İnsan hakları savunucusu ve İHD İzmir Şubesi önceki dönem Eş Başkanı Av. Ali Aydın, 14 Ocak 2026 sabahı İzmir Çiğli’de yürüyüş yaptığı güzergâhta canavarca hisle öldürülmüş halde bulundu. 69 yaşındaki Ali Aydın’a yönelik saldırı, geçmişte hak savunucularına yönelik işlenen cinayetleri yeniden hatırlatarak toplumsal hafızayı tazeleyen bir etki yaratmıştır. Olay sonrası gözaltına alınan M.D.E. (30) isimli şüpheli, cinayeti işlediğini kabul etmiştir. Akabinde Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma hakkında gizlilik kararı vermiştir.
İlk bakışta adli bir vaka gibi gösterilmeye çalışılsa da, Ali Aydın’ın öldürülmesi olayı etrafında ciddi soru işaretleri bulunmaktadır. Ali Aydın uzun yıllar boyunca çeşitli kurumlarda insan hakları mücadelesi vermiş, hayatını hak savunuculuğuna adamış bir isimdi. Kendisinin Kürt Alevi kimliği ve yıllardır sürdürdüğü hak mücadelesi de göz önüne alındığında, bu saldırının münferit bir “rastlantı” sonucu olmadığına dair endişelerimiz derindir. Olayın bazı yönleri, soruşturmanın seyrine ilişkin kaygıları artırmakta ve farklı ihtimallerin değerlendirilmesini gerektirmektedir. Dolayısıyla henüz kesin bir yargıya varmak mümkün olmasa da, cinayetin ardında “birçok soru işareti” bulunduğu açıktır.
Türkiye’de insan hakları savunucuları yıllardır benzer baskı, tehdit ve saldırılarla karşı karşıyadır. İHD kurulduğu 1986 yılından bu yana 26 yol arkadaşımız çeşitli saldırılarda yaşamını yitirmiş, Ali Aydın bu uğurda öldürülen 27. kişi olmuştur. Diyarbakır’da Vedat Aydın’dan 1990’lar boyunca öldürülen diğer İHD üyelerine ve 2015’te katledilen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’ye uzanan bir çizgide, ülkemizde insan hakları mücadelesi yürütenler defalarca hedef haline getirilmiştir. Ne yazık ki bu cinayetlerin birçoğunda failler ya hiç bulunamamış ya da yargı süreci gerçek sorumluları ortaya çıkarmadan kapatılmıştır. Nitekim Tahir Elçi’nin öldürülmesiyle ilgili davada yargılanan polisler hakkında mahkeme “ölümcül atışın kimin tarafından yapıldığının tespit edilemediği” gerekçesiyle beraat kararı vermiş; yaklaşık on yıl sonra bile adalet sağlanamamıştır. Bu cezasızlık ortamı, hak savunucularına yönelik yeni saldırıların önünü açmakta; saldırıların amacının bizleri sindirmek ve derin kaygıya sürüklemek olduğunu biliyoruz. Ancak bu saldırılar bizi geri çekmek yerine, mücadeleyi büyütme kararlılığımızı daha da güçlendiriyor; çünkü insan hakları mücadelesi, yalnızca kaybettiklerimize duyduğumuz saygının değil, yaşayanların onurunu ve geleceğini savunma sorumluluğunun da adıdır.
Geçmişte yaşanan pek çok siyasi cinayette olduğu gibi, Ali Aydın’ın öldürülmesine ilişkin olarak da olayın tek bir “meczubun” eylemi olduğu yönünde bir söylem üretilmektedir. Oysa zanlının adliye koridorunda, hastanede ve soruşturmanın çeşitli aşamalarında attığı sloganlar, kullandığı kavramlar ve ifadeler nedeniyle cinayetin siyasal bir arka planının olabileceği, zanlının başka kişi ve gruplardan destek aldığı yönünde güçlü kaygılara yol açmıştır. Dolayısıyla soruşturmanın etkili ve şeffaf bir şekilde yürütülerek tüm bu ihtimalleri de tereddütte yer vermeyecek şekilde aydınlatılması gerekmektedir. İzmir’de 2021 yılında HDP il binasında öldürülen Deniz Poyraz’ın davasında da benzer şekilde, cinayetin arka planını araştırmak yerine tek bir meczubun münferit eylemi olarak gösterilmeye çalışıldığı kamuoyunun malumudur. Nitekim Deniz Poyraz davasını izleyen avukatlar “Bu cinayet bir meczubun işi değildir… Gerçek failleri bulmamak için oyunun bir parçası oluyorlar” diyerek mahkeme sürecindeki eksikliklere isyan etmişti. Ülkemizin maalesef siyasi cinayetlerle dolu tarihi, çoğu zaman aynı yöntemin tekrarlandığını gösteriyor: Cinayetlerin arkasındaki motivasyonlar ve olası organizasyonlar örtbas ediliyor, failler tek başına hareket eden şahıslar olarak sunuluyor. Ali Aydın’ın katledilmesinde de benzer bir senaryonun tekrarlanmaması için uyarımızı yapıyoruz. Şüphelinin “adli bir vaka” olarak sunulup olayın münferitleştirilerek kapatılmasına izin vermeyeceğiz. Ali Aydın’ın değerli ailesinin de dile getirdiği üzere, “bu saldırı bireysel bir saldırı değildir… Bu saldırının arkasındaki kişiler ortaya çıkartılsın” çağrısını sonuna kadar destekliyoruz.
Türkiye’de insan hakları savunucuları baskıcı politikaların hedefi haline gelmektedir. Sadece düşüncelerini açıkladıkları veya hak ihlallerini görünür kıldıkları için pek çok hak savunucusu hakkında davalar açılmakta, gözaltı ve tutuklamalar yaşanmakta, çeşitli engellemelerle karşılaşmaktadırlar. Örneğin 2022 yılı verilerine göre en az 4819 hak savunucusu, faaliyetleri nedeniyle yargısal veya idari taciz, fiziksel şiddet, tehdit veya hedef gösterme gibi müdahalelere maruz bırakılmıştır. Bu ortam, insan hakları mücadelesini suçmuş gibi göstermekte, hak savunucularını korumasız bırakmaktadır. Ali Aydın yıllardır bu baskılara karşı dik durarak mücadele etmiş bir insandır. Onun uğradığı saldırının da içinde bulunduğumuz bu genel baskı atmosferinden bağımsız olmadığını düşünüyoruz. Yaşam hakkını korumak, devletin en temel ve devredilemez sorumluluklarındandır. İnsan hakları savunucularını hedef haline getiren ve bu tür saldırılara zemin hazırlayan politik iklimin sorgulanması gerekmektedir. Yetkililer hak savunucularını koruma yükümlülüklerini etkin biçimde yerine getirmediği takdirde, ne yazık ki bu ülkenin tarihinde yeni acı sayfaların açılması riski büyüyecektir. Yaşanan bu elim saldırı sonrasında aşağıda imzası bulunan hak kurumları olarak taleplerimizi ve çağrılarımızı kamuoyuyla paylaşıyoruz:
- Etkili ve şeffaf bir soruşturma yürütülmelidir. Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı’nı, Ali Aydın cinayetinin tüm yönleriyle aydınlatılması için etkin, tarafsız ve kapsamlı bir soruşturma yürütmeye çağırıyoruz. Soruşturmaya konulan gizlilik kararının, gerçeğin karartılması için değil faillerin yakalanması için kullanılması gerektiğini hatırlatıyoruz. Delillerin eksiksiz toplanması, olay yeri ve çevresindeki tüm ipuçlarının titizlikle incelenmesi elzemdir.
- Tek bir fail varsayımına saplanıp kalınmamalıdır. Şüphelinin beyanlarına veya yüzeysel değerlendirmelere dayanarak olayı “münferit bir hadise” şeklinde ele alma kolaycılığına kaçılmamalıdır. Azmettirenler, yardımcı olanlar veya arkasındaki olası örgütlü yapılar varsa ortaya çıkarılmalıdır. Ali Aydın’ın katledilmesinin arkasında, insan hakları mücadelesine yönelik bir kin veya planlı bir motivasyon bulunup bulunmadığı derinlemesine araştırılmalıdır.
- Hak savunucularının korunması sağlanmalıdır. Hükümete ve ilgili tüm devlet kurumlarına çağrımızdır: İnsan hakları savunucularının can güvenliğini sağlamak, en temel yükümlülüklerinizdendir. Bu tür saldırıların tekrarını önlemek için gerekli tedbirler alınmalı, nefret söylemleri ve hedef göstermeler engellenmeli, güvenlik birimleri olası tehditlere karşı hassas olmalıdır. Unutulmamalıdır ki her bir insan hakları savunucusuna yapılan saldırı, toplumun vicdanına ve adalet duygusuna yapılmış bir saldırıdır.
- Cezasızlık son bulmalıdır. Geçmişte yaşanan benzer saldırılarda faillerin ceza almadan kurtulması, yeni saldırganları cesaretlendirmektedir. Ali Aydın’ın katledilmesi davası, bu döngünün kırılması için bir sınav niteliğindedir. Yargı makamlarını göreve davet ediyoruz. Sadece tetikçiyi cezalandırmakla yetinmeyip, varsa arkasındaki güç odaklarını da ortaya çıkararak adaleti tam olarak tesis edin. Bu, hem Ali Aydın ailesine hem de tüm insan hakları camiasına karşı sorumluluğunuzdur.
Değerli yol arkadaşımız Ali Aydın’ı kaybetmenin derin üzüntüsü ve öfkesi içindeyiz. Bu saldırı, sadece Ali Aydın’ı hedef almamış; aynı zamanda insan hakları mücadelesine, hukukun üstünlüğüne ve barış içinde bir arada yaşama idealine yönelmiştir. Bir kez daha vurguluyoruz ki Ali Aydın’ın öldürülmesi, yalnızca bireysel bir suç olmadığı yönünde şüphelerimiz mevcuttur. Dolayısıyla arka planındaki karanlık motivasyon aydınlatılıncaya dek bu davanın takipçisi olacağız.
Ali Aydın’ın ailesine, sevenlerine ve tüm insan hakları camiamıza başsağlığı diliyoruz. Onun anısını yaşatmak ve yarım kalan mücadelesini sürdürmek bizler için bir görevdir. Hakikat ortaya çıkana, adalet yerini bulana kadar vazgeçmeyeceğiz. Buradan yetkililere bir kez daha sesleniyoruz: Ali Aydın için adalet istiyoruz! Bu ülkenin insan hakları savunucuları korkusuzca faaliyet yürütebilsin diye, gerçeklerin üzerindeki sis perdesi kaldırılsın, failler hesap versin. Toplum olarak adalet talebimizi yineliyor, “karanlık değil, aydınlık kazanacak” diyoruz.
Başta Ali Aydın olmak üzere, hayatlarını insan hakları uğruna feda eden tüm dostlarımızın anısını saygı ve mücadelelerini minnetle anıyoruz. Mücadelemiz, onların düşlediği eşit ve özgür bir gelecek için kararlılıkla sürecektir.
İnsan Hakları Derneği İzmir Şubesi
ÇHD İzmir Şubesi
ÖHD İzmir Şubesi
Eşit Haklar İçin İzleme Derneği



