TBMM’nin Gündeminde Olan “İnfaz Yasası” Değişikliğine Dair Değerlendirme

Türkiye’de yargı ve siyaset ikilisinin yaratmış olduğu yapısal krizlerin aşılması için neredeyse yıllara sari yargı reformu paketleri çıkarılmasına sebep olmaktadır. Nitekim içinde bulunduğumuz 2025 yılında ilki Haziran ayında çıkarılan 10. Yargı Paketi, soruna çözüm olmayınca şimdi de 11. Yargı Paketi TBMM’ye sunulmuştur.

Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı sağlanmadan, bozulan anayasal ve yasal yargı hiyerarşisi onarılmadan, HSK demokratik bir yapıya kavuşturulmadan kalıcı bir çözüme ulaşmak mümkün değildir. Çünkü yapısal sorunlar, palyatif tedbirlerle giderilemez. Bu bakımdan TBMM’de grubu olan tüm siyasi partileri, sonuçlara değil sebeplere ve yapısal sorunları çözmeye odaklanmaya davet ediyoruz.

İHD, Kürt Meselesinde barışçıl çözümün konuşulmasını ve silahların devre dışı bırakılmasını memnuniyetle karşılamaktadır. PKK’nin kendini fesh etmesi, ardından silah bırakması, Türkiye sınırlarından çekilmesi ve nihayet TSK ile karşılaşma riski bulunan kampları ve sığınakları boşaltılması Kürt Meselesinde kalıcı bir barış için muazzam fırsatlar yaratmıştır.  Buna karşın iktidarın/devletin süreci ve barış fikrini tahkim etmek için harekete geçme konusunda ayak sürümesini de hayretle karşılamaktadır.

Böyle bir ortamda TBMM’ye sunulan 11. Yargı paketinde öncelik, siyasi nedenlerle hapishanelerde tutulan mahpusların serbest bırakılması ve yapısal olarak infazda eşitsizliğe neden olan adli-siyasi ayrımının kaldırılması olmalıyken; kadına yönelik şiddet faillerinin, cinsel saldırı, cinayet ve çocuk istismarı faillerinin, uyuşturucu suçlarından yargılananların serbest bırakılmasının önünü açacak düzenlemelere öncelik verilmesini, toplumsal barışa hizmet etmediğinin ve insan hakları değerlerine aykırı olduğunun bir kez daha önemle altını çiziyoruz.

Bu bağlamda yıl içinde ikinci defa TBMM’nin gündemine getirilen infaz yasasında da değişiklik içeren yasa tasarısında, hasta mahpuslar ve keyfi infaz uzatma uygulamalarına dair bir iyileştirme içermediği görülmektedir. İHD’nin Nisan 2025 yılında açıkladığı rapora göre Türkiye’deki hapishanelerde tespit edebildiğimiz 161’i kadın ve 1251’i erkek olmak üzere en az 1412 hasta mahpus bulunmaktadır. Tıbbi bilgileri ışığında 335 hastalıkları ağır olarak nitelendirilen mahpus bulunmaktadır. Yine İHD’nin 2024 Yılı Hapishane Raporuna göre 2024 yılında tespit edilebilen 55 mahpus hapishanede yaşamını yitirmiştir.

Aynı şekilde hapishanelerde bulunun çok sayıda mahpusun şartlı salıverilme hakları, Cezaevi İdare ve Gözlem Kurullarının keyfi ve subjektif kararlarıyla yıllarca uzatılmaktadır. Kamuoyunda infaz yakma olarak adlandırılan bu uygulama “hapislik içinde hapislik” gibi ikincil ve keyfi bir cezalandırma aracı haline gelmiştir.

Halihazırda devam eden soruşturma ve kovuşturmalar gözetildiğinde İnfaz Yasasında yapılması düşünülen değişiklik ile 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremde yaşamını yitiren binlerce kişinin faillerini de kapsamaktadır. Deprem mağdurları ve kurbanları açısından adalet sağlanmadan yapılacak bir düzenleme, adalet duygusunu derinden sarsacak, gelecekte de bu tür suçların işlenmesi konusunda muhtemel failleri cesaretlendirecektir. Bu nedenle 6 Şubat depremi faillerinin yasa kapsamından çıkarılmalıdır.

Bu vesile ile İHD nihai olarak TCK’nın Üçüncü ve Dördüncü Bölümde düzenlenen suçlar bakımından tutuklu ve hükümlü olan kişilerin serbest bırakılmasını öngören bir yasal düzenleme yapılmasının toplumsal barışın ve hukuk devletinin inşası açısından kaçınılmaz bir zorunluluk olduğunu da kamuoyuyla paylaşmak isteriz.

Bu dramatik tablo karşısında, infaz yasasında yapılması planlanan değişikliğin öncelikle yüksek risk grubunda bulunan hasta mahpusları ve şartlı salıverme hakları ihlal edilen mahpusları da kapsama alması ve adli ve siyasi mahpuslar arasında infaz eşitliğini de içerecek şekilde genişletilmelidir. Ayrıca kadın ve çocuklara karşı işlenen suçlar ve deprem faillerinin de düzenleme dışında bırakılması için TBMM’de grubu bulunan tüm siyasi partileri duyarlılığa davet ediyoruz. Bu yönde yapılacak düzenlemelerin, toplum nezdinde sarsılan adalet ve eşitlik duygusunu onaracağı gibi çözüm sürecinin başarısı için de önemli bir katkı sunacaktır.

İnsan Hakları Derneği