Bolu Kartalkaya Yangınını Unutmuyoruz, Unutturmuyoruz

21 Ocak 2025 tarihinde Bolu Kartalkaya’da meydana gelen otel yangınında 78 insanımızı kaybettik.

Bu olay yalnızca çok sayıda insanın yaşamını yitirdiği bir facia değil; aynı zamanda devletin yaşam hakkını ve insan haklarını koruma yükümlülüğünün ağır biçimde ihlal ettiğinin de açık bir göstergesidir.

İhmaller sonucu meydana gelen büyük faciadan bu yana bir yıl geçti. Ancak geçen bu süre içerisinde yürütülen soruşturma ve yargılama süreçleri ve verilen cezalar ne ailelerin ne de kamuoyunun adalet beklentisini karşılamamış yaşanan acıyı hafifletmiştir. Çünkü bu olayda gerçek sorumlular yargı önüne çıkarılmamış, siyasi ve idari sorumluluklar görmezden gelinmiştir.

Daha önce de ifade ettiğimiz gibi, bu faciadan ders çıkarmak bir tercih değil, zorunluluktur. Bu süreç, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmelerine ve kendi iç hukukuna uygun davranıp davranmadığının da bir göstergesidir.

Ne yazık ki Kartalkaya faciası özelinde hem idarenin hem de yargının insan haklarına uygun davranmadığı açıkça görülmektedir.

Bu olayın baş sorumluları arasında yer alan ve soruşturulması gereken Turizm Bakanı ve diğer idari personeller ile ilgili hiçbir adli ya da idari soruşturmanın dahi başlatılmamış olması kabul edilemez bir durumdur.

Kaldı ki, denetimleri yeterli şekilde yapılmayan bu otelin, Turizm Bakanı’nın kendi turizm şirketi aracılığıyla tanıtımının yapılmış olması, sorumluluğu daha da ağırlaştırmaktadır.

Bugün, ailelerin kaybettikleri yakınlarına duydukları özlemi ve acıyı dile getirdikleri bugünde, Turizm Bakanı’na yönelik eleştirileri son derece haklıdır. Yaşam hakkı ve insan hakları hiçbir ihmale kurban edilemez. Hele ki siyasi iradenin böyle bir ihmalde bulunma ya da bu ihmali görmezden gelme hakkı kesinlikle yoktur.

Bu nedenle Kartalkaya faciasının yıldönümünde bir kez daha siyasal iradeye çağrıda bulunuyoruz:

Turizm Bakanı derhal görevden alınmalı; başta Turizm Bakanı olmak üzere bu olayda ihmali bulunan tüm idari yetkililer hakkında gecikmeksizin etkili, bağımsız ve şeffaf bir soruşturma başlatılmalıdır.

Adalet sağlanmadan, gerçek sorumlular yargı önüne çıkarılmadan ve yaşam hakkını önceleyen bir anlayış tesis edilmeden bu acının dinmesi mümkün değildir.

İnsan Hakları Derneği