İçişleri Bakanlığı, 11 Kasım’da, 370 Sivil Toplum Kuruluşu’nun (STK) faaliyetlerinin üç aylığına durdurulduğunu (askıya alındığını) duyurdu.  22 Kasım Salı günü ise 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3.Maddesi ile -İçişleri Bakanlığı tarafından faaliyetleri durdurulanlar da dâhil olmak üzere- 375 STK kapatıldı.

Kapatılan STK’lar arasında, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD), Van Kadın Derneği (VAKAD), Gündem Çocuk Derneği, Sarmaşık Derneği ile İnsan Hakları Ortak Platformu (İHOP) üyesi İnsan Hakları Araştırmaları Derneği (İHAD) bulunmaktadır.

STK’ların varlığına son veren geniş kapsamlı bu uygulamalar, OHAL gerekçesiyle meşrulaştırılamaz ve Türkiye’nin taraf olduğu BM Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi tarafından güvence altına alınan ifade ve örgütlenme özgürlüğü haklarını ihlal etmektedir.  Türkiye, BM Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin 19. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi uyarınca ifade özgürlüğü hakkını güvence altına almakla yükümlüdür. Bu hak her türlü bilgi ve düşünceyi araştırma, edinme ve açıklama özgürlüğünü de içerir.

Türkiye ayrıca, aynı Sözleşmelerin 22. ve 11. maddeleri uyarınca örgütlenme özgürlüğü hakkını da güvence altına almakla yükümlüdür. Yetkililerin bu hakların kullanımına getirebilecekleri kısıtlamalar, ulusal güvenliğin ve kamu düzeninin veya sağlık ve ahlakın korunması için bariz bir biçimde gerekli ve belirtilen amaçlar açısından orantılı olmalıdır; aynı zamanda savaş propagandasını ve insanlara yönelik nefrete teşvik etmeyi yasaklamalıdır.

İfade ve örgütlenme özgürlüğü haklarına dair yükümlülükler istisnai ve geçici olarak askıya alınabiliyor ve yükümlülüklerden ayrılan tedbirler alınabiliyor olsa da, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi OHAL kapsamında tüm askıya almaların ve yükümlülüklerden ayrılan tedbirlerin, var olan durumun gerekliliklerinin harfiyen zorunlu kıldığı ölçüyle sınırlı olması gerektiğini belirtmiştir. Uluslararası hukuk uyarınca, hem askıya alma ve yükümlülüklerden ayrılan tedbirler koyma hem de hakları kısıtlama yetkileri için geçerli olan, durumun gerekliliklerinin harfiyen zorunlu kıldığı ölçüde sınırlı tutulması yükümlülüğü orantılılık ilkesini yansıtmaktadır. İçinde bulunulan istisnai durumun gerekliliklerinin yükümlülükleri askıya alan özel önlemleri zorunlu kıldığı da kanıtlanabilmelidir.

Hak, adalet, hukukun üstünlüğü, özgürlük, eşitlik, kadın, çocuk, mülteci/sığınmacı, göçmen ve yoksulların hakları için, kısacası insana yaraşır bir yaşam için hiçbir zorlama olmaksızın, gönüllü biçimde, akıl, vicdan ve onurla yürütülen çalışmalara hiçbir şekilde mühür vurulamaz.

İHOP olarak, hükümeti, derneklerin faaliyetini durdurma dâhil hukuksal varlıklarına son veren kapatma kararlarını derhal geri almaya; özgürlükleri ayaklar altına alan OHAL uygulamasına son vermeye; hukuka aykırı önlemlerin yasallığına itiraz etmek için etkin hukuk yollarını güvence altına almaya; insan haklarına, ifade ve örgütlenme özgürlüğüne saygı duymaya, bu hakları korumaya; OHAL’i gerekçe göstererek derneklere ve muhalif seslere yönelik bu hukuk dışı uygulamaları ve baskıları, sona erdirmeye çağırıyoruz.

İnsan Hakları Derneği (İHD), İnsan Hakları Gündemi Derneği (İHGD), Uluslararası Af Örgütü -Türkiye (UAÖ-Türkiye), Yurttaşlık Derneği (YD)