savunucularına olduğu gibi herkesin yargılama yapılmaksızın suçlamakta ve suçlu ilan edebilmektedir. Siyasal iktidar, adaletin herkes için gerekli olacağını unutmamalıdır.

İHD olarak,  gerek siyasetçilerin gerekse dernek, sendika veya tek tek birey ya da birey topluluklarının barışçıl tüm eylemlerinin izne tabi olmaksızın özgürce gerçekleştirilmesinin kişiler açsından bir hak olduğunu hatırlatırız. Kamu otoritelerinin bu konuda üzerlerine düşen yükümlülük, toplanma özgürlüğü haklarını kullanmak isteyenlerin bu eylemlerini yasaklamak değil, kolaylaştırmaktır.

Zira bu yükümlülük, insan hakları hukukunda pozitif yükümlülüktür. Başka bir ifade ile önlem alma yükümlülüğüdür. Parkların ablukaya alınması ve milletvekillerinin halkla buluşmalarının engellenmesi bu yükümlülük ile bağdaşmaz; o nedenle de kabul edilemez.

Siyasi partilerin ülke sorunları konusunda, CHP Genel Başkanının “adalet yürüyüşü” örneğinde olduğu gibi, yalnızca TBMM ile sınırlı olmayan demokratik ve barışçıl etkinlikler düzenlemesi, İHD olarak olumlu gördüğümüz etkinliklerdir. O nedenle CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun Adalet Yürüyüşü’ne desteğimizi ifade etmiştik. HDP’nin Vicdan ve Adalet Nöbeti’ni de aynı çerçevede değerlendiriyoruz.

Bir kez daha söylemek isteriz ki herkesin ifade özgürlüğü ve toplanma özgürlüğü haklarına saygı gösterilmelidir. OHAL sona erdirilmeli, olağan rejim koşullarına dönülmelidir. Türkiye’de hukukun üstünlüğü ilkesi ve demokratik standartlar egemen kılınmalı, düşünceleri nedeni ile cezaevlerinde bulunan herkes bir an önce salıverilmelidir.

Sonuç olarak;

Hükümet ve tüm siyasi aktörleri, çatışma kültürünü reddederek gerçek bir çatışma çözümü için Kürt Sorunu’nun demokratik ve barışçıl çözümünü hedef alan bir bakış açısıyla sorunlara yaklaşmaya davet ediyoruz.