13-14 Haziran 2026 tarihleri arasında Ankara’da toplanan İHD Merkez Yönetim Kurulu ve Şube Eş Başkanları toplantısının sonuç bildirgesini kamuoyuyla paylaşıyoruz.
Toplantımızda Şube Eş Başkanlarımızın yaptığı bildirimlere göre son dönemlerde şubelerimize çok sayıda ajanlık dayatması başvurusunun yapıldığı, bu uygulamanın yaygın bir hal aldığı, yapılan suç duyurularının gerekli araştırma ve soruşturmalar yapılmadan sonuçsuz bırakıldığı belirtilmiştir. Mağdurlar, hem can güvenlikleri, hem de kişi özgürlüğü ve güvenliği haklarından endişe duymaktadırlar. Bu iddialara ilişkin olarak bir rapor hazırlanması karar altına alınmış, ayrıca bu iddiaların etkin bir şekilde soruşturulması için İçişleri ve Adalet Bakanlığına başvurular yapılması karar altına alınmıştır.
İşsizlik ve yoksullaştırma politikalarının bir sonucu olarak çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu binlerce kişinin yasadışı sanal bahis ve çeşitli suç örgütlerinin kucağına itildiği, bu ve diğer psikososyal ve ekonomik sebeplerle intihar oranlarında artışlar gözlendiği Şubelerimizce yapılan bir diğer tespittir. Bu tespitten yola çıkarak gelir dağılımı adaletsizliği, işsizlik, sabit gelirli emekçilerin ve asgari ücretin satın alma kapasitesinin her gün aşınması, buna paralel olarak Türkiye’nin hukuk ve adalet endeksindeki gerilemenin büyük bir etken olduğu sonucuna varılmıştır. Artan güvenlik harcamalarına karşılık, eğitim, sağlık ve sosyal politikalar alanındaki bütçenin küçüldüğü tespitinden hareketle önümüzdeki dönemlerde bütçe izleme programlarının hayata geçirilmesi önerilmiştir.
İktidarın basın özgürlüğü, ifade ve örgütlenme özgürlüğü, mahpus hakları, kadın, çocuk ve LGBTİ hakları gibi pek çok alanda giderek otoriterleşen, yasaklayıcı ve sınırlayıcı bir gerilim politikası izlediği vurgulanmıştır. İHD bu vesile ile bir kez daha TBMM Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından kabul edilen ve 18 Şubat 2026 tarihinde açıklanan raporun yedinci (7.) bölümünde belirtilen; tamamen yargısal ve idari pratiklerden kaynaklı antidemokratik uygulamalara son verilmesini, bu maddede ifade edilen demokratikleşme önerilerini hayata geçirmeye çağırmaktadır.
Türkiye hukuk sisteminin bir toplum mühendisliği edasıyla ve hukuk dışı bir şekilde siyasete müdahale etmesi sonucu demokrasinin temeli olan çoğulcu siyaset imkanı ortadan kaldırılmıştır. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ile başlayan ve hız kesmeden CHP’li belediyelere yönelen bu siyasi operasyonlar, nihayet CHP’ye kayyum atanmasıyla devam etmektedir. Yüksek Seçim Kurulunun görev ve yetki alanında olan bir işlem, yaratılan yetki kargaşası ve nihayet yetki gaspı sonucunda verilen bir karar ile ana muhalefet partisinin üç yıl önce yapmış olduğu büyük kongresi iptal edilmiştir. Sonrasında ortaya çıkan tablo ise Türkiye demokrasisi açısından ibret vericidir. Siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır. AİHM, çoğulculuğu ve hoşgörüyü demokratik bir toplumun temel taşı olarak görür. Siyasi partiler, vatandaşların farklı taleplerini siyasete kanalize eden ve toplumun her kesimini kucaklayan araçlar olarak tanımlanır. Bu bağlamda, siyasi partilerin özgürlüğü ve örgütlenme hakları demokrasinin en üstün değerlerinden biri sayılır. MYK’mız ve Eşbaşkanlarımız CHP’ye yönelik bu yargı tacizine son verilmesini, tutuklu belediye başkanları, parti üyeleri ile belediye çalışanlarının derhal serbest bırakılmasını, hukuka aykırı butlan kararının Yargıtay tarafından derhal kaldırılmasını talep etmektedir.
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi 9-11 Haziran 2026 tarihleri arasında toplanarak aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 24 ülkenin yerine getirilmeyen AİHM kararlarını görüşmüştür. Komite toplantı sonucunda AİHM’in daha önce verdiği kararlara atıfta bulunarak; Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ Şenoğlu’nun tutukluluk ve mahkumiyetleri için esas alınan delillerin yeterli olmadığını, tutukluluk ve mahkumiyetlerinin bir siyasi motivasyonun sonucu olduğunu ve bu motivasyonun halen varlığını koruduğunu belirterek Demirtaş ve Yüksekdağ’ın derhal serbest bırakılmasını talep etmiştir. Kararda benzer tespit ve talepler Osman Kavala açısından da dile getirilmiştir. Bir kez daha iktidarı AİHM ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin kararlarını yerine getirmeye Kavala ve Kobani davasında tutuklu bulunan Demirtaş ve Yüksekdağ başta olmak üzere bu davada tutuklu bulunan tüm siyasetçilerin derhal serbest bırakılması çağrımızı yineliyoruz.
İHD tüm eksikliklerine rağmen barış sürecini desteklemektedir. Ekim 2024 yılından bu yana silahlı çatışmalardan kaynaklı yaşam hakkı ve hak ihlallerinin yaşanmaması tek başına süreci sahiplenmek için yeterli bir gerekçedir. Ancak örneklerinde görüldüğü üzere yasal reformlarla desteklenmeyen süreçlerin yeniden kendini üretmesi ve tekrarlanma riski taşıdığını bir kez daha vurgu yapmak isteriz. Örgütün kendini fesh etmesi ve silah bıraktığını açıklamasının üzerinden 13 ay geçmesine rağmen süreci destekleyecek yasal düzenlemeler konusunda herhangi bir adım atılmamış olması endişe vericidir. Sürecin başarısı Türkiye’de yaşayan tüm halkların ve inançların yararınadır. Bu nedenle daha fazla gecikmeden “geçiş dönemi yasası” derhal çıkarılmalıdır.
Bu yasa;
- Tüm silahlı militanların geri dönüşünü sağlayacak güvenceler içermeli, geri dönenlerin ekonomik, sosyal ve siyasal yaşama katılmalarını, tedavi ve rehabilitasyonlarını sağlayacak mekanizmaları da içermelidir.
- Yasa; tüm siyasi mahpusları kapsayacak bir genel af şeklinde düzenlenmelidir.
- İnfaz yasası yeniden düzenlenmeli, infaz eşitsizliği ortadan kaldırılmalıdır. Temel bir insan hakkı olan ve AİHM kararlarıyla çerçevesi çizilen umut hakkı konusunda da AİHM standartlarına uygun bir düzenleme içermelidir.
- Yasa; geçmişin yarattığı husumetlerin yeniden canlanması riskine karşılık olarak koruculuk sistemi lağvedilmeli, tüm korucular silahsızlandırılmalı; yaşları, hizmet süreleri gözetilerek belirlenecek kriterler çerçevesinde bir kısmı emekliye ayrılmalı, geri kalanların da çeşitli kamu kurumlarında istihdam edilmelerini sağlayacak düzenlemeler içermelidir.
- KHK’lar ile kamudan ihraç edilen tüm personel, özlük hakları ile birlikte kamu görevlerine iade edilmesini sağlayacak düzenlemeler içermelidir.
- Yasayla; tüm bu süreci denetleyecek siyasi parti temsilcileri, yürütmeden kamu görevlileri ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin bulunduğu bir izleme ve denetleme kurulu oluşturulmalıdır.
- Yasayla; KHK ile Belediye Mevzuatına eklenen Kayyuma ilişkin düzenlemeler kaldırılmalı, yerine kayyum atanan belediye başkanları görevlerine iade edilmelidir.
İnsan Hakları Derneği olarak; hukukun üstünlüğünün, demokratik siyasetin, insan hak ve özgürlüklerinin güvence altına alındığı, çatışmasızlığın kalıcı barışa dönüştüğü bir coğrafya için mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz.



