İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi bünyesinde kurulan Basına Yönelik Hak İhlalleri İzleme Komisyonu’nun fikirsel oluşumu, gazetecilerin öldürülmesiyle yani en başta yaşam hakkının ihlal edilmesiyle ortaya çıktı.
Bu vesileyle, 19 Aralık 2024’te öldürülen gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’i, 27 Ocak 2025’te öldürülen gazeteci Aziz Köylüoğlu’nu öncelikle saygıyla anıyoruz.
Basına yönelik hak ihlallerinin İHD bünyesinde tespiti ve takibi fikri, gazetecilerin öldürülmesini protesto eden 7 gazeteci meslektaşlarının 22 Aralık 2024’te tutuklanmasıyla kuvvetlendi; nihayet İstanbul, Van ve Mersin’de 6 gazetecinin 3 günlük gözaltı süreci sonunda 20 Ocak 2025’te tutuklanmasıyla resmen bir komisyona dönüştü.
Başlarken, insan hakları savunucuları olarak basın özgürlüğünün sağlanmasının evrensel insan haklarının durumu ile yakından ilişkili olduğunu belirtmek isteriz. Basın ve ifade özgürlüğü, aynı zamanda toplumun haber alma ve bilgi edinme hakkı demektir. İnsan hakları ilkeleri çerçevesinde basın ve ifade özgürlüğünün sağlanması; insan haklarının korunması, demokratik standartların gelişmesi bakımından da yaşamsal öneme sahiptir.
24 Temmuz, Türkiye’de basın meslek örgütleri tarafından “Sansüre Direnişin” anıldığı ve değerlendirildiği bir gün olarak kabul edilmektedir.
Bu raporumuzda, Anayasa’nın 28’inci maddesinde ifadesini bulan “Basın hürdür, sansür edilemez.” hükmünün varlığını, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını, basına yönelik ihlallerle birlikte değerlendirmeye çalışacağız.
Her şeyden önce, Anayasa Mahkemesi, 5651 sayılı Kanun’un (İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun) 8/A maddesiyle ilgili olarak verdiği kararda, internet ortamında yayımlanan ve insanların erişmek istediği belirli bilgilere erişimin “kategorik olarak kısıtlanmasını” ya da yayımlanmak istenen bilgi ve belgelerin “kategorik olarak engellenmesini” sansür olarak nitelendirmektedir.
Basın ve ifade özgürlüğü alanındaki ihlaller; 10 Aralık 1948’de kabul edilen ve 500’den fazla dile tercüme edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi (İHEB) başta olmak üzere, Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve çeşitli insan hakları belgelerinde güvence altına alınan insan haklarına yönelik olarak kamu otoritelerinin müdahalesi biçiminde karşımıza çıkmaktadır.
İfade özgürlüğü, İHEB’in 19’uncu maddesinde ve AİHS’nin 10’uncu maddesinde güvence altına alınmaktadır. İfade özgürlüğü, iç hukukta da anayasal güvence altındadır. Anayasa’nın, “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” başlıklı 26’ncı maddesi şu şekildedir:
“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet Resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.”
Anayasa’nın 26’ncı maddesinde, radyo, televizyon ve benzeri yayınların izin sistemine bağlanabileceği, ayrıca ifade hürriyetinin belirli amaçlarla sınırlanabileceği belirtilse de bahse konu düzenlemelerin düşünce ve ifade özgürlüğünü ihlal etmeme koşulu getirilmiştir: “Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.”
Basın özgürlüğünün temel taşı olan ifade özgürlüğüne ek olarak, gazetecilerin güvenliği de insan hakları prensipleri bakımından bir diğer çalışma alanıdır. Mesleğini bilhassa çatışmalı bölgelerde gerçekleştiren gazetecilerin yaşam hakkı tehlikeye girmekte, işkence ve kötü muameleye varan nitelikte şiddete maruz kalmaktadır. Gazetecileri Koruma Komitesi’nin (CPJ) verilerine göre 2025 içerisinde 35 gazeteci öldürülmüş ve bu ihlallerin tamamı çatışmalı Filistin, Ukrayna, Sudan, Honduras gibi bölgelerde yaşanmıştır. Ayrıca, İran, Hindistan ve Suudi Arabistan gibi şiddetin yaygın olduğu ülkelerde de gazeteciler öldürülmüştür.
Yaşam hakkı en temel insan hakkıdır ve ihlal edilmesi durumunda geri döndürülemez. Hem İHEB (3. madde), hem de AİHS (2. madde) yaşam hakkının kutsallığı ile başlamaktadır. Bu maddeler kişi özgürlüğü ve güvenliğini de güvenceye almaktadır. Anayasa’nın 17’nci maddesi de yaşam hakkını güvence altına almaktadır.
Raporun Tamamı: ihd_basin-hakki-ihlalleri-raporu_24-07-2025



