BAŞKALE İLÇESİ KOÇDAĞI KÖYÜNDE MEYDANA GELEN OLAYDA YAŞAMINI YİTİREN MURAT YILMAZ’A İLİŞKİN ARAŞTIRMA-İNCELEME RAPORU

11 MART 2009 TARİHİNDE VAN İLİ BAŞKALE İLÇESİ KOÇDAĞI KÖYÜNDE MEYDANA GELEN OLAYDA YAŞAMINI YİTİREN MURAT YILMAZ’IN GÜVENLİK GÜÇLERİ TARAFINDAN İNFAZ EDİLDİĞİ VE CENAZE TÖRENİ ESNASINDA KOLLUK GÜÇLERİNİN KEYFİ MÜDAHALE İDDİALARINA İLİŞKİN ARAŞTIRMA-İNCELEME RAPORU

OLAY

11 Mart 2009 tarihinde İnsan Hakları Derneği Van Şube Başkanına ait telefonu arayan bir kişi, başvurusunda “Başkale ilçesi Koçdağı köyünün İran sınırına yakın bir yerde bize askerlerce akrabalarımıza ateş açıldı. Bu ateş sonucunda bir akrabamız öldü biri de yaralandı. Cenazeyi ve yaralıyı Başkale Devlet Hastanesine getirdik. Bunlarla beraber olan birçok kişiden de haber alamıyoruz. Haber alamadıklarımızın yaşamından endişe duyuyoruz. Sizlerden yardım ve diğer ilgili kurumlardan yardım talep ediyoruz.” Şeklinde beyanda bulunmuştur.
 
AMAÇ

Yapılan başvuru üzerine, iddia edilen durum için mağdurlar, resmi kurumlar ve varsa görgü tanıkları ile görüşmek, araştırma ve incelemeler ile elde edilen bilgiler ışığında rapor hazırlamak, raporu ilgili, yetkili kurum ve makamlara göndererek maddi gerçeğin açığa çıkarılmasına katkıda bulunmak, kamuoyunun gerçek bilgiye ulaşmasını sağlamak, çeşitli ulusal ve uluslararası mevzuatlarda güvence altına alınan yaşam hakkının korunmasına katkıda bulunmak, fail/failler hakkında gerekli soruşturmanın başlatılmasını talep etmek amacıyla bir insan hakları heyeti oluşturulmuştur.

HEYETİN OLUŞUMU

Olayı araştırmak ve incelemeler yapmak üzere İHD MYK Üyesi-Van Şube Bşk. Av. Cüneyt CANİŞ, Van Barosu Avukatlarından Av. Murat ÇAKIR, MAZLUMDER Van Şube Yönetim Kurulu üyesi Abidin ENGİN ve Çağdaş Hukukçular Derneği Van Şubesinden Av. Zeki KUTLUK ‘un içinde yer aldığı bir heyet oluşturulmuştur. 

Heyetimiz adına İnsan Hakları Derneği Genel Merkezi tarafından 19.03.2009 tarihinde faks ile Başkale İlçe Kaymakamlığından, Başkale Cumhuriyet Başsavcılığından ve Başkale İlçe Emniyet Müdürlüğünden randevu talep edilmiştir.  Randevu talebimize Başkale kaymakamlığınca cevap yazısı verilmemiş, Başkale Cumhuriyet Başsavcılığı ise Adalet bakanlığından talep edilecek izin doğrultusunda görüşme yapılacağı bildirilmiştir. Başkale ilçe emniyet müdürlüğü ise verdiği yazılı cevapta olayın kendi sorumluluk alanlarında meydana gelmediğini ilgili kurumla irtibata geçilmesini gerektiğini belirtmiştir.

Heyetimiz 20.03.2009 tarihinde Başkale ilçesine hareket etmiştir. Randevu talebine cevap verilmemesine rağmen İlçe kaymakamlığına saat 10.00 da gidilmiş ilçe kaymakamı makamında olmadığından aynı bina içinde yer alan ilgili cumhuriyet savcısı ile makamında görüşme yapılmıştır.  Bu görüşmeden sonra ilçe kaymakamı Yunus KALAYCI ile ilçe milli eğitim müdürlüğünde görüşme yapılmış, ilçe emniyet müdürlüğü ise randevu talebine olumsuz cevap vermiştir.

HEYETİN YAPTIĞI GÖRÜŞMELER

İsa YILMAZ (50-Murat YILMAZ’ ın Babası):
İsa YILMAZ  “ Olay tarihinde ben evdeydim. Yatsı namazını kıldım ardından hasta komşumu ziyaret edecektim. Evden çıkarken bağrışmalar duydum, telefon açmışlar sınırda ölü ve yaralılar olduğunu söylemişler. Ardından arabaya bindik olay yerine gidecektik, minibüse bindik bu esnada asker panzeri ile karşılaştık. Mahmudan (Mahmudava) köyü/bölgesine yaralılar getirilmişti. Ben yaralı olan Bişar’ ı gördüm. Oğlumu göremeyince aradım, köy çıkışında oğlumu önüme getirdiler. Yaşayıp yaşamadığını sordum oradakiler bir şey söylemeyince oğlumu sarstım ancak ses vermedi. Oğlumu oraya kendisi ile giden arkadaşları getirmişti. Mahmudan köyünde araca bindirdik, oradan Başkale Devlet Hastanesine götürdük. Hastaneye götürdükten sonra bizim cenazeyi görmemize izin vermediler. Ailemde bulunanların tamamı baygınlık geçirdi, birçoğu cenaze ile Van iline gidemedi ben gittim ertesi gün akrabalarımla birlikte cenazeyi alarak Başkale’ ye döndük. Cenazeyi alıp Arvasi camiine namaz kılmak için götürecekken bir anda polis bize gaz bombası attı cenaze ortada kaldı. Daha sonra cenazeyi zorlukla camiye götürdük ancak kapı kilitliydi. Kapı kilitli olduğu için geri döndük, bu kez yine polis tarafından gaz bombası atıldı. Ayrıca sıkılan silah sesleri duydum ancak sayısını hatırlamıyorum. Benim oğlum neden öldürüldü, bilmiyorum, hesabının verilmesini istiyorum” biçiminde beyanda bulundu.

Zafer ATALAY(1983 Doğumlu-Olayın Görgü Tanığı):
Zafer ATALAY ile yapılan görüşmede  “  biz olaya tarihinde 32 kişi ve yaklaşık 80 at ile İran sınırına doğru gidiyorduk. İran sınırına yaklaşık 3 kilometre kala Koçdağı karakolundan bulunduğumuz yere iki defa havan topu atışı yapıldı ancak bize zarar vermedi. Daha sonra Koru Karakolu yakınlarına geldiğimizde bu karakoldan yine top atışına maruz kaldık. Yapılan top atışında top güllesi tam atların içine düştü ve iki arkadaşımızla birlikte altı atın yere düştüğünü gördüm. Korktuğumuz için İran sınırına doğru kaçtık. İki top atışı daha yapıldı bu esnada arkadaşlarımızdan biri  “ biri yaralandı” şeklinde bağırdı. Biraz zaman geçtikten sonra geri dönüp arkadaşımızın yarasını sarıp bir ata bindirdik ve Mahmudan Köyüne doğru getirdik bu yaralının ismi Bişar AYHAN’DI. Diğer arkadaşımız Murat YILMAZ ölmüştü, birkaç kişiye siz cenaze ile kalın ardından alın getirin dedik. Yaralıyı getirip minibüse bindirdik. Yaralıyı Mahmudan (Mahmudabad) köyünden Başkale’ye götürdüler. Ben köyde kaldım. Ertesi gün Başkale ilçesine cenazeyi karşılamak için gittim, cenaze DTP seçim bürosu önünde araçtan indirilirken sivil giyimli olan iki polis kamera çekimi yapıyordu. Bunlardan biri parmak işareti ile şunu çek bunu çek diyordu. Birkaç kişi çekim yapmayın deyince kalabalığın içine gaz bombası atıp “gidip fatihanızı okuyun” dediler. Cenazeyi camiye doğru götürdük, ancak caminin kapısı kilitliydi, 10–15 dakika bekledik ancak kapı açılmadı. Sonra cenazeyi alıp köye getirmek için cenaze arabasına yöneldik. Tam bu esnada yine kalabalığa gaz bombası atıldı, yoğun silah sesleri duydum. Ortalık sakinleşince cenazeyi alıp köye getirip defnettik” biçiminde beyanda bulunmuştur.

Kasım YILMAZ(1985 Doğumlu- Olayın Görgü Tanığı)
Kasım YILMAZ ile yapılan görüşme ” Biz olay günü saat 18.00–19.00 sularında 32 kişi ve yaklaşık 80 at ile birlikte İran sınırına yaklaşık 3 km uzaklıktaydık. Koçdağ karakolundan hatırladığım kadarıyla 3 top ateşi yapıldı. Bu atışlardan zarar görmedik.  Yaklaşık 50- 100 metre ilerledikten sonra Koru karakolu tarafından bir top atışı yapıldı ve atların içine düştü, arkadaşlarımın yönü karakola doğru değildi benim yönüm ise o tarafa bakıyordu. Bize doğru iz mermileri atıldığını gördüm. Uçaksavar atışı olduğunu bu mermilerden tahmin ettim ve anladım. Ardından İran sınırına doğru kaçtık ve 20 dakika sonra geri geldik. Bir arkadaşımız yaralıydı kolunu sardık birkaç kişi arkadaşımızı alıp köye götürdü. Ben ise cenaze ile kaldım. Etrafa bakındığımda 6–7 atın ölmüş olduğunu gördüm. Ardından cenazeyi alıp Mahmudan(Mahmudabad) köyüne getirdik.  İran’a gidiş geliş güzergâhını Koru karakolu biliyordu, her gün kullanılan bir yoldu. Bize neden ateş edildiğini bilmiyorum. Ben cenaze ile Başkale Devlet hastanesine gittim. Daha sonra cenazeyi görmedim. Ertesi gün Başkale’ye gidip cenazeyi bekledim. Cenaze getirilip araçtan indirilince, polisin çekim yaptığını gördüm. Çekim yapmayın diyen birileri çıkınca kalabalığın arasına gaz bombası atıp kaçtılar. Ardından cenazeyi alıp camiye götürdük. Ancak cami kapısı kilitliydi. Tekrar cenazeyi araca getirdik, bu esnada yine gaz bombası atıldı ve yoğun silah sesleri duydum, ortalık yatışınca cenazeyi köye getirip defnettik, ayrıca biz mazot almak için İran’a geçmiyoruz sadece sınırda mazot alıyoruz yani değiş-tokuş yapıyoruz” biçiminde beyanda bulundu.

Azizhan AYHAN (1985 Doğumlu-OLAYIN GÖRGÜ TANIĞI) :
Azizhan AYHAN ile yapılan görüşme  “ olay günü ilk gittiğimizde Koçdağı karakolu iki top atışı yaptı, tahminimce yerimizi belirtmek için Koru karakoluna verilmiş olan bir işaretti. Koru karakolu tarafından yapılan ateş biz ve atların arasına düştü, bizimle birlikte olanlardan birçoğunun yaşı küçüktü, bağırmama rağmen kimse bana yardım etmedi. Çoğu korktuğu için kaçıştı. Top atışından sonra uçaksavar ile üzerimize ateş açıldı. Öldürülen arkadaşım ve atı bu ateş sonucu öldü. Hem top ateşi hem de uçaksavar ateşi sonucu öldüğünü düşünüyorum. Yaralı olan arkadaşımın kolunu ben sardım, ben olmasaydım o da ölebilirdi. Ölen kişinin cenazesini oradaki akrabalarına bıraktım. Yaralıyı alarak Mahmudan (Mahmudabad) köyüne götürüp oradan da Başkale Devlet Hastanesine götürdük. Ertesi Başkale’de cenazeyi bekliyordum. Cenaze getirilip araçtan indirildi. Bu esnada polisler çekim yapıyorlardı. Çekim yapmayın diyenleri duydum bu esnada kalabalığa gaz bombası atıp kaçtılar. Ardından cenazeyi alıp camiye götürdük. Ancak cami kapısı kilitliydi. Tekrar cenazeyi araca getirdik, bu esnada yine gaz bombası atıldı ve yoğun silah sesleri duydum, ortalık yatışınca cenazeyi köye getirip defnettik” biçiminde beyanda bulundu.

Bişar AYHAN(1987 Doğumlu Olayın Görgü Tanığı- YARALI)
Bişar AYHAN ile yapılan görüşme “ 11.03.2009 tarihinde 32 şahıs ve 80- 90 arası atın içinde yer aldığı bir ekiple yola çıktık. Amacımız mazot getirmekti. Biz Mahmudan köyünü geçtik Koçdağ karakolunu geçtikten sonra bize doğru 2-3 top atışı yapıldı bunlar yakınımıza düştü. Fakat içimizde kimseye bir şey olmadı. Sonra Koru karakolunun karşısına geldiğimizde karakoldan bize doğru top ateşi yapıldı. İlk atış yukarımıza düştü, bu top ateşi ile iki silah atışı da yapıldı. İkinci top atışı ben ve ölen Murat YILMAZ’ın arasına düştü. Ben yaralandım etrafıma bakındığımda Murat’ ın yerde yattığını gördüm. Ayrıca 5- 6 atın da yerde ölü vaziyette yattığını gördüm. Ben Murat’ ın yanına yaklaştığımda öldüğünü gördüm. Arkadaşlarıma seslendim. Yardım talep ettim. Benim yanıma geldiler. Benim elimden ve sırtımdan kan geliyordu. Kanayan yeri sıkıca bağladılar. Kan akışı biraz durdu. Beni ata bindirip Mahmudan köyüne getirdiler. Burada minibüse bindirdiler. Mahmudan köyünden 5-6 km aşağıda bir ambulansla karşıladılar, sonra Başkale devlet hastanesine götürdüler. Oradan da Van araştırma hastanesine getirildim. Ben evimin günlük ekmeği için bu işi yapıyorum. Ben ve gidenler muhtaç olmasak asla bu işi yapmayız. Biz de herkes gibi evimizde olmak insan gibi muamele görmek isteriz. Fakat gelip bakıldığında köyde bu iş dışında hiçbir geçim kaynağı yoktur.” Şeklinde beyanda bulunmuştur.

HEYETİN YAPTIĞI RESMİ GÖRÜŞMELER

Yunus KALAYCI ( Başkale Kaymakamı)
Başkale ilçe kaymakamı ile ilçe milli eğitim müdürlüğünde yapılan görüşmede kaymakam ile makamında yapılan görüşmede; “ Ben 7 aydır Başkale’de görev yapıyorum. Bahse konu ölümlü olay şu an adli makamlardadır. Soruşturması sürüyor. Olayın açığa çıkarılması için savcılık makamı ile görüşmeler yaptık. İnsan yaşamına kesinlikle büyük önem veriyoruz. Ben burada görev yaptığım tarihten itibaren 5 tane büyük toplumsal olay meydana geldi. Çok büyük olaylar meydana gelmesin diye özellikle bu olaylarda resmi üniformalı görevlileri kamera çekimi konusunda görevlendirmiyoruz. Cenazenin getirildiği gün çekim yapan güvenlik mensubuna müdahale olmuş, ardından da emniyete yönelik saldırı olunca emniyetten gaz bombası atılmış, havaya uyarı ateşi açılmıştır. Kesinlikle kolluğa saldırı olmadan, kolluk tepki vermemiştir. Cenaze namazı kılınacağı için camilerin kapatıldığı, camiye gaz bombası atıldığı şeklindeki iddialar doğru değildir. Ben kolluk görevlilerine kefilim, toplumu provoke edecek davranışa girişmemiştir. İçlerinden birkaç kişi çıksa da ilgili makamlar gereğini yapacaktır. Ben burada 2 yıl görev yapıp gideceğim, asıl sıkıntıyı buradaki vatandaş çekiyor, vatandaş her olayda kepengini kapatmak zorunda değil. Her olayda işyerinin kapatılmasının ekonomik sıkıntı yarattığını biliyoruz.” Biçiminde beyanatı olmuştur. 

Abdurrahman KOTAN( Başkale İlçe Müftüsü)
Başkale ilçe müftüsü ile makamında yapılan görüşmede “ Ben 11 aydır burada görev yapıyorum. Sabah cenaze için geldiklerinde, sala için imam görevlendirdik. Abdulhakim Arvasi Camii vakitler arası kapalı duruyor, daha önceden meydana gelen hırsızlık olayından dolayı. Kesinlikle camiler kapalı değildi, bu iddia doğru değildir. Merkezde 11 camii mevcuttur. Cenazenin hangi camiden, hangi saatte kaldırılacağı bilgisi bize verilmedi. Bundan dolayı sıkıntı yaşanmış olabilir. Cami imamına haber verildiği halde, görevine gelmemişse gerekli işlem yapılır. İnternette çıkan haberler üzerine cami imamını aradım ve konuştum, kesinlikle böyle bir şey olmadığını söyledi.” Biçiminde beyanatı olmuştur.

AYDINLATILMASI GEREKEN NOKTALAR

Bu ve buna benzer sınır kaçakçılığı durumlarında askerler silah kullanmadan olayın önüne geçemezler mi?  Neden önleyici bir askeri faaliyet olmadan ateş açılmıştır?

Askerler tarafından, tanık beyanlarına göre neden “DUR” ihtarı yapılmamıştır? Ateş emri kim tarafından verilmiştir?

Ölen Murat YILMAZ ve yaralı Bişar AYHAN’IN içinde olduğu gruba neden uyarı ateşi açılmadan direkt hedef seçilmiştir?

Söz konusu olayın yaşandığı yerin iki karakol arası olduğu düşünüldüğünde askeri tedbirler alınarak ölüm olayının önüne geçilemez miydi?

Görgü tanıklarının beyanlarına göre; olay yeri daha önceden kullanılan bir güzergâh olmasına rağmen güvenlik güçlerince neden bu şekilde hareket edilmiştir?

Ölümlü olayda iddia edildiği gibi havan topu ateşi var ise bu durum orantısız güç değil midir?

Akşam saatleri olsa dahi sınır bölgesindeki karakollarda kullanılan termal kamera veya benzeri cihazlarla kişilerin silahsız olup olmadıkları tespit edilip buna uygun yöntem belirlenemez miydi?

Cenazenin Başkale ilçesine getirildiği gün toplanan kalabalığa dağılmaları veya slogan atmamaları için bir ihtar yapılmış mıdır? İhtar yapılmamışsa kolluk neden gaz bombası atarak güç kullanmıştır?

Havaya uyarı ateşi açıldığı iddia edilse de olay yerine yakın işyerlerine ait kapılardaki mermi yuvası nasıl oluşmuştur? Bunlar için herhangi bir soruşturma başlatılmış mıdır?
Caminin kapalı olduğu iddiası hakkında ilgili makamca bir inceleme yapılmış mıdır? Caminin açtırılması için bir girişimde bulunulsa idi olayların daha da büyümesi engellenebilinir miydi?

Cenazenin kaldırılması esnasında kamera çekimini yapan görevli, söz konusu topluluktan ne kadar uzak mesafedeydi? İddia edildiği gibi kişiler işaret edilerek mi çekim yapılmıştır?

KANAAT ve SONUÇ

Kanaat
Olay sırasında sınıra yakın yerde bulunan maktul Murat YILMAZ ve beraberindekilerin hukukun uygun gördüğü meşru tedbirler alınarak etkisiz hale getirilmesi yasaların amil hükmüdür.

Murat YILMAZ, tüm görgü tanıklarının aktarımına göre, askerlerce açılan ateş sonucu vurularak etkisiz hale getirilmiştir. Suç işlemiş olsa dahi kişinin sağ yakalanması kanunun emri gereğidir.

Yaşanan trajedinin aile efradı üzerinde telafisi zor bir psikolojik tahribata yol açtığı açıktır. Fakat bu psikolojik tahribata rağmen, idari makamlar aile bireylerinin bu travmanın etkilerinden kurtulmaları için gerekli bir çaba içine girmemiştir. Heyetimiz, bunun ciddi bir sağlık ihlali olduğu kanaatindedir.

Sınır bölgesindeki benzer olaylarda ve özelde bu olayda şüpheli askeri güçler olduğu için olayın failleri ortaya çıktığı halde soruşturma kapsamında görevden uzaklaştırılmaması soruşturmanın sağlıklı yürümediği kanaati uyandırmaktadır.

Sonuç
Yaşam hakkı, Türkiye’nin altına imza attığı uluslar arası hukuk ve insan hakları metinlerinin temel öğesidir. Ayrıca, ulusal yasa ve hukuk metinlerinde de yaşam hakkının ihlal edilemeyeceği kayıt altına alınmıştır.

Özellikle sınıra yakın yerlerde temelde geçim sıkıntılarından dolayı yapılan ticarette daha çok kolluğun açtığı ateş sonucu ölüm olayı ya da yaralanmalar yaşanmaktadır. Van iline bağlı başta Başkale, Saray ve Özalp ilçelerinde son 1–2 yıllık dönem incelendiğinde ölümlü olayların had safhaya ulaştığı açıkça görülecektir.  Başta yaşam hakkı ihlaline neden olan bu ve benzeri olayların yaşanmaması için bölge insanının sınır kaçakçılığı olarak tabir edilen faaliyetlere girişmesinin önüne geçilecek kanuni düzenlemeler yapılmalı, yurttaşlar için iş alanları yaratılmalı, sınır kapıları açılarak sınır ticaretinin yasal yollardan yapılması teşvik edilmelidir.  

Bu olaya ilişkin belirttiğimiz kanaatlerimizi güçlendiren önemli belge ve tanıklıklar mevcuttur. İdari ve adli makamlar tarafından etkin bir şekilde soruşturma yapılması halinde, olayın bütün boyutları, tüm gerçekliğiyle açığa çıkarılacaktır. Bu nedenle, gerekli soruşturmanın yapılması ve olayın kamuoyunun vicdanını rahatlatacak şekilde aydınlığa kavuşturulması için, Hükümeti ve Meclis İnsan Hakları Komisyonu’nu göreve davet ediyoruz.

İnsan Hakları Örgütleri ve savunucuları olarak, yaşanan bu olayın hukuki takipçisi olacağız. Başta yaşam hakkı olmak üzere hiçbir hakkın ihlal edilmediği bir ortama ulaşıncaya kadar çabalarımız devam edecektir.

VAN BAROSU MAZLUMDER İNSAN HAKLARI DERNEĞİ ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ

Bir cevap yazın