Yaşam Hakkı Nöbeti

1198

 06.02.2015

 Bir “Yaşam hakkı nöbeti”nde daha bir aradayız.

Yaşam hakkı temel insan haklarındandır. Yaşamına kastedilen insanın eğitim hakkı, beslenme hakkı, anadil hakkı gibi hakları ile düşünce ve vicdan hürriyetini, özgür seyahat hakkını ve benzeri hakları kullanması mümkün değildir.

İşte bizler, haklarını kullanmak isterken yaşam hakkı elinden alınan insanları sizlere anlatmak ve bir daha kimsenin yaşam hakkı elinden alınmasın diye buradayız.

Anlatmak istediğimiz, yaşam hakkı devlet güçleri tarafından elinden alınmış insanlarımızın hikâyesidir.

Geçen haftalarda benzeri şekilde; Cizre’de polis tarafından öldürülen Nihat Kazanhan, Gezi eylemlerinde yine polisler tarafından öldürülen Ali İsmail Korkmaz ve Abdullah Cömert’i anmıştık.

Yaşam hakkı elinden alınanlar vatandaşlar, failleri ise polis ve askerler. Yani devlet görevlileri, devletin gücünü elinde tutanlar.

Yasalara göre vatandaşın can ve mal güvenliğini korumakla görevli olarak belirtilenlerin, can güvenliğini  korumadıkları açıktır.

Bu hafta ise yine devletin uçakları tarafından bombalanarak öldürülen 22’si çocuk, 34 kişinin ölümünü anacağız, sizlere hatırlatacağız ki, insanlık unutmasın, hafızalarında kalsın, duyarlı olsun ve bir daha böyle bir vahşetin yaşanmasının önünde engel olsun.

Olay 28 Aralık 2011 günü gece saatlerinde Türkiye-Irak sınırındaki Şırnak İli Roboski Köyünde yaşandı.

Yoksul bir Kürt köyünde insanlar geçimlerini yıllardır sınır ticareti ile sağlarlar. Bu durumu devlet yetkilileri de bilirler. Ticaret yapan vatandaşlar arasında çocuklar da bulunmaktadır.

Bu çocuklarımız eğitim ihtiyaçlarını karşılamak için sınır ticareti yapıyorlardı. Katledilen çocukların ve diğer yetişkinlerin hayat hikâyelerinde, “bilgisayar alacaktı”, “okul ihtiyaçlarını karşılayacaktı”, “çocuğunun üniversite harcını ödeyecekti” gibi anlatımlar basına ve kamuoyuna yansımıştı.

28 Aralık 2011 gece saatlerinde vergilerimizle alınan F-16 jetleri, başka bir geçim kaynağı ve olanağı olmadığı için günlüğü 50 liraya, kötü hava koşullarında, askeri yetkililerin bilgisi dâhilinde, sınırın öteki yakasındaki akrabaları ile sınır ticareti yapan yirmi ikisi çocuk, otuz dört insanımızı katletti.

Bu Katliamda öldürülen çocuklarımızın isimlerini de sizlerle paylaşmak istiyoruz: Özcan Uysal (18), Celal Encü (15), Erkan Encü (13), Adem And (15), Mehmet Encü (15), Şervan Encü (16), Cemal Encü (16), Şıvan Encü (14), Bilal Encü (15), Mahsum Encü (16), Salih Encü (17), Serhat Encü (17), Savaş Encü (15), Çetin Encü (12), Bedran Encü (12), Hüseyin Encü (18), Aslan Encü (15), Orhan Encü (15), Fadıl Encü (16), Vedat Encü (16), Cihan Encü (16), Erkan Encü (13).

Katliam uzun süre basına ve kamuoyuna yansıtılmadı. Daha sonra ailelere tazminatlar teklif edilerek örtbas etme yoluna gidildi. Ancak aileler bunların hiç birini kabul etmeyerek; sorumluların yargılanmasında ısrar ettiler. Devlet yetkilileri ailelere ve köylülere baskı ile karşılık verdi. Ancak aileler ve köy halkı baskılar karşısında geri adım atmayarak taleplerinde ısrarcı oldular.

Bu katliamın ardından ne bir asker, ne bir sivil, ne bir yetkili, değil ceza almayı, yargılanmadı bile. Bombalama emrinin kim ve kimler tarafından verildiği kamuoyuna yansıtılmadı.

Askeri Savcılık, 6 Ocak 2014 tarihli kararında, şüpheli askerler hakkında dava açılmasına gerek olmadığına karar verdi. Böylece devletin güçleri tarafından yapılan katliam her zaman olduğu gibi cezasızlık ile karşı karşıyadır.

Biz insan hakları savunucuları olarak devlet yetkililerine sesleniyoruz: Herkesin yaşam hakkı olduğunu unutmayın.

Öldürürken değil yaşatırsan insansın!

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ İZMİR ŞUBESİ