Etnik Stereotipler Toplumsal Barışı Zehirler!

Son günlerde Samandağ’da yaşanan olaylar ve ardından yapılan açıklamalar, yorumlar üzerinden “bıçaklı Kürt inşaat işçisi” söyleminin, özellikle Sovtna gibi yayın organları aracılığıyla yaygınlaştırıldığını üzülerek izliyoruz. Bu tür genellemeler, bireysel bir eylemi tüm bir topluluğa mal ederek, bilinçli biçimde etnik nefretin zeminini hazırlamaktadır. Tarih boyunca bu yöntemin sonuçları ortadadır: ABD’de “suçlu siyah” klişesi, dünyanın çeşitli yerlerinde “hırsız Roman” klişesi, Orta Doğu’da farklı halklara yönelik sistematik önyargılar… Bu söylemler, toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir, şiddeti meşrulaştırır ve birlikte yaşamı imkânsız hale getirir.

Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmeleri, etnik kimliğe dayalı ayrımcılığı açıkça yasaklamaktadır:

Birleşmiş Milletler Irk Ayrımcılığının Önlenmesi ve Ortadan Kaldırılması Uluslararası Sözleşmesi (ICERD), Madde 4: Devletler, “ırkçı veya etnik nefreti teşvik eden propaganda ve örgütlenmeleri yasaklamak”la yükümlüdür.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS), Madde 14: Sözleşmede tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, ırk, renk, dil, din, ulusal veya sosyal köken gibi herhangi bir sebeple ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır.

Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi (ICCPR), Madde 20(2): “Ulusal, ırksal veya dinsel nefreti teşvik eden her türlü savunuculuk, ayrımcılığa, düşmanlığa veya şiddete teşvik eden propaganda yasaktır.”

Bu belgeler, sadece devleti değil, kamuoyu oluşturma gücüne sahip basın organlarını da sorumluluk altına sokmaktadır. Gazetecilik, gerçeği aktarma ve kamu yararını gözetme mesleğidir; önyargı üretmek, nefret dili yaymak ve toplumsal grupları hedef göstermek değildir.

Sovtna başta olmak üzere tüm yerel basına açık çağrımızdır:

Etnik kimlikleri hedef alan, tekil olaylardan genelleme üreten ve toplumsal barışı zedeleyen bu tehlikeli dili derhal terk edin. Basın özgürlüğü, nefret söylemi üretme ve yayma özgürlüğü değildir.

Toplumsal barış, önyargı ve nefret diliyle değil; farklı kimliklerin eşit, özgür ve onurlu biçimde bir arada yaşamasıyla mümkündür. Herkes için eşit güvenlik ve adalet talebi, kimlikten bağımsız, temel bir insan hakkıdır.

İHD Hatay Şubesi olarak, kimliği ne olursa olsun bir kişinin suçunun yalnızca kendisini bağladığını bir kez daha vurguluyoruz. Irkçı stereotipler, sadece hedef alınan topluluğu değil, hepimizi tehdit eder.

İyi ki İHD var!

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ HATAY ŞUBESİ