Milas’ta anayasaya aykırı olan acele kamulaştırma kararları iptal edilsin
Muğla’nın Milas ilçesinde, başta İkizköy olmak üzere bölgedeki zeytinlikler, tarım alanları ve yaşam alanları üzerinde yürütülen acele kamulaştırma süreci kapsamında açılan el koyma ve bedel tespiti davalarında keşif işlemlerine başlanmış; aynı süreçte bölge halkına yönelik müdahaleler de artmıştır.
Bu kapsamda, İkizköy’de yaşayan Esra Işık’ın 30 Mart’ı 31 Mart’a bağlayan gece saat 23.50 sularında evinden gözaltına alındığı ve mevcutlu olarak adliyeye getirildiği, ardından tutuklandığı bilgisi kamuoyuna yansımıştır. Bir yurttaşın gece saatlerinde evinden alınıp tutuklanması, özellikle devam eden bir çevre ve yaşam alanı mücadelesi bağlamında değerlendirildiğinde, hak ihlali riski bakımından son derece ciddi ve kaygı vericidir.
Öte yandan acele kamulaştırma işleminin hukuka uygunluğu idari yargı mercileri tarafından henüz denetlenmemiş, Danıştay’da açılan davalar derdest durumda iken ve yürütmenin durdurulması talepleri hakkında herhangi bir karar verilmemişken, taşınmazlara yönelik fiili müdahalenin başlatılması açık bir hak ihlali riski doğurmaktadır.
Nitekim dava konusu acele kamulaştırma işlemlerine karşı Danıştay nezdinde yaklaşık 200 parseli kapsayan 96 ayrı iptal davası açılmış bulunmaktadır. Bu davalar yalnızca bireysel mülkiyet ihtilafları değil; aynı zamanda yaşam alanlarının, çevrenin ve temel hakların korunmasına ilişkin bütünlüklü yargı süreçleridir. Bu nedenle bu dosyalarda ivedilikle yürütmenin durdurulması kararı verilmesi zorunludur.
Mülkiyet hakkı, yaşam hakkı ile doğrudan bağlantılı temel bir insan hakkıdır. Bununla birlikte söz konusu alanlar yalnızca mülkiyet konusu taşınmazlar değil; aynı zamanda insanların geçim kaynakları, sosyal yaşamlarının merkezleri ve kuşaklar boyunca aktarılan yaşam alanlarıdır. Bu alanlara yönelik müdahale, yalnızca mülkiyet hakkının değil; aynı zamanda yaşam hakkının, sağlıklı çevrede yaşama hakkının ve geçim hakkının ihlali anlamına gelmektedir.
Bugün Milas’ta ve İkizköy’de gerçekleştirilen keşif işlemleri, geri dönüşü mümkün olmayan bir sürecin başlangıcıdır. Zeytin ağaçlarının kesilmesi, tarım alanlarının yok edilmesi ve doğal yaşamın tahrip edilmesi halinde ortaya çıkacak zararların giderilmesi mümkün olmayacaktır. Bu durumda ileride Danıştay tarafından verilebilecek bir yürütmenin durdurulması ya da iptal kararının fiili bir karşılığı kalmayacak, yargı denetimi işlevsiz hale gelecektir.
Bu durum yalnızca bireysel hak ihlallerine yol açmamakta; aynı zamanda yargı denetiminin etkisizleştirilmesi suretiyle etkili başvuru hakkının ihlali sonucunu doğurmaktadır. İdari yargı süreci tamamlanmadan adli yargı eliyle fiili durum yaratılması hukuk devleti ilkesine açıkça aykırıdır.
Öte yandan 7554 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler, çevre hakkı başta olmak üzere temel hak ve özgürlükleri zayıflatan, doğal varlıkların korunmasına ilişkin güvenceleri etkisizleştiren ve idareye çevresel müdahaleler bakımından ölçüsüz yetkiler tanıyan bir nitelik taşımaktadır. Bu nedenle söz konusu düzenlemenin Anayasa’nın 56. maddesinde güvence altına alınan sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı ile birlikte, bu hakkın korunmasına yönelik devletin pozitif yükümlülükleri ve hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmadığı açıktır.
Acele kamulaştırma uygulamalarıyla birlikte bu düzenlemenin sahadaki etkileri açık biçimde görülmektedir. Çevresel değerlerin, zeytinliklerin ve tarım alanlarının korunmasına yönelik güvenceler ortadan kaldırılmakta; doğa ve yaşam alanları geri dönüşü mümkün olmayacak şekilde tahrip edilme riski ile karşı karşıya bırakılmaktadır.
İnsan Hakları Derneği olarak;
- Gözaltına alınıp tutuklanan Esra Işık’ın derhal serbest bırakılmasını,
- Acele kamulaştırma kararına dayanılarak yürütülen el koyma işlemlerinin durdurulmasını,
- Danıştay’da açılmış bulunan ve yaklaşık 200 parseli kapsayan 96 davada ivedilikle yürütmenin durdurulması kararı verilmesini,
- 7554 sayılı Kanunun Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesini,
- Yargı denetiminin etkili ve anlamlı biçimde işletilmesini,
- Milas’ta, İkizköy’de ve tüm bölgede yaşam alanlarının, zeytinliklerin ve çevresel değerlerin korunmasını talep ediyoruz.
Başta Milas ve İkizköy olmak üzere, yaşam alanlarını savunan yurttaşlara yönelik her türlü baskıya karşı kamuoyunu duyarlı olmaya, hak ihlallerine karşı ses çıkarmaya ve dayanışmaya çağırıyoruz.
İnsan hakları mücadelesi yalnızca bireylerin değil, toplumun ortak geleceğinin korunması mücadelesidir.
Yaşam alanlarına ve bu alanları savunanlara yönelik her müdahale, insan haklarına yönelmiş bir müdahaledir.
İnsan Hakları Derneği
Ekoloji ve Yaşam Hakkı Komisyonu



