Bilgi Notu: Türkiye’de Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Hakkı

İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) Türkiye’de Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Hakkı Bilgi Notu şimdi yayımda. Bilgi notunu incelemek için lütfen tıklayınız… 

TOPLANTI VE GÖSTERİ HAKKINA ÜÇLÜ KISKAÇ

İDARE YASAKLIYOR, POLİS ENGELLİYOR, YARGI CEZALANDIRIYOR

İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) bilgi notuna göre, Türkiye’de toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına yönelik engellemeler istisnani değil sistematik.  Her türlü hak arayışı ve eleştirel gösteri önce mülki idare tarafından yasaklanıyor, sonra kolluk zoruyla engelleniyor, en son aşamada ise gösteri hakkını kullananlar yargılanıyor. Bilgi notuna göre, 2025 yılında vali ve kaymakamlıkların eylem ve etkinlik yasaklarından etkilenen toplam nüfus 40 milyonun üzerinde. En az 131 kişi toplantı ve gösterilere yönelik kolluk müdahalesinde yaralanırken, en az 8477 kişi bu müdahalelerde gözaltına alındı, en az 1112 kişi tutuklandı. İHD, toplantı ve gösterileri kısıtlayan değil güvence altına alan bir mevzuat için acil reform çağrısında bulundu. 

İHD, Türkiye Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Hakkı başlıklı bir bilgi notu hazırladı. Bireylerin ve toplulukların düşüncelerini duyurabilmelerinin, ortak taleplerini ifade edebilmelerinin ve siyasal karar alma süreçlerini etkileyebilmelerinin ancak bu hakkın etkin bir biçimde korunmasıyla mümkün olduğuna dikkat çekilen bilgi notunda, bu nedenle bu hakkın hem Anayasa hem de uluslararası sözleşleşmelerle korundu hatırlatıldı. Ancak İHD’nin bilgi notuna göre, Türkiye’de bu hakkın kullanımına ilişkin yasakçı uygulamalar Gezi Parkı protestoları sonrası hız kazanarak, 2016 darbe girişiminin ardında ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) ve sonrasında kurumsallaşmış durumda. İşçi eylemlerinden kadın eylemlerine, belediyelere dönük kayyum ve yargı operasyonlarına yönelik tepkilerden Onur Yürüyüşleri’ne, doğa ve yaşam savunucularının protestolarından öğrenci eylemlerine kadar her türlü hak arayışı ve eleştirel toplantı ve gösteri sistematik biçimde engelleniyor. 

2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu bu özgürlüğü koruyan bir çerçeve sunmaktan ziyade, Anayasa’ya aykırı bir biçimde onu sınırlandırmaya hizmet ediyor. Valiliklerin toplu etkinliklere yönelik “güvenlik” veya “kamu düzeni” gerekçesiyle aldığı genel nitelikli, sınırsız, gerekçesiz yasak kararları da toplanma hakkını fiilen ortadan kaldırıyor.

Bilgi notunu incelemek için lütfen tıklayınız… 

13 İLDE 126 GÜN YASAK

Bilgi notunda bu hakkın kullanımına yönelik sistematik engelleme üç aşamada gerçekleştiği aktarılıyor. İlk aşamada gösteri daha düzenlenmeden valilik ya da kaymakamlık kararlarıyla yasaklanıyor, gösterinin yapılacağı yerin çevresine ulaşım durduruluyor ya da kısıtlanıyor. Bilgi notuna göre, 2025 yılında valilikler 13 ilde 19 farklı kararla toplamda 126 gün süreyle il genelinde her türlü eylem ve etkinliği yasakladı. Aynı dönemde 10 ilçede 11 farklı Valilik/Kaymakamlık kararıyla toplamda 74 gün süreyle her türlü eylem ve etkinliği yasakladı. İl genelinde yasak kararı verilen 13 ilde bu karardan etkilenen toplam nüfus 40 milyon 834 bin 555 kişi oldu. 

ÖNCE POLİS ŞİDDETİ, SONRA YARGI TACİZİ

Engellemenin ikinci aşamasını ise, polis ve jandarma müdahaleleri oluşturuyor. 2025 yılında polis güç kullanarak en az 268 gösteriye müdahale etti. Bu müdahaleler sırasında 131 kişi yaralanırken, 8477 kişi gözaltına alındı.

Üçüncü aşama ise yargı devreye giriyor. İHD’nin tespitlerine göre 2025 yılında toplantı ve gösterilere katılan kişiler hakkında açılan davalar sonucu en az 1112 kişi tutuklanırken, en az 1625 kişi hakkında adli kontrol kararı verildi. Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre ise, 2025 yılında 2911 sayılı Kanun kapsamında 4035 kişi hakkında ise kamu davası açılırken, yargılanan 4713 kişiden 502’si hakkında mahkumiyet kararı verildi. Bilgi notunu incelemek için lütfen tıklayınız… 

Bilgi Notunda şu tespitlere yer verildi: 

  • 19 Mart 2025’te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması takip eden 9 günde protestolar nedeniyle en az 1879 kişi gözaltına alındı, en az 260 kişi tutuklandı.
  • İstanbul’da 2025 yılı 1 Mayıs etkinliklerine yönelik kolluk müdahalelerinde 10’u çocuk, 11’i avukat, en az 419 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanların 6’sı tutuklanırken, en az 30 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
  • İstanbul’da 8 Mart etkinliklerine yönelik müdahalelerde 2’si çocuk en az 132 kişi gözaltına alındı. Çok sayıda yol, toplu ulaşım durağı ve meydan yaya ve araç trafiğine kapandı. 25 Kasım’da İstanbul’da yine benzer yasaklar dikkat çekti, en az 23 kişi gözaltına alındı. 2
  • 24 Temmuz 2015 – 24 Temmuz 2024 döneminde Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde en az 361 toplumsal gösteri ve yürüyüşe müdahale edilirken, en az 570 gösteri yasaklandı ya da ertelendi. Yine aynı dönemde bu hakkında kullanımına yönelik ihlaller sonucu en az 27 bin 984 kişi gözaltına alınırken, 5 bin 677 kişi tutuklandı. Kolluk müdahaleleri sonucunda en az 25 kişi yaşamını yitirirken, en az 436 kişi yaralandı.
  • 2025 yılı Onur Ayı etkinlikleri ve Trans Onur Yürüyüşlerine yönelik kolluk müdahalelerinde 3’ü gazeteci en az 104 kişi gözaltına alındı.
  • Halep’te Kürtlerin yoğun yaşadığı bölgelere yönelik saldırılar nedeniyle Türkiye’nin çok sayıda ilinde başlayan protestolarda en az 923 kişi gözaltına alındı, 119 kişi tutuklandı.
  • 2025 yılında, Gazze’ye destek vermek ve/veya İsrail’i ve Türkiye’nin İsrail politikasını eleştirmek için gerçekleştirilen toplantı ve gösterilere yönelik müdahalelerde en az 45 kişi gözaltına alındı, 1 kişi tutuklandı, en az 23 kişi hakkında yargılama başlatıldı.

Bilgi notunu incelemek için lütfen tıklayınız… 

ACİL REFORM ÇAĞRISI

Raporun sonuç bölümünde, bu hakkın kullanımının sınırlayan değil güvence altına alan bir reforma ihtiyaç duyulduğu belirtilerek yapılması gerekenler şöyle sıralandı: 

  • 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu barışçıl toplantı hakkını güvence alacak şekilde değiştirilmeli,
  • 5442 sayılı yasa değiştirilerek valilik ve kaymakamlara verilen yasaklama yetkisinin ölçülülük testiyle sınırlandırılmalı,
  • LGBTİ+ etkinlikleri üzerindeki tüm kategorik yasaklar kaldırılmalı,
  • Kolluk görevlileri hakkında etkili soruşturma yürütülmesinin önündeki engellerin kaldırılmalı,
  • Gözlemci ve gazeteci haklarının güvence altına alınmalı.

Bilgi notunu incelemek için lütfen tıklayınız…