ADRESİ DEĞİŞSE DE SOYKIRIMDIR DEĞİŞMEYEN

21.05.2014

ADRESİ DEĞİŞSE DE SOYKIRIMDIR DEĞİŞMEYEN

 “yorgun düştüler savaşmaktan

Çağrılar yaptılar tüm dünyaya

Sağır olmuştu insanlık seslerini duyuramadılar

Sonunda yenildiler

Sonra savruldular dünyanın dört bir yanına nar taneleri gibi…”

İngiltere, Fransa ve Osmanlı ile Rus Çarlığı arasında Karadeniz’in denetimi amacıyla başlayan Kırım Savaşı sonrasında Kuzey Kafkasya topraklarının kontrolünü Rus Çar’lığına devredildi. Rus Çar’lığı 1854 başlattığı Ruslaştırma politikalarıyla binlerce yıldır o bölgede yaşayan Çerkes halkının sürülmesini,  Karadeniz’in güvenliği ve Rus birliğinin sağlanması için zorunlu görmekteydi.1859’da Ruslar, bölge nüfusunu kıyı bölgelerine sürmek amacıyla dağ köylerini boşaltmak ve direnenleri katletmeye yönelik bir askeri seferberlik başlattı. 1860’ta Çar II. Aleksander tarafından Çerkesler’e iki seçenek sunuldu: Ya bataklık olan Don bölgesine yerleşecekler ya da Osmanlı’ya sürgün gideceklerdi. Osmanlı kendi nüfus politikalarına uygun bulduğu için bu sürgüne gönüllü ev sahipliği yapmayı kabul etti. Çerkesler cevap olarak bağımsızlıklarını ilan etti. Katliamlar devam etti. Rusların kendi rakamlarına göre üç yıl içinde 450 binin üzerinde Çerkes öldürülmüştü. 1864’te sağ kalanların, Sochi ve diğer limanlardan Osmanlı topraklarına gönderilmesine başlandı. Kimi tarihçilere göre 1.200.000 civarında insan sürgün edildi. Bunun tahmini 400 bin kadarı tutuldukları kamplarda, gemilerde; açlıktan, hastalıktan, yoksulluktan, donarak, boğularak yaşamlarını yitirdiler. Çok değil, bundan 150 yıl kadar önce, 1 milyonun üzerinde Çerkes yaşadıkları topraklardan zorla sürülerek hayatını kaybetti. Tarihin en eski dönemlerinden beri yaşadıkları anayurtları Kafkasya’da bir dil ve kültür geliştiren Çerkesler yüzyıllarca süren direnişe rağmen, büyük devletlerin kolonyalist politikaları ve hedefleri doğrultusunda yaşanan soykırımla, bir halk anayurdundan koparılmış oldu. Bu, modern Avrupa tarihinde yaşanan ilk etnik temizlik, ilk soykırımdır.

21 Mayıs Çerkesler’in 1864’ de uğradığı soykırım ve sürgünün yıl dönümü.

Tüm bu tarihi arka perdeye rağmen sadece Gürcistan Çerkes soykırımını tanıdı. Tüm dünya; hala dillerini, kültürlerini unutarak, asimile olarak varlıklarını yaşayan Çerkesler’in bir soykırım kurbanı olduğunu kabul etmedi. Türkiye de ise asimilasyon kimliklerinin, dillerinin, kültürlerinin unutturulmasına dek vardı.

Biz İnsan Hakları Derneği olarak, soykırıma uğramış tüm halklar için, öncelikle tüm soykırımların dünyaca tanınmasını, hafıza merkezlerinin kurulmasını, onarıcı adaletin yani tanıma, özür dileme, yargılama ve kayıpların tazmininin gerçekleşeceği sürecin bir an önce başlatılmasını istiyoruz. Soykırım bir insanlık suçudur ve suçluların tarih ve insanlık vicdanında mahkûm edilmesini istiyoruz.

Çerkes Soykırım gününde de Çerkes soykırımının tanınması için başta Türkiye cumhuriyeti hükümeti olmak üzere tüm dünyaya sesleniyoruz:

*Türkiye ve diğer devletler tarafından “Çerkes Soykırım ve Sürgünü”  tanınmalıdır.

* Türkiye’deki diğer halklar gibi Çerkesler de inkar ve asimilasyon politikalarının kurbanı olmuştur. Toplumsal barışın inşası için Türkiye’de yaşayan tüm farklı kimliklerle beraber Çerkeslerin de dillerini, kültürlerini, kimliklerini yaşayabilmek ve yaşatabilmesi adına tüm kolektif hakları tanınmalı ve var olan yasal engeller kaldırılmalıdır.

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ

Bir cevap yazın