OCAK -HAZİRAN 2008 DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ CEZAEVİ RAPORU

OCAK -HAZİRAN 2008 DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ CEZAEVİ RAPORU

 

Diyarbakır Şubesi, Van Şubesi, Siirt Şubesi, Mardin Şubesi, Batman Şubesi, Muş Şubesi, Şanlıurfa Şubesi, Elazığ Şubesi, Malatya Şubesi, Adıyaman Şubesi, Gaziantep Şubesi, Hakkâri Şubesi, Bingöl Şubesi

I. GEREKÇE

İnsan Hakları Derneği Türkiye’nin her yerinde insan hakları ihlallerini kendisine bizzat başvuru şeklinde veya aldığı duyumları yerinde değerlendirerek tespitini yapan, bu tespitler ışığında ihlalin giderilmesi yasalara, mevzuata ahlaka ve vicdana uygun hale gelmesi amacıyla basınç oluşturarak mekanizmaların işlemesine yardımcı olmaya çalışan insan haklarının evrenselliği ve bölünmezliği tezlerini savunan hükümet dışı gönüllü çalışmalar yapan bir sivil toplum örgütüdür.  

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bulunan cezaevlerinden İnsan hakları Derneğinin bu bölgede bulunan şubelerine 2008 yılının başından itibaren çok sayıda tutuklu ve hükümlü tarafından yazılı ve tutuklu ve hükümlülerin ailesi ve yakınlarının şifai başvuruları olmaktadır. 

Tüm yazılı ve şifai başvurular değerlendirildiğinde cezaevlerinde ihlallerin yapıldığına dair ciddi bir karine oluştuğu, bu konuyla ilgili olarak yapılan başvuruları değerlendirmek tutuklu ve hükümlülerle baş başa görüşmek amacıyla şubelerin cezaevi komisyonlarında görev yapan avukatların aracılığıyla

Bu raporun hazırlanması ihtiyacı doğmuştur.

II. AMAÇ 

İnsan Hakları İhlallerinin azaltılması amacıyla çaba yürüten insan hakları derneği ezilen birey, halk/ulus, cinsiyet, sınıftan yana taraf olan, her yerde ve her koşulda adil yargılanma hakkını ve savunma hakkını savunan bir insan hakları organizasyonudur. 

Cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin haklarının ihlal edildiğine dair alınan başvuruların ciddiyetine getirilen kanaat sonucunda bu sorunun kamuoyuna taşınması, ihlallerin objektif yol ve yöntemlerle yerinde tespiti ile ortaya çıkan durumun ilgili olan kişilerle paylaşılması, gerekli olan kurum ve kuruluşlara bilgi aktarımı, siyasi idareyi göreve çağıran ve bu uygulamaların son bulmasını hedefleyen bir amaç içermektedir. 

HD, hükümlü, tutuklu ve gözetim altında bulunanların ırk, renk, cins, dil, din, siyasal görüş ve inanç ayrımı gözetmeksizin, yaşamlarının insan onuruna yaraşır koşullar içinde geçmesi doğrultusunda araştırmalar ve saptamalar yapmak ve bu konularda kamuoyunu aydınlatmak amacıyla çalışmalar yapar. 

Bu raporun hazırlanması ve basın açıklamasıyla kamuoyuna duyurulması İHD’nin hak ihlallerini duyurmak amacıyla ortaya koyduğu yol ve yöntemlerle de bağdaşmaktadır. İHD, demokratik tepki eylemleri ortaya koymak amacıyla- sokak etkinlikleri, basın toplantıları, telgraf çekme etkinlikleri, oturma etkinlikleri, Büro (masa başı) çalışmaları, yazılı ve görsel araçlar oluşturma çalışmaları–dergi, kitap, aylık rapor, yıllık rapor, raporlar raporu, bülten, broşür, eğitim amaçlı kitapçıklar hazırlar.

III. BÖLGEDE BULUNAN CEZAEVLERİ VE GENEL DURUMLARI 

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde bulunan cezaevlerinden İnsan hakları Derneğinin yaptığı tespite göre bölgede il ve ilçelerde değişik cezaevleri bulunmaktadır.

BÖLGEDE BULUNAN CEZAEVLERİ VE TİPLERİ

BAĞLI OLDUĞU İL BİRİM TİPİ
Adıyaman E Tipi
Ağrı  M Tipi
Batman M Tipi
Bingöl  Özel Tip Cezaevi
Bitlis E Tipi
Diyarbakır  D Tipi
Elazığ E Tipi 
Erzincan  B TOİC Cezaevi
Erzincan Açık Cezaevi
Erzurum  H Tipi 
Erzurum  Açık Cezaevi 
Gaziantep H Tipi
Gaziantep E Tipi
Hakkâri  Kapalı Cezaevi
Iğdır Kapalı Cezaevi
Malatya E Tipi
Midyat M Tipi
Mardin E Tipi
Siirt E Tipi
Siirt Açık Cezaevi
Şanlıurfa E Tipi
Şanlıurfa Açık Cezaevi
Şırnak Cezaevi
Tunceli A3 Tipi Kapalı Cezaevi
Van M Tipi Cezaevi

Bütün cezaevlerinde irili ufaklı sorunlar yaşanmakta olup yapılan başvurular arasında en fazla sorunların yaşandığı cezaevleri Siirt Cezaevi ile Bitlis Cezaevleridir. Burada inanılmaz insanlık dışı uygulamalar söz konusudur. Bu cezaevlerinin derhal masaya yatırılarak sorunların kimden ve neden kaynaklandığının belirlenmesi ve buralara müfettiş gönderilerek gerekli soruşturmanın yapılarak sorunun çözülmesi gerekmektedir.

IV. İHD BÖLGE ŞUBELERİ

İnsan Hakları Derneğinin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde 13 adet şubesi 1 temsilciliği bulunmaktadır. Bu şubeler; Diyarbakır Şubesi, Van Şubesi, Siirt Şubesi, Mardin Şubesi, Batman Şubesi, Muş Şubesi, Şanlıurfa Şubesi, Elazığ Şubesi, Malatya Şubesi, Adıyaman Şubesi, Gaziantep Şubesi, Hakkari Şubesi, Bingöl Şubesi’dir.

V. CEZAEVLERİNDE HAK İHLALLERİ

V.I. Cezaevlerinde İşkence    

  • Tutuklu, gardiyanların cezaevinde iken hiçbir sebep yokken kendisini dövüp işkence yaptığını, 
  • Cezaevine konulduğu gibi işkence gördüğünü ve tecrit uygulandığını, 
  • Cezaevine ilk götürüldüğünde 5–6 kişiyi gece saat 24.00’te sadece iç çamaşırlarımız üzerimizde kalarak, arama yapacağız diye 2–3 saat bizi dışarıda cezaevi bahçesinde eksi 10 derence soğukta bekletildiğini, 
  • Bir Cezaevinden diğer Cezaevine nakledildikleri esnada, kelepçelerinin çok sıkıldığını, otobüste su olmasına rağmen ısrarla su istemelerine rağmen kendilerine su verilmediği, çok pis küfürlere maruz kaldıklarını, görevli Jandarma Komutanı tarafından tokat atıldığını, 
  • Y.K. isimli çocuğun Jandarma Karakol Komutanı tarafından kulübeye alınarak tokat ve kemerle dövüldüğünü, 
  • Cezaevine getirildiklerinde, ise Jandarma Komutanlığında esmer uzun boylu tahminen uzman çavuş olduğu gördüklerinde tanıyabileceklerini belirtikleri görevlinin bizleri dövdüğü, bir dişini kırdığını, 
  • Cezaevine getirildiklerinde arama yapılacağı söylenerek, çırılçıplak soydurularak uzun bir süre çıplak halde cezaevi bahçesinde bekletildiklerini, 
  • Cezaevinde bulunan M. isimli İnfaz Koruma Memurunun sürekli küfürlü konuştuğunu, cinsel içerikli konuşmalar yaptığını “mastürbasyonun nasıl çekildiğini biliyor musunuz?” E. İsimli çocuğun cinsel organına cop sürdüğünü, E. İsimli çocuğa “sen göt veren misin?” şeklinde sözler sarf ettiğini, 
  • Siyasi tutukluların ceza evine ilk getirildiğinde ve mahkeme dönüşlerinde jandarmalar tarafından kaba dayak ile hakaretlere uğradığı, 
  • Özellikle basın açıklamaları ve mitinglerde tutuklananların dövülerek zorla adli koğuşlara konulduğunu, karşı çıkanlara da hücre cezaları ve açık görüşe çıkma cezası verildiğini, belirtmektedirler.

 V.II. Sevk Uygulamaları 

  • Anne ve babası yaşlı oldukları için ikamet ettikleri yere cezaevinin uzak olması nedeniyle görüş için cezaevine gidemediklerini, 
  • Hastaneye sevkini istediğini ancak şimdiye kadar hiçbir işlem yapılmadığını, 
  • Yaşam koşullarının kötü olması, yapılan baskılar nedeniyle başka cezaevine sevkleri için başvuruda bulunduklarını, 
  • Sevk için yapılan başvurular aldıkları disiplin cezaları gerekçe gösterilerek reddedildiklerini, 
  • Anne ve babasının yaşlı olması ve maddi durumlarının kötü olması nedeniyle kardeşinin başka bir cezaevine nakli yapılması durumunda ziyaret etmekte zorlanacağı, 
  • Her ziyaret döneminde 400–500 YTL yol masrafı vermek zorunda kaldığını, zorlandığını ayrıca hiçbir işinin ve gelirinin olmadığını, 
  • Oğlunun ziyaretine kendisinden başka gidecek kimsesi olmadığını, 
  • Tansiyon, kemik erimesi ve sağ ayağında sakatlığın olmasından dolayı uzak yerde olan oğlunu ziyaret etme şansının olmadığını, 
  • Diyarbakır’dan Bitlis’e gitmekte çok zorlandığını, çünkü çok yaşlı ve çok ciddi sağlık sorunlarının olduğunu, ayrıca maddi imkansızlıklar içinde olduğundan oğlunu ziyaret edemediğini, 
  • Yaşlı olduğundan dolayı ve sağlık sorunları yaşadığını, her zaman oğlunu ziyaret edemediğini maddi imkansızlıkları olduğunu, oğlunun yakın bir yere sevkinin istediğini, 
  • Sevk dilekçelerine idare tarafından uzunca bir süre cevap verilmediğini,

V.III. Sağlık Hakkı İhlali 

  • Cezaevi koşullarında tedavi olmasının nerede ise imkansız olduğunu, bir röntgen için 20-30 gün sonraya gün verildiğini, hastalığı nedeni ile doğal olan ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlandığını, 
  • Rahatsızlığının belirlenmesini teşhisi ile birlikte tedavisinin yapılmasını istediğini,  
  • Cezaevlerinde yaşanan hukuksuzluk ve hak ihlallerine karşı uzun süreli açlık grevlerine girdiğini, bundan dolayı, mide, göz, kalp damar vb. gibi sağlık problemleri yaşamaya başladığını, 
  • Oğlunun psikolojik sorunları baş göstermeye başladığını, telefonla görüşürken oğlunun aşırı agresif olduğunu, konuşma esnasında küfürlü konuştuğunu ve sürekli saldırgan davranışlar içerisinde olduğunu, 
  • Ağır hastalığından dolayı normal beslenemediğini, serum takılıp damardan beslenmesi sağlanabilecekken revir kapalı dendiğini, normal yiyecekleri yiyemediğinde idareye başvurup kantinden süt, bisküvi vb. aldırmak istediğini, idarenin kendilerine ‘kantin kapalı’ dediğini, ‘Dışardan getirin’ dediklerinde ise , ‘getiremeyiz, asker yanlış anlar sorun çıkar’ dediklerini, 
  • Ölümcül bir hastalığı yaşayan arkadaşlarının birde açlığa mahkum edildiğini, bu tutumun ne kadar insani olduğunu, arkadaşlarının ömrünün aylarla sınırlı olduğunu, 
  • Cezaevinde doktor bulundurulmadığını, tutuklu ve hükümlülerin sağlık şikayetinde haftada bir kere cezaevine gelen doktorun ise şikayeti olanları bir çok kez muayene etmeden sadece ilaç yazarak tedavi ettiğini, 
  • Dilekçe ile başvurulmasına rağmen revire çıkarılmadığını, 
  • Cezaevinde sürekli bir doktorun olmaması nedeniyle hasta tutuklu-hükümlülerin tedavilerinin geciktiği, gelen doktorunda sadece ağrı kesicilerle tedavi yaptığını, hastaneye sevklerinin uzun bir süreye yayıldığını, hastane sevki yapılan tutuklu ve hükümlüler kelepçeleri çözülmeden muayene olmaya zorlandıklarını, 
  • Kadın tutukluların muayene odasında asker bulunduğu için muayene gerçekleştiremediklerini, 
  • Kadın hastalıkları muayenesinde dahi askerlerin dışarıya çıkmadığını,

 

  • Yabancı uyruklu tutukluların haftalarca aylarca hastane sevki bekliklerini, kadınların muayene olduklarında içeriye askerin girdiğini, onun için muayene olmak istemediklerini, tedavilerinin böylece engellediklerini belirtmektedirler.

V.IV. Aile Görüşü Engellenenler 

  • Tutuklunun hiçbir gerekçe gösterilmeksizin 3 aylık görüş yasağı getirildiğini,
  • Görüşlerine gelen ailelere arama esnasında kaba davranıldığını,
  • Hükümlülerin aileleri dışında 3 kişiyle daha görüşme hakkının, cezaevi idaresine başvuru süresi geçtiği gerekçesi ile ret edildiğini

V.V. Kötü Muamele 

  • Mahkumlara tarafsız bölüme geçmeleri için sürekli olarak değişik yöntemlerle baskı uygulandığını, 
  • Mahkuma hücre cezası verildiği ve hücreye çıplak bir şekilde konulduğunu, ortak alan da diğer arkadaşlarıyla görüşmesinin yasaklandığını, spor yasağı konulduğunu ayrıca tehdit edildiğini, 
  • Sayıma geldiklerinde içeri girer girmez küfürler edip dışarı çıkıp sıraya girmelerini istediklerini, dışarı çıkmayınca zorla çıkarıldıklarını, 20–30 gardiyan tekme tokat ve hatta sandalye ile onlara saldırdıklarını, yere düşünce tekmeyle burnunu kırdıklarını, başına ve sırtına tekme attıklarını, 
  • PKK’li hükümlüler olduğumuz için keyfi muameleye tabi tutulduklarını, 
  • Cezaevine ilk geldiklerinde saldırıya uğradıklarını ve bu saldırılar nedeniyle vücutlarının çeşitli yerlerinde darp izleri oluştuğunu, darp edildikten sonra doktora gitmek için dilekçe verdikleri halde doktora ertesi gün çıkarıldıklarını ayrıca, doktor raporu almalarına rağmen farklı bir tutanak tutarak kendi kendilerine zarar verdikleri ileri sürülerek bu raporlar aleyhlerine kullanıldığını, 
  • Cezaevine geldikleri gün arama yapılacağı gerekçesiyle soyunmalarını istendiğini, kabul etmediklerini, çünkü cihazdan geçmedikleri ve cihazın çalmadığını, bu arada Ö. isimli arkadaşlarını zorla soyup eşyalarını kullanamaz hale getirdiklerini, ortalığa dağıttıklarını, daha sonra bizi hücrelere koyduklarını, üç gün hücrede kaldıklarını, eşyalarının kaybolduğunu, talepte bulunduklarında cevap dahi vermediklerini, 
  • Gardiyanlar tarafından çok kötü dövüldüklerini, saldırdıklarını, tekme tokat dışarı çıkardıklarını, çeşitli yerlerinden yaralandıklarını, A’nın burnunun kırıldığını, doktora çıkmak istediklerini ancak 1 gün sonra doktora çıkardıklarını, biran önce bu cezaevinden sevk edilmek istediklerini, Spastik kolon ve sinirsel hastalıklarının olduğunu, 
  • Cezaevine giriş ve cezaevinde bulundukları süre zarfında insan onuruyla bağdaşmayan ve hukuka aykırı keyfi uygulamalara hakaret, aşağılamaya maruz kaldıklarını, 
  • Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutukluların ayakkabısız açık görüşe çıkarıldıklarını, 
  • Tutuklu A.Yunus isimli gardiyan tarafından ölümle tehdit edildiğini, 
  • Cezaevi müdürleri tarafından mektupta belirtildiği şekilde tehdit edildiğini ve hakarete maruz kaldığını, 
  • Eşine göndermiş olduğu parayı kendisine vermediklerini, eşinin parayı müdürden isteyince de kendisine hakaret ettiğini, sinkaflı küfürlerde bulunduğunu, ana kapalı cezaevine göndereceği şeklinde tehditlerde bulunduğunu,  
  • Eşinin şikayet dilekçelerini müdür Ö. ile Başgardiyan E.‘nin yırtıp çöpe attıklarını, Diğer tutuklu veya hükümlülerle şimdiye kadar hiç görüştürülmediğini, 
  • Haklarını arama konusunda gerek savcıya gerekse müdüre müracaat ettiklerinde de kötü uygulama ile karşı karşıya kaldıklarını, 
  • Şikayetimi dinlediklerinde, çocuk azarlarcasına ayakta bekletip “konuş” gibi sert ve ters ifadeler kullanıldığını, şikayetçiyken pişman ettirildiğini belirtmektedirler.

V.VI. Haberleşme v.b. Hakları Engellenenler 

  • Kürtçe yazdığı ‘Dilê Xembar’ (Dertli Yürek) adlı Kürtçe kitabının Tev yayınlarında basıldıktan sonra, Gaziantep H Tipi Kapalı Cezaevi’ndeyken kendisine ait 5 adet “Dilê Xembar” adlı Kürtçe kitap ile W adında Kürtçe dergi gönderildiğini, “Adı geçen kitabın yazarı olduğu halde kendisine verilmediğini, kitapla birlikte iki adet kültür sanat dergisi olan W adında dergininde verilmediğini, Türkçe dışında bir dille yazıldıklarından dolayı kontrol edemeyecekleri gerekçesiyle ona verilmediğini, 
  • Türkçe bilmeyen annesi ile anadili Kürtçe’yle konuşmasına ‘Kürtçe yasak’ denilerek 1 yıldır izin verilmediğini, 
  • Cezaevi’nde haftada 10 dakika olan ve 17 Haziran 2008 tarihinde yapılan telefon görüşmelerinde Kürtçe konuşulduğu için engellendiğini, 
  • Görüşlerde Kürtçe konuşmalarına izin verilmediğini, 
  • Uygulamaları protesto etmek için 2 gün açlık grevine giren 75 tutukluya 4 ay açık görüş ve sosyal alana çıkmama cezası verildiğini, 
  • Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuklu olan L.’ye gönderilen Turkish Daily News gazetesinin tercüme ücreti ödenmediği gerekçesiyle kendisine verilmediğini, 
  • Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde, Türkçe dışında yazılmış hiçbir yayının tutuklulara verilmediğini, 
  • Cezaevinde hükümlü bulunduklarını, keyfi uygulamalarla günlük Kürtçe gazetesi olan Azadiya Welat’ın kendilerine verilmediğini, 
  • Cezaevinde hiçbir yayın alamadıklarını, 
  • Cezaevine Azadiya Welat adlı Kürtçe gazetesinin ancak 5 günde bir verildiğini, 
  • Dışarıdan gönderilen kitapların 1,5- 2 ay okuma komisyonunda bekletildiğini,  
  • Dışarıdan getirtilen radyolar verilmediğini, ancak içeriden alınan radyolarda “MEZOPOTAMYA” radyosu frenkansı bozdurularak verildiğini, 
  • Kürtçe mektup yazılması veya telefonda Kürtçe konuşulması durumunda disiplin cezalarına maruz kaldıklarını,

V.VII. Disiplin Cezası Verilenler 

  • Cezaevinde yüz kişi Kürtçe Dilekçe verdiklerinde dolayı iki ay ortak etkinliklerden men cezasıyla cezalandırıldığını, 
  • Cezaevine getirildiği gün 4 arkadaşıyla birlikte üst aramasına izin verilmediği gerekçesiyle darp edildiklerini, 3 gün hücreye bırakıldıklarını, bu uygulamanın keyfi yapıldığını, daha sonra 3 ay kapalı görüş cezası aldıklarını, arama yapıldığı halde aramaya karşı çıktığımız iddiasıyla 3 ay daha kapalı görüş cezası aldıklarını, 
  • En ufak şeyin bahane edilerek kendilerine keyfi bir şekilde disiplin cezaları verildiğini,
  • Kürtçe savunmalar yapıldığı ve Kürtçe dilekçe verildiği için soruşturmalar başlatılmakta, 100’lerce kişiye ortak etkinliklerden men cezası verilmektedir.

V.VIII. Diğer (Fiziksel koşullar, Sosyal ve Kültürel haklar, yemek, temizlik, İdareİle ilişkiler, yargılama)

  • 45/1 nolu genelgede belirtilen 10 saatlik sohbet hakkımız 5 saate indirildiğini, 
  • Tutukluların yedikleri yemekten zehirlendiklerini, 
  • Cezaevinin kapasitesinin çok üzerinde tutukluyu barındırdığını, 
  • 260 kapasiteli cezaevinde 400’ün üzerinde tutuklu olduğunu, bu nedenle bazı tutukluların yerlerde yatırıldığını, 
  • Tüzük gereği haftada 10 saat olan ortak alana çıkarılma hakkının kullandırılırken saatten kesinti yapıldığını, yemeklerin kalitesiz olduğunu, sabah kahvaltılarında bazen sadece zeytin verildiğini, bazen de makarna gibi yemekler verildiğini, 
  • Koğuşlarda en fazla 12 kalması gerekirken 16 kişi kalmakta olduğunu, 
  • Cezaevlerinde tüketilen elektrik parasının kendilerinden alındığını, 
  • Adalet Bakanlığının genelgesinde yer alan 10 saatlik sohbet etkinliğinin uygulanmadığı, bu etkinliğin haftada en fazla 2–3 saat kadarının kullandırıldığını,  
  • Adli hükümlülere siyasi hükümlüler arasında AYRIMCILIK açılan bilgisayar kursu ve cezaevi kütüphanesinden yararlanma gibi kültürel etkinliklerden kendilerinin yararlandırılmadığını, 
  • Cezaevi Savcılığına ihlallerle ilgili yapılan başvurulara çoğunlukla cevap verilmediğini, nadir olarak verilen cevaplarda ise sürekli olarak Cezaevi idaresinin haklı bulunduğunu, 
  • Yemeklerin sağlıksız olduğunu, kantinde satılan ürünlerin ise hem çok pahalı hem de tarihi geçmiş ürünler olduğunu, 
  • Adalet Bakanlığının 2007 yılının başında yayınladığı 10 kişinin haftada 10 saat görüşmesine olanak tanıyan 45/1 sayılı genelgesinin uygulanmadığı gibi uygulamanın da adeta işkenceye dönüştüğü ve idare tarafından bu hakkın F Tipi Cezaevleri için olduğunun söylendiğini, Personel sıkıntısı, güvenlik gerekçesi gibi nedenlerle genelgenin cezaevi idaresinin keyfiyetine bağlı uygulandığı, 
  • Daha önceki süreçlerde idare tarafından verilen temizlik malzemeleri artık verilmediğini, Kantinde satılan malzemelerde fahiş fiyatlarla satıldığını, 
  • Koğuşların uzun bir süredir boyanmadığını, yatak, çarşaf ve yastıklar da kullanılamayacak durumda olduğunu, pis kokular yayıldığını, bunun da birçok bulaşıcı hastalığa davetiye çıkardığını, 
  • Yabancı uyruklu olduğu için kurslara alınmadığını, keyfi uygulamalarla karşılaştıklarını kurslarda idarenin istediği kurslar olduğunu, sıcak suyun günde 2 defa bulaşık için verildiğini, banyo günü 10 kişi için sadece 1 saat su verildiğini, 
  • Haftada sadece bir saat dört kişi spor salonuna çıkarıldıklarını, onun dışında 15–20 tane kurs olduğunu, ancak hiçbirine çıkarılmadıklarını,

VI. TESPİTLER 

  • Bölgede bulunan cezaevlerinde çok ciddi insan hakları ihlali vardır, 
  • İhlallere ilişkin tutuklu ve hükümlüler ile ailelerin yaptığı başvurular sonuçsuz kalmaktadır, 
  • Bölgede bulunan cezaevlerinde farklı uygulamalar vardır, 
  • Cezaevlerindeki uygulamaların cezaevleri müdürleri ile orada bulunan askeri güvenlik personeli tarafından yapıldığını,  
  • Yasalar ve genelgelerle tutuklu ve hükümlülere verilmiş olan hakların keyfi bir şekilde personel ve bütçe yetersizliği ileri sürülerek engellenmektedir, 
  • Adli ve siyasi tutuklular arasında bariz bir şekilde ayrımcılık yapılmaktadır,
  • Sevk konusundaki talepler ile hem tutuklu hem de aile cezalandırılmaktadır, 
  • Kadın tutukluların bulunduğu cezaevlerinde askerlerin muayene sırasında içerde olmalarının ciddi bir ihlal olduğunu, insan onurunu aşağılayan bir durumun söz konusu olmaktadır.

VII. TALEPLER

  • Adalet Bakanlığının 45/1 sayılı Genelgesi cezaevlerinde hayata geçirilmeli, tutuklu-hükümlülerin bir araya gelmeleri sağlanmalı, faaliyetler ve kurslar konusunda seçenekler sunulmalıdır.
  • Cezaevindeki uygulamalar ve fiziki yapısı insan onuruna yakışır nitelikte olmalıdır.
  • Tutuklu-hükümlülerin muayeneleri en kısa zamanda ve mahremiyete uygun yapılmalı, muayene esnasında hekimle yalnız bırakılmalı ve elleri kelepçeli bir vaziyette olmamalıdır. Bu durum sağlanmadığı takdirde muayene esnasında hazırda bulunanların kimlik bilgileri rapora yazılmalıdır.
  • Cezaevinde devamlı bir hekimin hazır olması sağlanmalıdır. Sağlık hizmeti tam olarak verilmelidir.
  • Tutuklu-hükümlülerin yapmış oldukları başvuru ve şikâyetler herhangi bir engellemeye takılmadan gerekli mercilere ulaştırılması sağlanmalıdır.
  • Yapılan tüm başvuru ve şikâyetler adli ve idari mekanizmalar tarafından hemen işleme konulmalı ve yapılan suç duyuruları da içinde etkin bir soruşturma yürütülmelidir.
  • Tutuklu-hükümlülerin anadilde görüşme ve yazışma hakları güvence altına alınmalı, uygulamalardan kaynaklanan soruşturmalar durdurulmalı ve engellemeler ortadan kaldırılmalıdır.
  • Verilen yemekler yeterli, sağlıklı ve çeşitli olmalıdır. Sağlık sorunu olan tutuklu-hükümlüye diyet yemekleri aksatılmadan verilmelidir.
  • Cezaevi kantininde satılan ürünler yeterli çeşitlilikte olmalı ve fiyatları cezaevi dışında satılan ürün fiyatlarıyla aynı olmalıdır.
  • Tutuklu-hükümlülerin sevk, hastane gidiş-gelişleri için kullanılan ring araçlarının teknik bakımı sağlanarak, seyahat edebilecek duruma getirilmelidir.
  • Cezaevlerinin sivil toplum örgütlerinin denetimine devamlı açık olmalıdır.

VIII. SONUÇ 

  • Devletin koruması altında olan tutuklu ve hükümlülerin insanlık onuruna uygun koşullarda ve insan hak ve özgürlüklerine helal getirilmeden cezalarının infaz edilmesi ulusal ve uluslar arası hukukun güvencesi altındadır. 
  • Devlet, bu koşulları yerine getirmekten sorumludur. 
  • Bu sorumlulukları yerine getirmeyen askeri ve sivil görevliler hakkında soruşturmaların açılması, başta SİİRT E tipi ve BİTLİS E tipi cezaevleri olmak üzere bölge cezaevlerine müfettişlerin görevlendirilerek söz konusu iddiaların araştırılmasını talep etmekteyiz.

Bir cevap yazın