COVID-19’un Cezaevlerinde önlenmesi için acil eylem gerekiyor

Koronavirüs (COVID-19) pandemisi, tüm dünya için olağanüstü zorluklar yaratmaktadır. Bu pandeminin en kısa sürede ve en az hasarla atlatılabilmesi bilimsel ve bütünlüklü içten yaklaşımların katılımcı bir şekilde etkin ve hızla uygulanabilmesine bağlıdır.

Kamusal bir yaklaşımla ve tüm toplumun katılımı ile uygulamaya sokulması gereken programlarda hiç kuşkusuz riskli gruplar da her zaman göz önünde bulundurulmalıdır. Bu risk gruplarından birisi de cezaevleri gibi özgürlüğünden alıkonulmuş kişilerin bulunduğu mekanlardır. Cezaevleri kişisel alan ve hijyenin en sınırlı olduğu kapalı kurumlardır. Yoğun ve hareketli nüfus, cezaevlerinin özellikleri ve organizasyonu bu tür salgınların yayılması için oldukça elverişli ortamlardır. Devletlerin, kriz planlarında mahpusları, cezaevi personeli, ziyaretçileri ve tabii ki daha genel olarak toplumu korumak için alıkonulan kişilerin durumu üzerine ciddiyetle eğilmesi hayati önem taşımaktadır. Zira cezaevlerinde özgürlüğünden alıkonulan istisnasız herkesin sağlık ve yaşam hakkının korunması ve güvence altına alınması devletlerin sorumluluğu altındadır.

Ne yazık ki son günlerde tarafımıza iletilen kimi bilgiler göz önüne alındığında önceki açıklamalarımızla (17 Mart, 20 Mart 2020) paylaştığımız kaygılarımızı derinleştirmektedir.

Son olarak, Şakran Cezaevinde ikinci bir hekimin de Covid19 klinik bulgu ve öntanısı ile hastaneye yatırılmış olması özel olarak Şakran Cezaevi, genel olarak da tüm cezaevlerine yönelik her düzeydeki önlemlerin hızla alınması gereğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Bu önlemlerin başında, hekimlerin temas ettiği tüm mahpuslar ve personelin en uygun koşullarda karantinaya alınması, testlerinin derhal yapılması ve Avrupa İşkencenin ve İnsanlık dışı veya Onur Kırıcı Muamelenin veya Cezanın Önlenmesi Komitesi CPT’nin 20 Mart 2020 tarihli “Koronavirüs (COVID-19) pandemisi bağlamında özgürlüklerinden yoksun bırakılan kişilere yönelik muameleye ilişkin ilkeler bildirisi”nde yer alan (https://rm.coe.int/16809e09ec) önlemlerin en uygun şekilde sağlanması gelmektedir.

Ama daha da önemlisi, ülkemizdeki cezaevlerindeki mevcut durum göz önüne alındığında Türkiye’nin de üyesi olduğu ilgili tüm uluslararası organların önerdiği gibi başta ağır hastalar, çocuk ve kadınlar ve paylaşılan bilgiler ışığında anılan salgın riskinin somutlanması nedeniyle Şakran Cezaevi olmak üzere tüm cezaevlerindeki nüfusun hızla azaltılması sağlanmalıdır. Bu kapsamda, BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet‘in 25 Mart 2020 tarihli açıklamasında yer verdiği “Hükümetler şimdi siyasi mahpuslar ve sadece eleştirel veya muhalif görüşlerini ifade ettiği için alıkonulanlar da dahil olmak üzere yeterli yasal dayanak olmadan alıkonulan herkesi serbest bırakmalı” şeklindeki önerisinin de gereğinin yapılması her geçen gün daha da önem arz etmektedir.

Zira aslolan yaşamdır.

İnsan Hakları Derneği

Türkiye İnsan Hakları Vakfı