Toplumsal Barış İçin Halk İradesine Saygı Gösterilsin!

3 Haziran 2024 tarihinde İçişleri Bakanlığı tarafından Hakkâri Belediyesine belediye eş başkanının 2014 yılındaki bir davası bahane edilerek Belediye Eş Başkanı M. Sıddık Akış gözaltına alınarak yerine kayyım atandı.

Türkiye toplumu, demokratik bir rejimde kabulü mümkün olmayan halk iradesine karşı, otoriter rejim uygulamalarının baskısı altında kalmaya devam etmektedir.

Bu anti demokratik uygulamaların inşasında, 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminden sonra yapılan düzenlemeler yani darbe girişimi bir dönüm noktası olmuştur. OHAL ilan ederek darbe girişiminden güç devşiren siyasi iktidar, KHK’ler ile ülkeyi yönetmeye çalışmış, OHAL dönemi boyunca demokratik hak ve talepler yok sayılmış, seçme ve seçilme hakkı gasp edilerek kayyım politikası izlenmiştir.

Otoriter rejimin tahkim edilmesinde 19 Ağustos 2016 tarihi önemli bir yer tutmaktadır. İktidarın otoriter rejimi tahkim etme niyetini apaçık gösterdiği bu tarihte, yani 19 Ağustos 2016’da belediyelere kayyım atanmasının yolunu açan 411 Sayılı Torba Yasa tasarısı TBMM’den geçirilmek istenmişse de, TBMM’den istediği sonucu çıkaramayan iktidar, halk iradesini yok saymak için 1 Eylül 2016 tarihli 674 Sayılı KHK ile 5393 Sayılı Belediye Kanununun 45. maddesinde değişiklik yaparak belediyelere kayyım atama yetkisi almış, aynı zamanda belediyelerin taşınır mallarına el koyma ve çalışanlarını görevden uzaklaştırma yetkisini de valilik ve kaymakamlıklara vermişti.

674 Sayılı KHK, 10.11.2016 tarihinde TBMM’de kabul edilerek ve Resmi Gazete’de 24.11.2016 tarihinde yayımlanarak 6758 sayılı “Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun” haline getirilmiştir.

Sözünü ettiğimiz 674 sayılı KHK’ye dayandırılarak 2016’da DBP’li toplam 95 belediyenin eş başkanları görevden alınarak yerlerine o yerlerin mülki amirleri olan vali ve kaymakamlar kayyım olarak atanmıştır.

Kayyım atama hukuksuzluğunu ‘terör’ kavramı üzerinden meşrulaştırmak isteyen iktidar temsilcileri, 31 Mart 2019 yerel yönetim seçimlerinden sonra da kayyım politikalarına devam etmiştir.

31 Mart 2019 yerel yönetim seçimlerinin ardından, 19 Ağustos 2019 tarihinden itibaren İçişler Bakanlığı’nın kararıyla 3’ü büyükşehir, 5’i il, 33’ü ilçe ve 7’si belde belediyesi olmak üzere toplam 48 HDP belediyesine kayyım atanmıştır. Kayyım atanması demokratik olan tüm hak ve taleplerin askıya alındığını bir kez daha ortaya koymuştur.

Yurttaşların temel hakkı olan seçme ve seçilme hakkı bir kez daha gasp edilmiştir. HDP’li 48 belediyeye kayyım atanması 4,5 milyonu aşkın yurttaşın iradesinin iktidar tarafından kabul görmediğini göstermiştir.

31 Mart 2024 tarihinde yapılan yerel seçimlerde Van halkının yüzde 55.48 oyunu alarak Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı seçilen Abdullah Zeydan’ın memnu haklarının iadesi kararı hukuka aykırı bir şekilde ortadan kaldırılarak Van halkının iradesi yok sayılarak kayyım atama girişiminde bulunulmuştur. Ancak İradesine sahip çıkan halkın geri adım atmaması üzerine Devlet halk iradesi karşısında geri adım atmış ve Mazbatayı seçilmiş belediye başkanına vermek zorunda kalmıştır.

Görmekteyiz ki Devlet Kayyım politikasından vazgeçmiş değildir.

03.06.2024 tarihinde İçişleri Bakanlığı kararı ile Hakkâri Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ı görevden uzaklaştırılmıştır.

Görevden uzaklaştırmanın üzerinden 2 gün sonra Hakkari 1. Ağır Ceza Mahkemesi, görevden uzaklaştırılan Mehmet Sıddık Akış hakkında yasa dışı örgüt yöneticiliği suçundan 19 yıl 6 ay hapis cezası vermiştir.10 yıldır devam eden kovuşturma sonucunda tam da Mehmet Sıddık Akış’ın görevden uzaklaştırılmasının üzerinden 2 gün geçmeden hakkında ağır bir ceza verilmesi yargının ne derece iktidarın güdümünde olduğunu açıkça göstermektedir. İçişleri Bakanlığı görevden uzaklaştırma kararının gerekçesinde soyut olgular üzerinden hareket etmiş, örgüt yöneticiliği, tehdit gibi Yargının görev alanına giren gerekçeler sunmuştur. Yargılama erki yerine geçerek yargı kurmuş, yargılaması devam eden ve soruşturması devam eden dosyaları gerekçe göstermiştir. Unutulmamalıdır ki hakkında cezai hüküm kesinleşmeyen herkes Masumiyet Karinesi altındadır.  İçişleri Bakanlığı’nın bu açıklama ve uzaklaştırma kararı hukuki değildir.

Seçme ve seçilme hakkına yönelik bu açık müdahale, anti demokratik bir tutum olup demokratik bir sistemde kabulü mümkün değildir. Nitekim; Avrupa Konseyi’ne bağlı Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi, Türkiye’de hükümetin belediyelere atadığı kayyımların uluslararası hukuka aykırı olduğuna dair 23 Mart 2022 tarihli kararı bulunmaktadır.

Kayyım atamalarına meşruiyet kazandırmak için TMK (Terörle Mücadele Kanunu) kullanılarak, belediye eş başkanları ve seçilmişlerin yargı yolu ile baskı altına alınarak hapsedilmeleri ise kesinlikle kabul edilemez. Bu süreçte kişi özgürlüğü hakkı ağır şekilde ihlal edilmiştir.

DBP ve HDP’li belediyelerle başlayan hukuksuzluk Dem Partili Belediyeler ile devam etmektedir, hızlıca tüm Dem Partili Belediyelere yayılma tehlikesi barındırmaktadır.

Biz, bir kez daha demokrasinin askıya alınmasına karşı Türkiye’nin demokratik yapısını inşa ve demokrasiyi, demokratik değerleri korumak için yurttaşların yönetim kademelerine doğrudan katılımını hedefleyen ve söz sahibi kılan etkin bir yerel demokrasi anlayışını daha güçlü şekilde tesis edilmesi gerektiği inancındayız. Tam bir demokratik sistemin inşası için yerel demokrasinin güvence altında olması barışı ve demokrasiyi sağlamanın en önemli koşuludur.

Hakkâri Belediyesine kayyım atama kararının hemen ardından Hakkâri ve Diyarbakır’da valilik kararıyla her türlü eylem ve etkinlik, gösteri vb. yasağı kararı alınmış ve söz konusu yasak kararları Valiliklerce uzatılmıştır.

Batman’da yapılmak istenen basın açıklamasına müdahale edilmiş ve üç kişi darp edilerek gözaltına alınmıştır.

Kayyum atanması sonrasında adeta 90’lı yıllarda bölgede uygulanan OHAL rejimini hatırlatırcasına Hakkari, Van ve Diyarbakır illeri ablukaya alınmış, Hakkari iline girişler yasaklanmış, birçok demokratik kitle örgütü ve STK temsilcisi polis şiddetine maruz kalmış, demokratik protesto haklarını kullanmaları polis eliyle engellenmiştir. Hakkari, Van ve Diyarbakır illerinden sonra tamamı bölgede bulunan 10 ilde daha valilikler eylem, etkinlik yasağı kararı almıştır.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan konu hakkında yaptığı son açıklamada her ne kadar yargının verdiği karar kimseyi rahatsız etmesin demişse de daha yerel seçimlerin üzerinden 3 ay geçmeden halk oyuyla seçilmiş bir belediye başkanının yargının araçsallaştırılması suretiyle görevden el çektirilmesi tüm Türkiye kamuoyunu derinden rahatsız etmiştir. Ak Parti içinden de olmak üzere değişik partilerden, STK’lardan ve demokratik kamuoyundan bu hukuksuz uygulamanın derhal geri alınması yönünde çağrılar yükselmektedir.

Valiliklerin almış olduğu eylem ve etkinlik yasakları derhal geri çekilmeli, halkın anayasal, demokratik tepkilerine saygı gösterilmelidir.

Siyasal iktidarı demokratik ve barışçıl bir geleceğin inşası için bu kritik süreçte sorumluluk içerisinde davranmaya, geçmişten ders çıkartarak Hakkâri Belediyesi’ne atanan kayyımı geri çekmeye ve demokratik ve evrensel hukuk değerlerine dönmeye davet ediyoruz.

Demokrasi ve Barışı tesis etmek için kaybedecek daha fazla zamanımız yoktur.

İNSAN HAKLARI DERNEĞİ