Trans Görünürlük Günü Kutlu Olsun ! Trans Hakları İnsan Haklarıdır

31 Mart Trans Görünürlük Günü’nde bir kez daha söylüyoruz: Translar bu toplumun eşit, onurlu ve özgür yurttaşlarıdır. Transların yaşamları, bedenleri, kimlikleri ve varoluşları üzerinde kurulan baskı, bu ülkedeki en ağır insan hakları sorunlarından biridir. Görünür olmak, bu ülkede translar için çoğu zaman hedef haline gelmek, dışlanmak, yoksullaştırılmak, şiddete uğramak ve öldürülmek anlamına gelmektedir. Bu nedenle 31 Mart, yalnızca bir görünürlük günü değil; yok saymaya, nefrete, ayrımcılığa, şiddete ve cezasızlığa karşı mücadele günüdür.

Bu coğrafyada translar yıllardır yalnızca toplumsal önyargılarla değil, doğrudan devletin ve kurumların ayrımcı uygulamalarıyla kuşatılmaktadır. Kimliklerine müdahale edilmekte, yaşamları denetlenmekte, bedenleri üzerinde söz kurulmamakta, en temel hakları bile koşula bağlanmaktadır. Cinsiyet uyum süreci, kişilerin kendi yaşamlarına ve kimliklerine ilişkin doğal bir hak alanı olmaktan çıkarılmış; mahkeme salonlarına, raporlara, kurul kararlarına ve uzun bir denetim zincirine hapsedilmiştir. Transların kimliği hâlâ tanınması gereken bir gerçeklik olarak değil, devletten izin alınması gereken bir mesele gibi ele alınmaktadır. Bu yaklaşımın kendisi başlı başına bir hak ihlalidir.

Ancak sorun bununla da sınırlı değildir. Translar barınma hakkından çalışma hakkına, sağlık hakkından kişi güvenliğine kadar hayatın her alanında sistematik saldırı altındadır. Ev mühürlemeleriyle yaşam alanları hedef alınmakta, mahallelerden sürülmek istenmekte, kentsel yaşamdan silinmeye çalışılmaktadırlar. Transların birlikte yaşadığı evlerin mühürlenmesi, yalnızca bir idari işlem değil; açık bir gözdağı, açık bir yıldırma ve açık bir sürgün siyasetidir. Çalışma yaşamında maruz bırakıldıkları ayrımcılık ise transları yoksulluğa, güvencesizliğe ve yalnızlığa itmektedir. Son dönemde ilk açık kimlikli trans doktor Larin Kayataş’a yönelik meslekten men uygulaması, bu ülkede transların emeklerinin, bilgi birikimlerinin ve mesleki varlıklarının dahi tahammül edilmesi gereken bir şey olarak görüldüğünü göstermektedir. Bu, kabul edilemez.

Transların yaşam hakkı da güvende değildir. Bu ülkede translar yıllardır nefretin hedefi yapılmakta, şiddete uğramakta, öldürülmekte ve ardından çoğu zaman sessizlikle karşılanmaktadır. Hande Kader’i, Nida Nazlıer’i ve nefretin hedefi haline getirilerek yaşamdan koparılan tüm transları saygıyla anıyoruz. Onların adı bu ülkenin utancıdır. Onların adı cezasızlığın, korumasız bırakılmanın ve sistematik ihmallerin adıdır. Trans cinayetleri münferit değildir. Bu cinayetler; nefret dilinden cesaret alan, ayrımcılığı normalleştiren, transların yaşamını değersizleştiren siyasal ve toplumsal iklimin sonucudur. Failleri cesaretlendiren şey yalnızca nefret değil; o nefreti durdurmayan, soruşturmayan, cezalandırmayan düzendir.

Bizler biliyoruz ki translara yönelik her saldırı, yalnızca bir kişiye yönelmiş saldırı değildir; eşitlik ilkesine, insan onuruna ve birlikte yaşam fikrine yönelmiş bir saldırıdır. Transların görünürlüğünden rahatsız olanlar, aslında eşit yurttaşlıktan rahatsız olmaktadır. Transların yaşamını hedef alanlar, toplumun tamamını daha karanlık, daha güvensiz ve daha adaletsiz bir düzene mahkûm etmektedir.

İnsan Hakları Derneği olarak yetkililere açık çağrımızdır: translara yönelik nefret söylemini besleyen, ayrımcılığı derinleştiren ve hak ihlallerini kalıcılaştıran tüm uygulamalara derhal son verin. Transların barınma hakkını, çalışma hakkını, sağlık hakkını, kimlik hakkını ve yaşam hakkını güvence altına alın. Ev mühürlemelerine son verin. Transları yoksulluğa ve güvencesizliğe iten ayrımcı uygulamaları durdurun. Meslekten men, dışlama ve hedef göstermeye dayalı pratikleri terk edin. Translara yönelik saldırı ve cinayetlerde etkin soruşturma yürütün, cezasızlığa son verin. Çünkü transların talebi ayrıcalık değil; eşitliktir. Lütuf değil; haktır. Görülmek değil yalnızca, güvende yaşamak; hayatta kalmak; onuruyla yaşamak hakkıdır.

31 Mart’ta bir kez daha söylüyoruz: Translar vardır. Translar yalnız değildir. Nefrete, ayrımcılığa, şiddete ve cezasızlığa karşı transların yaşamını savunmaya devam edeceğiz.

İHD MERKEZİ LGBTİ+ KOMİSYONU