Ölüm Cezasının Kaldırılması Kampanyası – 1999

1125

ÖLÜM CEZASININ KALDIRILMASI KAMPANYASI – HAZİRAN 1999

ÖLÜM CEZASININ KALDIRILMASI İÇİN ÇAĞRI 

Belli başlı ulusalüstü insan hakları belgeleri herkesin yaşam, özgürlük ve kişi güvenliği hakkına sahip olduğunu öngörmektedir. “Yaşam hakkı” insan hakları içerisinde en temel olandır. Diğer hakların kullanımı yaşam hakkının varlığına bağlıdır. Bu yüzden, insan hakları savunucuları ve kurumlarının en temel işlevlerinden birisi ölüm cezasına karşı çıkmak ve bu cezanın kaldırılması için mücadele etmektir. İnsan Hakları Derneği de kurulduğu 1986 yılından bu yana ölüm cezasına her koşulda karşı olduğunu açıklamış ve bu cezanın kaldırılması yönünde çalışmalar yapmıştır. Bu bağlamda, 1987 yılında başlattığı “ölüm cezasının kaldırılması” kampanyasında topladığı 150 bin imzayı TBMM Başkanlığı’na sunmuştur. 

Türkiye kamuoyunu yakından ilgilendiren “Öcalan Davası” dolayısıyla son dönemlerde “ölüm cezası” yeniden yoğun olarak tartışılmaya başlanmıştır. Medyada her gün bu konuda pek çok haber, yorum ve köşe yazısı çıkmaktadır. Barolar, hukukçular, siyaset bilimcileri, gazeteciler, ölüm cezası ile ilgili görüşlerini açıklamaktadır. Özellikle değinilen dava dolayısıyla, son derece duygusal bir ortamda küçük çocuklar dahi “idam istedikleri” yönünde konuşturulmakta, toplum yönlendirilmektedir. 

İşte böyle bir ortamda, Derneğimiz, “ölüm cezasının kaldırılması”na yönelik yeni bir kampanya başlatmakta ve;

  • Siyasal partileri, sendikaları, meslek örgütlerini, dernekleri,
  • Yazılı ve görsel basını, üniversiteleri, kültür ve sanat kuruluşlarını,
  • Yazar, bilimadamı, sanatçı ve hukukçularımızı ve
  • Tüm halkımızı, 

bu konuda düşünmeye, yazmaya, şiir, resim, karikatür, fotoğraf, öykü, oyun ve diğer sanatsal etkinlikler yoluyla düşünce açıklamaya, Derneğimizin düzenleyeceği etkinliklere katılmaya ve destek vermeye çağırmaktadır. 

Yüzyıllardan beri tartışılmakta olan ölüm cezasının lehinde ve aleyhinde pek çok görüş ileri sürülmüştür. Ölüm cezasını savunanların temel dayanağı, “ölüm cezasının caydırıcı olduğu” iddiasıdır. Fakat, bu güne kadar yapılan araştırmalar, ölüm cezasının suçların önlenmesinde caydırıcı olduğunu ortaya koymamıştır. Birleşmiş Milletler için 1988 yılında yürütülen ve ölüm cezasıyla cinayet oranları arasındaki ilişkiyi konu alan uluslararası bir araştırma şu sonuca varmıştır: “Bu araştırma, idamların ömür boyu hapis cezasına oranla daha caydırıcı bir etkiye sahip olduğunu gösteren bilimsel kanıtlar ortaya koymamıştır. Böylesi bir kanıtın gelecekte ortaya çıkması da pek olası değil.” 

Cezanın bir “öç alma” aracı olmadığı göz önünde bulundurulmalıdır. Aynı suçu işleyenlere ölüm ya da ömür boyu hapis cezası verilmesinin kabul edilebilir hiçbir ölçüsü bulunmamaktadır. Pozitif hukukumuzda dahi, Türk Ceza Yasası’nın “yargıcın takdiri ile ceza indirmeyi” öngören 59. ncu maddesinin uygulanması tümüyle “sübjektif değerlendirmelere” bağlıdır. 

Hiçbir ceza yargılama sistemi kusursuz değildir. “İdam Cezası” ile “hata” kavramlarını bir arada düşünmek dahi mümkün değildir. Ayrıca, ölüm cezası öngörülen bir çok suçun, dönemin siyasal değerlendirmeleri ile yakından ilgili olduğunu unutmamak gerekir. Yakın tarihimizde, önce idam edilip, bir süre sonra “iade-i itibar” kararı verilen siyasetçilerin durumu buna en güzel örnektir. 

Ölüm cezasının insan hakları ile bağdaştırılamayacağı kabul edilmektedir. Günümüzde pek çok ülke ölüm cezasını kaldırmıştır. Halen, Avrupa Konseyi üyesi ülkelerden sadece Türkiye’nin yasalarında ölüm cezası bulunmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin eki olarak, Avrupa Konseyi tarafından kabul edilen ve ölüm cezasının kaldırılmasını öngören 28 Nisan 1983 tarihli 6 Nolu Protokol, Türkiye tarafından bu güne dek onaylanmamıştır. Şubat 1999 tarihi itibariyle ölüm cezasını kaldıran ülke sayısı 67, ölüm cezasını fiilen uygulamayan ülke sayısı ise 23’tür. Türkiye, ölüm cezasını yasalarında bulunduran ve mahkemelerce de ölüm cezası verilen ülkeler arasındadır. Türk Ceza Yasası, Askeri Ceza Yasası, Kaçakçılığın Men ve Takibi Hakkında Yasa ve Orman Yasası olmak üzere, ülkemizde 4 ayrı yasanın 41 maddesinde ölüm cezası öngörülmektedir. 

İnsan Hakları Derneği (İHD), etnik köken, siyasal düşünce, cinsiyet, suç çeşitleri, savaş ya da barış zamanları gibi hiç bir ayrım yapmaksızın, koşulsuz olarak ölüm cezasına karşıdır. İHD, ölüm cezasının Türkiye’de ve dünyadaki tüm ülkelerde kaldırılmasını savunmakta ve bunun için uğraş vermektedir. 

Türkiye Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ek 6 Nolu Protokolü’nü onaylamalı ve yasalarından ölüm cezasını çıkarmalıdır. 1 Haziran 1999 tarihi itibariyle haklarında ölüm cezası verilip, kesinleşen 42 kişinin cezalarının infaz edilmeyeceği yönünde bir an önce yasa çıkarılarak, bu kişiler üzerindeki “manevi işkenceye” son verilmelidir. 

İnsan Hakları Derneği olarak;

  • Yaşam hakkını doğrudan ortadan kaldırdığı için;
  • Öç alma gibi ilkel bir anlayıştan kaynaklandığı için;
  • Suç işlemeyi önleme işlevi olmadığı için;
  • Suçluyu iyileştirme ve topluma kazandırma amacı güden çağdaş infaz anlayışına aykırı olduğu için;
  • Adli yanılgıları düzeltme olanağı bulunmadığı için;
  • İnsan yaşamına ve onuruna saygıyı yaygınlaştırmak için;

çağrımızı yineliyor, herkesi “Ölüm Cezasının Kaldırılması” kampanyasına destek ve ölüm cezasının kaldırılması yönünde imza vermeye çağırıyoruz. 

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ

Ölüm Cezasının Kaldırılması Kampanyası imza metni

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA 
ANKARA 

Avrupa Konseyi üyesi olan Türkiye; toplam 4 ayrı yasada ve bu yasaların 41 maddesinde düzenlenen çeşitli suçlar için ölüm cezası öngören tek ülkedir. 

Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ek 6 Nolu Protokolünü imzalamasını, üçüncü bin yıla girerken çağdışı olan ölüm cezasını öngören hükümlerin, yasalardan çıkarılmasını istiyorum. 

O nedenle, bir insan ve yurttaş olarak dilekçe hakkımı kullanıyor ve Başkanlığınıza başvuruyorum. 

Gereğini dilerim. 

Saygılarımla.