19 yıl önce bugün Hrant Dink katledildi. Katlin ardından, uzun bir süre sonra başlayan yargılamalarda maalesef tatmin edici bir sonuca ulaşılamadı. Başta ailesi olmak üzere biz insan hakları savunucuları, Hrant Dink’in katledilmesine ilişkin davada cezasızlığın sürdüğü düşüncesindeyiz. Yaşadığımız coğrafyada, Cumhuriyet öncesi ve sonrasında devletin birçok suç örgütüyle iç içe geçmiş biçimde çok sayıda suça ortaklık ettiği herkes tarafından bilinmektedir. Hrant Dink cinayetini değerlendirirken de bu gerçeklikten bağımsız düşünmek mümkün değildir. Devleti yönetenlerin tarih boyunca kışkırttığı Ermeni düşmanlığı, ne yazık ki ırkçı milliyetçiliğin giderek yoğunlaşmasına yol açmış; bu ırkçılık da sonunda Hrant Dink’in katledilmesinin önünü açmıştır.
Hrant Dink, yaşamı boyunca devletle aynı düşünen, hisseden ve refleks gösteren kesimlerin sinir uçlarına dokunan bir figür oldu. Ancak o, 1915 Ermeni Soykırımı’nın tanınması talebinde ısrarcı olmanın ötesinde, Türkiye’nin demokratikleşmesi gereğini savundu.
Türk toplumuna bir Ermeni olarak seslenen ilk kişilerden biri oldu; Ermenilerin tarihsel ve güncel varlığını, yaşadıklarını ve Türkiye’de bir Ermeni olmanın ne anlama geldiğini anlattı. İki halk ve iki ülke arasında diyaloğu savundu, birbirimizi anlamaya çağırdı ve bu çağrıyı yaşamı boyunca sürdürdü. Türkiye’de ilk kez bir Ermeni, televizyon ekranlarında bu açıklıkla konuştu, derdini tüm çıplaklığıyla anlattı. Devletin suç odaklarıyla iç içe geçmiş karanlık yapıları, Ermeni Soykırımı’nı tanımaya yönelik bir talebe değil; yalnızca birbirimizi anlama çağrısına bile tahammül edemedi.
Hrant Dink’in kurduğu ve yönettiği Agos, Ermeni gerçeğinin çoğumuzun hiç bilmediği kılcal damarlarına ulaşmamızı sağlayan bir deniz feneri işlevi gördü. Aydınlattı, öğretti, ruhumuza seslendi ve içimizdeki hakikati anlatma cesaretini büyüttü. Agos bir çığır açtı. Türkiye’de Ermenilerin tarihini ve bir Ermeni olarak yaşamanın hayal dahi edemeyeceğimiz gerçeklerini görünür kıldı. Yalnızca bilgimizi artırmadı; kalbimize de seslendi, duygularımızı olgunlaştırdı ve hissetme yeteneğimizi keskinleştirdi.
Televizyon kanallarında katıldığı tartışma programlarıyla daha da görünür hale geldi. Pek çok insan, Ermenilerin varlığını ve maruz kaldıkları ayrımcılığı ilk kez ondan duydu. Bu görünürlük, onun hedef haline getirilmesinde de önemli bir rol oynadı.
Cinayetin gerçek failleri, düğmeye basanlar, sürecin her aşamasından haberdar olanlar, yol verenler ve göz yumanlar yargılanmadı. Türkiye’nin en başından beri var olan ve hâlâ süren cezasızlık zırhı tarafından korundular. Unutulmamalıdır ki bu katliamda tetikçi olarak kullanılan Ogün Samast da yaklaşık iki yıl önce tahliye edildi.
Hrant Dink, İnsan Hakları Derneği ve Irkçılık ve Ayrımcılık Komisyonumuz için çok özel bir yere sahiptir. Katledilmesinden yedi yıl önce, 2000 yılında Komisyonumuz kendisine başvurdu. Tuzla Ermeni Çocuk Kampı’nın (Kamp Armen) başına gelenleri duyurmak amacıyla “Tuzla Ermeni Kampı – Bir El Koyma Öyküsü” başlıklı bir sergi açmak istediğimizi anlattık. Kamp Armen o dönemde gündemde değildi, bilinmiyordu. Buna rağmen Agos’un yoğun temposu içinde bize zaman ayırdı, odasını açtı.
Arkadaşlarımıza kampın öyküsünü anlattı, notlar tutmamıza izin verdi. En önemlisi, kişisel arşivinden son derece kıymetli fotoğrafları bizimle paylaştı ve kullanılmasına izin verdi. Sergimiz onun sayesinde açıldı; ardından Türkçe, Ermenice ve İngilizce olmak üzere üç dilde kitap olarak yayımlandı. Altı yıl sonra, katlin birinci yıldönümünde düzenlenen anma gecesinde kitabın ikinci baskısını konuklara dağıttık. Onunla birlikte çalışmak, bize kalan en değerli anılardan biri ve büyük bir onur oldu.
Hrant Dink, insan hakları, ırkçılık ve ayrımcılık karşıtı mücadelemizin her zaman doğal bir destekçisi oldu. O, ırkçılığın, nefretin ve önyargının düşmanıydı; gerçekten, haktan ve adaletten yana olanların dostuydu.
Onu, Türkiye’nin en üst kademesinden en alt basamaklarına kadar kimi zaman açıkça, kimi zaman örtük biçimde dile getirilen; halkın önemli bir kesimi tarafından da sahiplenilen Türkçü Ermeni düşmanlığı ve ırkçılık öldürdü.
Biz, o günden bu yana olduğu gibi bundan sonra da Komisyon olarak her ırkçılık örneğinde, her linç girişiminde, her ayrımcılık ve nefret vakasında verdiğimiz mücadelede Hrant Dink’i yanımızda hissedecek ve mücadelemizi onunla birlikte sürdüreceğiz.
Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon




